KAYIT - 1
 
KAYIT - 17 
            Yetişkin olarak üretilmiş bulunan Adem'in ve derken Havva'nın temel eğitimleri, bizlerin  bulunduğu yerde ve denetimimiz altında yapılacaktı. Tebliğ Programı buna uygun olarak hazırlanmıştı. Nitekim Yüce, " Ey Adem! Sen ve eşin, bizleri görmeseniz de, aramızda olacaksınız, dilediğiniz gibi yaşayacak, yiyip içeceksiniz" diyerek durumu onlara da bildirmiş, fakat, eğitimin sonunda Dünya'ya gönderileceklerinden söz etmemişti. Ve bir de küçük bir koşulu vardı;   dönüşüm kabini'nden uzak duracaklardı. Yüce onlara, "Kabine girmeyin yoksa zalimlerden olursunuz" uyarısında bulunmuştu. 

            Dönüşüm kabini; tüm ışık varlıkların,  enerji depoladıkları ve yenilendikleri küçük bir odadır. Belirli aralıklarla bu kabine girmezsek, ilk oluşumdaki çekirdek haline dönüşürüz. Bu durum, hem bir ödül ve  hem de bir cezadır bize: Yüce'nin izin vermediği kimilerimiz, kabine giremezler, çekirdeğe dönüşürler, bellekleri silinir ve yeniden enerji yüklenmesini beklerler. 

            İnsan denilen ürünler, "Yürü" komutuyla Camlı/aynalı bölümden, yürüyen zeminli yine camlı/aynalı bir koridordan  birinci Cennet bahçesine çıkarılmışlardı. İlk günler her şey yolundaydı. Varlıkların tüm isimlerini öğrenmişler, çevreyi tanımaya çalışıyorlardı. Birbirlerinin bir, fakat yine de farklı olduklarını da duyumsamaktaydılar. Dünya'nın 3/4'ü büyüklüğündeki bu bahçe, bir fanus gibi, aynalarla çevrilmişti; bizleri asla göremeyeceklerdi . 

            Yetişkin olarak üretilmiş olmalarının, öngörememiş olduğumuz ilk sonucu, Zaman Gölü'ne akan Umut Irmağı'nın kıyıcığındaki  "o kabinin" yakınında oturdukları o gün, gerçekleşmişti.                                      

            Duyduğumuza göre, Yüce'den süre aldıktan ve salondan kovulduktan sonra ortalıkta görünmemiş olan Şeytan, o güzel sesiyle o gün Adem'e seslenmiş, kabine girmelerinin neden yasak olduğunu sormuş, Adem Havva'ya bakmış, ikisi birden bilmediklerini söyleyince, Şeytan da, "o halde sorun Yüce'ye ve öğrenin" demiş. Onlar da sormuşlar: "Söyle bize Yüce, neden kabine girmemiz yasak, ne demek zalimlerden olmak?" Fakat hiç bir yanıt alamamışlar (sordular da yanıt mı alamadılar;  yoksa hiç mi sormadılar... Kimse kesin olarak bilmiyor). Bunun üzerine Şeytan, "Dönüşüm kabini" hakkındaki gerçeği anlatmış ve " hadi sizler de girin, girin ki ışık varlıklar gibi, hep aramızda burada kalabilesiniz" demiş. Adem ve Havva da kabine girmişler ve girmeleriyle harekete geçen sistem, üzerlerindeki o bir tür koruyucu giysiyi eritmiş, yüklenen enerji onlarda değişik duygular yaratmış; ancak düşleyebileceğimiz bir kucaklaşmayla, sarmaş dolaş olmuşlar ve böylece Dünya'da gerçekleşmesi planlanan üretim aşamasına geçmişler. 

            Olanları haber alan Yüce, Adem ve Havva'yı huzuruna çağırıp,  azarlamış ve daha henüz eğitim aşamasındayken, "kiminiz kiminize düşman olarak" diyerek, planlanan süreden önce, Dünya'ya gönderilmelerini buyurmuş, ardından Şeytanı da kovmuş yeryüzüne. 

            Planlama Bölümü olayı bize iletmiş ve Tebliğ Programı'nın Eğitim kısmında değişiklik yapılmasını, Yüce'nin buyruğu doğrultusunda, insan'ın  artık yeryüzünde eğitileceğini bildirmişti. Bizler için bunun anlamı, zorlu bir çalışma demekti; program yeniden gözden geçirilecek, eğitim bölümü tümüyle değiştirilecekti. Evet, bilmeseler de, sonuçta onlar Dünya içindi ve oraya gönderileceklerdi, ancak; eğitimlerini tamamladıktan sonra, 'Dünya İmparatorluğu'nu kurmak ve 'Dönüş' aşamalarını gerçekleştirmek üzere... Oysa şimdi, bu plan dışı kovulma olayıyla, öncelikle yarım kalmış, hatta başlamış bile sayılamayacak bir eğitimin, Dünya'da tamamlatılması sorunu çıkmıştı karşımıza. Tebliğ Programı Dünya'ya, Adem'e nasıl iletilecekti...