![]() |
|
İnsan belirli bir vakte değin Dünya'da yaşayacak; ışıksal düzenimizin izdüşümünü gerçekleştirecekti (PLAN). Ancak, o Aydınlanma'yla (ki Şeytan'ın yardımıyla insanın başarısıdır) kul iken, Yüce'nin ışıksal ipinden kurtulmuş, özgür olmuştu (OLAN). Fakat kovulma gerekçesini doğrularcasına da, hızla ve gerçekten çok, çok fazla üremişti. DİB. (Dünya İzleme Bölümü) Başkan Yardımcısıyla görüşmem bittikten sonra, Dünya Dosyası'ndaki görsel kayıtları da izledim. Özeti; kan, gözyaşı, acı ve ıstıraptı. En çok şaşırıp üzüldüğüm de, tüm yapılanların, hep Yüce adına! olmuş olmasıydı. Ama o Yüce değil miydi, insanı yeryüzüne kovarken, "kiminiz kiminize düşman olarak" demiş olan da?.. Yeryüzündeki Aydınlanma'yı, Yüce - Şeytan savaşının bir sonucu gibi anlıyorum, kayıtları izledikçe: "Ben iyiyim, O kötü; bana uy cennete gir, O'na uyarsan işte cehennem!" baskısı altındaki insan, Yüce'nin "iman et, inan" buyruğuna karşılık, Şeytan'ın "sorgula, düşün" önerisi arasında uzunca bir zaman bocalamıştı anlaşılan; yaratılışındaki ve 'kovulma'sındaki 'hikmet'i(!) usuyla kavrayıncaya değin. Artık, "cennet ödülü ile, cehennem cezası" seçeneklerindeki özgürlüğü istemiyordu. İsteği, Yüce - Şeytan çekişmesinin konusu olmaktan kurtulmak, Tebliğ Programı'na "mutlak" uyan bir düzen yerine, kendi düzenini kurmaktı. Özgürlüğünü istiyordu insan. Ve en son kayıtlara göre de, nüfusunun büyük bir çoğunluğuyla, bunu başarmış gibiydi. Dünya İzleme Bölümü'ne ulaşan raporlara göre Yüce'yi, sunduğu seçenekleri, Tebliğ Programını, bireylerin kendi iç dünyalarına bırakıp, "Amaç" ve " Dönüş" bölümlerini kendi istenci ve yöntemiyle gerçekleştirmek kararındaydı insan. Yücesel ödülü ve yaptırımı bir yana bırakıp özgürce düşünen, soran, sorgulayanlarla, "gaybe inanan, iman eden", cehennem korkusuyla cennet ödülüne yönelenler arasındaki savaşları da anlatıyordu kayıtlar. Kayıtlarda, "Ben mi Yüce'ye gideceğim, O mu bana gelecek" sorusu da vardı, "Yüce mi insanda bedenleşecek, insan mı giderek Yüce olacak?" sorusu da. Tebliğ Programı'nın ancak kişisel sorumluluk yüklediği ve bireysellik sınırını aşmaması gerektiğini savunanlarla, tersini düşünenler arasındaki savaşımı, Yüce ve Şeytan büyük bir zevkle (izlemiş ve ) izliyor olmalıydılar. |