16
ÇAVUŞUN KARŞILIKSIZ AŞKI...

            1997, 10 Şubat...  
            Nazif, Beypazarı Derya Komutanlığı emrinde görevli bir Astsubay Çavuş. Yasemin, aynı yörede öğrenci. Güzel mi güzel. Uzun saçları... hele rüzgârda.  

            Çavuş Nazif takmış aklına Yasemin'i, ilk gördüğü günden beri... takmış ki, ne türlü... Yasemin öğrenci. Lise sonda. Öğrenmiş okulunu, sınıfını Nazif. Ve İzlemekte her gün, okul çıkışında: Görüş menziline girdi... hedef yaklaşıyor... haydi konuş... hayır... hedef geçip gitti.  

            Sabah olsun, saatler koşsun, okulun dağılma vakti gelsin... Nazif bir yolunu bulup, okulun önüne gitsin. Gitsin de görsün Yasemin'i.  

            Başlayan gün... uzun gece. Bugün olmadı, yarın...  

            Yetmiyor artık, uzaktan izlemek. Gitmeli, varmalı yanına, şöyle çakı gibi bir asker selâmı,  

            -Ben, demeli,  

            -Ben Çavuş Nazif... Yok, hayır, önce,  

            -İyi günler demeli, ardından, -Ben...  

            Olmuyor işte; plan, prova; aynanın karşısında... tamam da, uygulama... ıııı ıh... kat'iyen... dizler titriyor, dil kemikleşiyor, ağız kuruyup, kenetleniyor... ve Yasemin, yine geçip gidiyor Nazif'in önünden arkadaşlarıyla.  

            Bazen kulağında bir walkman. Süzülen bir yelkenli, kayıp giden bir balık.... geçip gidiyor Nazif'i görmeden.  

            Bu kaçıncı gün, hafta, ay...  

            -Gün bugün, diyor çavuş Nazif nihayet o gün; -Gün bu gün, harekât emri verildi... bugün, mutlaka... hücum. HÜCUM...  

            Vee... BOZGUN... geri çekilme... tekrar hücum...  

            Yasemin'in tepkileri;  

            -Hayır, belki... ilerde bi gün, şimdi değil, hemen değil, olmaz. Sonunda,  

            -Yeter be, yeter asıldığın. İSTEMİYORUM işte.  

            Birinci gün, ikinci gün, yüzyıl sonra... Yasemin yine diyor,  

            -Hayır işte, asla. Hem ailem de izin vermez.  

            Koptu film, kırıldı düşleri Nazif'in...  

            Telefon... onu sevdiğini... evlenmek istediğini... hayır...  

            Ailesinin karşı çıkması mı?  

            -Kaçırırım bak! diyor Çavuş Nazif, kendini tutamayıp, -kaçırırım ha!.  

            Kaçırmakla tehdit!.. öyle mi? Söz atma, sarkıntılık, asılmak... ve derken bir de kaçırmakla tehdit... öyle mi çavuş... Buyur öyleyse:  

            Koşuyor kızın ailesi bir avukata... diyorlar,  

            -Böyle böyle, yap n'apcaksan da, kurtar bizi...  

            Anlatılanlar dökülüyor kağıda, ekinde vekaletname, bildiğin beyaz kağıt, oluyor sana kapkara bir şikâyet dilekçesi; müşteki/mağdur... savunman... sanık; karşılıksız aşk kurbanı çavuş...  

            Ulaştırılıyor savcının eline...  

            -Dava açılsın, yargılansın, çeksin cezasını...  

            Ve... Çavuş Nazif'in, TCK nun 421/1 ve 191/1, 71. maddeleri uyarınca cezalandırılması için; Beypazarı Cumhuriyet Başsavcılığı kamu davası açar.  

            Beypazarı Sulh Ceza Mahkemesi; çavuşun eylemine uyan Türk Ceza Kanunu'nun ilgili maddesine ilişkin suçun, 1632 sayılı Askeri Ceza Yasasının  

            işte bir maddesinde ifade edilen, "ırz ve iffete yönelik suç" mahiyetinde olduğu; tehdit suçunun da, diğer suçun unsuru bulunduğu gerekçesiyle, görevsizliğine karar verir.  

            -Yani, ne demek bu şimdi, der Yasemin'in babası,  

            -anlamam ben görevsizlik mörevsizlik. Asılıyo yav kızıma, rahatsız ediyo işte, hepimizi. Biliyo tüm konu komşu... Bu hâkim hâkimse, bu mahkeme de mahkemeyse, bana ne ya, yok görevsizlikmiş...  

            Yasemin'in duyguları daha bir karışık; istenilemek, beğenilmek, içini bir hoş ediyor da, adı çıkmışlığın huzursuzluğunu da yaşıyor. Her gün soruluyor okulda;  

            -Eee Yasemin, kız napıyo seninki?  

            -Yav, diğil işte benimki falan..  

            -Kıız, yakışıklı da hani, diyor arkadaşı Burçin.  

            -Valla ben şikâyet mikâyet etmez, vaziyeti idare ederdim, diyor Hülya da.  

            -Hem n'olcak yani, belli ki iyi bir insan, yoksa asker falan olabilir miydi? diyerek karışıyor sohbete Şükran da.  

            Görevsizlik kararı, temyiz edilmeyerek kesinleşince; önde avukat, arkasında Yasemin'in babası koşarlar bu kez Genel Kurmay askeri mahkemesine; derler,  

            -Aman ha, kapınıza geldik; adli yargı yargıcı, görevsizim, dedi de, n'olur şu bizim davaya... Çavuş Nazif'e ceza...  

            Genelkurmay Başkanlığı Hava Kuvvetleri Komutanlığı Askeri Mahkemesi de der ki;  

            -Bu sanığın, bu Nazif çavuşun, suç tarihinde görev yaptığı birlik, kadro ve kuruluş itibariyle, Gölcük Donanma Komutanlığı Askeri Mahkemesinin yetki sahasındadır. Bizim mahkeme bu nedenle yetkisizdir.  

            -İyi valla, dedi Adem,  

            -Görevsizlik, hüküm uyuşmazlığı yetmedi, şimdi de yetkisizlik... kim bilir daha neler... Yetkisizlik... Evet bu laf  

            Pazar gecesi, Beşir ustanın telefonuyla plan program değişmiş, Ankara'yı, Uyuşmazlık Mahkemesi'ni ziyaret işi ertelenmişti.  

            Ve.... evet, Mihroş'un davetiyle Adem, cenneti görmüştü yine. Görkemli bir geceydi...  

            -İsteyince de mükemmel sevişir, düşüncesiyle uyanıp; güne, yeni bir haftaya, güzel bir Pazartesi'ye başlamıştı Adem. Kimse yoktu evde. Defterini çıkarıp, önce bir tarih attı:  
   
            Pazartesi, 10.02.1997  
            Ve kısa bir not düştü; UM. projesi ertelendi. Ankara'ya Bahara doğru gidilecek.  

            Kahvesini yudumlarken, kutsal kitabından!, çavuşla Yasemin'in öyküsünü okumaya başlamıştı.  

            "... Bizim mahkeme bu nedenle yetkisizdir", cümlesini okuyunca da,  

            -İyi valla, dedi Adem,  

            -Görevsizlik, hüküm uyuşmazlığı yetmedi, şimdi de yetkisizlik... kim bilir daha neler... deyip, okudukları toparlamaya çalıştı:  

            Nazif olayı başlattı, olay Yasemin'e ulaştı... derken babası olayı avukata iletti, olay savcının önüne kondu, savcı olayı sulh ceza mahkemesine götürdü...  

            mahkeme topu...  

            pardon, olayı... askeri mahkemeye gönderdi.  

            Genelkurmay Başkanlığı Hava Kuvvetleri Komutanlığı Askeri Mahkemesi, olayı, Gölcük askeri mahkemesine havale etti... Etti ama;  

            Gölcük Mahkemesi; Nazif çavuşun eyleminde sarkıntılık veya sözatma suçunun unsurlarının mevcut olmadığını söyledi. Ve dedi ki;  

            çavuşun suçu, olsa olsa, TCK nun 191. maddesinde tanımını bulan, "tehdit" suçunu oluşturur. Bu suç ise, askeri bir suç değildir. Askeri bir suçla bağlantısı da yoktur.  

            Sanık çavuş Nazif; askeri bir yerde, asker kişi aleyhine de suç işlemediğine göre... yargılama görevi... Adli Yargı'nındır, dedi.  

            Dedi ve görevsizlik kararı verip; olayı, dosyayı, davayı, Yasemin'i, çavuş Nazif'i... Beypazarı milletini... Uyuşmazlık Mahkemesi'ne gönderdi.  

             -Önce avukata, savcıya, ordan Sulh Ceza Mahkemesi'ne, arkasından Genel Kurmay Mahkemesi'ne, derken Gölcük Askeri Mahkemesi'ne... veee UM...  

            -Ne büyük bi mahkemesin ey UM., dedi Adem,  

            -hükmün kurtarıyor bunca davayı, hâkimsiz, mahkemesiz kalmaktan.  

            -Ya olmasaydı, diye düşündü Adem.  

            Böyle düşününce de, aklına bir televizyon reklamı geldi; hani camlar, camdan yapılmış eşyalar, binalar filan gösteriliyordu da, sonunda da, -ya olmasaydı, deniliyordu.  

            -İyi ama, dedi Adem, bu kez sesli olarak,  

            -neden bu yargı yolları...  

            -Yani bu yollar, hâşa Tanrı'nın çizdiği yollar mı da, kimse, -Yav şunları birleştirsek, bi çeki düzen versek, dememiş de, -Aman, n'apsak da şu birbirine düşen mahkemelere bakacak bi mahkeme bulsak, deyip, bu Uyuşmazlık Mahkemesi'ni kurmuşlar... diye söylendi Adem.  

            -Sona niye mahkemelerin bu görevsizlik kararı temyiz edilmez ki, diye düşündü. -Al işte, dedi, -Gölcük askeri mahkemesinin de kararı, temyiz edilmeyerek kesinleşmiş.  

            Ve kitabına döndü yine:  

            Böylece; adli ve askeri yargı yerleri arasında, 2247 sayılı, Uyuşmazlık  

            Mahkemesinin Kuruluş ve İşleyişi Hakkında Yasanın 14. Maddesinde belirtilen biçimde olumsuz görev uyuşmazlığı doğmuş.  

            Dava dosyası, Gölcük Donanma Komutanlığı Askeri Savcılığı tarafından, Uyuşmazlık Mahkemesine gönderilmiş.  

            Uyuşmazlık Mahkemesi Ceza Bölümü; raporları, dosyadaki belgeleri okuduktan, açıklamaları da dinlendikten sonra...  

            -Gereği görüşülüp düşünüldü, dedi Adem,  

            gözlerini kitaptan ayırarak, ve yineledi, -gereği... görüşülüp... düşünüldü.  

            Okumaya devam etti sonra da:  

            ... 353 sayılı Askeri Mahkemeler Kuruluşu ve Yargılama Usulü Yasasının Askeri Mahkemelerin Görevleri" başlığını taşıyan 9. maddesinde; "Askeri Mahkemelerin görevleri, asker kişilerin askeri olan suçları ile, bunların asker kişiler aleyhine veya askeri mahallerde yahut askerlik hizmet ve görevleriyle ilgili olarak işledikleri suçlara bakmak" olarak sayılmıştır.  

            Sanık çavuş Nazif'in üzerine atılı suçlar, TCK nun 421/1. ve 191/1. maddesine ilişkin olup; suçlar arasında, 353 sayılı Yasanın 17. ve 18. maddelerinde belirtilen "bağlılık" vardır. Ayrıca, Uyuşmazlık Mahkemesi Genel Kurulu; "27.05.1991 gün ve 20877 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan, 11.03.1991 gün ve 1991/1-1 sayılı "ilke kararında"; Askeri Ceza Yasasının 152. maddesi ile, Türk Ceza Yasasının 8. babına yapılan göndermenin, 8. babın 1. faslında yer alan, "ırz ve iffete tecavüz" fiillerinin cezalandırılmasına ilişkin hükümlerini kapsadığı, bu kabil suçların askeri suç sayılacağı" kararlaştırılmıştır.  

            Çavuş Nazif'in üzerine atılı suç; Türk Ceza Yasasının 8. babının 1. faslında yer alan suçlardan olup, aynı yasanın 191/1. maddesi kapsamında kalan tehdit suçunun da, anılan suçla, olayın özelliği nedeniyle, "bağlılığı" bulunmaktadır.  

            Açıklanan nedenlerle; açılan kamu davasının askeri yargı yerinde görülmesine, ve Gölcük Donanma Komutanlığı Askeri Mahkemesinin görevsizlik kararının kaldırılmasına...  

            -Eee n'oldu şimdi, deyip durdu Adem.  

            -N'olcak işte görevsizlik kararının kaldırılmasına karar verildi. Şimdi asıl dava başlayacak, yargılama yapılacak, hüküm verilecek, kesinleşecek... Zaman diye bişey yok ha...  

            Evet, kesinlikle bu mahkeme işinde zaman yok anlaşılan... Çavuş Nazif donduruldu, Yasemin donduruldu, hayat donduruldu... Beypazarı halkı topluca donduruldu... Önce, şu mahkemelerin görev davası görüldü. Önemli olan da bu ya!.. Ondan sona herkes tekrar yaşama döndürüldü ki... Aaa dava açılmış bi güzel, yargılama başlamış, çavuşun aşkı Yasemin'i de sarmış.  

            -Seviyorum baba, demiş. Yargılama boyunca, Nazif'in çektiklerini gördükçe, kızgınlığı öfkesi geçmiş, bu arada okulunu bitirmiş,  

            -Baba, davadan vazgeçelim, demiş,  

            meselâ.  

            Kamu davasının sulh cezada açıldığı tarih :                     12.05.1993  

            Mahkemenin görevsizlik kararının tarihi :                        21.03.1994  

            Genel Kurmay mahkemesinin yetkisizlik kararı :             26.05.1994  

            Gölcük askeri mahkemesinin görevsizlik kararı :             06.09.1994  

            Uyuşmazlık Mahkemesi'nin karar tarihi :                         23.12.1994  

            19 AY 11 GÜN SONRA, ASIL DAVA BAŞLIYOOOOR... 
 

            Öyküye esin kaynağı olan Uyuşmazlık Mahkemesi Kararı:  

            16. Çavuşun karşılıksız aşkı 
            Hukuk Bölümü, E.94/45, K.94/44, T.23.12.94, RG.23.01.95, s. 22180