![]() |
|
- Benden üstün olmayana eğilmem! Ona itaat etmem. Üretilmesine karşı çıkmayışım, kararına duyduğum saygıdandı; fakat şimdi... Camlı Bölüm; içinde Adem. Soluk almayan kırmızı salon. Beyaz ve kırmızı. Ve birisi kocaman, bulut kümeleri... - fakat şimdi, bu ilk ve bugüne değin yaratılmışların en zayıfına itaat edersem, beni üstün kılmış olan istencine, bendeki sana saygısızlık etmiş olurum. Kırmızıdan üstünü yok demiş ve belimdeki kemeri de bu nedenle sen vermiştin. Ben burada, bu Kırmızı Salon'da ışıklandırılmıştım. Var olduğunun ilk tanığı benim. Hayır, bu Adem'e itaat etmeyeceğim. -İtaat edin!.. "Eğer size buyurduğum şeyleri yaparsanız, benim dostlarımsınız". -Her şeye karşın, peki edelim (demiş olan bizdik). -İtaat edin!.. -Hayır ben etmem; buyruğun bir sınavsa eğer, uyarak kazanacağımla yitireceğim sen olursun (demekte olan O'ydu). Uyarak kazanmak fakat yitirmek!.. Hiç böyle düşünmemiştik. Yüce'nin dediğine uy, uyumlu ol, tartışma... Kazan. Neyi? Neyi kazanmıştık ya da kazanacaktık?.. Ya da yitireceğimiz neydi? Davranışları, o bizlerdeki çekingenlik duygusunu uyandırmışlığı, çalışkanlığı ve ilkelere bağlılığı ile O'nun sözlerinden bizlere dokunan; hepimizden üstün oluşunu işitmiş olmaktı. Bugüne kadar ne kendisinden duymuştuk ne de Yüce söylemişti; üstünlüğünü, övülmüşlüğünü, kırmızı kemerinin anlamını. Kazanarak yitirenlerden olmamak için Yüce'yle tartışmak, Yüce için Yüce'ye karşı gelmek... Bize göre, anlaşılır gibi değildi tüm bu olanlar. Buyruğuna uymuş, Yüce'yi kızdırmamıştık. Ne kazanmış ne kaybetmiştik, biz mi... Düşünmemiştik ki! -Büyüklük mü taslıyorsun Şeytan! Sen alçaksın. Defol, bu toplantı senin için bitmiştir (Gürleyen Yüce'ydi). O ve O... İlkinin bizden üstün olduğunu şimdi öğrenmiş ve biraz burulmuştuk, öteki hepimiz için sonuçta üretimine katıldığımız bir üründü ve itaat etmemiz buyrulmuştu. Haklı gerekçelerimize karşın biz secde etmişken, O Yüce'ye karşı çıkmış ve işte ilk kez işittiğimiz adıyla O, Şeytan, kovulmuştu aramızdan (Bizlerin tek tek isimleri yoktur, isimleriyle anılanlar Özel Görevlilerdir. Biz ışık varlıklar, Bölümlerimizle anılırız; üretim, planlama bölümü gibi. Onu, yani Şeytan'ı bugüne kadar sorgulama bölümü başkanı olarak bilir ve öyle anardık. Sorgulama'yı da bu olaydan sonra öğrenecektik). Salon sessiz, kırmızı tüm tonlarıyla suskun, ışıklarımız parlamakta kararsızdılar. Kırmızı'lı gitmiş, gölgesi akmaktaydı bulut kümelerine. |