![]() |
|
Hava ha sıcak, ha soğuk dışarıda; dışarısı dışarıda artık. Gürültüsü de kalsa ya. Duruşma salonu, davasına göre bir sıcak, bir soğuk. Vekâlet ücreti. "Hemen Dolara çevirmeli, yoksa Markamı. Bi gecelik Repo falan...neyse ". Avukatlık hizmetinin onursal karşılığı; "yarısı peşin, yarısı dava kazanılınca...". Avukatlık... ücret... yarısı... kalanı, işin sonunda. "Avukatlık, bir savunma sanatı ve görevidir". Sanat ve görev. Yarısı iş bitince. Peşin Vergi... SSK. primi... Meslek güvencesi... Yankılanan bir ses, "Avukat bilmem kim....., ve müdahil vekili avukat....başka bir bilmem kim...". Ne de gür, şu mübaşirlerin sesi. Seslenişine 'renk' katanlar da var: "Avuuukaaat...", ya da, "Avkat..." . Bir sonraki duruşmaya yetişebilir mi... Hem de Sultanahmet'e, trafik nasıl da yoğundur. Mazeret verse... olmaz. Müvekkil de haklı yani; ona göre yeryüzünde bugün, şu anda en önemli dava, onunki. Nasıl denir, "öbürüne geç kalıyordum da, sizinkine...". - Alo Hakan, ben daha bekliyorum, Sultan'a bi faks çekiver de, son iş olarak bakılmasını talep et. Tamam mı? Ben sonra ararım yine. Bayılıyorum şu avukatların koşuşturmalarına. Acıyorum da. Bu sıkıcı, gürültülü, pis yapılarda... bir duruşmadan ötekine... "Arabayı çekerler mi acaba...". Park yeri yok, yer yok, sokaklar daracık, ona buna rica, "Duruşmaya girip çıkacam hemen, beş dakka". Yalan. Ne beş dakkası... "Flaşörleri iyi ki yaktım, çekmezler canım". Ben de heyecanlanıyorum yani, ya çekerlerse!. Arabanın peşinden gitmek mi, sonraki duruşmaya yetişmek mi... En iyisi taksi... o da pahalıya geliyor. Şu cep telefonları nasıl da yarıyor işlerine. Yok artık, jeton bulmak, sırada beklemek derdi. Müvekkilin, "Aradım da bulmadım" şikâyeti de yok. Hani nerdeyse, "kesintisiz hizmet". -Alo Hakan, çektin mi faksı? -Evet, kaleme de haber verdim, bekletecekler. -İyi. Yine ararım. |