6
 
6
PİLOTUN ÖYKÜSÜ...


            1997, 04 Şubat... 
            Salı sallanır, lafını doğrularcasına, öğlene doğru uyandı Adem. 
            -İyi sallanmışım yahu, dedi. Bir kaç kez, uzun uzun gerindi. Çocuklar okula gitmiş; Mihroş da, kim bilir hangi komşusundaydı. Bir bardak su içti, ocağa kahve suyunu koydu.  

            -Tuvaleti eve kattığımız iyi oldu canım, dedi, -hani bu soğukta da dışarı çıkıp... Soğuk su, yüzündeki tüm uykuyu, gecenin tüm izlerini silmiş (Mihroş da harikaydı ha...), dipdiri olmuştu. Kahvesini koklayıp, yudumlarken gazetesini okumaya başladı:  

            -1997, Dört Şubat Salı... gazete günlük, haberler bayat.  

            Başlıklara şöyle bir göz attı, iç sayfalara geçti... okudu, bazen okur gibi yaptı, kahvesini sindire sindire içti bir yandan. Derken, son sayfalara doğru bir yazı ilişti gözüne. Sayfanın, Okuyucu Köşesi başlıklı bölümündeki bir yazı...  

            -Arayan bulur, dememişler boşuna, dedi.  

            Ve sevinçle bir kez daha okudu.  

            -İşte haber bu, işte Adem'e günün en güzel hediyesi. Sabah, yok öğle keyfi diye buna denirdi işte.  

            Sesli okumaya karar verdi önce; şu, her gece izlediği Tv.sunucuları gibi okudu, sesini ayarlayıp,  

            -İyi akşamlar sayın izleyiciler, demeyi de unutmadı. Sesi hoşuna gitmişti:  

            -Afferin oğlum Adem, iyi okudun valla. 

            Çıkarıp defterini, okuduğunun özetini yazmaya başladı: 
            Davacı Ali Uçur, Türk Hava Kuvvetlerinden emekli olduktan sonra, Türk Hava Kurumu, Türk Kuşu Genel Müdürlüğüne bağlı, İnönü Eğitim Merkezi Müdürü olarak görev yapmakta iken, idarenin ihbarsız ve tazminatsız olarak iş akdinin feshedildiğini ileri sürerek; ihbar, kıdem ve manevi tazminat toplamı şu kadar milyon liranın ödenmesi için, Adlî Yargı yerinde dava açmış. 

            İş Mahkemesi; davanın kısmen kabulüne karar vermiş. Karar temyiz edilmiş. Yargıtay demiş ki;  

            -Bu pilot Ali, sözleşmeli personeldir, bu nedenle dava İdarî Yargı'nın görevine girer. 

            Yerel iş mahkemesi hâkimi de, -ben n'apim, bu davada görevli değilmişim, koca Yargıtay böyle söylüyor, diyerek, bozma kararına uymuş ve görevsizlik kararı vermiş. Bu karar, Yargıtay tarafından onanmak suretiyle kesinleşmiş. 

            Davacı pilot Ali, aynı istekle bu kez, Îdari Yargı yerinde dava açmış. İdare Mahkemesi demiş ki: 

            Özel hukuk tüzel kişisi olan davalı iş yerinde, 233 sayılı KHK. ve 657 sayılı Yasaya tabi personel çalıştırılmadığı, dosya kapsamından, davacının iş aktine bağlı bir personel olduğu anlaşılmaktadır, demiş.  

            Dava, adli yargının görevine girer, ancak; daha önce adliye mahkemesince görevsizlik kararı verilmiş olduğundan, görevli yargı yerinin belirlenmesi için Uyuşmazlık Mahkemesi'ne başvurulması... gerekir, demiş. 

            Adlî ve idarî yargı dosyaları, Uyuşmazlık Mahkemesine gönderilmiş. Uyuşmazlık Mahkemesi Hukuk Bölümü, Adem'in o sevdiği cümleyle, "gereği görüşülüp düşünüldü", demiş:  

            Dava, görevine son verilen davacı Pilot Ali'nin, ödenmemiş olan ihbar ve kıdem tazminatlarının tahsil edilmesi istemine ilişkindir. Türk Hava Kurumunun merkez, şube ve organlarının kuruluşları, görev ve sorumlulukları ile, çalışma usul ve esaslarına ilişkin 24.12.1973 gün ve 7/7637 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile yürürlüğe konulan, Türk Hava Kurumu Tüzüğü, 2908 sayılı Yasaya dayanılarak alınan, 18.10.1994 tarih ve, 94/6127 sayılı Bakanlar Kurulu kararı ile yeniden düzenlenmiştir. Tüzüğün 3. maddesinin (d) bendine: "Kurum, 2908 sayılı Dernekler Kanununa tabi özel hukuk tüzel kişisidir" denilmek suretiyle, kurumunun hukuki statüsü belirlenmiştir. Tüzükte, çalıştırılacak personel hakkında bir düzenleme yer almamıştır. 

            Bu madde hükmünden, davalının kamu kurumu olmadığı, dolayısıyla kurumda, 233 sayılı KHK.ye ve 657 sayılı Yasaya tabi personel çalıştırılmadığı anlaşılmaktadır. Esasen davacı pilotun iş akdi, 1475 sayılı Yasanın 17/11 maddesine dayanılarak feshedilmiş olup, dava konusu edilen husus da, 1475 sayılı İş Yasasıyla düzenlenen, ihbar ve kıdem tazminatının davalı kurumdan tahsil edilmesi istemidir. 

            İş Mahkemeleri Kanunun 1. maddesinde: İş Yasasına göre işçi sayılan kimselerle, işveren vekilleri arasında, iş akdinden veya İş Yasasına dayanan her türlü hak iddialarından doğan hukuk uyuşmazlıklarının çözümünün iş mahkemelerinin görevine girdiği belirtilmiştir. 

            Açıklanan nedenlerle, davanın Adlî Yargı yerinde görülmesine, bu nedenle, İş Mahkemesinin görevsizlik kararının kaldırılmasına... karar verilmesi gerekmektedir. 

            Anlaşmazlığın niteliğine göre, davanın Adlî Yargı yerinde görülmesi gerektiğine, bu nedenle, ... İdare Mahkemesinin başvurusunun kabulü ile, ... İş Mahkemesinin görevsizlik kararının kaldırılmasına, oybirliğiyle karar verildi. 

            -Buyur pilot Ali, gözün aydın, kulakların Manisa... dedi Adem. Ve devam etti, 

            -İşte bulundu doğru mahkeme. Ne var yani şu kadar zaman beklemişsen... Uğramışsın bir haksızlığa, gitmişsin bi avukata, o da yazmış bir dilekçe ve demiştir her hal, bizim pilot Ali'nin derdi davası böyleyken böyle...  
            Dava tarihi 25.09.1992. Eee mahkeme ne demiş; tamam da, taleplerinizin tümünü değil, bir kısmını kabul ediyorum, vermiş kararını. İşte Yargıtay, yok bu davaya bakamazsın deyince; önce idare mahkemesi, ordan da yallah UM. kapısına: 

            -Tak tak,  

            -Kim o?  

            -Pilot Ali'nin dosyası. Sahipsiz kaldı da. Hele bi bakın da, deyiverin kim baksın bu davaya...  

            Bakmış UM.da, vermiş kararını, tarih: 08.07.1996: Haydi Pilot Ali kardeşim, var git o ilk mahkemene, sen davanı doğru yerde açmışsın, yargıç da, "görevliyim" demekte haklıymış ya, neyse işte, Yargıtay'da bi yanlışlık olmuş. Üç yıl, dokuz ay, onüç gün sonra... git o ilk mahkemeye de, davan görülsün bi güzel. 

            -Yok olmadı işte, dedi Adem. 

            -Kimden soracak bunca yılın hesabını bu pilot yurttaşımız... ha? kimden?... gitmiş mi mahkemeye? gitmiş, yargıç da; he Ali bakarım davana demiş mi... demiş. Yargıtay işi bozmuş işte. Hem de, sonunda anlaşılmış ki, Yargıtay yanlış... Kusura bakma pilot Ali, bi hatadır oldu işte, n'apalım... Olur mu... Oluyorsa da, sürüp gitmeli mi... deyip, üstüne bir de,  

            -Tüh tüh, yazık olmuş bunca yıla, parası da pul olmuştur hani ya, diyerek, bir kahve daha içecekti ki, vazgeçti.  

            -Yatan aslan, gezen tilki, kalk bakalım Adem efendi, dedi ve giyinmeye başladı. -Çıkıp bi dolaşmalı. 
            Beşir ustayı yerinde bulamadı. Çarşı pazar dolaştı bir süre. İnsanları izledi. Pazarcı milletinin şen şakrak seslerini...  
            -Her yerde, her an hukuk var. Ama kim biliyor ki, işi düşmemişse bir kez bi mahkemeye, diye düşündü.  

            Avukat oldu bir ara... savundu savundu, yazdı, çizdi... -Hak teslim edilmeli, hem de zamanında, diye bitirdi, kafasında yazdığı her dilekçeyi. Bir ara da yargıç oldu; Dürdane'nin, pilot'un, Avni'nin... Filesini doldurmuş, hızlı hızlı yürümekte olan bir kadının, belki de hiç yaşamadığı bir davasına baktı. Kendince âdil kararlar verdi, ama asla, "görevsizlik kararı"...vermedi.  

            -Hangi kanunsa onu uygularım, kapıma gelmiş vatandaşı çevirmem, diye de gerekçe buldu kendince. 

            -Patetes, soğan her zaman yenir; hem yemek olur, hem de katık, düşüncesiyle beşer kilo aldı.  

            -Gereği görüşülüp düşünüldü, dedi: Eve!.  

            Pazarcı bir şey söylemeden bir an baktı yüzüne.  
            Kapının altında Hikmet'in mektubunu bulunca, dünyalar onun oldu. Pat diye bırakıverdi patetesi, soğanı. Ayakkabılarını, "Mihriban korkusu"yla, düşünmeden çıkartmıştı. Çok mu, az mı denir miydi, denmez miydi ama, evet titiz mi titizdi Mihroş. Zarfı yırtarcasına açıp, bir solukta okudu .  

            -Oh! çok şükür, iyiymiş. Sonra bir daha, bir daha... Ortancam ve Ekin'in,  

            -Baba biz geldik, sesiyle ayrılabildi ancak mektuptan, Hikmet'ten.  

            -Annem de geliyor, bakkala uğradı, dedi Ortancam.  

            Adem, -Çocuklar, abinizden haber var, yakında geliyormuş, lafını bitirmiş bitirmemişti ki, "...yormuş" bölümü, çocukların, "yaşşasın, heeey" çığlıklarında eridi. 

            -Millet bu ne gürültü, n'oluyor, diyerek içeri giren Mihroş; Adem'in elinde sallanmakta olan "mektubu", "abimiz...", "yakında..." sözcüklerini, hele ki, "geliyormuş"u duyunca, koyverdi gözyaşlarını,  
            -Ah yiğidim, ah aslanım, sonunda ha, dedi.  

            Sarıldılar, bir beden oldu hepsi.  

            -Gülsün ailesi, hep gülsün, dedi baba Gülsün.  

            Derken de ağlıyordu için için. 

            Sevinç gözyaşları dinip durulunca, olağan bir akşamın telâşı başladı. Ödevler yapıldı yapılacak mı, bakkaldan başka bir şey lâzım mı, Tv.de iyi program var mı, gelen giden olacak mı...? 

            Adem kitabına, Hikmet'e sarılır gibi sarıldı. Çocuklar da derslerine. Mihriban,  

            -İyi ki almışsın, hiç kalmadıydı, Hikmet'imde çok sever, dedi, patetes ve soğanı kapı önünden kaldırırken. 

            1994 yılının bahar sonu yaz başlangıcı, o bol yıldızlı gecesinden bu yana, yok imâr affı, yok yapı izni, yok yeni kat çıkma ruhsatı falan derken, ondülünle kapatılmış dam; çimentolanmış, ikinci katı doğurmaya hazırdı.  

            Hani Hikmet gelecek de askerden, önce eli ekmek tutacak, sonra da şöyle, helâl süt emmiş bir aile kızı bulunacaktı.  

            Derin bir, -Ah, dedi Adem. Duymadı Mihriban.
 

            Öyküye esin kaynağı olan Uyuşmazlık Mahkemesi Kararı:  

            6.Pilotun öyküsü 
            Hukuk, E.96/41, K.96/84, T.08.07.1996 - RG.23.07.1996, s.22705