KAYIT - 1
 
KAYIT - 19 
            İlk oluşumda birdik, ortak bir bilinç, düşünce idik. Yalnızdık ve sıkılmıştık; kendimizden başka gördüğümüz ve görenimiz yoktu. Düşüncemiz söz olmuştu ilkin; yalnızlık, sıkıntı ve yaratmak... Öncüsüydüler sonrakilerin. Ve söz nesneleşecekti sonra. 

            Bölünmüş, çoğalmıştık; birimiz Yüce, birilerimiz Görevli, diğerimiz Sorgulayıcı olmuştuk, iş bölümüydü aramızdaki. Ve insan denilen şu son ürün; sorun... -du, -olmuştu, -olacaktı da. Biz de haklıydık, Şeytan da, ama yitirip kovulan O olmuştu işte. Şimdi Yüce'yle neredeyse baş başa idik. . "Pişmandık". yani nasıl desem, "Pişmandık". 

            Adem, Havva ve Şeytan yeryüzüne ışınlanmışlardı. Konuşulan tek konu; onlar ve ne yapmakta olduklarıydı. İçimizde koca bir boşluk, bir kara delik oluşmuştu sanki. İlk oluşumdan bu yana, ilk kez yine yankılanıyordu o sözcük: Yalnızlık... 

            Yüce, Şeytan'la yaptığı tartışmayı, insan üzerine oynanan bir oyun gibi kabul etmişti. Şaşırtıcıydı ama, büyük bir zevk almaya da başlamıştı. Sanki tüm planlarını değiştirmiş, her şeyi bir yana bırakmış, insan konulu oyunu kazanmaktan başka bir şey düşünmez olmuştu. Bedenleşme falan da şu sıralar umurunda değildi. 

            Yönetim ve Karar Bölümü, Planlama'nın önerileri doğrultusunda, Adem'le ivedilikle ilişki kurulmasına karar vermiş (neden yalnızca Adem'le!), ayrıntılarının İletişim Bölümü tarafından hazırlanmasını istemişti. Bizim bölüm de, Eğitim Diskleri üzerindeki değişiklik çalışmalarını hızlandıracaktı (neden ikisiyle birden değil...).  

            İletişim bölümü, tüm olasılıkları değerlendirmiş ve en güvenilir yol olarak, Özel Görevli'nin Dünya'ya ışınlanmasını ve Tebliğ Programı'nın onun tarafından Adem'e okumasını öneren bir rapor hazırlamıştı. Yüce de raporu onaylamış ve derhal uygulamaya geçilmesini buyurmuştu. 

            İnsan'ın eğitimine Dünya'da devam edilecek, Eğitim Bölümü buna göre değiştirilecek, Özel Görevli Dünya'ya ışınlanacak ve tüm Tebliğ Programı (sırasıyla) Adem'e okunacak ve öğretilecekti.