BİRİNCİ BÖLÜM

ELEKTRONİK TİCARET

 

I - GENEL OLARAK ELEKTRONİK TİCARET

 

Elektronik ortamda yürütülen ticari faaliyetler İngilizcide e-trade, e-business gibi farklı kelimelerle de adlandırılabilmektedir. İngilizce commerce, trade ve business kelimelerinin karşılığında  Türkçe’de genellikle ticaret kelimesini buluruz. Aslında bu üç kelimenin İngilizcede anlattığı olgular birbirinden biraz daha farklıdır. Commerce, ürün ve hizmetin belirli bir karşılık sonucunda el değiştirmesi anlamına gelen ticaret kelimesini anlatır. Bu terim siparişleri de kendi bünyesinde toplar. Türkçe'de iş anlamına gelen business kelimesinden çoğaltılan e-business terimi ise geniş ölçüler içerisinde elektronik ortamda iş yapılmasıdır. Bu terim pazarlamadan iletişime, satıştan desteğe, siparişten teslimata kadar tüm iş süreçlerinin elektronik ortamda yapılmasını anlatır. Trade kelimesinden türetilen e-trade ise elektronik ortamda bir ürünün alım-satımının yapılmasıdır. Kısaca üç kelimeyi tekrar incelersek e-business (e-iş) genel iş dünyasının elektronik ortama taşınmasını, e-commerce (e-ticaret) pazarlama, sipariş gibi aktiviteleri de içeren ticareti, e-trade (e-alım/satım) ise ürün ve hizmetlerin alım ve satımı bölümünü tarif eder[1].

 

A - ELEKTRONİK TİCARETİN TANIMI

 

E-ticaretin tanımı üzerine tam bir görüş birliğine varılamamıştır. Yeni bir kavram olduğu için değişik tanımlar yapılmaktadır. Kimilerine göre; elektronik araçlarla yapılan tüm ticari işlemler e-ticaret sayılırken, kimileri de sadece internet gibi açık ağlar üzerinde yapılan işlem ve ödemeleri e-ticaret saymaktadır. Uluslararası organizasyonlar ile bu alanda faaliyet gösteren bazı uluslararası kuruluşların e-ticarete ilişkin tanımlarından bazıları aşağıda belirtilmiştir.

WTO’nun (Dünya Ticaret Örgütü) tanımına göre; E-ticaret, mal ve hizmetlerin üretim, reklam, satış ve dağıtımlarının telekomünikasyon ağları üzerinden yapılmasıdır[2].

 

OECD’nin (Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Teşkilatı) tanımına göre;   E-ticaret, kurumların ve bireylerin katıldığı ve metin, ses ve görsel imaj gibi sayısallaştırılmış verinin işlenerek, açık veya kapalı ağlar üzerinden iletilmesine dayanan ticaretle ilgili işlemlerdir[3].

 

UN-CEFACT (Birleşmiş Milletler İdari, Ticari ve Ulaşımla İlgili Uygulama ve Usulleri Kolaylaştırma Merkezi) ise e-ticareti; iş, yönetim, ve tüketim faaliyetlerinin yürütülmesi için, yapılanmış (structured) ve yapılanmamış (unstrucred) iş bilgilerinin; üreticiler, tüketiciler ve kamu kurumları ve diğer organizasyonlar arasında elektronik araçlar (Elektronik posta ve mesajlar, elektronik bülten panoları), www (word wide web) teknolojisi, akıllı kartlar, elektronik fon transferi, elektronik veri değişimi üzerinde paylaşılmasıdır[4] şeklinde tanımlamıştır.

 

UNCITRAL (BM- Uluslararası Ticaret Hukuku Komisyonu) e-ticareti,  ticari aktiviteler kapsamında her türlü veri mesajının, EDI (Electronic Data Interchnge), internet, e-mail gibi yöntemlerin yanında, telekopi ve fax gibi daha az karmaşık veri iletim yöntemleri kullanılarak elektronik ortamda değişimi olarak tanımlanmıştır[5].

 

Avrupa Komisyonunun 1997 yılında yapmış olduğu tanıma göre;       e-ticaret, işletme faaliyetlerinin elektronik olarak yapılmasıdır. Bu faaliyet metin, ses ve video verilerinin elektronik olarak işlenmesi ve aktarımına dayanmaktadır. E-ticaret bu boyutuyla mal hizmet alımı ödemelerinin dijital olarak yapılmasını kapsamaktadır. Bu faaliyetler hem mamulleri (tüketici malları, spesifik ekipmanları) ve hizmetleri (bilgi hizmeti, finansal ve yasal hizmetler) hem de geleneksel faaliyetleri (sağlık, bakım, eğitim) kapsamaktadır[6].

 

            Avustralya’nın hazırladığı bir çalışmada e-ticaret, elektronik yöntemler (fax telex, EDI, İnternet ve telefon vb) kullanılarak ticaret veya ticaretle ilgili her türlü bilgiye ilişkin işlemin yapılması gibi geniş bir tanımla ele alınmış, ama bu tanımın genişliğinin yol açabileceği zorlukları ortadan kaldırmak için söz konusu raporda terim, açık veya kapalı ağlar üzerinden ticaretle ilgili her türlü bilginin bilgisayarlar arasında iletilmesi olarak daraltılmıştır[7].

 

ABD’de Washington Eyaleti’nce hazırlanan “Strategic Information Technology Plan” da e-ticaret, işle ilgili bilginin iki veya daha çok kuruluşun bilgisayarları arasında elektronik olarak değişimi olarak tanımlanmıştır. Bu tanımı takiben, e-ticaretin en önemli teknolojik amacının iş dünyası ve hükümet kurumları ağlarının her birinin diğeri ile, kullanılan bilgisayar platformu ne olursa olsun, haberleşebileceği şekilde güvenli tek bir ortamda birleştirilmesi olduğu belirtilmektedir[8].

 

Elektronik Ticaret Koordinasyon Kurulunun (ETKK), Mayıs 1998 tarihli Hukuk Çalışma Grubu raporunda ise, e-ticaret; bireyler ve kurumların, açık ağ ortamında (İnternet) ya da sınırlı sayıda kullanıcı tarafından ulaşılabilen kapalı ağ ortamlarında (intranet) yazı, ses ve görüntü şeklindeki sayısal bilgilerin işlenmesi, iletilmesi ve saklanması temeline dayanan ve bir değer yaratmayı amaçlayan ticari işlemlerinin tümünü ifade etmektedir. Bu çerçevede, ticari sonuçlar doğuran ya da ticari faaliyetleri destekleyecek eğitim, kamuoyunu bilgilendirme, tanıtım-reklam vb. amaçlar için elektronik ortamlarda yapılan işlemler de e-ticaret kapsamında değerlendirilmektedir[9].

 

E-ticaret; doğrudan ve fiziksel bağlantı kurmaya ya da fiziksel değiş tokuş işlemine gerek kalmadan, tarafların elektronik olarak iletişim kurdukları her türlü ticari iş etkinliği[10] olarak tanımlanabileceği gibi bilgi, ürün ve hizmet satın alma işlemlerinin firmaların internet üzerindeki sitelerinden gerçekleştirilmesi[11] veya  piyasadaki mallar ve hizmetlerin teslimi, satışı, dağıtımı ve üretimini kapsayan işlemleri kolaylaştırmak için bilgisayar ağlarını kullanmak[12] ya da iki veya daha fazla taraf arasında mal ve hizmet değişimini içeren işlemlerin elektronik araçlarla ve tekniklerle yapılması[13] olarak da tanımlanabilmektedir.

 

Yukarıda yapılan tarifler dikkate alındığında  e-ticareti; bireyler, özel ve kamu kurumlarının birbirleriyle ve kendi bünyesindeki iş, yönetim, üretim ve tüketim faaliyetlerinin yürütülmesi için açık ve kapalı ağlar üzerinden elektronik araçlar kullanılarak, metin, ses ve görüntü verilerinin elektronik olarak işlenmesi, iletilmesi ve saklanması temeline dayanan ticari işlemler olarak tanımlayabiliriz.

 

B - ELEKTRONİK TİCARETİN KAPSAMI

 

E-ticaret ile ilgili bilgi teknolojileri, bilgi otoyolu, iletişim teknolojileri kavramları içiçe geçmiştir. Dolayısıyla, bir elektronik iletişimde e-ticaretin nerede başlayıp nerede bittiğini belirlemek güç olmaktadır. Tanımı gereği, her hangi bir ticari sonuç doğuran bir elektronik iletişim e-ticaret olarak kabul edilse de, örneğin firmalar arasında bilgi paylaşımı çoğu zaman ticari bir faaliyete temel teşkil ettiğinden e-ticaret olarak sayılabilecektir. Aynı şekilde, ticari ya da ekonomik sonuç doğuran sağlık, eğitim, kamu yönetiminde kolaylıklar gibi iletişim teknolojileri kullanımının e-ticaret sayılıp sayılmayacağı tartışmalıdır. Dolayısıyla sonsuz gibi görülen bilgi bulutu içerisinde, e-ticaretin sınırlarını belirlemek oldukça zordur[14]. Ancak,               e-ticaretin kapsamı, diğer bir değişle kapalı ve açık ağlar kullanılarak yapılabilecek iş ve ticaret aktiviteleri şu şekilde sıralanabilir[15]:

- Mal (taşınır, taşınmaz) ve hizmetlerin (bilgi servisleri, danışmanlık. finans, hukuk, sağlık, eğitim, ulaştırma, vb.) elektronik alışverişi,

- Üretim planlaması yapma ve üretim zinciri oluşturma,

- Tanıtım, reklam ve bilgilendirme,

- Sipariş verme,

- Anlaşma yapma,

- Elektronik banka işlemleri ve fon transferi,

- Elektronik konşimento gönderme,

- Gümrükleme,

- Elektronik ortamda üretim izleme,

- Elektronik ortamda sevkiyat izleme,

- Ortak tasarım geliştirme ve mühendislik,

- Elektronik ortamda kamu alımları,

- Elektronik Para ile ilgili işlemler,

- Elektronik hisse alışverişi ve borsa,

- Ticari kayıtların tutulması ve izlenmesi,

- Doğrudan tüketiciye pazarlama,

- Sayısal imza, elektronik noter vb. Güvenilir Üçüncü Taraf (TTP) işlemleri,

- Sayısal içeriğin anında dağıtımı,

- Anında bilgi oluşturma ve aktarma,

- Elektronik ortamda vergilendirme,

- Fikri mülkiyet haklarının transferi.

 

C - ELEKTRONİK TİCARETİN ARAÇLARI

 

 Geniş anlamda e-ticaret tanımı içinde e-ticaretin altı adet temel aracı bulunmaktadır. Bunlar telefon, faks, televizyon, elektronik ödeme ve para transfer sistemleri (ATM, kredi kartları, smart kart, elektronik para, vb.), EDI (Elektronik Veri Değişimi) ve internettir. Ancak, e-ticaret kavramı daha çok internet üzerinden yapılan ticaret şekli  için kullanılmaktadır[16]. Bunun sebebi şu an için internet aracılığıyla yapılan e-ticaretin, bir veya daha fazla kişi arasında ses, görüntü ve yazılı metinlerin  aynı anda interaktif bir biçimde iletilmesi, zaman ve mekan sınırının olmayışı ve daha düşük maliyetler içermesidir. Ancak, teknolojik gelişmeler, e-ticaret araçları arasına taşınabilir sistemler (Mobil Telefonlar, Palmtop Bilgisayarlar, Kablosuz Bilgi Aygıtları, Palm Pilotlar vb.) ve Digital TV sistemlerini de  katmıştır. E-ticaretin araçları aşağıda başlıklar halinde incelenecektir.

 

1 - KLASİK ELEKTRONİK TİCARET ARAÇLARI

 

            Klasik e-ticaret araçlarından, telefon karşılıklı iletişimi iyi sağlar fakat görüntü iletemez ve internet ticarete göre daha pahalıdır[17]. Faks geleneksel mektup hizmetinin yeri­ni alarak çok hızlı doküman transferini gerçekleştirmektedir. Faks bu niteliğiyle telek­sin yerini alarak ticari işlemlerde önemli bir kolaylık sağlamıştır. İşletmeler arasında hızlı bir iletişim sağlamaktadır. Ancak, pahalı ol­ması, sesli iletişime imkan tanımaması, faks fotoğraflarının düşük kalitede olması, interaktif iletişimi sağlamaması, nihai tüke­ticiler açısından yaygın kullanılmaması faksın eksik yönleridir ve yakın gelecekte önem derecesini kaybedecek gibi görünmektedir. Televizyonun  yaygın olması avantaj olmakla birlikte tek yönlü olması çok büyük dezavantajdır[18]. Televizyon üzerinden ürünlerin reklamı yapılmakta telefon veya faksla sipariş edilmekte ve kredi kartı ile ödeme yapılabilmektedir.

            İnternet dışında kalan araçlar birlikte kullanılmak zorundadır ve geleneksel yöntemlere bağımlıdır. Bunlar üzerinde hukuki geçerliliği haiz belge  transferi gerçekleştirmediğinden, geçerli bir sözleşmenin bunlar aracılığıyla gerçekleştirilmesi mümkün değildir. Oysa yürütülen çalışmaların tamamlanması halinde, internet üzerinden transfer edilen verilerin güvenliliği sağlanacak ve bunların hukuki geçerliliği kabul edilecektir. Böylece internet (açık ağ) bu araçların tüm fonksiyonlarına sahip, hukuki geçerliliğe haiz ticari işlemlerin yapılabildiği sanal bir ortam oluşturacaktır[19].

 

            2 - İNTERNET

 

İnternet'in başlangıç noktası ABD Savunma Bakanlığı'nın 1957 yılında Rusya'nın Sputnik'i uzaya göndermesini takiben kurmuş olduğu Advanced Research Project Agency' dir (ARPA). ARPA, savaş sırasında veya savaştan önce, mutad haberleşme kanallarının kullanılamayacak şekilde tahrip edilmesi halinde dahi, ulusal komuta merkezinden (Başkanlık) balistik füze üslerine gereken emirlerin verilmesini ve savaşın sevk ve idare edilmesini sağlayacak bir haberleşme sistemi yaratılması için kurulmuştur. ARPA'nın çıkış noktası ve dolayısı ile tek hedefi de stratejikti: Savaşta sevk ve idarenin kesintisiz olarak temini. ARPA çerçevesinde kurulmuş olan "network" ün adı da ARPANET olarak anılmaya başlandı. ARPANET, silahlı kuvvetler ile birlikte, savunma sanayii müteahhitlerinin ve savunma konuları ile ilgili araştırmaları yürüten üniversitelerin bilgisayar merkezlerini de içerecek surette yayılarak, geniş bir ağ (network) kurulmasına imkan yaratmış oldu. Günümüzde internet en üst seviyede gizlilik anlayışının egemen olduğu, merkezi - hiyerarşik Pentagon düzeninden çıkıp, tamamen açık, şeffaf, yalın, denetimden uzak bir organizmaya dönüşmüştür. İnternet, özellikle bütünü ile ele alındığı takdirde görülecektir ki, teknik yapısı itibarı ile denetime müsait bir nitelikte değildir; hatta aksine, internet, kontrol ve denetime olanak vermeyecek bir doğrultuda gelişmiş–geliştirilmiştir[20].

1969 yılında, Los Angeles’ta bulunan California Üniversitesi’nden Boutler Hall’un “bu mesajı alıyor musunuz?” diye UCLA Stanford araştırma Enstitüsü, UC Santa Barbara ve Salt Lake City’deki Utah Üniversitesine gönderdiği mesaj ile başlayan internette[21] bir çok üniversite ve sonra da çeşitli araştırma kurumları bilgisayar merkezleri kurarak veya mevcut kaynaklarını geliştirerek, bu haberleşme ağına dahil olmaya ve karşılıklı bilgi alış-verişinde bulunmaya başladılar. Bu gelişmeye, doğal olarak özel işletmeler de katılmaya başladılar ve ağ kısa bir zaman sonra resmi kuruluşlara kadar yayıldı[22].

 

Ağlararası ağ veya ağların ağı [23] olarak isimlendirilen, kendi kendisini kopyalayabilen, geometrik olarak çoğalabilen[24]  internet, birden fazla haberleşme ağının (network), birlikte meydana getirdikleri bir iletişim ortamıdır (platformudur). Bu iletişim ağları, bilgisayarlar ile oluşturulmaktadır. Diğer bir deyişle, internet bilgisayarlar arasında kurulmuş bulunan bir haberleşme ağıdır. Temel amaç, iletişim olduğu için, ağı meydana getiren bilgisayarların arasında bağlantı kurulması gerekmektedir. Bunun sağlanması için de "ortak bir dil" kullanılmaktadır=TCP/IP kullanımı ile, bilgisayarlar birbirleri ile iletişim kurarak "konuşabilmekte", karşılıklı olarak bilgi aktarabilmektedirler. Fiili iletişim ise, yüksek kapasiteli telefon hatları üzerinden yapılmaktadır. ABD Yüksek Mahkemesi bir kararında internet'i şöyle tarif etmiştir: "İnternet birbirleri ile bağlı bulunan bilgisayarlardan oluşan uluslararası ağdır … İnternet, bireylerin dünya çapında haberleşmesi için tamamen yeni ve benzeri olmayan bir ortamdır…" . TCP/IP uyumlu olması koşulu ile, dünyanın herhangi bir yerindeki bilgisayar ağı internet'e katılabileceği gibi, haberleşme menzili elverdiği nispette, uzaydaki bir bilgisayardan da internet'e bağlanmak mümkündür. Bu altyapının yani internet'in  bir sahibi yoktur; onu işleten, idare eden, denetleyen bir merkezi otorite söz konusu değildir[25]. Kullanıcıları, diğer kullanıcılardan ve içinde bulundukları ortamın özelliklerinden habersiz olarak internetten faydalanmaktadırlar[26].

 

İnternational Data Corporation (IDC), (www.idc.com) 1998 yılında 160 milyon olarak tahmin ettiği internet kullanıcı sayısının 2002 yılında 410 milyona ulaşacağını öngörmektedir[27]. Şekil 1’de görüldüğü üzere IDC tahminlerine göre internet kullanıcı sayısı 1999 yılında 239,5 milyon, 2003 yılında ise 602,4 kişi olacaktır. 2003 yılına kadar en hızlı büyüme Asya/Pasifik ve Japonya’da görülecek, Asya/Pasifik bölgesinin 1999 yılındaki %8’lik payı 2003’te %12,6’ya yükselecek Japonya aynı zaman diliminde 57 milyon kullanıcıya ulaşacaktır. 1998 yılında %28 olan Batı Avrupa’daki web kullanıcıları 1999 yılında  %21 artışla %34’e yükselmiştir[28].

 

Şekil 1. İnternet Kullanıcıları

                                   

 

 

Kaynak: İnternational Data Corporation

 

 

The Industry Standart (www.standard.com) raporlarına göre, 1998 yılından 1999 yılına kadar geçen süre içinde internet kullanıcı sayısı %55, web server sayısı ise %128 oranında artmıştır. Aynı dönem içinde, web adreslerindeki artış oranı ise %137 olarak gerçekleşmiştir. Yine IDC verilerine göre, aynı dönemde ABD’de yer alan internet servis sağlayıcı şirket sayı­sı %41 oranında artmıştır. Aynı şirket, bu oranın 2003 yılına kadar %23 dolaylarında artış göstereceğini tahmin etmektedir. Gartner Group (www.gartner.com) araştırmalarına göre ise Avrupa’da yer alan internet kullanıcıları, 1999 yılında %70 oranında artarak 60.4 milyon kişiye ulaşmıştır[29].

 

 

Kaynak : Computer Industry Almanac - 1999 verileri –

 

 

 

 

 Kaynak : Computer Industry Almanac - 2000 verileri –

 

Computer Industry Almanac Inc.’ın açıklamalarına göre ise Şekil 2’de görüldüğü üzere 1998 yılı sonunda 200 milyondan az internet kullanıcısı mevcutken 2000 yılının sonunda bu sayı 400 milyonu aşmıştır. 2000 yılı sonunda internet kullanıcılarının yaklaşık %33’ünü 134 milyon kullanıcıyla ABD oluşturmaktadır. 2000 yılı sonu itibariyle internet kullanımında ilk 15 sırayı  alan ülkelerin dağılımı Şekil 3’de görülmektedir. Bu 15 ülke dünyadaki internet kullanımının  %75’ini göstermektedir. Bu rakamlar işyerleri ve evlerde haftalık yetişkin internet kullanıcılarını kapsamaktadır. İnternet kullanıcısı 16 yaşın üzerinde arasıra veya düzenli olarak interneti kullanan kişi olarak tanımlanmıştır[30].

 

2002  yılı sonunda dünya çapında 673 milyon internet kullanıcısı olması beklenmekte 2005 yılında bu rakamın bir milyara ulaşacağı tahmin edilmektedir. 2005 yılında ABD 214 milyon internet kullanıcısıyla bu rakamın %32’sine sahip olacaktır[31].

Şu anda ise internet kullanımındaki büyümenin çoğu Asya, Latin Amerika ve Batı Avrupa’dan gelmektedir. Büyümenin bir çoğu da cep telefonu kullanımı ile kablosuz internet kullanımından kaynaklanmaktadır.

 

Şekil 4’de görüldüğü üzere Jupiter MMXI şirketinin internet verilerinden elde edilen en son rakamlara göre, Avrupa’nın en büyük internet  pazarları olan  İngiltere, Fransa ve Almanya’da aylık toplam kullanım zamanı Haziran 2000 ile Şubat 2001 arasında sırayla %94, %225 ve %226 oranında artırmıştır. Bununla birlikte her bir ziyaretçinin harcadığı aylık ortalama zaman en yüksek Almanya’dadır. Onu sırayla İspanya, Norveç ve İtalya izlemektedir[32].

 

Avrupa’da her bir ziyaretçinin internette geçirdiği zaman ve diğer uygulamalarda geçirdiği zaman ayrımı ise Şekil 5’te gösterilmiştir. Bu grafikte Almanya ve İspanya yine ön plana çıkmaktadır. Bu iki ülkenin diğer uygulamalarda da yüksek rakamlara ulaşması toplumda bilgisayar kullanımının yaygınlaşmasının bir sonucudur.

Kaynak: Jupiter MMXI at home panels, Şubat 2001

 

Kaynak: Jupiter MMXI March 2001

 

Bir internet strateji firması olan NUA (www.nua.com) araştırmaları Mayıs 1999’da internet kullanıcılarının 171 milyon dolayında olduğu ve bunların yarısının ABD ve Kanada’da yer aldığı belirtilmektedir.

 

İnterneti enformasyon teknolojilerinden ayrı düşünmek mümkün değildir. ABD, Avrupa Birliği ve Japonya’da bu alana yapılan yatırımlar, yıllık ortalama %12 oranında artmaktadır[33].

 

İnternetin demografik yapısına bakacak olursak erkek kullanıcıların çoğunlukta olduğu ancak kadın-erkek kullanıcılar arasındaki sayı farkının gün geçtikçe kapandığı görülmektedir[34].

 

3 - INTRANET

 

İnternet teknolojisinde kullanılan araçlardan, işletme içi iletişim amacı ile kullanılacak şekilde yararlanılması intranet olarak isimlendirilmektedir[35]. İntranetler genellikle üç kategoriye ayrılır;

 

-          İşletme içi iletişim araçları

-          İletişimin yanında, karşılıklı etkileşim çalışmalarının da kullanılabildiği yapılar.

-          Tüketicilerin ve/veya birlikte çalışılan şirketlerin de erişebildikleri yapılar[36].

 

Bir intranet sitesinin mutlaka internete bağlı olması gerekli değildir. İntranet sitelerinin çoğuna web üzerinden erişilemez, ya da erişimde çeşitli güvenlik önlemleri ile karşılaşılır. İntranet siteleri olan işletmelerin ayrıca web sayfaları vardır. Bu sistemlerin birbirinden ayrı olarak tanımlanması ile şirket içi çalışmaların güvenliği daha yüksek olur ve intranet, internet ortamının sağladığı tüm kolaylığı işletme bünyesine adapte ederken, personelin internete olan bağlantısını engelleyerek iş zamanı kayıplarını engellemektedir.[37]

 

İntranet sisteminin kullanımı konusunda bir örnek verecek olursak; İsveç iletişim pazarının %50’sine sahip olan Telia (www.telia .com) 30,000 personelinin tamamının yararlandığı intranet sitesini 1994 yılının sonundan beri kullanmaktadır. Şirket BOSS (Business Operations and Support System) olarak isimlendirdiği sistem aracılığı ile 1999 ortalarında 100 Gb büyüklüğünde olan müşteri bilgilerini intranet ortamında  kullanmaktadır. Bu bilgilere şirket dışında çalışan personelin laptop bilgisayarlar aracılığı ile erişebilmesi olanaklı durumdadır ve bir satıcı, müşteri hakkındaki bilgilere istediği yerden ulaşabilmektedir. Günde 6 milyon yeni veri eklenen BOSS sitemi, firewall yazılım ve donanımları ile korunan HP9000 serverlarında saklamakta ve toplanan bilgi iki ay sonra otomatik olarak arşive aktarılmaktadır.[38]

 

4 - EXTRANET

 

Extranet sistemleri, internet ile işletme dahilinde kullanılmakta  olan intranet sistemleri arasında bir köprü olarak tanımlanabilir. Extranet sistemleri sanal duvarlarla internet kullanıcılarından ayrılarak, işletme içi ya da birlikte çalışılan işletmeler arası iletişimde internet altyapısının kullanılması amacını taşımaktadır.

 

Özellikle merkezi olmayan işletmelerin bünyesinde çeşitli amaçlara yönelik olarak hazırlanan intranet sitelerine tüketici ilişkilerinin de eklenmesi, extranet sistemlerine geçiş anlamına gelmektedir. Extranet sistemleri aracılığı ile hem işletme içi bilgi sistemleri kontrol altında tutabilir (intranet), hem de elektronik ortamın potansiyelini yakalamak için fırsatlar değerlendirilebilir(internet)[39].

 

Extranet kullanımına verilebilecek en güçlü örnek, Netscape, Oracle ve Sun Microsystems arasında kurulu olan ve JavaScript ve CORBA (Common Object Request Broker Architecture) standardizasyonu amacı ile kullanılan extranet ile, Microsoft ile American Express arasında PPTP (Point-to Point Tunelling Protocol) aracılığı ile kullanılan ve OBI (Open Buying on the İnternet) standardına yönelik olarak bilgi değişiminde kullanılan extranetlerdir[40].

 

 

5 - EDI (ELEKTRONİK VERİ DEĞİŞİMİ)

 

EDI, ticaret yapan iki kuruluş arasında, insan faktörü olmaksızın ağlar aracığıyla yapılanmış bilgi değişimini sağlayan bir sistem olarak e-ticaretin önemli bir aracıdır. EDI kamu ve özel sektör kuruluşlarının etkin bir biçimde iletişim kurmaları ihtiyacından doğmuş olup, modern bilgi teknolojilerinin getirdiği avantajlardan yararlanmaktadır. Geleneksel ticari işlemlerde, mektuplar, notlar gibi yapılanmamış (unstructured) dokümanlarla birlikte faturalar, sipariş formları, teslim belgeleri gibi standart şekilde yapılanmış (structuered) dökümanlar kullanılmaktadır. Elektronik posta (e-mail) yapılanmamış tipte dökümanların iletilmesinde kullanılırken EDI yapılanmış mesaj değişimini sağlamaktadır. Böylece standart bilgilerin diğer bilgisayar sistemlerine kolayca aktarılmasını olanaklı kılmaktadır.

 

EDI’de amaç, sipariş alınması, ticari sözleşmelerin ve faturaların hazırlanması gibi işlemler ile gümrük, bankacılık ve buna benzer işlemlerin yapılanmasında maliyetlerin düşürülmesi ve işlemlerin en az hata ile en kısa sürede tamamlanmasıdır. EDI gümrük idarelerinin otomasyonunda oldukça etki biçimde kullanılmaktadır. Ticarette daha etkin olunması amacıyla “tam zamanında” (Just in Time-JIT) ve “hızlı yanıt” (Quick Response-QR) gibi anlayışlar geliştirmiş ve bunların gerçekleştirilmesi için, iş akışında her hangi bir katma değer (value added) yaratmayacak işlemlerin elime edilmesi gerektiği belirlenmiştir. Bu nedenle, bir çok uluslararası kuruluş ve büyük bölgesel organizasyonlar EDI kullanılmakta ve ticaret yapan herkesinde EDI kullanabilir duruma gelmesi önerilmektedir. EDI uygulamasıyla, zamandan ve işlem maliyetlerinden tasarruf sağlamasının yanı sıra bilgilerin elektronik ortamda değişimi nedeniyle insan faktöründen kaynaklanan hatalar da ortadan kalkmış olacaktır. Uluslararası ticaret, nakliyeciler, komisyoncular, bankalar, sigortacılar, gümrük idareleri ve diğer ilgili devlet kuruluşlarının katıldığı bir süreçtir. EDI, tüm tarafların bilgiyi elektronik ortamda ulaşmasına imkan vererek süreyi kısaltmakta, işlemlerin tekrarlanmamasını ve muhtemel hataların ortadan kaldırılmasını sağlamaktadır[41]. Ticari ortaklıkların EDI kullanmaya başlaması durumunda ilişkiler uzun dönemli ve istikrarlı duruma gelmektedir[42].

 

EDI kullanımı özel bir telekomünikasyon alt yapısı ve standart formlar gerektirmektedir. Sadece kayıtlı kullanıcılara açık olduğu için çok güvenli olan bu sistem, donanım ve bağlantı maliyetlerinin oldukça yüksek olması nedeniyle pek fazla yaygınlaşamamıştır. Teknik yönden internet üzerinde EDI uygulaması mümkün olmakla birlikte, güvenlik açısından tercih edilmemektedir. Bununla beraber, güvenlik sorununa çözüm bulunması         (Kriptoloji uygulamaları ile sadece yetkili kişilerin gerekli bilgilere ulaşması) ile internet üzerinden EDI uygulamasının yaygınlaşması beklenmektedir[43]. Ancak, EDI sistemlerinde kullanıma yönelik her bir işlemin, iletişimde bulunacak her sistem merkezinde yapılması gerekliliği; oluşturulması ve güncelliğinin internet ortamına göre daha karmaşık olmasına neden olmaktadır[44].

 

6 - MOBİL SİSTEMLER

 

Mobil yeni iletişim araçları, yepyeni olanakları beraberinde getirmektedir ve önümüzdeki yıllarda, taşınabilir iletişim araçları yoluyla yeni bir hayat tarzına sahip olacağız.

 

Mobil sistemlerin en büyük bölümü, şu anda mobil telefonlar tarafından oluşturulmakla birlikte, Psion’un palmtop bilgisayarları, Symbian’ın kablosuz bilgi aygıtları ve 3Com’un Palm Pilot’ları bu kategoride yer alan aygıtlardır. Bunların yanında internet kiosk olarak isimlendirilen ve telefon kulübeleri, ATM cihazları ya da otomatik fotoğraf kabinleri gibi çeşitli yerlerde konumlandırılabilen aygıtlar da mevcuttur[45].

 

Tahminlere göre 2003 yılına girdiğimizde, 500 milyonun üzerinde insan mobil telefon kullanıyor olacak[46]. Avrupa’da mobil sistemler, mobil telefonlar da dahil olmak üzere internetin dört katı hızla yaygınlaşmaktadır. Gartner Group’a göre, 2004 yılında e-ticaret servislerinden yararlanan kullanıcıların %40’ı işlemlerini kablosuz sistemler aracılığı ile gerçekleştireceklerdir. Bilgi sistemlerinde 1990’lı yılların başında ortaya çıkan ve internetle iletişim sistemlerine yüz yılın sonuna doğru entegrasyonu başlayan mobilizasyon[47], mobil internet ve m-ticaret (m-commerce) kavramlarını ortaya çıkarmıştır.

 

Mobil İnternet günümüz internet hizmetlerine hareket özgürlüğü anlamında yeni bir boyut getiren, her yerde ve her zaman mobil kullanıcının kullanacağı yeni bir iletişim kavramıdır. Mobil İnternet sayesinde mobil araçlar üzerinden (cep telefonları, el bilgisayarları vb.) sinema bileti siparişi ve satın alınmasından, cep telefonuna en uygun restoranın sorulmasına ve menünün görüntülenmesine kadar farklı uygulama alanları ile karşılaşacağımız düşünülmektedir[48].

 

Kaynak: IDC Internet Commerce Market Model, V7.1

 

Mobil İnternet alanındaki tüm uygulamalar zamanlamaya bağlı olarak ilk düzey, orta düzey ve ileri düzey olmak üzere üç kısıma ayrılabilir[49]. Bunlar; WAP,GPRS, ve 3G sistemleridir.

 

Kısaca internet servislerine mobil terminaller üzerinden erişimi mümkün kılan kablosuz uygulama protokolü olan WAP, mobil internet kavramının ilk aşamasıdır[50]. WAP sayesinde bankacılık, basit bilgi servisleri ve bilet satışı ile şu an başlayan mobil internet uygulamaları mobil araçlar yoluyla zaman içinde satın alma, daha kapsamlı bilgi servislerine ulaşma ve görüntü, ses ve datanın birlikte iletimini gerçekleştirecek multi-medya uygulamalarına doğru yol alacaktır[51]. Hangi amaca yönelik olursa olsun, WAP teknolojisinin gelişimi, desteği ve kullanımı, tüketicilere ulaşmada son derece önemli bir araç olarak ortaya çıkmıştır[52].

 

Mobil İnternet kavramının ikinci aşaması GPRS (General Packet Radio Services) yani Kablosuz Genel Paket Radyo Servisi, GSM ağı üzerinden kalıcı bir bağlantıyla sürekli veri bağlantısı yerine, GSM ağının gönderilecek/alınacak veri olduğu zamanlarda kullanılmasına olanak tanıyan hızlı bir veri aktarım teknolojisidir[53]. WAP’ tan sonra veri iletişimindeki en son teknoloji olan GPRS uyumlu cep telefonları ile yüksek hızda internet, intranet ve paket data erişimi sağlamakta ve bu yeni platform sayesinde kullanıcılar 9.6 kb olan data hızını gelecekte 170 kb'a kadar ulaştırabilecektir[54].

 

Şu anda dünyanın sadece birkaç ülkesinde sunulan GPRS hizmeti Türkiye'de ilk olarak Telsim tarafından hizmete sunulmuş ve bu teknolojiyi sunan dünyadaki üçüncü operatör olma ünvanını almıştır. Telsim’in, GPRS'i 10 milyon Dolarlık bir yatırımla hizmete aldığı bilinmektedir.

 

GPRS ile abonelere, hızlı data erişimi sayesinde inanılmaz servisler sunulabileceği gibi abonelerin sabit bir alana bağlı kalmadan daha özgürce yaşamaları sağlanacak. GPRS ile gelecekte evlerdeki elektronik eşyalara komut verilebileceği gibi interaktif multimedya servislerinden, görüntülü telefon hizmetlerinden de yararlanılabilecektir[55].

 

GPRS teknolojisi ile mobil alışveriş, mobil bankacılık hizmetleri, internet’e hızlı erişim, telemetri gibi birçok hizmet devreye alınacaktır. Kullanıcılar, cep telefonlarını masaüstü bilgisayarlardan internet’e modemle bağlanmak için gerekli olan telefon hattı olarak kullanacaklardır. Bilgisayarla GPRS uyumlu cep telefonları arasında kurulacak bağlantı ile kesintisiz olarak internet erişimi sağlanmış olacaktır. Bu platformun kullanımında aboneler bağlantı süresi için değil sadece gerçekleştirdikleri veri transferi kadar ücretlendirileceklerdir[56].

 

GPRS aynı zamanda üçüncü kuşak cep telefonu ağı olarak bilinen 3G (Third Generation) ağlarının başlangıcı sayılmaktadır[57]. 3G, International Telecommunication Union'ın (ITU) üçüncü nesil mobil iletişim teknolojileri için belirlemiş olduğu bir yeniliktir. 3G sayesinde 384 Kbps ila 2 Mbps arasında değişen erişim hızlarına ulaşmak mümkün olacaktır[58]. 3G sistemleri cdma2000, UMTS, GPRS, WCDMA ve EDGE gibi çeşitli teknolojilerin kullanıldığı teknoloji yelpazesine verilen genel isimdir[59]. Bu ağ sayesinde cep telefonlarımız ve avuçiçi bilgisayarlarımız gerekli aksesuarlar yardımıyla kesintisiz olarak internet'e bağlı kalabilecek, görüntülü iletişim yapılmasını da sağlayacaklardır[60].

 

Bu teknoloji yelpazesinin parçalarından WCDMA (Wideband Code Division Multiple Access) Avrupa Telekomünikasyon Standartları Enstitüsü tarafından 3G multimedya servislerini destelemek üzere seçilen kablosuz erişim standardıdır[61]. Japonya’nın mobil telefon servisleri alanında en büyük şirketi olan NTT DoCoMo, WCDMA teknolojisi temeline dayalı olan 3G mobil servislerini sunmaya hazır hale gelen ilk şirkettir[62].

 

EDGE (Enhanced Data Rates for Global Evolution) ise TDMA ve GSM standartları için artırılmış veri iletim hızları sunabilen bir iletim modülasyon teknolojisidir. EDGE, veri ve multimedya servislerini ve uygulamalarını destekleyecek üçüncü nesil bir iletim teknolojisi olup; operatörlerin, mevcut şebeke ekipmanlarını ve iletim sistemlerini kullanmaya devam edip, yatırımlarını koruyarak yenilikçi servislere yaklaşmalarını sağlayacaktır. Mevcut şebekelerin kullanım alanları üzerinde, geniş bant gerektiren servislerin hızlı ve etkin maliyetlerle sunumunun bir yolunu arayan bugünün operatörleri için özellikle yararlı olacak bir teknolojik gelişme olarak kendini göstermektedir[63].

 

Günümüz telefon teknolojisinin temeli olan ses iletimi, UMTS (Universal Mobile Telecommunications System) teknolojisinin GSM temel alınarak geliştirilmesi yönündedir. UMTS, herhangi bir fiziksel bağlantı gerektirmeden yüksek hızda  veri aktarımının olanaklı hale getirilmesini sağlar[64]. UMTS'li telefonlarla, görüntülü chat ve internetten alışverişin yanısıra, internetten MP3 ya da film indirebilecektir[65].

 

Mobilizasyon sürecinin en ilgi çekici teknolojilerinden biri olan Bluetooth (Mavidiş) ise tüm bilgi ve iletişim aygıtlarının bağlantısında kullanılmak üzere Ericsson, IBM, Intel, Toshiba ve Nokia tarafından önderlik edilen 600’den fazla organizasyon tarafından oluşturulan bir gruptur. Merkezi Danimarka’da bulunan Bluetooth, elektronik aygıtların birbirleriyle iletişime geçmelerini sağlamak için çalışmalarını sürdürmektedir[66].


          İnsan-makine ve makine-makine bilgi alışverişinde, kablo iletişimini ortadan kaldırarak basitleştirmeyi hedefleyen bir iletişim standardı olan BluetoothTM, kablo yerine kısa dalga radyo sinyallerini kullanarak birbirinden ayrı olarak çalışan cihazlar arasında bilgi senkronizasyonunu sağlamaktadır. BluetoothTM teknolojisi sayesinde etrafımızda gördüğümüz bütün iletişim cihazları arasında kablosuz olarak iletişim mümkün hale geliyor. Günümüzde kullandığımız ve birbirinden ayrı olarak çalışan masaüstü veya taşınabilir PC, PDA, GSM, telefon, fotoğraf makinesi ve video kamera gibi çeşitli cihazlar, belirli bir frekans üzerinden birbiriyle kablosuz haberleştirilerek belli bir kapsama alanı dahilinde senkronize olarak çalışabilecekler[67].

 

Geleceğin mobil şebeke teknolojisi ile makineler arası iletişim de daha yaygın olarak sağlanıp geliştirilecek. Ev aletlerine entegre edilecek modemlerle uzaktan kumanda ve arıza teşhisi mümkün olacak. Buzdolaplarımız elektronik algılayıcıları yardımıyla son kullanma tarihleri geçmiş veya tükenmiş ürünleri takip edebilecek ve kişisel dijital asistanlarımıza (PDA) otomatik olarak hatırlatma mesajı gönderebilecek. Hatta buzdolabımız otomatik olarak markete sipariş bile verebilecek. Benzer şekilde, satış makineleri yeniden ürün doldurulması gerektiğini depolarına bildirebilecekler[68].

 

7 - KABLO VE DİGİTAL TV SİSTEMLERİ

 

Dünyada hızlı bir gelişme gösteren kısaca KABLO TV olarak tanımlanan kablo ağı ilk döneminde sadece analog televizyon yayınlarının kesintisiz ve net bir şekilde televizyon izleyicilerine ulaştırılmasına yönelik olarak geliştirilmiş idi. Daha sonraları bu alt yapının özellikle Fiber Koaksiyel karma yapıya dönüşmesi ile daha geniş bant kapasitesi, daha çok yayın ve katma değerli hizmetlerin sunulabilmesinin yanısıra, ses görüntü ve bilgi iletiminde kullanıcıların evindeki bağlantı noktalarına kadar bütün iletişim altyapılarından ve tekniklerinden daha ileri bir imkan oluşturmuştur. Ayrıca tek bir transmisyon yolu üzerinden video yayıncılığı, ses iletimi, data ve internet gibi interaktif hizmetlerin yapılabilmesi, bu hizmetlerin kullanıcıya daha uygun maliyetlerle sunulabilmesine olanak tanımaktadır[69].

 

Televizyonların birer internet sistemi olarak kullanılmasını sağlayan teknolojilerin gelişmesi ile televizyon tarihinde yeni bir sayfa açılmıştır. Televizyonlara eklenen set-top boxlar sayesinde kullanıcılar inter aktif TV kavramı ile tanışmışlar ve TV’leri aracılığı ile internette surf yapmak olanaklı hale gelmiştir. Televizyonlara eklenen kameralar ve özel klavyeler aracılığıyla TV’lere e-mail özellikleri de eklenmiş ve görüntülü e-maillere alt yapı sağlanmıştır.

 

TV’lerin anolog sinyallerden digital sinyallere geçiyor olması digital TV’lerin çok önemli bir pazara sahip olmasını sağlamıştır. Böylelikle digital TV sistemleri ticaret alanında en az klasik TV sitemleri kadar önemli hale gelecektir. Hatta, bu sistemlerin gelişimi PC’nin internet teknolojisindeki       e-ticaret araçları arasındaki- lider konumunu kaybetmesine yol açmaktadır.

 

Son yıllarda Avrupa ve ABD'de giderek yaygınlaşan dijital platform işletmeciliği, alışveriş ve ticaret kavramlarını yeniden şekillendirecek çok önemli bir teknoloji haline gelmiştir. Televizyon ekranıyla evden alışveriş (home-shopping), bankacılık (home-banking) işlemleri yapmak artık mümkün olmaktadır[70].

 

Open isimli şirket, set top boxları aracılığı ile Ekim 1999’da İngiltere’de hizmetlerini ücretsiz olarak BskyB (British Sky Broadcasting) izleyicilerine sunmaya başlamıştır. Bu hizmetlerinde çeşitli mağazalardan TV aracılığı ile alışveriş olanakları sunarken, bazı bankalar aracılığı ile de müşterilerine TV’lerinin uzaktan kumandaları ile finansal işlemlerini sunmaktadır. Bunlara ilave olarak maç bileti satışından, pizza siparişine kadar pek çok değişik şirket  reklam, bilgi ya da hizmet sunumlarını Open tarafından sağlanan etkileşimli ortama aktarmış bulunmaktadırlar. Bu sistem, kullanıma girdiği tarih olan Ekim 1999’a kadar dünyada gerçekleştirilen en büyük e-ticaret uygulaması olarak değerlendirilmektedir. Open şirketi hizmetlerini sunduğu işletmelerden yıllık bazda abonelik ücreti ile kendi üzerlerinden yapılan alış verişlerde % 5-10 arasında değişen oranlarda komisyon alarak gelir elde etmektedir[71].

 

Günümüzde medya şirketleri bütün dünyanın internete dahil olduğunun farkındadır ve Kablo-TV, Digital TV sitemlerinin telefon hatlarından daha yüksek hızla ve esneklikle bu pazarda pay sahibi olacağını bilmektedirler.

 

Jupiter Communications, 2003 yılında her üç Avrupa evinden birisinde digital TV olacağını öngörmektedir ( 50.8 milyon). Gartner Group’un yaptığı bir araştırmaya göre de, digital TV sistemleri 2003 yılında İngiltere’de %47, Fransa’da %40, ve Almanya’da da %25 oranında eve girmiş olacaktır. Yine Jupiter Communications, 2003 yılında İngiltere’de bu oranın %52, Almanya’da ise %40 dolayında olacağını öngörmektedir[72].

 

Türkiye’de ise Doğan Grubu, Çukurova Holding ve Philips işbirliği ile kurulan Digiturk 2004 yılına kadar yapmayı öngördüğü 500 milyon Dolarlık yatırım ile tüketicilerine Open benzeri bir hizmeti sunmayı amaçlamaktadır. TV           

Türkiye'de Kablo TV yayınları 1991 yılında PTT tarafından dokuz büyük ilde başlatılmış (İstanbul, Ankara, İzmir, Adana, Bursa, Konya, Antalya, Gaziantep, Kayseri) ve kısa sürede yoğun ilgi görmüştür. Önceleri 22 televizyon kanalı, 4 radyo istasyonu ile yayınına başlayan Kablo TV, kısa sürede televizyon kanalı sayısını 35'e çıkarmıştır. Bu gün 45 televizyon kanalı Kablo TV sistemi üzerinden yayınlanmaktadır.1997 yılında mevcut 9 bölgeye ilave olarak 21 yeni yayın bölgesinde Kablo TV Hizmetlerinin verilebilmesi için Türk Telekom Gelir Paylaşımı esasına göre ihaleye çıkmış, Kablo İletişim firmaları da bu bölgelerdeki yatırımlarını tamamlayarak Kablo TV hizmeti vermeye başlamışlardır.

 

1998 yılında da Türk Telekom, 9 büyük ildeki Kablo TV altyapısının modernizasyonu, kapasite arttırımı ve arıza bakım yükümlülüklerini, yine Gelir Paylaşımı esasına göre firmalara devretmiştir. KAIDER (Kablo İletişimcileri Derneği) böylece toplam 30 yayın bölgesinde Kablo TV hizmetleri net ve kesintisiz yayın kalitesi ve mükemmel ses düzeni ile benimsenmiş, abone sayısı da hızlı bir şekilde artmaya başlamıştır[73]. Kablo TV amacı ile kullanılmakta olan şebekenin aynı zamanda, diğer iletişim hizmetlerinin verilmesi amacı ile de geliştirilmesi çalışmaları yürütülmektedir.

 

D - ELEKTRONİK TİCARETİN ŞEKİLLERİ

 

E-ticareti; ticaretin gerçekleşme şekline göre, ticaretin dayandığı ortamın niteliğine göre ve katılımcılarına göre, sınıflandırmak mümkündür.

 

1 - TİCARETİN GERÇEKLEŞME ŞEKLİNE GÖRE

 

E-ticaret, elektronik araçlarla ve kısmen veya tamamen elektronik ortamda gerçekleşmektedir. E-ticaret hem mal ve hizmetlerin sipariş edilmesi hem de sipariş edilen mal ve hizmetlerin teslimini (ifasını) içermektedir. Bu sebeple, konunun daha kolay ortaya konabilmesi açısından e-ticarete konu mal ve hizmetlerin bu açıdan bir sınıflandırmaya tabi tutulması gerekmektedir.

 

Malların çoğunluğu ile bazı hizmetler sanal ortamda sipariş edilebildiği halde teslim ve ifanın geleneksel yollarla yapılması gerekmektedir. Daha açık bir ifadeyle, bu tür işlemlerde ticaretin tamamen sanal ortamda yapılması mümkün değildir. Örneğin, giyecek eşyası, gıda maddeleri ve benzeri mallar internet ortamında sipariş edilebilir. Ancak bunların teslimi geleneksel yollarla gerçekleşecektir. Aynı şekilde taşımacılık hizmetleri, emlak ve araç kiralama hizmetleri, tamir ve benzeri hizmetler de elektronik ortamda (on-line) sipariş edilebildiği halde anılan hizmetlerin ifası geleneksel yoldan gerçekleşmek zorundadır. Buna karşılık, bazı mal ve hizmetlerin sanal ortamda sipariş edilmesi yanında geleneksel yöntemlerle teslimi (ifası) mümkün bulunmamaktır. Bu tür mal ve hizmetler “sayısal mallar/hizmetler” olarak anılmaktadır. Sayısal mallara örnek olarak, müzik kaset ve disketleri, kitap, dergi, gazete ve benzeri yayınlar, çeşitli fotoğraflar, video kasetleri sayılabilir. Çeşitli danışmanlık (muhasebe, vergi, hukuk, mühendislik, mimarlık vs.) hizmetleri, finansal hizmetler, reklamcılık hizmetleri, bazı tıbbi hizmetler, eğitim hizmetleri, çeşitli yayıncılık  faaliyetleri de sayısal hale getirilebilen ve sanal ortamda sipariş edilebilen ve satın alınabilen hizmetlerin başlıcalarıdır. Elektronik posta, video konferans şekliyle görüşmeler, çeşitli bilgisayarlar ve ağlardaki bilgi bankalarına erişim gibi bazı telekomünikasyon hizmetleri ise sadece sanal ortamda gerçekleşebilmektedir[74].

 

2 - TİCARETİN DAYANDIĞI ORTAMIN NİTELİĞİNE GÖRE

      

E-ticaretin, internet gibi açık ağlar ile işletme içi kapalı sistemler aracılığıyla gerçekleşmesine göre de sınıflandırılması mümkündür[75]. Kapalı sistemlere örnek olarak ATM kartları kullanımı ve 1970’lerin başından itibaren firmalar arasında uygulanan EDI örnek verilebilir. Ancak sadece kayıtlı kullanıcılara açık olduğu için çok güvenli olan EDI sistemi, özel bir telekomünikasyon altyapısı ve standart formlar gerektirmesi ve donanım ve bağlantı maliyetlerinin oldukça yüksek olması nedeniyle pek fazla yaygınlaşamamıştır[76].

 

3 - KATILIMCILARINA GÖRE

 

E-ticaret, kullanılan teknolojiler ve uygulamalar benzer olmasına rağmen taraflarına göre; işletmeler arasında, işletme-tüketici arasında, işletme-devlet arasında ve vatandaş-devlet arasında olmak üzere dört alt bölüme ayrılabilir.

 

a - İşletmeler Arasında

 

''Business to Business - B2B'' denilen şirketten şirkete, işletmeden işletmeye e-ticaret organizasyonunda eğer ürün ve hizmet, satıcıdan yine satış yapmak üzere başka bir satıcıya geçiyorsa burada kurumlar arası ticaretten bahsedebilir[77]. Elektronik Veri Değişimi (EDI), Ürün Veri Değişimi (PDI), danışmanlık veri tabanları, talep üzerine bilgi verme işletme- işletme arasında yapılan e-ticaret şekline örnek gösterilebilir.

 

İnternet öncesinde firmalar arasındaki E-ticaret, özel veya katma değerli ağlar üzerinden Elektronik Veri Değişimi (EDI) ile gerçekleştirilmiştir. Firmalar, iş ortakları/tedarikçileri ile arasındaki ticari bilgileri/işlemleri, EDI formatına dönüşümünü sağlayan özel programlar kullanarak gerçekleştirmektedir. İnternet ile e-ticaretin Firma-Firma kategorisine altyapı oluşturan EDI uygulamaları, Web ortamına taşınarak işletme maliyetleri önemli ölçüde düşürülmüştür[78].

 

İşletme-işletme (b2b) e-ticaretin büyük bölümü EDI’ya dayalı olmasına rağmen, analistler ilerleyen yıllarda  bunun internete dayalı teknolojiye kayacağını tahmin etmektedirler. The Boston Consuting Group 1998 yılında ağlar üzerinden yürütülen 671 milyar Dolarlık (b2b) e-ticaretin %86’sının EDI’ye dayalı olduğunu hesaplamakta, bununla beraber bu oranın 2003 yılında %28’e düşeceği; %72’lik oranın ise internete dayalı teknoloji kullanacağı tahmin edilmektedir[79].

 

E-ticaret, firmalararası ticarette maliyetlerin azaltılması ve verimliliğin artırılmasında önemli rol oynamaktadır. Bütün aşamalarında (kasa, stok kontrol vb.) barkod okuyucu kullanan ve işlemlerini elektronik ortamda gerçekleştiren bir süpermarkette, otomasyon ile bilgisayar; envanterdeki ürünlerin (raflar, depo) takibini yapmakta, ürünlerin satış eğilimlerini izlemekte ve gerektiğinde sipariş vermektedir. Yeni siparişler, bilgisayar ağı üzerinden üreticiye otomatik olarak gönderilebilmektedir. Bilgisayar sipariş formu hazırladıktan sonra, söz konusu bilgiyi otomatik olarak satış, üretim, dağıtım ve muhasebe bölümlerine göndermektedir. Siparişlerin üretimi sonunda ürünler, fatura ile birlikte süpermarkete gönderilmektedir[80]. Böylece üretim ve pazarlama sürecindeki hızlılık bir yandan maliyetlerin düşmesine, verimliliğin artmasına sebep olurken diğer taraftan vergisel sürecin kısa sürede ve hatasız işlemesine imkan vermektedir.

 

Bilgisayarların otomatik olarak gerçekleştirdiği işlemler sonucunda birçok faaliyet için personel gereksinimi asgari düzeye ineceğinden dolayı, personel giderlerinde önemli ölçüde tasarruf sağlanabilecektir. Ayrıca satın alınan ürünlerdeki eğilimlerin izlenmesiyle, tüketicinin ilgisini çekebilecek yeni ürünlerin seçimi ve siparişi konularında karar verilmesinde kolaylıklar gündeme gelecektir[81].

 

International Data Corporation’ın araştırmalarına göre işletmeler arasındaki e-ticaretin faydaları Şekil 7’de  gösterilmiştir. Buna göre satış yollarını genişletmek %63 ile ilk sırayı alırken,  düşük işlem/işletme maliyetleri %60, daha iyi müşteri servisi %57, yeni coğrafî pazarlara giriş hızı %50, müşteri güvenin artırmak %41, Distribütörlerle/Şubelerle daha iyi ilişkiler sağlamakta %38 fayda sağlamaktadır. 1999 yılı verilerine göre; Firma-Firma kategorisindeki ticari işlemler, e-ticaret cirosunun %90’ını oluşturmaktadır[82].

 

Ülkemizde de otomotiv, elektronik/beyaz eşya, bilgi teknolojileri vb. sektörlerde Ana sanayi-Yan sanayi ve Ana firma-Bayi/Servis ağı arasındaki ticari işlemlerde, Firma-Firma e-ticaret uygulamalarının hızla arttığı görülmektedir.

 

Gartner Group tarafından yapılan bir araştırma çerçevesinde, dünyada Firma-Firma e-ticaret işlem hacminin Şekil 8’de görüldüğü üzere 1999 yılında 145 milyar Dolardan, 2004 yılında 7 trilyon Dolara ulaşacağı tahmin edilmektedir.

 

Kaynak: IDC İnternet Executive Advisory Council Survey 5, 2001

b - İşletme-Tüketici Arasında

 

            “Business to Consumer - B2C” olarak adlandırılan son kullanıcılara yönelik yani bireysel tüketicileri hedef alan bu yöntemde showroom, sanal mağaza uygulamaları ile internette firmalar elektronik ortamda; bilgisayardan otomobile, kitaptan pizzaya birçok ürünün doğrudan tüketiciye satışını yapmaya başlamıştır. Günde 24 saat/haftada 7 gün açık ve dünyanın her yerinde şubesi olan mağaza açma/işletme maliyetleri, internet ile küçük ve orta boy işletmelerin karşılayabileceği seviyeye inmiş, genel giderlerin düşük olması satış fiyatlarını da düşürmüştür[83]. Böylece işletme-tüketici ticareti hızla büyümektedir. Büyüme, daha çok eğlence, seyahat, habercilik, finans hizmetleri ve e-posta gibi nesnel olmayan hizmetlerde gerçekleşmektedir.

 

İşletme-tüketici arasındaki ticaret İşletmeler arası ticarete göre daha az gelişmiştir. Bunun başlıca nedenleri, PC kullanımının tüketiciler arasında çalışma ortamlarına oranla daha az düzeyde olması, internet üzerindeki güvenlik sistemlerine kuşkulu yaklaşım ve tüketicilerin e- ticaret ile elde edecekleri  kazançtan habersiz oluşlarıdır.

Gartner Group’un araştırmalarına göre 1998’de 11,2 milyar Dolar olan B2C ticaret pazarı, 1999 yılında 25 milyar Dolar, 2000 yılında ise 31,2 milyar Dolar olarak gerçekleşmiştir. B2C E-ticaret işlem hacminin, 2004 yılında 1 trilyon Dolar rakamını aşması öngörülmektedir. Aynı çalışmada, Firma-Müşteri E-ticaret kategorisindeki internet üzerinden gerçekleştirilen satışların; %37’sini kitap, %21’ini bilgisayar/donanım/yazılım, %20’sini CD/DVD/kaset, %17’sini ise giyim eşyasının oluşturduğu belirtilmektedir[84].

 

Türkiye’nin tahmini rakamları ise henüz gidilecek çok yol olduğunu gösteriyor. 1999 itibariyle toplam büyüklüğü 25 milyon Dolar olarak tahmin edilen Türkiye online alışveriş cirosunun 2002’de 75 milyon Doları bulacağı tahmin edilmektedir[85]. Ülkemizde bilgisayar, kitap, kırtasiye, film, müzik, elektronik, ev ürünleri, çiçek, giyim, gıda, vb. ürünlerin internette doğrudan müşteriye satışını yapan sanal mağaza sayısı hızla artmaktadır.

 

E-ticaret, zamandan büyük tasarruf ve ürün seçimi kolaylığı yaratması nedeniyle başvurulan bir yoldur. Ancak kişilerin bu ticaret şekline adapte olabilmeleri için aldatılamayacaklarından emin olmaları gerekmekte olup, güvenilir bir ortam oluşturulduktan sonra işletme-tüketici ticaretinin gelişmesi beklenebilir.

 

c - İşletme-Devlet Arasında

 

Firmalar ile kamu kuruluşları arasındaki ticari işlemler[86], vergiler[87], gümrük işlemleri, sosyal güvenlik, istatistik ve izinlerin elektronik yoldan izlenmesi ve düzenlenmesi, kamu ihalelerinin elektronik ortamda duyurulması işletme devlet arasındaki ticaretin ilk örnekleri oluşturmaktadır.

 

d - Vatandaş-Devlet Arasında

 

Devletin; bünyesindeki kurumlar ve özel kesimle, elektronik ağlar aracılığı ile bağlanması durumu “Elektronik Devlet” ya da kısaca “e-devlet” kavramı ile ifade edilmektedir. ABD’de “On-Line Government” kavramı yasalara girmiş durumdadır[88]. Gelecekte gerçekleşmesi muhtemel bu türde, vatandaşların devletle olan ilişkilerinin elektronik ortamda sürdürülmesi mümkün hale gelecektir[89]. ABD’de bir çok eyalette, vergilerin internet aracılığıyla ödenebilmesi, bazı eyaletlerinde ise avukatların internet aracılığı ile dava açabilmelerine imkan tanıyan düzenlemeler yapılmıştır[90].

 

Henüz yaygın örnekleri olmayan bu kategoride ehliyet, pasaport başvuruları, sosyal güvenlik primleri ile vergi ödemeleri, evlilik, doğum, ölüm gibi kayıtların yapılması vb. uygulamalar ile e-devlete geçişin sağlanması planlanmaktadır. İngiltere hükümeti, 2005 yılında tüm kamu hizmetlerinin elektronik ortamda yapılabileceği ve e-devlete geçişin tamamlanacağını duyurmuştur. 2002 yılına kadar ise tüm okul ve kütüphanelerin internet bağlantılarının sağlanması planlanmaktadır[91].

 

Devletin, e-devlete dönüşmesi sonucunda, işlemlerin sıra beklemeye gerek kalmaksızın bilgisayar aracılığı ile yapılması, kamu kesiminin personel sayı ve yapısında dönüşüm yaşanması, kırtasiye harcamamalarının azaltılması, işlemlerin şeffaflaşması bu yolla yolsuzluğun önüne geçilmesi gibi pek çok olumlu etkinin yaşanması beklenmektedir[92].

 

E - ELEKTRONİK TİCARETİN HACMİ

 

            E-ticaretin işlem hacminin ölçülmesi oldukça zor görülmektedir. Bu alanda gerek e-ticaret süreçlerinin ölçümüne ilişkin göstergeler gerekse sistematik bir yaklaşım sergileme noktasında önemli eksiklikler bulunmaktadır. Dolayısıyla e-ticaretin hacmi ile ilgili ölçüm sonuçları farklılık göstermekte ve çeşitli kurumlar birbirlerinden hayli farklı tahminlere ulaşmaktadırlar[93].

 

OECD, 2000 yılında 1 trilyon Dolarlık hacme ulaşması öngörülen       e-ticaretin ekonomik olarak ölçülmesini sağlayacak kriterleri belirlemek üzere harekete geçmiştir. Ölçümde yaşanan belirsizlikleri ortadan kaldırmak için başlatılan çalışmanın bir yıl içinde tamamlanması beklenmektedir[94]. Ancak bugün için e-ticaretin hacmini hesaplamaya yönelik bir teknik olmamasına rağmen bu konuda faaliyet gösteren  firma ve kuruluşlardan elde edilen bilgiler doğrultusunda farklı tahminler yapıldığı görülmektedir.

 

Çeşitli araştırma kuruluşlarının 1999 yılında yaptıkları beş yıllık öngörü raporları 2003 yılında dünya üzerindeki e-ticaret hacminin 1 trilyon Doları geçeceği görüşünde birleşmektedirler. Örneğin, EMarketer adlı araştırma kuruluşu 1999'da 98.4 milyar Dolar olarak gördüğü bu pazarın beş yıl içerisinde 1 trilyon 442 milyar Dolarlık bir hacime ulaşacağını tahmin ederken, International Data Corporation isimli araştırma şirketinin öngörüsü ise 1999 yılında 111 milyar Dolar olarak tahmin ettiği pazarın 2003 yılında 1 trilyon 312 milyar Dolarlık hacime kavuşacağı yönündedir. Yine EMarketer'ın yaptığı araştırmaya göre 2000 yılında 233 milyar Dolarlık bir işleme sahip olması beklenen dünya e-ticaretinin yüzde 69'luk kısmı ABD'de gerçekleştirilecektir. Avrupa'ya baktığımızda ise halen 16 milyar Dolarlık bir e-ticaret hacminin olduğu Avrupa’da 2003 yılında bu ticaret hacmi 425 milyar Dolara yükseleceği, bu ticaret hacminin 420 milyar Dolarlık kısmının batı Avrupa'da, geriye kalan bölümü ise Türkiye'yi de içine alan doğu Avrupa bölgesinde gerçekleşeceği tahmin edilmektedir[95].

 

Uluslararası bir kuruluş olan Forrester Research’in 2000 yılı tahminlerine göre ise e-ticaretin hem işletmeden işletmeye hem de işletmeden tüketiciye, 2004 yılında 6,8 trilyon Doları aşacaktır. Kuzey Amerika bu ticaretin büyük bir kısmını gerçekleştirecektir. Fakat ABD’nin bugünkü üstünlüğü sona erecek, bazı Asya Pasifik ve Batı Avrupa ülkeleri iki yıl sonrasında bu hiper büyümeye geçeceklerdir[96]. Forrester Research’in 2000-2004 yılları arasındaki e-ticaret tahminleri Tablo 1’deki gibidir.

 

Tablo 1. Dünyada E-Ticaretin Büyümesi

           

 

2000

 

2001

 

2002

 

2003

 

2004

2004 ‘te toplam satışların  Yüzdesi

Toplam Milyar Dolar $

657,0

1.233,6

2.231,6

3.979,7

6.789,8

%8,6

Kuzey Amerika

509,3

908,6

1.495,2

2.339,0

3.456,4

%12,8

Amerika

488,7

864,1

1.411,3

2.187,2

3.189,0

%13,3

Kanada

17,4

38,0

68,0

109,6

160,3

%9,2

Meksika

3,2

6,6

15,9

42,3

107,0

%8,4

Asya Pasifik

53,7

117,2

286,6

724,2

1.649,8

%8,0

Japonya

31,9

64,4

146,8

363,6

880,3

%8,4

Avustralya

5,6

14,8

36,9

96,7

207,6

%16,4

Kore

5,6

14,1

39,3

100,5

205,7

%16,4

Tayvan

4,1

10,7

30,0

80,6

175,8

%16,4

Diğerleri

6,5

14,0

60,6

130,5

197,1

%2,7

Batı Avrupa

87,4

194,6

422,1

853,3

1.533,2

%6,0

Almanya

20,6

46,4

102,0

211,1

386,5

%6,5

İngiltere

17,2

38,5

83,2

165,6

288,8

%7,1

Fransa

9,9

22,1

49,1

104,8

206,4

%5,0

İtalya

7,2

15,6

33,8

71,4

142,4

%4,3

Hollanda

6,5

14,4

30,7

59,5

98,3

%9,2

Diğerleri

25,9

57,7

123,4

240,8

410,8

%6,0

Latin Amerika

3,6

6,8

13,7

31,8

81,8

%2,4

Dünyanın Kalan Kısmı

3,2

6,2

13,5

31,5

68,6

%2,4

 

Yukarıdaki veriler doğrultusunda dünyadaki e-ticaretin büyümesi Şekil 9’da görülmektedir.

 

Günümüzde özellikle internet ve e-ticaret dikkate alındığında ABD’nin hala liderliği açık farkla koruduğu görülmektedir. Özellikle elektronik perakendecilik konusunda ABD önemli bir üstünlüğe sahiptir. Sanal mağazacılık alanında ABD  net şirketleri ciddi bir deneyime sahiptir ve büyük bir müşteri potansiyelini elinde tutmaktadırlar[97].

 

E-ticaretin önümüzdeki yıllarda çok daha büyük bir patlama yapacağının diğer bir göstergesi olan WAP (Wireless Application Protocol - Kablosuz Uygulama Protokolü) teknolojisinin daha yaygın bir kullanıma açılacağı, WAP telefonları ile alışverişin ise e-ticaret'te bir patlama yaşatacağı tahmin edilmektedir[98]. Böylelikle Avrupa, kablosuz iletişimdeki liderliği ile internet alanındaki dezavantajını avantaja çevirecektir. ABD ise hızlı bir atılım gerçekleştirmezse, Avrupa’nın gölgesinde kalma tehlikesiyle karşı karşıyadır[99].

 

Forrester Research, 2000 yılı tahminlerine göre Avrupa’da Bilgi Teknolojileri Kullanımı Tablo 2’deki gibi gerçekleşecektir. Bu verilerin grafiksel görünümü ise Şekil 10’da görülmektedir. Forrester Research tahminleri 2003 yılındaki e-ticaret pazarının yaklaşık 4 trilyon Dolar olacağını ve her üç Avrupalıdan birinin internet erişimine sahip olacağını öngörmektedir.

 

Tablo 2. Avrupa’da Bilgi Teknolojileri Kullanımı

 

1999

2000

2001

2002

2003

Ortalama Nüfus

178,2

178,8

179,5

180,3

180,9

PC Kullanıcıları

64,2

69

73,4

78,5

83,7

İnternet Kullanıcıları

33,9

40,3

46

50,8

58,7

Digital Tlf Kullanıcıları

49,8

62,7

76,1

87,9

98,7

TV Bağlantıları

8,2

11,2

13,7

17,3

21,3

Rakamlar milyon olarak verilmiş ve İsveç,Hollanda, Almanya, İngiltere ve Fransa’da 16 yaş üzeri nüfusu içerir

Kaynak: Forrester Research 2000

 

           Şekil 10. Avrupa’da Bilgi Teknolojileri Kullanımı

         

Kaynak :  Forrester Research 2000

 

İnternational Data Corporation’ın araştırmalarına göre 2000 yılı ABD’nin internet ticaret gelirlerini çoğunluğunu elde ettiği son yıl olacaktır. Bu aynı zamanda ABD’nin Web kullanımında da başı çektiği son senedir. ABD’nin web kullanımında ve e-ticaret gelirlerindeki birinciliği kaybettikçe Web sitelerinin birleşmesindeki mesaj “glocal” olarak değişecektir[100].

 

            “Glocal” deyimi, birleşik web sitelerine global ulaşımın, local dil ve para desteğinin tam olarak sağlanmasıyla yayılmasını ifade eder. IDC’ye göre Şekil 11 ve 12’de görüleceği üzere web kullanımında ABD’nin payı 1999’da %43 iken 2003’de %33’e gerileyecektir. İnternet ticaret gelirlerinde ABD’nin payı ise %61’den %44’e gerileyeceği tahmin edilmektedir (2003’de 1,6 trilyon Dolar). 1,6 trilyon rakamı internetin direk veya indirek kullanılmasına bakılmaksızın işletmeler arasındaki ve İşletmeden tüketiciye kazançlarını içermektedir[101].

Kaynak: IDC İnternet Commerce Market Model v6.1, 2000                 

 

 

  Kaynak: IDC İnternet Commerce Market Model v6.1, 2000

 

Boston Consulting Group tarafından açıklanan verilere göre, 1999 yılında dünyada gerçekleşen e-ticaret işlemleri 1998 yılına oranla %200 oranında bir artış göstererek 3,47 milyar Dolar düzeyine ulaşmıştır. Aynı dönemde ABD’deki artış %145 oranında olmuştur ve toplam 36 milyar Dolarlık bir rakama ulaşmıştır. ABD’nin toplam satışlarının 1,2’lik oranına karşılık gelen e-ticaret satışları, Avrupa’da yalnızca %0,2’lik bir oranı içermektedir.

 

Araştırma şirketi Gartner Group'a göre, Asya'da tüketicilerin e-ticaretle yaptıkları tüketim harcamalarının 2000 yılında 8.4 milyar Dolara ulaşması beklenmektedir. Asya'da e-ticaret yılda yaklaşık olarak yüzde 200 büyümekte, 2003 yılında 48 milyar Dolara ulaşacağı tahmin edilmektedir. Buna karşılık, Boston Consulting Group'un araştırmasına göre, internet'in çok daha önce geliştiği ABD'de e-ticaret hacmi 1999'da 36.6 milyar Dolarda kalmıştır. Hindistan, Endonezya ve Çin'de bilgisayarların sınırlı sayıda olmasına karşın, e-ticarette en fazla ilerlemenin buralarda olduğu gözlenmektedir. Nedeni ise, bu ülkelerdeki küçük dükkanlar ve küçük ölçekli işyerleri, yeni ihracat pazarları bulmak için internette e-ticaret sitesi kurmasıdır[102].

 

Asya’da 1999 yılında firmalar arası endüstri içi ya da dışı (B2B-Business to Business) ticaretin e-ticaret yoluyla yapılan bölümü yaklaşık 30 milyar Dolar düzeyindedir[103].

 

Türkiye’de e-ticaretin parasal değeri hakkında kesin istatistiksel bilgiler olmamakla birlikte 1999 yılında 7 milyon Dolar olan e-ticaret payının 2003 yılında 840 milyon Dolara, 2005’te de 6 milyar Dolara ulaşacağı tahmin edilmektedir. Ülkemizde internet üzerinden elektronik bankacılık ve sanal marketler üzerinden on-line alışveriş merkezi uygulamaları başta olmak üzere, seyahat rezervasyonları, elektronik eşya satışı vb gibi konularda ciddi bir elektronik ticaret pazarının oluşmaya başlama sinyalleri verdiğini söyleyebilir. Hewlett Paccard’ın  Türkiye için yaptığı projeksiyonda 2003 yılı için Türkiye’de şirketler arası  ticaretin yaklaşık %50’sinin internet üzerinden yapılacağı öngörülmektedir[104].

 

Bu bölümün başında da belirttiğimiz gibi e-ticaretin ekonomik hacmini hesaplamak için bir teknik bulunmamakta bu tekniğin uygulamasında kullanılacak kriterler belirlenmeye çalışılmaktadır. Bu nedenle farklı araştırma şirketlerinin tahminleri de farklı olmaktadır.

 

Sadece birkaç yıl gibi kısa bir sürede inanılmaz bir büyümeyle internet şu an milyonlarca tüketiciyi ve milyarlarca Doları çeken, elektronik olmayan alışverişin de üzerinde genişleyen muazzam bir kitleye ulaşmıştır ve daha fazlası olacağı tahmin edilmektedir. Nitekim uzmanlar da e-ticaretteki tahminlerinde yanıldıklarını kabul etmektedirler[105]. Öyle ki aynı araştırma şirketlerinin tahminleri bile yıldan yıla değişmektedir.

 

F - ELEKTRONİK TİCARETTE ÖDEME YOLLARI

 

E-ticaretin günümüzde giderek yaygınlaşması, beraberinde kendine özgü yeni ödeme araçlarını gündeme getirmiştir. E-ticaretin gelişmesinin temel unsurlarından bir tanesi de bu ticarete uygun güvenli bir ödeme sisteminin oluşmasıdır. Hali hazırda e-ticaret adı altında  gerçekleştirilen ticari işlemlerin büyük bölümünde ödeme aracı olarak kredi kartları kullanılmaktadır. Kredi kartlarının yanında otomatik vezne makineleri ve para vericileri, elektronik fon transferi için satış noktası terminalleri gibi ödeme araçları da kullanılmaktadır.

 

Yeni elektronik ödeme araçlarını genel olarak iki grupta toplamak mümkündür. Bunlar, kart tabanlı (prepared card based) ve yazılım tabanlı (prepared software based) elektronik paradır. Kart tabanlı elektronik para ürünleri üzerinde manyetik bir bant ya da mikroçip bulunan bir plastik karttır. Yazılım tabanlı elektronik para ürünleri ise, ağa bağlı bir bilgisayara yüklenilen bir yazılım yoluyla bu bilgisayarların belleğinde belirli miktarda paranın sanal olarak saklanmasından ibarettir[106]. Genel olarak yapılan bu gruplandırmanın daha geniş bir ifadesini şematik olarak aşağıdaki gibi gösterebiliriz.

 

 

Kaynak : Erl,http,//www.aib.wiso.tu-muenchen.de/lehre/dipl/hperl/c6.htm

 

Bu şemaya uygun olarak e-ticaret için kullanılabilecek mevcut ve geliştirilmeye çalışılan ödeme araçları aşağıda başlıklar halinde incelenecektir.

 

1 - KREDİ KARTLARI KULLANIMIYLA ÖDEME

 

Kredi kartının tüm dünyada standart bir ödeme altyapısına sahip olması ve kullanıcı kitlesinin genişliği internet üzerinden yapılan alışverişlerde en çok kullanılan ödeme yöntemi (Türkiye'de tek yöntem) olmasını sağlamıştır[107].

 

            Geleneksel alıcı-satıcı ilişkisinde kredi kartı ile hizmet veya mal satın alınmasında, alıcı kredi kartını satıcıya sunar, satıcı kredi kartının limitini kontrol ettikten ve kredi kartını ibraz eden ile kredi kartında bulunan bilgilerin aynı kişiye ait olduğunu anladıktan sonra kredi kartının çıktısını (Silp) alıcıya imzalatır. Malı alıcıya teslim ettikten sonra, mal bedelini alıcının ilgili kredi kartı hesabından tahsil eder[108].

 

            İnternet üzerinden yapılan alışverişlerde de kredi kart kullanımında temel olarak aynı mekanizma işlemektedir. Ancak kredi kartı ve alıcının kişisel bilgilerinin korunması amacıyla değişik ödeme biçimleri kullanılmaktadır. Bunlar aşağıda dört başlık altında incelenecektir.

 

a - Telefon ile Kredi Kartı ve Ki­şisel Bilgilerin Verilmesi Yoluyla         

     Ödeme Yapılması

 

            Alıcı kredi kart ve kişisel bilgilerini internet üzerinden göndermek istemediği takdirde, söz konusu mal veya hizmet için ilgili web sayfasında satın alma emri verdikten sonra bu bilgileri ilgili şirketin satış temsilcilerine telefon ile bildirebilir. Satış temsilcisi sadece kredi kartının cinsi, numarası, son kullanma tarihi ve üzerinde bulunan şahıs ismini aldıktan sonra, mal ve hizmet bedelini alıcının ilgili kredi kart hesabından tahsil eder mal ve hizmeti alıcının internetteki ilgili web sayfasında daha önce verdiği alıcı adresine gönderir[109].

 

b - Kredi Kart ve Kişisel Bilgilerin İnternet Üzerinden Şifresiz     

                 Gönderilerek Ödeme Yapılması

 

Bu yöntemde alıcı, kredi kartı ve kişisel bilgilerinin internet üzerinden şifresiz (unencrypted) olarak gönderir. Alıcı, satın almak istediği mal ve hizmete ilişkin olarak ilgili internet sayfasında (HTML) yer alan yerleri doldurur, işlemi onayladıktan sonra ilgili HTML sayfasındaki bilgiler satıcının server’na gider. Alıcının satın aldığı mal veya hizmetin cinsi, miktarı, fiyatı, alındığı tarih, alıcının adı soyadı, adresi ve kredi kartı bilgileri veri tabanı olarak satıcının server’ında tutulur. Daha sonra satıcı bu bilgilere dayanarak alıcının ilgili kredi kart hesabından kendi hesabına söz konusu satış bedelinin ödenmesi için onay ister. Onay gelirse satış işlemi malın ve faturanın gönderilmesi ile son bulur. Bu yöntemde alış ve satış işleminin tamamlanması için satıcıda bir web server’ı ve GCl scrıpt’nin bulunması yeterlidir. Alıcının kredi kart ve kişisel bilgileri internet üzerinden şifresiz (unencrypted) olarak gönderildiğinden dolayı, söz konusu bilgilerin internet işlemlerini takip eden üçüncü şahıslar tarafından çalınması sistemin olumsuz tarafıdır[110].

 

c - Kredi Kart ve Kişisel Bilgilerin İnternet Üzerinden Şifreli

                 Olarak Gönderilerek Ödeme Yapılması

 

            Alıcının, kredi kartı ve kişisel bilgilerinin internet üzerinden gönderilirken çalınmasını engellemek amacıyla bu bilgilerin şifreli (encrypted) olarak gönderilmesini sağlayan yeni yazılımlar ve teknolojiler geliştirilerek ek güvenlik sağlanmıştır[111]. Bunun için bilgilerin şifrelenmesi esasına dayanan SSL ve SET protokolleri kullanılmakta, böylece alışveriş güvenliği kolaylıkla sağlanmaktadır[112].

 

SSL (Secure Sockets Layer), ağ üzerindeki web uygulamalarında güvenli bilgi aktarımının temini için (bilginin doğru kişiye güvenli olarak iletimi), "Netscape" firması tarafından geliştirilmiş bir program katmanıdır. SSL, hem istemci (bilgi alan) hem de sunucu (bilgi gönderen) bilgisayarda bir doğrulama (authentication, iki bilgisayarın karşılıklı olarak birbirini tanıması) mekanizması kullanır. Böylece, bilginin doğru bilgisayardan geldiği ve doğru bilgisayara gittiği teyit edilir.

 

Bilgisayarların birbirlerini "tanıma" işlemi, açık-kapalı anahtar tekniğine (public-private key encryption) dayanan bir kripto sistemi ile sağlanır. Bu sistemde, iki anahtardan oluşan bir anahtar çifti vardır. Bunlardan açık anahtar (public key) herkes tarafından bilinebilen ve gönderilen mesajı "şifrelemede" kullanılan bir dijital anahtardır. (Burada anahtar'dan kasıt, aslında bir şifreleme -kriptolama- algoritmasıdır. Bu algoritma (yani, anahtar) kullanılarak gönderilecek bilgi şifrelenir). Ancak, açık anahtar ile şifrelenen mesaj sadece bu anahtarın diğer çifti olan "kapalı anahtar" (private key) ile açılabilir (deşifre edilebilir). Kapalı anahtar da, sadece alıcının bildiği bir anahtar olduğundan, mesaj güvenliği sağlanmış olur. Örnek olarak, size mesaj göndermek isteyen birine kendi açık anahtarınızı gönderirsiniz. Karşı taraf bu anahtarı kullanarak mesajını şifreler ve size gönderir. Şifrelenen mesajı, sadece sizde olan ikinci bir anahtar (kapalı anahtar, private key) çözebilir ve bu anahtarı sadece siz bilirsiniz.

 

SSL, web sunucusunu tanımak için, dijital olarak imzalanan sertifikalar kullanır. Sertifika, aslında, o organizasyon hakkında bazı bilgiler içeren bir veri dosyasıdır. Aynı zamanda da, kuruluşun açık-kapalı anahtar çiftinin "açık" anahtarı sertifika içinde yer alır. Sunucu sertifikası da, o sunucuyu işleten kuruma ait bilgiler içeren bir sertifikadır. Sertifikalar, "güvenilir" sertifika kuruluşları tarafından dağıtılır (VeriSign gibi).

 

Veri akışında kullanılan şifreleme yönteminin gücü kullanılan anahtar uzunluğuna bağlıdır. Anahtar uzunluğu bilginin korunması için çok önemlidir. SSL protokolünde 40 bit ve 128 bit şifreleme kullanılmaktadır. Kötü niyetli bir kişinin 128 bit'lik şifreyi çözebilmesi için 1 milyon Dolarlık yatırım yaptıktan sonra 67 yıl gibi bir zaman harcaması gerekir. Bu örnekten anlaşıldığı gibi SSL güvenlik sistemi tam ve kesin bir koruma sağlar[113].

 

SET banka kartları ve ödemeler ile ilgili bilgilerin güvenliğini sağlamak amacıyla Visa, Mastercard, Microsoft, Netscape, GTE, IBM, SAIC, Terisa Systems ve Verisign'ın katılımıyla oluşan bir konsorsiyum tarafından geliştirilmiştir. SET uyumlu ilk alışveriş, 18 Temmuz 1997'de San Francisco'da yapılan tanıtımla İspanya ve Singapur'da bulunan sanal mağazalardan gerçekleştirilmiştir. Garanti Bankası Şubat 1998'de gerçekleştirdiği SET uyumlu alışverişle, bu protokolü kullanmaya başlayan Dünya'da yedinci, Avrupa'da dördüncü ve Türkiye'de ilk kuruluş olmuştur[114].

 

SET, özellikle on-line (gerçek zamanda) kredi kartı bilgileri iletimi için geliştirilmiş bir standarttır. SET, kredi kartı ile yapılan online ödemelerde, bilgilerin internet üzerinden aktarımında gizlilik ve güvenlik entegrasyonunu sağlar. SET protokolü sadece müşteri (ürün siparişi veren kredi kartı sahibi) ile sanal dükkan (e-dükkan) ve kredi kartı şirketi arasındaki ödeme fazını şifreler.

 

SET ile, ödeme işlemine taraf olan herkes (müşteri, dükkan sahibi, kredi kartı şirketi), birbirlerini tanırlar (teşhis ederler, authentication) ve bu ispatlanabilir. "Tanıma" işlemi, SSL'dekine benzer bir dijital sertifikasyon sistemi ile yapılır. Yani, ödeme fazına dahil bütün taraflar kendi kimliklerini belirten dijital bir sertifika kullanır[115].

 

d - Kredi Kartı Ödemelerinde Üçüncü Bir Aracı Kullanılarak

                Ödeme Yapılması

 

İnternet üzerinden mal ve hizmet satan kurum ve kişilerin sayısı arttıkça, internet üzerinden mal ve hizmet satın almak isteyen alıcılar, kredi kart “e- kişisel” bilgilerini daha önce adını duymadıkları kurum ve kişilere vermek istememektedirler. Ayrıca söz konusu bilgilerin başka amaçla satıcılar tarafından kullanılmasını istememektedirler. E-ticarette ortaya çıkan bu talep kredi kartı işlemlerinin satıcı yerine, alıcı ve satıcı tarafından güvenilen üçüncü bir aracı kuruma yaptırılmasını gündeme getirmiştir. İşte bugün bu aracılık işlemlerini yapan şirketlerden bir tanesi olan CyberCash Inc.’i örnek olarak verebiliriz[116].

 

CyberCash aracılığı ile yaptığı kredi kartı ödeme işlemleri şu şekilde gerçekleşir; alıcı satın almak istediği mal ve hizmete ilişkin olarak ilgili internet sayfasında (HTML) yer alan forma kredi kartı ve kişisel bilgilerini doldurduktan sonra işlemi onaylar. Söz konusu bilgiler satıcının server’ında CyberCash yazılımı aracılığıyla doğrudan CyberCash Inc.’nin server’ına gönderilir. Bu durumda satıcının hiçbir şekilde alıcının kredi kart bilgilerine ulaşması mümkün değildir. CyberCash Inc. alıcının satın aldığı mal ve hizmet bedeli ile ilgi olarak alıcının bankasından kredi kartı limitini kontrol eder ve söz konusu mal alım satım bedelinin alıcını hesabından satıcıya ödenmesi için onay ister. Onay alındıktan sonra CyberCash Inc. durumu satıcıya bildirir ve satıcı malı alıcıya teslim eder. Söz konusu işlemlerin tamamı mal ve hizmet teslimi hariç (bazı hallerde hizmet dahil) internet üzerin­den gerçekleşmektedir[117].

 

2 - OTOMATİK VEZNE MAKİNELERİ VE PARA VERİCİLERİ

     KULLANIMIYLA ÖDEME

 

Otomatik vezne makineleri, 1960’lı yıllarda ilk kez kullanılmaya başlandığında, kullanıcılarına sadece para çekme imkanı veriyordu. Yaşanan hızlı teknolojik gelişmeler sonucunda, artık ATM’lerden hesaba para yatırmak, hesap durumları hakkında bilgi almak, hesaplar arasında fon transfer etmek, çek defteri almak, seyahat çekleri çıkarma ve belli bir tutara kadar kredi çekebilmek işlemleri yapılabilmektedir.

 

3 - ELEKTRONİK FON TRANSFERİ İÇİN SATIŞ NOKTASI

     TERMİNALLERİ KULLANIMIYLA ÖDEME

           

            Otomatik makineler aracılığıyla fon transferini içeren sistemlerin evrimindeki aşamalardan biriside elektronik fon transferidir (EFT). Bu sistemde satış noktalarında yapılan ödemelerde, bir kart vasıtasıyla çalışan terminallerin kullanımı yoluyla kullanıcıların kendi banka hesaplarından  satıcını banka hesaplarına para aktarılması fikri temel teşkil etmiştir. Kredi kartları, ATM veya hesaba erişim kartlarının da temelini oluşturan aynı teknolojiden yola çıkarak satış noktasından fon transferi sistemi meydana getirilmiştir. Kısaca bu sistem, kart kullanılarak veya elektromanyetik bir makine yoluyla alıcı ve satıcı arasında fon transferinin gerçekleştirilmesi şeklinde işletilmektedir.

 

            Bu sistemde, işyeri ile banka arasında bilgisayar bağlantısı kurulmaktadır. İşlemler kağıt ya da belge kullanılmadan gerçekleştirilmektedir. Sistem, satış noktalarında yapılan ödemeyle ilgili satış verilerini bir kasete ya da bilgisayar dosyalarına kaydetmektedir. Bu alanda yeni teknikler geliştirmektedir. Bu tekniklere lazerle okuma örnek gösterilebilir. EFT işlemlerinin en ilginç özelliği, ödemenin geri dönülemez niteliğidir. İkinci özelliği, ödemenin ancak EFT merkezinde işleme alındıktan sonra kesinleşeceği gerçeğidir. Üçüncü özelliği, sistemde ödeme mesajı gönderilerek yalnız alacaklandırma yapılabilmesidir. Dördüncü özelliği de mutabakata dayanan bir sistem olmasıdır[118]. Bugün için EFT işlemleri daha çok nakit akımında tercih edilmekte olup diğer alternatiflere göre üstünlüğü hızından kaynaklanmaktadır. Fakat bu üstünlük, kullanıcılar açısından diğer alternatiflere göre biraz daha maliyetli olmaktadır[119].

 

Finans sektöründe gerçekleştirilen e-ticaret uygulamalarından olan EFT işlemleri ayrıca piyasadaki nakit sıkıntısı sorununu aşmakta önemli rol oynamaktadır. EFT yoluyla bankalar işlemlerini elektronik ortamda takip ederken, etkin fon yönetimini sağlamaktadırlar. Bugün için, ülkemizde gerçekleştirilen EFT işlemlerinin büyük kısmı Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası’nda kurulan piyasa işlemlerinden oluşmaktadır. Söz konusu sistemde; para piyasası işlemleri, açık piyasa işlemleri, menkul kıymet piyasaları işlemleri, döviz ve efektif piyasa işlemleri, döviz devirleri, bankalar arası fon transferi ve diğer işlemeler mevcut bulunmaktadır[120].

                       

4 - ELEKTRONİK PARA KULLANIMIYLA ÖDEME

 

            E-para, tam olarak, kullandığınız bilgisayarın sabit diskinde sizin adınıza kayıtlı bulunan ve internet üzerinde yaptığınız alışverişlerde harcayabileceğiniz paradır. Siz harcama yaptıkça, harcadığınız miktar toplamdan düşülür[121].

           

Elektronik para günlük hayatta kullanılan mağaza çeklerinin internet ortamındaki karşılığı olarak değerlendirilebilir. Bu sistemden yararlanmak isteyen kişilerin ilk olarak elektronik para hizmeti sunan şirketler tarafından geliştirilen özel yazılımlardan birini bilgisayarlarına yüklemeleri ve o şirketle çalışan bir bankada hesap açtırmaları gereklidir. Bundan sonra elektronik para ile anlaşmalı mağazaların   sitelerinden veya kendisi gibi elektronik para yazılımını kullanan diğer taraflar ile sanal alışveriş yapabilirler. Elektronik para yazılımı, istenilen miktarda paranın bir banka hesabından çekilerek, internet üzerinden yapılacak harcamalarda kullanılmak üzere elektronik ortamda saklanmasını sağlar. Her elektronik paranın normal hayatta olduğu gibi bir seri numarası vardır. İnternet üzerinden bir harcama yapıldığında belli seri numaralı elektronik paralar alışveriş yapanın bilgisayarından silinerek alışveriş yapılan bilgisayara geçirilir. Bu şekilde, para akışı aynen günlük hayatta olduğu gibi gerçekleştirilir[122].

 

E-parayı şu anda yaygın olarak kullanılan kredi ve borç kartlarından ayıran en büyük özellik, E-para kullanımı sırasında provizyon veya benzeri bir sorgulama işleminin olmamasıdır. E-para yoluyla ödeme nakit ödemeye eşdeğer bir işlemdir, çünkü kullanılan miktar bir banka hesabında değil kişinin beraberinde bulunmaktadır[123].

 

Elektronik paranın henüz yeteri kadar yaygınlaşmamasına rağmen yakın gelecekte nakit paranın yerini alması kaçınılmazdır[124]. Elektronik para bankalar tarafından olduğu gibi satıcılar veya üçüncü kişiler tarafından da çıkarılabilir[125]. Elektronik para transferine aracılık etmek için her gün bir çok firma kurulmaktadır. Bunların en ünlüleri; First Vitrual Holdings, NetBill, Nestcape Communications, Open Market, Inc., Digicash, CyberCash, Checkfree firmalarıdır[126].

 

E-paranın en büyük özelliği, küçük çaplı ödemelerde hızlı ödeme imkanı sağlamasıdır. Ayrıca, E-para kullanımının yüz yüze gerçekleşmesi gerekmemektedir. Böylece, birbirleriyle fiziki olarak karşılaşmadan herhangi bir iletişim aracını kullanan alıcı ve satıcının bir araya gelmesi ve işlemi gerçekleştirmesini takiben ödemenin yapılması mümkün olmaktadır. Bunun sonucu olarak da para transferlerindeki gecikmeler, hatalı ödemeler veya yapılmayan ödemeler gibi sorunlar aza indirilebilmekte ve bu nedenle doğabilecek finansal riskler azalmakta veya ortadan kalkmaktadır. Dolayısıyla E-para, E-para kullanan kişiler dışında ödemelerde E-para kabul eden kuruluşlara da çeşitli avantajlar sağlar. Kişilerin zamanında ödeme yapmasını kolaylaştırması nedeniyle, alacaklarını kolay tahsil edebilmeleri bu avantajların başında gelmektedir. Böylece, geç ödemeler sonucu doğabilecek nakit akım sıkıntılarını en aza indirmek mümkün olacaktır[127].

 

E-para kullanımı, önemli avantajları yanında önemli riskleri de beraberinde getirmektedir. Gelişmiş 10 ülkenin (G-10) E-para hakkında hazırlamış olduğu raporlarda ve bir çok ekonomistin birleştikleri en önemli tehlike, ödemeler yüz yüze yapılmadığından E-para kullanımının vergi kaçırmayı kolaylaştırabileceğidir.

 

E-paranın en büyük avantajları, basitlik ve gerçek sahibinin ismini saklamasıdır. İşlemlerde gerçek adını gizleme, alıcı ve satıcının sık sık istediği bir şeydir, kanunları çiğneyebilecekleri için  bunu her zaman istemektedirler. Elektronik paranın transfer çeşitleri, sahibinin adını gizlemeyi sağlamakta teknolojik olarak yeterli olabilir, ancak taraflar arasında bir güvene olan ihtiyaç devam etmektedir[128].

 

Elektronik para ile birlikte gizlilik konusu gündeme gelmiş (encryption), kredi kartı bilgilerinin ve diğer kişisel bilgilerin müşteri ile firma ya da  müşteri ile banka arasında güvenli bir şekilde transferi söz konusu olmuştur. Bir işletme müşteri bilgilerinin diğer kişiler tarafından öğrenilmemesi konusunda müşterisine güvence verebilmelidir[129]. Bunun yanında gerekli hukuki yapının oluşturulması, para ve mali politikalarla vergilendirme ile ilgili sistemlerin         E-para kullanımına uygun hale getirilmesi gereklidir[130].

 

E-para sisteminde bulundurulan miktarın bir kısmının veya hepsinin çalınması ya da bilgisayar sisteminin çalışmasını durduracak veya hatalı çalışmasına neden olacak virüs vb. programların sisteme girmesi sonucu işlemlerin hatalı yapılması ya da hiç yapılamaması mümkündür. Buna ek olarak, sistemin elektrik kesintisi, hat yetersizliği vb. eksiklikler nedeniyle çalışamaması veya geçici olarak çökmesi de E-para olarak elde tutulan miktarların kullanılamamasına ve ödemelerin istenildiği anda yapılamamasına sebep olabilir[131].

 

5 - AKILLI (SMART) KARTLAR KULLANIMIYLA ÖDEME

 

E-ticarette kullanılabilecek bir diğer ödeme aracı ise, akıllı kart (smart card) tır. Akıllı kart, kart temelli bir ödeme aracı olup, kredi kartlarında bulunan magnetik şeritler yerine özel mikro çipi bulunan  plastik bir karttır. Bu çip sayesinde plastik bir karta, elektronik parada dahil olmak üzere, her türlü bilginin yüklenmesi mümkün olmaktadır. Para yüklenen bir akıllı kart ile mal ve hizmet satın alınması durumunda, karta yüklenen parasal miktar azalmaktadır. Karttaki tutar sıfırlandığında da kart yeniden doldurulabilmektedir. Akıllı kartlar çoğunlukla kapalı sistemlerde belirli satın almalar için kullanılmaktadır. Kartın en önemli özelliği, kişinin bütün kişisel bilgilerini her zaman ve her yerde yanında bulundurma imkanı vermesidir. Bu özellikleri ile çok değişik alanlarda kullanılması mümkün olmaktadır. Akıllı kartların en önemli özelliklerinden biri de nakit tutma maliyetlerini önemli oranda azaltması ve işlem hızını artırmasıdır[132].

 

6 - ELEKTRONİK ÇEK KULLANIMIYLA ÖDEME

 

Elektronik çekler, e-ticarette nakit para ödemek istemeyenler için günümüzde kullanılan çekin sanal bir karşılığı olarak dizayn edilmiştir. Elektronik çek ile gerçek çek mekanizması arasında hiç bir fark yoktur. Elektronik çekte de ödeyenin adı, bankanın adı, ödeyenin hesap numarası, alıcının adı ve çekin miktarı gibi bilgiler bulunmaktadır. Gerçek çekten farklı olarak dijital bir imzanın kullanılması söz konusudur. Dijital imza, bir ağ üzerinde olan ve yüz yüze yapılmayan işlemlerde güvenliği sağlamak amacıyla yaratılmış bir şifreleme sistemidir. İki anahtar şifreden oluşan bu sistem ile şifrelenmiş olan  bir bilgi ancak bu anahtarlarla açılabilir. Bu yolla, yapılan ödemeler ve anlaşmalar korunmuş olur. Bu yüzden, şu anda kullandığımız imzadan farklı yapıda bir sistemdir [133]. 

 

Elektronik çek, e-ticaret gerçekleştiren sitelerin ödemeleri çek olarak kabul etmelerini ve işleyebilmelerini sağlayan bir ödeme sistemidir. Elektronik çek, ABD'de Financial Services Technology Consortium (www.fstc.org) tarafından SDML, Signed Document Markup Language, adı verilen bir işaretleme dili kullanılarak geliştirilmiştir. Elektronik çek sisteminde, ödemeler kredi kartı olmadan banka hesabı bilgilerinin gerekli olanlarının e-ticaret sitesine girilmesi yoluyla yapılır. Kullanıcı bir anlamda ticaret sitesine çek keserek ödeme yapmış olur. Bankadaki sistemler, yapılan transferleri her gün temizleyerek bahsedilen hesapta alışverişin tamamlanması için gerekli şartların yeterli olup olmadığını kontrol ederler ve bu durumdan e-ticaret sitesini şifreli kanallarla haberdar ederler. Bu işlemler takas merkezi olarak adlandırılan finansal kurumlar tarafından da yürütülebilir. Kullanılması kolay bir sistem olmakla birlikte, daha yaygın kullanımı için gerekli sistemlerin finans sektörü tarafından kabul görmesi gereklidir. Bu hizmet ülkemizde herhangi bir kuruluş tarafından henüz uygulamaya konulmamıştır[134].

 

7 - DİĞER ÖDEME ARAÇLARI

 

Yukarıda sayılan ödeme araçları dışında da bir takım ödeme araçları geliştirilmiştir. Bunlar aşağıdaki şekilde sıralanıp kısaca açıklanabilir;

 

Escrip: Bağış ödemeleri gibi bazı özel düşük miktarlı ödemeler için kurulmuş bir sistem,

 

IPIN : İnternet harcamalarını ISS faturalarına yansıtan bir sistem,

 

PCPay : Smart Card bazlı bir sistem,

 

ECharge My Phone : Telefon faturası ile entegre edilmiş bir sistem,

 

First Virtual : Ödemeleri üçüncü bir kuruluşun toplayıp, ilgili taraflara dağıtımını yaptığı bir sistemdir[135].

 

Hangi ödeme sistemi olursa olsun, her bilgi güvenlik sistemi şu beş ilkeyi desteklemek zorundadır[136]; kimlik, gerçeklik, doğrulama, gizlilik, ödenmeme ve kabul edilmeme durumunun olmaması.         

 

 

II - DÜNYADA ELEKTRONİK TİCARET

    

E-ticaret ile ilgili çalışmalar halen ulusal, uluslararası ve özel sektör olmak üzere üç temel düzeyde yürütülmektedir. Ancak, bu düzeyler arasındaki geçişkenliğin ve işbirliğinin son derece gelişmiş olduğu bir yapı mevcuttur.

 

Ulusal düzeyde yürütülen çalışmalar e-ticareti düzenleyen açık bir yasal ortamın oluşturulması ile belirsizlikleri ortadan kaldırmak için hükümetler tarafından; uluslararası düzeyde yürütülen çalışmalar model kurallar ve ilkeler hazırlayarak ülke düzenlemelerine yol göstermeye, uluslararası ticareti uyumlu ve etkin hale getirmek için uluslararası kuruluşlar tarafından; özel sektör düzeyinde yürütülen çalışmalar ise altyapı hazırlanması, teknik standartların oluşturulması ve destek hizmetlerinin kullanıma sunulması konularında özel sektör tarafından gerçekleştirilmektedir.

 

Bu tarafların hiç biri tek başına, e-ticaretin global düzeyde uygulanmasını sağlayacak kuralları ve sistemleri oluşturarak devamlılığını sağlamada yeterli değildir[137]. Ancak, dünyada e-ticaret konusundaki çalışmalarda gelişmiş ülkelerin başı çektiği ve bu çalışmaları yönlendirdiği açıktır.

 

A - ÇEŞİTLİ ULUSLARARASI KURULUŞLARIN ELEKTRONİK

      TİCARET KONUSUNDAKİ  ETKİNLİKLERİ

 

1 - OECD

 

OECD, üyesi olan ülkelere karşı herhangi yasal bir yaptırım gücü ve finansman sağlama imkanları olmayan, daha çok güncel konularda küresel politikalar geliştirilmesi amacıyla işbirliğini sağlamakla yükümlü bir kuruluştur. OECD’nin “Directorate for Science, Technology and Industry-DSTI”ya bağlı, ilgili hükümetlerin temsilcilerinden oluşan “Information, Computer and Communications Policy Committee-ICCP” bünyesinde “Küresel Bilgi Altyapısı-Küresel Bilgi Toplumu” konusunda üye ülkeleri yönlendirecek tavsiyeler hazırlanmıştır[138].

 

OECD bünyesinde 1992’de “Bilgi Sistemlerinin Güvenliği İlkeleri (Guidelines on Security of Information Systems)”, 1997 yılında ise tüm üye ülkelerce kabul edilen “Şifreleme Politikası (Cryptography Policy)” hazırlanmıştır. Tüketicilerin korunması konusunda ise yine 1997 yılında “Guidelines on Consumer Redress:Chargebacks” adlı doküman hazırlanmıştır. 1985 yılında tüm üyelerce onaylanan “Sınır Ötesi Veri Akışı Deklarasyonu (Declaration on Transborder Data Flow)”, ülkelerin ekonomik bağımlılıkları nedeniyle uluslararası bir boyut kazanan veri akışı konusunda temel bir yaklaşım oluşturmuştur. Bilgisayarlardaki verilerin uluslararası ölçekte serbest dolaşımının gerekli olduğunu kabul eden üye ülkeler, kendi ulusal çıkarlarını gözönünde tutarak, veri, bilgi ve ilgili hizmetlere erişimin desteklenmesi ve buna yönelik haksız engellerin kaldırılması; bilgisayar ve haberleşme hizmetlerine yönelik politika ve düzenlemelerin açıklığını sağlayacak yönde birlikte çalışmaya niyetli olduklarını belirtmişlerdir[139].

 

OECD, 21. yüzyılın en önemli ekonomik gelişmelerinden biri olarak nitelendirdiği e-ticaretin başka yönleri üzerinde de çalışmalarını sürdürmektedir. OECD E-ticaret alanında uluslararası politika birliği sağlanması amacıyla, G7 Bilgi Toplumu Bakanlar Konferansı (Şubat 1995-Brüksel) ve Küresel Bilgi Ağları Bakanlar Konferansları’na (Temmuz 1997-Bonn) ilaveten 4 adet konferans düzenlemiştir. Bunlardan ilki , Tüketiciler İçin Global Bir Pazar adıyla tüketiciler ile ilgili konuların görüşülmesi amacıyla Mart 1997’de Paris Fransa’da,

 

İkinci konferans, “Küresel Elektronik Ticarette Engellerin Kaldırılması” adıyla, konuya ilişkin engellerin özel sektör ve hükümetler tarafından belirlenmesine yönelik olarak 19-21 Kasım 1997 tarihinde Turku-Finlandiya’da,

 

Üçüncüsü, Bakanlar düzeyinde, Turku’da belirlenen Pazar sorunları ve ihtiyaçları konusuna hükümetlerin cevaplarının belirlenmesi amacıyla, “Küresel Elektronik Ticaret Potansiyelinin Farkına Varan Sınırsız Bir Dünya” adıyla, 7-9 Ekim 1998’de Ottowa-Kanada’da,

 

Dördüncü toplantı da yine Bakanlar düzeyinde, şu ana kadar hangi konuların başarıldığı ve ilerde neler yapılması gerektiği konularına odaklanmış olup, Ekim 1999’da Paris Fransa’da,

 

düzenlenmiştir.

 

a - Turku Konferansı

 

Turku Konferansı, OECD, Finlandiya, Japonya, Avrupa Birliği ve OECD’ye bağlı BIAC (Business and Industry Advisory Committee) işbirliği ile gerçekleştirilmiştir. Burada, e-ticaretin gelişimine engel olan ve öncelikle üzerinde çalışılması gereken konular olarak şunlar belirlenmiştir[140]:

 

- Bilgi altyapısına herkesin erişimini sağlamak.

 

- Kullanıcıların bilgi sistemlerine güvenini sağlamak.

 

- Yeni elektronik ortamda mevzuat ve düzenlemelerden kaynaklanan

belirsizlikleri sınırlamak.

 

            - Ödeme ve dağıtım ile ilgili lojistik problemlerini çözmek.

 

OECD ve BIAC’ın ortaklaşa yayımladıkları bir deklarasyon ile hükümetlere bazı tavsiyelerde bulunulmuştur. Bunlar:

 

- E-ticaretin gelişimi, özel sektörün öncülüğünde olmalıdır.

- Hükümetler, müdahalenin gerekli olduğu durumlarda, genel çıkarı korumak, kıt kaynakların akılcı dağılımını sağlamak ve uluslararası ortamı desteklemek amaçlarıyla hareket etmelidir. Ama bu müdahale gerekenden fazla olmamalı, açık, objektif, ayrım gözetmeyen, orantılı, esnek ve teknolojik tarafsızlık ilkelerine saygı gösterilerek yapılmalıdır.

 

- Özel sektörün politika belirleme süreçlerine katılımı hem ulusal hem de uluslararası düzeyde sağlanmalıdır.

 

- Hükümetler, e-ticaretin küresel yapısını ve uluslararası işbirliği gereğini göz önünde tutarak, standartların belirlenmesinde karşılıklı işleyişi (interoperability) kolaylaştıracak şekilde çalışmalıdır.

 

- E-ticaret yoluyla yapılan işlemlere, normal işlemlerle kıyaslandığında tarafsız bir vergi uygulanmalıdır. Vergilendirme, en az yükü verecek biçimde yürütülmelidir.

 

- Telekomünikasyon hizmetlerinde uluslararası rekabeti engelleyen düzenlemeler kaldırılmalıdır.

 

- E-ticarete katılım, açık ve rekabetçi bir piyasa yoluyla olmalıdır.

 

- Kullanıcıların gizlilik, güvenilirlik ve içerik yönünden korunmasında, özel sektörün geliştirdiği çözümler seçime dayalı kişisel yetkilendirme yoluyla olmalı ama mevcut kanunlarla uyumlu olmalıdır.

 

- İş çevreleri kullanıcılara gizlilik, güvenlik, içerik kontrolü ve uygun koşullarda adının açıklanması kurallarına saygı gösteren araçlar sunmalıdır.

 

            Turku Konferansı sonucunda oluşan ve potansiyel internet vergi opsiyonlarının değerlendirilmesi neticesinde oluşan sekiz kriter şöyle şekillenmiştir;

            - Vergi sistemi adil olmalıdır. Aynı durumda aynı işlemleri yapan vergi mükellefleri, aynı yolla vergilendirilmelidirler.

 

            - Sistem basit olmalıdır. Vergi otoriteleri için vergi yaratma maliyeti ile vergi mükellefleri için vergiye uyma maliyetlerinin minimuma indirilmesi gerekir.

 

            - Vergi kuralları kesinlik taşımalı, yani vergi mükellefleri, yaptıkları işlemler için ne kadar vergi yükü altına gireceklerini önceden bilebilmelidirler. Ayrıca mükellef, hangi işlemlerin ne zaman ve nerede vergileneceğini de önceden görebilmelidir.

 

            - Sistem etkin olmalıdır. Vergiden kaçma ve kaçınma minimum düzeyde tutulmalıdır.

 

            - Sistem, teknolojik ve ticari gelişmelere uygun olarak, yeteri düzeyde esnek ve dinamik olmalıdır.

 

            - Milli vergi kuralları oluşturulması ile mevcut uluslararası vergi düzenlemeleri değişikliği, internet kaynaklı vergilerin ülkeler arasında eşit dağılımını sağlamalıdır.

 

            - Öncelik; yeni tür vergiler yaratılmasından ziyade, mevcut vergi kurallarının internet ortamına adapte edilmesi olmalıdır.

           

b - Ottowa Konferansı

 

 

Turku’da gündemi belirlenen ve 12-13 Ekim 1998 tarihinde gerçekleştirilen  Ottowa Konferansı ile ülkelerin politika oluşturan kesimlerinin e-ticaret konusunda bağlayıcı ve harekete geçirici kararlar almaları istenmiştir.

Ottowa Konferansının, önemli saptamalarından bir tanesi, e-ticaretin gelişimini artan bir hızda sürdüreceğidir. Bir diğeri, e-ticaretin gelişiminin teknik anlamda şeffaflığın artmasıyla olduğuna yöneliktir. Daha açık bir deyişle, büyük bir bilgisayar ağının var olmasının ekonomik değer yaratma potansiyeli, geliştirilen teknoloji ve standartların açık ve ulaşılabilir olmasını sağlamaktadır. Böylelikle bir yandan internet için pek çok uygulama yazılımı geliştirilirken, bu yazılımların geliştirildiği standartlar ve kimi durumda kaynak kodlara da erişim açık olmaktadır. Diğer bir ilginç saptama, e-ticaretin gelişimi ile ticarette zamanın göreceli öneminin düşmesidir. Üretim ve tüketim çevrim sürelerinin düşmesi ile gerçekleşen bu olgunun, sosyal ve ekonomik etkilerinin izlenmesinin önemi vurgulanmıştır[141].

 

Gizlilik, kişisel haklar ve tüketici hakları ele alınan diğer bir konudur. Bu konularda alınacak önlemlerle, e-ticaretin önünün açılacağı vurgulanmaktadır. Tersinden bir anlatımla, güvenliğin ve güvenin sağlanamadığı bir durumda, e-ticaretin gelişmesinin olanaksız olduğu savunulmuştur.

 

Özenle dikkat çekilen önemli bir konu, e-ticaret ile açık pazar koşullarında rekabetin artması beklense de, pazara erken girme, teknolojik üstünlükler ve benzeri etmenlerin, rekabet ortamı üzerinde olumsuz etkilerinin de olabileceğidir. Anılan toplantıda, e-ticaretin, küçük ve orta ölçekli işletmelere, uzak pazarlara erişebilme, küçük olmaları nedeniyle esnekliğin getireceği avantajları kullanabilme gibi yeni olanaklar sağladığı için KOBİ’lerin e-ticarete katılmalarının desteklemesini önermektedir. Bu noktada, internet’e ulaşım ve büyük firmaların uygulayabileceği farklı engelleme yöntemleri konusunda uyarılar yapılmıştır.

 

OECD’nin internet’e ulaşım ve enformasyon altyapıları ile ilgili yaptığı diğer bir önemli saptama, internet’e ulaşım maliyetlerinin hala üst gelir gruplarınca karşılanabilir düzeyde olduğudur. Bu durumda hükümetlere düşen, enformasyon altyapılarına yatırım yaparak, hem tüketicilerin hem de KOBI’lerin internet bağlantılarını düşük bir maliyetle ve verimli yapabilmelerini sağlamak görüşü ileri sürülmüştür[142].

 

            Ottowa Konferansında, üzerinde makro politikalar geliştirilmesi gereken konular şöyle özetlenmiştir;

 

- E-ticaretin ekonomilerde neden olacağı en önemli gelişmelerden bir tanesi, verimlilikte beklenen ciddi artışlardır. Özellikle, hizmet sektöründe, verimlilikte artışın geçmişe göre çok yüksek olması beklenmektedir. Bu gelişmeler, ekonominin doğal döngüsü içinde zincir etkisi ile, daha kaliteli ürünlerin geliştirilmesine ve ardından yeni ürünlerin çıkmasına neden olacaktır. Bu ürünlerin önemli ölçüde sayısal olacağı ve ağ üzerinde taşınacağı kestirilmektedir. Her yeni ürün ise başka bir yeni ürünün çıkmasına yol açacaktır. Bu durumda toptan dağıtım, perakende dağıtım, ulaştırma ve benzeri hizmet sektörlerini de kapsayan sistematik bir araştırmaya dönüştürülmesi gereği ortaya çıkmaktadır.

 

            - E-ticaretin gelişimiyle, özellikle elektronik ortamda taşınabilir ürünlerin uluslararası ticareti artacaktır. Bu durumda, bu türden ürünleri üreten ve çeşitli düzenleme mekanizmalarıyla koruma altında olan sektörler için yeni düzenlemeler yapmak gerekecektir. E-ticaretin küresel niteliği ile, akreditasyon, lisans gibi uygulamalarda, ülke düzenlemeleri arasındaki farkların azalması beklenmelidir.

 

- Rekabet politikaları, değişen ticaret koşullarında oluşabilecek yeni anti-rekabet unsurlarına karşı önlemler geliştirmek üzere düzenlenmelidir.

 

            - E-ticaretin gelişimi, vergi kanunları, iş mevzuatları, tüketici hakları ve benzer başka pek çok konunun tekrar incelenmesini gerektirmektedir. Bu noktada, el verdiğince en az düzenlemeyle yeni koşullara uyum sağlanması ilke olarak kabul edilmelidir.

 

- Hükümetlerin genel politikası, ticarete doğrudan müdahale etmek yerine, düzenleyici bir rol üstlenmek olmalıdır. Bu düzenleyici rol, aynı zamanda, e-ticaretin yaygınlaşması ve gelişmesini gözetmelidir.

 

- E-ticaretin gelişimi ve etkilerini yakından izleyebilmek son derece önemlidir. Dolayısıyla, istatistiksel yöntemler ve ölçme araçlarının bu gelişimi ve etkileri analitik olarak saptama amacıyla geliştirilmesi zorunludur. Özellikle, işletmeler arası e-ticaret, yazılım, seyahat hizmetleri, eğlence ve finans gibi elektronik ortamda verilebilen hizmetlerin izlenmesine çalışılmalıdır. Bu yolla, e-ticaretin tüm ekonomi ve sektör ölçeğindeki etkileri saptanarak, gelişimi artıracak doğrultuda politikalar saptanabilir.

 

Ottowa Konferansında DAFFE (Directorate for Financial, Fiscal and Enterprise Affairs) tarafından hazırlanan “Elektronik Ticaret: Vergilendirme Çerçeve Koşulları (Electronic Commerce: Taxation Framework Conditions)” adlı belge sunulmuş ve kabul edilmiştir[143]. Ulusal vergi idarelerinin e-ticaretin gelişmesinde önemli rollerinin olduğu belirtilen raporda;

 

- E-ticarete ayrımcı ve katılımcıların aleyhine çifte vergilendirme uygulanmaması,

 

- E-ticaretin, vergi idarelerine vergi yönetimi, güvenli vergi toplanması, kayıtların tutulması ve güncellenmesi, vergi işlemlerinin basitleştirilmesi yönlerinden önemli fırsatlar sunduğu,

 

- Geleneksel ticaret ile e-ticareti seçen kişilerin farklı muameleye tabi tutulmaması,

 

- Tüketim vergilerinin hesaplanmasında sayısallaştırılmış ürün arzının maddi ürün arzı olarak değerlendirilmemesi,

 

- WCO (World Custom Organization) ve diğer uluslararası kuruluşlarla yakın işbirliği içinde çalışılması gerektiği,

 

hususları önemle vurgulanmıştır. Böylelikle e-ticaret üzerine spesifik ve bu tür ticarete özel bir verginin getirilmemesi prensibi kabul edilmiş, özellikle dijital bilgi akışı üzerinden bir tüketim vergisi olarak alınmaya çalışılan ve kimi OECD üyesi ülkelerce e-ticarete özgü alt yapısı hazırlanan, “Bit Tax” gibi vergiler getirilmesi tartışmalarının kesilmesine neden olmuştur.

 

Ottowa Konferansı sonrası, sayısal imzaların vergi konularında kimliğin belirlenmesinde kullanımının geliştirilmesi; elektronik kayıt biçimleri, saklanmaları ve bunlara erişim koşulları ile ilgili uluslararası kuralların geliştirilmesi konularında çalışılması kararlaştırılmıştır[144].

 

            Dijital ortamın vergisel alanlara yansıttığı sorunların çözümü için OECD bünyesinde çalışmalar devam etmiş ve model bir vergi anlaşması hazırlanmıştır. Aralık 2000’de son şeklini alan “Clarification on the Application of teh Permanent Establishment Definition in E-Commerce” adındaki anlaşma ile mükellefiyet ve gelirin niteliği gibi vergisel sorunlar çözüme kavuşturulmaya çalışılmıştır.

 

 

 

2 - BİRLEŞMİŞ MİLLETLER

    

BM, haberleşme altyapısı ve bilgi teknolojilerinin, gelişmekte olan ülkelerde ve geçiş ekonomileri ile az gelişmiş ülkelerde kullanımı ve yaygınlaştırılması için bağlı kuruluşları aracılığıyla yoğun olarak çalışmakta olan uluslararası bir kuruluştur UNECE (UN Economic Commission for Europe), UNCITRAL (UN Commission on International Trade Law), ITC (International Trade Center), WTO (World Trade Organization) ve WIPO (World Intellectual Property Organization) gibi kuruluşlar BM kapsamında çeşitli çalışmalar yapmaktadırlar.

 

a - Birleşmiş Milletler Uluslararası Ticaret Hukuku Komisyonu (UNCITRAL)

 

E-ticaretin çeşitli boyutları üzerinde çalışarak ulusal düzenlemelere yol gösteren uluslararası kuruluşlardan biri de Birleşmiş Milletler Uluslararası Ticaret Hukuku Komisyonu UNCITRAL’dir. UNCITRAL’in 1993 yılında başlattığı e-ticaret için bir model yasa hazırlanması çalışmaları 1996 yılında ilk aşamasını tamamlamıştır. “UNCITRAL Elektronik Ticaret Model Yasası” (Model Law on Electronic Commerce) ve "UNCITRAL Guide to Enactment", bir çok ülkenin düzenlemelerine temel oluşturmaktadır. Model yasa, uluslararası düzeyde anlaşılmış bir dizi kurallar oluşturarak, yasal engellerin üstesinden gelmek ve elektronik haberleşme yöntemlerinin kullanımını teşvik etmek üzere hazırlanmıştır. Model yasa hazırlanırken karşılaşılan en önemli problem, farklı ülkelerin ticaretle ilgili yasalarının birleştirilmesi olmuştur. UNCITRAL bu çalışmayı sadece uluslararası ticaretteki elektronik işlemleri düşünmeden, e-ticaretin kendine özgü sınır ötesi boyutlarını düşünerek, ulusal-uluslararası ayrımı yapmadan ele almıştır. Yasanın bir çok açıdan öncülük etmesi, bu yaklaşımın doğruluğunu kanıtlamaktadır[145].

 

Model yasanın temel amaçları; e-ticaret için güvenli yasal bir çerçeve çizerek ülkeler arasında e-ticareti kolaylaştırmak; (uluslararası) ticarette yeni bilgi teknolojilerinin uygulanmasını desteklemek; ülkelerin yasalarını uyumlulaştırmak; ve ticari uygulamaları desteklemektir.[146]. Bundan bağımsız olarak Model Yasa, ticari taraflar arasında yapılan bir sözleşmede de örnek alınabilir niteliktedir. Yasada özetle; elektronik yöntemlerle oluşturulan sözleşmelerin tanınması ve geçerli olması için gerekli kurallar belirlenmiş, sözleşmenin tanınması ve işleyişi ile ilgili gıyabi kurallar konulmuş, geçerli bir elektronik yazının/belgenin özellikleri tanımlanmış, yasal ve ticari amaçlar için elektronik imzaların tanınması sağlanmış ve mahkemelerle hakemlik durumlarında bilgisayardan çıkan delillerin kabul edilmesi desteklenmiştir.

 

Model Yasa, kağıda dayalı doküman sistemlerinin “yazılı”, “imza” ve “orjinal” kavramlarını, bilgisayarlar arası bir sistemde, bu sistemlerin veritabanları/saklama kapasiteleri ile ilişkilendirerek açıklamaktadır. Belgelerin yazılı olması ve ıslak imza aranması şartı, EDI ve e-ticaretin gelişimine en önemli engeller olarak tanımlanmıştır[147].

 

İmza konusu, onay kurumu ve sayısal imza boyutu ile UNCITRAL’in ikinci dönem çalışmalarını başlatmıştır. UNCITRAL, sayısal imza için uluslararası düzeyde tek tip kurallar oluşturmaya çalışmaktadır. Yazılı, imzalı ve orjinal şartları birbirleri ile sıkı sıkıya ilişkilidir. Orjinal, verinin değişmemiş olduğunu kanıtlamak için istenir. Kıymetli evrak, konişmento (bill of lading) veya hakların devrini gerçekleştiren diğer belgelerde mülkiyet ve haklar fiziki olarak bir belgeye sahip olmakla kanıtlandığı için, orjinal belgenin iddia sahibinde olması önemlidir. Bu konu, e-ticaretin uluslararası ticaret dokümanlarına uygulanmasında en zor konulardan biridir ve tüm katılımcıların güvendiği merkezi bir kayıt/elektronik noter sistemi üzerinde yoğunlaşılmıştır. CMI (The Comite Maritime International) ve Bolero Projesi yürütücüleri, deniz taşıma belgesi gibi hakları devreden belgelerin elektronik eşitlerinin geliştirilmesi için çalışmaktadırlar. Son olarak, bilgisayarda tutulan verilerin mahkemelerde delil olarak kabul edilmesi bir çok ülkede mümkün hale gelmiştir[148].

 

Model Yasa, EDI sistemlerinde görülen “Karşılıklı Değişim Model Anlaşmaları”nın (Model Interchange Agreement-MIA) eksikliklerini inceleyerek oluşturulmuştur. MIA’lar, EDI sistemlerinin teknik ve işlevsel özelliklerini, veri mesajlarının yapı ve biçimlerini, üçüncü tarafların seçimini, sistemin ve verilerin güvenliğini, kayıtların tutulmasını ve anlaşmazlık halinde hangi yasanın uygulanacağını düzenleyen, ticari taraflar arasında imzalanan gönüllü anlaşmalardır. Bazı ülkeler ve bölgesel/uluslararası kuruluşlar tarafından hazırlanmış değişik MIA’lar vardır ve uygulanmaktadır.

 

Elektronik ortamda yapılan ticari bir işlemin yapıldığı zamanın ve yerin tespiti de önemli bir engel olarak görünmektedir. Elektronik sözleşmenin oluştuğu anın tespiti, mülkiyetin el değiştirmesi, kayıp veya zarar görme durumlarında önemlidir. AB Komisyonu’nun 1994 yılında hazırladığı Model Anlaşma’da (The European Model EDI Agreement) bir işlemin yapılış zamanı, teklifi gönderen kişinin bilgisayar sistemine kabul mesajının geldiği an olarak belirlenmiştir. Bu türden anlaşmalar belirsizlikleri ve riskleri azaltmak için yapılabilir ama kullanılmalarında bazı sakıncalar vardır[149]:

 

- Bu anlaşmalar, yasaların zorunlu kıldığı durumları ortadan kaldırmazlar.

- Sadece kendi taraflarını bağlarlar. Üçüncü taraflara etkisi ve onların

  sorumlulukları düzenlenmemiştir.

- Kapalı networkler için uygundurlar ama açık networklerde önemli yasal

 sorunlar doğar.

 

b - Birleşmiş Milletler Avrupa Ekonomik Komisyonu (UNECE)

 

UNECE’nin UN-EDIFACT’ı geliştirmekten sorumlu “Uluslararası Ticaret Prosedürlerini Kolaylaştırma Çalışma Grubu”, 1991 yılında EDI’nin uluslararası ticarette kullanılmasının yasal yönlerini araştıracak bir çalışma programını gündemine almıştır. Program, EDI’nin uluslararası ticarette kullanımı ile ilgili bir model anlaşma geliştirmenin yanı sıra, yasal veya ticari işlem pratiklerinin doğasından dolayı uluslararası ticarette ortaya çıkan engellerin kaldırılması konusunda çalışmayı hedeflemişti. Konşimentolar gibi devredilebilen belgeler aracılığıyla hakların el değiştirmesinin elektronik yöntemlerle de sağlanabilmesi, bir anket çalışması ile EDI ve benzer teknolojilerin kullanımını engelleyen mevcut durumların tespiti ve EDI yoluyla aktarılan mesajları da kapsayacak biçimde “yazılı”, “doküman”, “imza” ve diğer terimlerin elektronik ortamdaki karşılığını tanımlamak da bu programın kapsamındaydı[150].

 

UNECE, EDI mesajları için bir model anlaşma hazırlamıştır. Grup, ilk görevlerini tamamladıktan sonra isim değiştirerek Center for Facilitation of Procedures and Practices for Administration, Commerce and Transport-CEFACT (İdari, Ticari ve Ulaşımla İlgili Uygulama ve Usulleri Kolaylaştırma Merkezi) olmuştur. Bu merkez süreklidir ve çalışma konuları şu başlıklar altında toplanmıştır:

 

- Mevcut Model Değişim (Interchange) Anlaşması’nı geliştirmek.

- Uluslararası ticarete engel ulusal yasaların ve ticari pratiklerin tespiti.

- Elektronik onaylama.

- Veri korunması için kullanıcılara pratik rehberlerin hazırlanması.

- Özel uluslararası yasa; internet’in gelişimi kapsamında yargılama ve   

  sorun çözüm mekanizmalarının geliştirilmesi.

- Model Aracı Anlaşması (Model Intermediary Agreement).

- ICC (International Chambers of Commerce) elektronik terimler rehberi:

 Milletlerarası Ticaret Odası’nın sürdürdüğü çalışmaların izlenmesi.

- E-ticaretteki yasal konularda ilgilileri bilgilendirecek eğitim.

aktiviteleri (web sayfası, video-konferans, vb.) düzenlenmesi.

- UN-EDIFACT mesajlarının yasal açılardan gözden geçirilmesi.

 

UNECE, UNCTAD ve ITC ile, Ticarette Etkinlik Girişimi bünyesinde yer alan gümrükler, taşımacılık, finansal hizmetler, haberleşme, ticari bilgi, Ticaret Noktaları ve ticaretin kolaylaştırılması amacıyla uluslararası ticaret dokümanlarının basitleştirilerek otomasyonun sağlanması konularında yakın işbirliği içinde çalışmaktadır[151].

 

c - Uluslararası Ticaret Merkezi (ITC)

 

Birleşmiş Milletler’e bağlı bir diğer kuruluş da Uluslararası Ticaret Merkezi (ITC)’dir. ITC gelişmekte olan ve dönüşüm sürecindeki ülkelerin ticari bilgi sistemlerini geliştirerek uluslararası ticarete etkin katılımlarını sağlamak amacıyla programlar ve eğitim aktiviteleri düzenlemektedir. ITC, Ticarette Etkinlik Programı kapsamında sürekli bir ticari ve iş bilgisi sistemi kurulması, bu sistemler aracılığıyla ürün, hizmetler ve pazarla ilgili her türlü bilginin başka ülkelerdeki kuruluşlara dağıtılması amacıyla ticareti destekleyici teknik danışmanlık hizmeti vermektedir. Ticaret Noktaları Programında UNCTAD ile birlikte çalışarak, GTPNet’te kullanılacak veri tabanı formatları ve standartları geliştirmeye çalışmaktadır. Aynı biçimde UNECE ile birlikte, Ticaret Noktaları ve diğer ticareti geliştirme kuruluşları tarafından kullanılmak üzere, firma bilgilerinin değişimi için UN-EDIFACT standartını kullanan COMREG’i geliştirmiştir[152].

 

UNCTAD, ITC ve UNECE tarafından yürütülen “Ticaret Noktaları” programının temel hedefi, küçük ve orta ölçekli işletmelerin ve özellikle az gelişmiş ülkelerin uluslararası ticarete katılım düzeylerini yükseltmektedir. Ticaret noktası, internet üzerinde şu özellikleri barındıran bir web sitesi olarak düşünülmelidir;

 

- Dış ticaret işlemlerine dahil olan gümrükler, dış ticaret kurumları, odalar, nakliye firmaları, sigorta şirketleri gibi katılımcıların bir araya geldiği bir merkezdir,

 

- Mevcut ve potansiyel ihracatçı ve ithalatçılara iş ve pazar olanakları, potansiyel müşteriler ve satıcılara ticari mevzuat hakkında bilgi sağlayan bir kaynaktır,

 

- İnternet üzerinde küresel ticarete çıkışın kapısıdır. Ticaret Noktaları aracılığı ile GTPNet’te (Global Trade Point Network) yer alan diğer ülkelerin, ihracat, ithalat, yatırım politikaları ve düzenlemelerine mevcut ve potansiyel ihracatçı, ithalatçı adreslerine GTPNet aracılığı ile duyurulan alım, satım, yatırım, ortaklık teklifi vb. diğer ticari firsatlara ulaşmak ve bağlantıya geçmek mümkündür.

 

GTPNet, Ekim l994’te “Ticaret Noktası” uygulamasının başlatılması amacıyla Colombus’ta (ABD) kurulan ticaret ağıdır. Bunun ardından, dünyanın çeşitli ülkelerinde yeni ticaret noktaları kurarak sistemin yaygınlaşmasına çalışılmıştır.

 

            Bir ticaret noktası kurulduğunda, kendi kendini finanse etmesi amaçlanmaktadır. En önemli gelir kaynağı, ticaret noktasından sunulan hizmetlerin karşılığında, kullananlarca ödenen aidatlardır. Tipik bir ticaret noktasında, dış ticaret alanında temel hizmetleri sağlayan kuruluşlar katılımcı olurlar ve birbirleri ile ilişkili olarak işlemleri yürütürler. Her bir katılımcı kuruluş aşağıda sıralanan ancak bunlarla sınırlı kalmayacak işlevleri yerine getirecektir. Bu katılımcılar UNCTAD’ın önerdiği katılımcılar olup, ülkelere göre değişiklik gösterebilmektedir.

 

Ticaret Bakanlığı: Yerli ve yabancı pazarlar hakkında istatistiki bilgileri sağlar. Gerekli olduğunda lisans uygulamalarını yürütür.

 

Gümrükler: İthalat ve İhracat dokümanlarını işleme koyar. Yerli ve yabancı tarifeler ve düzenlemeler hakkında bilgi sağlar.

 

Bankalar: Mali düzenlemeler, döviz kurları, ödeme kolaylıkları ve borç olanakları konularında bilgi sağlar.

 

Telekomünikasyon Hizmetleri: Telefon, faks, video konferans, elektronik posta gibi en uygun haberleşme araçları ve teknolojileri ile yabancı müşterilerle bağlantı kurulmasına yardımcı olur.

 

Odalar: Ticaret noktası kullanıcılarına destek sağlar, bilgi verir ve gerekli olduğunda menşe şahadetnamesi verir.

 

Kargo Şirketleri: Nakliye seçeneklerinin maliyeti ve programları hakkında bilgi sağlar. Ayrıca nakliye işlemlerinin organizasyonuna yardım eder.

 

Sigorta Acentaları: Nakliye sırasında, işlemlerinde risk minimizasyonu hakkında tavsiyelerde bulunur, sigorta poliçeleri ve sertifikalarını sağlar.

 

Gümrük Komisyoncuları: İthalatçılara ve İhracatçılara gümrüklerle ilgili tüm işlemlerde yardım eder.

 

Üniversiteler: Şirket yönetimi ve pazar araştırmaları gibi konularda teknik yardım sağlar.

 

Böylelikle yerel bir ticaret noktası, istatistiki veriler, ürün ve firma bilgileri, ticari fırsatlar, ülkelerin yasal düzenlemeleri ve tarifeleri hakkında bilgilendirme hizmetleri verebilmektedir. Bu hizmetler, doğrudan o ticaret noktasından alınabileceği gibi, GTPNet’ten ya da özel veri tabanlarından alınabilir.

 

GTPNet’in işlem hacmi ile kurulduğu günden bugüne büyük artış göstermektedir. Ocak l995’te Web servislerine bir ayda 25.000 giriş kaydedilmişken bu rakam Ocak l997’de 38,7 milyon olmuştur. Günümüzde ise günlük giriş sayısı 6 milyonu aşmıştır. GTPNet’in sitesi internet’in en çok ziyaret edilen bölümüdür.

 

GTPNet’in diğer önemli bir hizmeti, Elektronik Ticaret Fırsatları (ETO), ürünler, hizmetler ve yatırımlar için istem ve sunumları gösteren bir e-ticaret ve iletişim sistemi oluşturmasıdır. ETO, UNCTAD-UNTPDC (Birleşmiş Milletler Ticaret Noktaları Geliştirme Merkezi) tarafından Haziran 1993 ‘te başlatılmıştır.

 

Şu anda GTPNet’te oluşan bilgilerin büyük bir çoğunluğu ticari bir işlem öncesi gerek duyulan bilgilerdir. Gelecekte GTPNet’te geçerli ticari işlemlerin de yapılması amaçlanmaktadır. Bilgi güvenliğinin sağlanmasına yönelik sistemler geliştirilmeye çalışılmaktadır.

 

d - Dünya Ticaret Örgütü (WTO)

 

1995 yılında kurulan Dünya Ticaret Örgütü özellikle haberleşme hizmetleri için piyasaların liberalizasyonu ve yeniden düzenlenmesi konusundaki çalışmaları gözeten bir uluslararası kuruluş olarak öne çıkmıştır. Dünya Ticaret Örgütünün 13 Aralık 1996’da Singapur’da  imzalanan Bilgi Teknolojisi Ürünleri Ticareti Bakanlar Deklerasyonu, bilgi teknolojisi ürünlerinde dünya ticaretinin % 80’ini gerçekleştiren Avrupa Birliği ve 13 ülkede gümrük vergilerinin 2000 yılına kadar azaltılmasını bu ülkeler açısından zorunlu hale getirmiştir[153].

 

15 Şubat 1997 tarihli Dünya Ticaret Örgütü Anlaşması, tüm haberleşme biçimlerini kapsar ve haberleşme alt yapısını internet’in gelişimi için önemli bir ölçüt olarak değerlendirir. Tekelci uygulamaların ortadan kaldırılması ve yeniden düzenlenmesi ile artacak olan rekabet, doğrudan yabancı yatırımları hızlandıracak ve bilgi teknolojilerinin yayılarak mali hizmetler ve e-ticarete yeni uygulamaların kullanılmasını teşvik edecektir.

 

Dünya Ticaret Örgütü’nün e-ticareti ilgilendiren Hizmet Sektörlerinde Ticarete İlişkin Genel Anlaşması (The General Agreement on Trade in Services-GATS) ve Fikri Mülkiyet Haklarının Ticaretle İlgili Boyutları (The Trade Related Aspects of Intellectual Property Rights-TRIPS) isimli uluslararası anlaşmaları bulunmaktadır.

 

e - Dünya Fikri Mülkiyet Örgütü (WIPO)

 

Birleşmiş Milletler’e bağlı bu kuruluş iki temel anlaşma aracılığıyla fikri mülkiyet konusunu düzenlemektedir. Bunlar, Edebiyat ve Sanatsal Çalışmaları Koruyan Bern Anlaşması ve Sınai Mülkiyeti Koruyan Paris Anlaşması’dır . WIPO Genel Kurulu, kuruluşun Uluslararası Bürosu’nu yeni küresel bilgi altyapısının ve internet’in uluslararası fikri mülkiyete etkisini araştırmakla görevlendirmiştir. Bu çalışmada ilk hedef, ticari markalarla internet alan adları (domain names) arasındaki ilişkiyi bulmak olacaktır. WIPO 1996 yılında iki önemli anlaşma daha hazırlamıştır: On-line sayısal materyalleri, veri tabanlarını ve bilgisayar programlarını koruyan Telif Hakları Sözleşmesi ve sayısallaştırılarak on-line ortama aktarılan müzik eserleri, sanatsal ürünleri ve video eserlerini koruma altına alan İcracı Sanatçı ve Fonogram Yapımcıları Anlaşması. Her iki anlaşma da, on-line sayısallaştırılmış haberleşmelerin internet üzerinden ticari uygulamalarını kolaylaştıracaktır[154].

 

3 - AVRUPA BİRLİĞİ

 

1980'lerin başından bu yana Avrupa Birliği, Avrupa - Ağı kapasitesini geliştirmek amacıyla araştırma ve geliştirme ağırlıklı programlar düzenlemekte bu kapsamda EVD – Elektronik Veri Değişimi (EDI - Electronic Data Interchange) sistemlerine ve belirgin olarak da TEDIS (Trade EDI System) girişimine destek vermektedir. 1994'de Avrupa Komisyonu'nun isteği ve bilişim teknolojileri sektöründen önemli şirketlerin desteği ile Avrupa Bilişim altyapısını geliştirmek üzere 10 konuda hedef uygulama çalışmaları başlatılmıştır. Çalışmalardan dördü (KOBİ’ler için Telematik Servisleri, Elektronik Sunum, Avrupa Kamu Yönetimi Ağı ve Şehir Bilgi Ağı) e-ticaretle doğrudan ilişkilidir[155].

 

Avrupa Komisyonu, e-ticaret konusundaki çalışmaları örgütlemek amacıyla kendi altında açtığı birimler arasında bir görev dağılımı yapmıştır. E-ticarete yönelik AR- GE programlarının büyük bir bölümü ‘DGXIII’e kayıtlıdır. Bu programlar, "Avrupa için Güvenli Elektronik Pazar" oluşturulmasına ve bütün e-ticaret çevrimini kapsayan güvenlikli genel modellemeye (secure generic modelling) yöneliktir.

 

Avrupa Birliği, e-ticaret konusunda en yoğun çalışmaları yapan kuruluşların başında gelmektedir. Birlik, araştırma, teknoloji ve geliştirme faaliyetlerini düzenleyen 4. Çerçeve Program’da ve 1998-2002 yılları için uygulamaya alınan 5. Program’da Bilgi Toplumuna geçişin sağlanmasını öncelikli alanlardan birisi olarak belirlemiştir[156].

 

AB Komisyonu’nun 1997’de hazırladığı bildirimle e-ticaret planını yayımlamıştır. Bu planın amacı, AB için bir çatı planı oluşturmaktır. Avrupa’da bu konuda oluşan görüşleri derleyip toparlamak ve global bir konsensüs arama ve oluşturmaktır[157]. Birliğin temel hedefinin e-ticaretin Avrupa’da hızla gelişmesini sağlamak olduğu belirtilmiş ve e-ticaretle ilgili çalışmalarda birbirini tamamlayıcı iki hedef belirlenmiştir. Bunlar, e-ticarete güveni oluşturmak ve Tek Pazara tam olarak girilmesini sağlamaktır.

 

E-ticaretin gelişebilmesi için kullanıcıların ve iş çevrelerinin elektronik ortamda yaptıkları işlemlerin değiştirilmeyeceğine, engellenmeyeceğine emin olmaları gerekir. Komisyon, e-ticarette güveni ve güvenilirliği sağlayacak teknolojilerin Avrupa’da da ticari olarak bulunmakta ve geniş ölçüde kullanıldığını belirtmektedir. Ama bunların kullanımını ve işleyişini (özellikle karşılıklı işleyiş ve ülkelerin ortak kabulü konusunda) düzenleyici ve destekleyici yasal ve kurumsal düzenlemeler henüz oluşturulmamıştır. Komisyon 2000 yılına kadar bu düzenlemelerin hazırlanmasını hedeflemiştir.

 

Komisyon, şifreleme teknolojileri ve ürünlerinin, kamu güvenliği gereklerini de gözönünde tutarak, serbest dolaşımını garanti altına almayı hedefleyen politikalar geliştirmeye çalışmaktadır. Bu konuda OECD’nin hazırladığı Şifreleme İlkeleri (Cryptography Guidelines), uluslararası uzlaşmaya yönelik önemli bir adım olarak değerlendirilmektedir. Komisyon, sayısal imzanın Tek Pazar’da yasal kabulu konusunda bir çerçeve oluşturmayı planlamaktadır. Sertifikasyon otoriteleri için asgari ölçütleri oluşturma çalışmaları da bu kapsamda ele alınmaktadır. Komisyon, sayısal imza için Dünya çapında bir anlaşmanın gerekli olduğunu düşünmektedir[158].

 

AB, e-ticarette Tek Pazara tam olarak girilmesini sağlamayı ikinci hedefi olarak ortaya koymuştur. E-ticarette üye ülkelerin değişik çözümler ve uygulamalar geliştirmeleri etkin olmayan bir yol olarak görülmekte ve Tek Pazarın bütünlüğünü bozacak bir yaklaşım olarak değerlendirilmektedir. Üye ülkelerin farklı uygulamalar yapmasını engellemek amacıyla “Şeffaflık Mekanizması Direktifi” hazırlanmıştır.

 

Farklı uygulamalar yapılmasını önlemek kadar önemli görülen bir diğer çalışma da, tüm Avrupa’da uygulanacak uygun yasal bir çerçeveyi yaratmaktır. Birlik bunun yanında bilginin korunması, veritabanlarının yasal korunması ve uzaktan yapılan sözleşmelerle ilgili direktiflerde e-ticaretin gereksinimlerini gözönünde tutmuştur. Ayrıca değişik politika alanlarındaki tartışmaları canlandırmak için bir dizi danışma ve politika belgeleri yayımlamıştır. Bu alanlar, şifrelenmiş hizmetlerin yasal korunması, telif hakkı ve bağlantılı haklar, endüstriyel mal, ticari haberleşmeler, kamu ihaleleri ve işitme-görme ve bilgi hizmetlerinde küçüklerin ve insan saygınlığının korunmasıdır[159].

 

E-ticareti düzenleyecek yasal bir çerçevenin ana çizgileri şu şekilde belirlenmiştir:

 

- Düzenlemenin yararı için aşırı düzenleme yapılmamalıdır

- Her düzenleme Tek Pazar özgürlüklerine dayanmalıdır

- Her düzenleme iş hayatının gerçeklerini dikkate almalıdır

- Her düzenleme genel çıkar hedeflerini etkin ve verimli bir biçimde karşılamalıdır

 

Raporda yer alan prensipler ışığında, Komisyon, temiz ve tarafsız bir vergi ortamı yaratmak isteğini beyan etmiştir. Bu itibarla, e-ticaretin gelişebilmesi için vergi sistemlerinde açık, tarafsız ve önceden bilinen bir ortam oluşturmanın ve yasal kesinliği sağlamanın önemi kabul edilmekte ancak bu konuda yapılacak düzenlemelerin, geleneksel ticaretle karşılaştırıldığında ek yükler getirmemesi gerektiği belirtilmektedir. Ayrıca hali hazırda uygulanan KDV üzerinde e-ticaret yüzünden oluşabilecek muhtemel olumsuzlukların mutlaka tespiti ve “bayt vergisi” olarak nitelendirilen verginin kesinlikle kabul edilmemesi görüşlerini de beyan etmişlerdir[160].

 

Komisyon, e-ticaretin küresel düzeyde gelişimi için, Tek Pazar’da e-ticaretin çeşitli bölümleri için yapılacak düzenlemelerin (şifreleme, sayısal imza, bilgi güvenliği ve gizliliği, sözleşme yasası, yeni elektronik ödeme araçları gibi) uluslararası işbirliğini içeren düzenleyici bir çerçeve içinde oluşturulması gerektiğini düşünmektedir[161].

 

Komisyon Nisan 1998’de e-ticaretin KDV ile Gümrükler açısından irdelendiği raporunu yayımlamıştır[162]. Raporda; küçük paketler yoluyla yapılan ticarette bir artışın öngörülmesine rağmen, mevcut vergileme sisteminin (ithal edilen ülkede vergileme yapılması) devam etmesi gerekliliği belirtilmiştir.

 

Temmuz 1998’de AB tarafından yayımlanan bir talimatta;

 

- Yeni hiçbir verginin e-ticarete yüklenmemesi (KDV sisteme adapte edilecektir),

 

- Dijital eşya ve hizmetlerin mal değil servis olarak kabul edilmesi, AB içinde yararlanılan servislerin, ki bu servis hizmetlerinin orijinin yeri ile fiziksel veya dijital olması göz önünde bulundurulmaksızın, AB içinde vergilendirilmesi.

 

- AB tarafından yurtdışında tüketilmesi amacıyla temin edilen hizmetlerin AB KDV’sinden muaf olması, fakat bu hizmetlerin girdilerinden KDV iadesi yapılması.

 

- Elektronik ortamda KDV beyanları ve ödemelerinin mümkün olması.

 

Şeklinde konunun ana hatları betimlenmiştir[163]. Adı geçen Komisyon tarafından Temmuz 1999’da yapılan bir basın açıklamasında, hizmetler için hizmetin yapıldığı yer kuralının değiştirilmesi amacıyla en kısa sürede bir kanun değişikliğinin gündeme getirileceği beyan edilmiştir.

 

E-CLIP (Electronic Commerce Legal Issues Platform), AB Komisyonu DGIII’ün başlattığı ve finanse ettiği ESPRIT Programı kapsamında yer alan bir projedir. Projenin amacı, ESPRIT içinde yürütülen bilgi ve haberleşme teknolojileri pilot projelerine yasal konularda danışmanlık hizmeti vermektir. Bir konsorsiyum oluşturarak bir araya gelen bilgi ve haberleşme teknolojisi alanında uzman beş üniversite ve iki danışmanlık firması 1998 başında çalışmaya başlamış ve 2000 yılında projenin bitmesi planlanmıştır. Çalışma konuları Fikri Mülkiyet Hakları, Vergilendirme, Sorumluluk, Kullanıcıların Korunması, Sözleşme Yasası, Uluslararası Özel Hukuk ve Elektronik Ödemelerdir. ECLIP, e-ticaretin yasal boyutunda ülkelerin şu yasaları incelemesi ve uyumlulaştırması gerektiğini saptamıştır: Sözleşme Yasası, Tüketiciyi Koruma Yasası, Ticari Marka Yasası, Telif Hakkı Yasası ve Vergi Yasası. AB’ne üye ülkelerin, e-ticaretin teşvik edilmesi ve gerekli yasal ortamın sağlanması için bu yasalar içinde yer alan aşağıdaki noktaları değiştirmeleri ve uyumlaştırmaları gerekmektedir[164]:

 
SÖZLEŞME YASASI

 

Uygulanabilir yasa

-Tarafların yasayı seçimi

-Tarafın belirgin zorunlulukla durumu

-Tüccar ile tüketici arasındaki sözleşme

Online sözleşme

-Teklif ve kabul etme

-Sözleşmenin oluşma anı

Yazılı biçim aranması

-Örnekler

-Mevcut yasal durum

-Komisyonun hazırlayacağı sayısal imza direktifine göre durum

Kanıtlama

-Online bir sözleşme nasıl kanıtlanacak

-Komisyonun hazırlayacağı sayısal imza direktifine göre durum

 

 

TÜKETİCİYİ KORUMA

 

Uzaktan satış direktifi (1997)

-kapsam (m.1,2) -istisnalar (m.3)

-verilmesi gereken bilgiler (m. 4)

-Sürekli bir ortamda onay (m. 5)

-Sona erdirme hakkı (m. 6)-Üye olmayan ülkelerde uygulanabilirliği (m. 2)

Standart terimler ve koşullar

-Tüketicilerin gündemine girmeleri nasıl başarılacak

Doğrudan pazarlama

-Fax ve e-mailler

 

 
TİCARİ MARKA YASASI

 

Ticari markaların korunması/ticari işaretlerin

 alan adı olarak kullanılmaması

1.Ticari Marka Yasası ile

2.Haksız Rekabet Yasası ile

3.Zarar (Tort) Yasası ile

Alan adlarının İnternet dışında kullanılmasının Fikri Mülkiyet Yasası ile korunması

Uluslararası uyuşmazlıklar -Mahkemenin uluslararası düzeyde oluşturulması mı ? -Uygulanacak yasa ?

 

 
TELİF HAKKI YASASI

 

Yasal çerçeve oluşturulması: Bilgi Toplumunda Telif Hakkının Uyumlulaştırılması Direktifi Önerisi (http://europa.eu.int/comm/dg15/en/intprop/intprop/com97628.pdf)

THY ile korunanlar

-Sayısallaştırılmış iş yeni bir iş türü müdür?

-edebi çalışmalar, film,

müzik, fotoğraf çalışmaları, yazılım, veri tabanları

-Yazılım hariç diğer hepsinde belli düzeyde yaratıcılık olması

-bir web sayfasının THY kapsamında korunması

Hak sahibi?

-Sadece yaratıcılar

mı ?

-telif hakkının transfer edilememesi

Hakların haksız kullanımı

-Yükleme (upload)

-Net üzerinden aktarma

-Son kullanıcının bilgisayarında tutulması

Tüketme ?

İstisnai durumlar

-Yeniden sayılamayan

kamu kullanımı

-Özel kullanım

-Basın derlemeleri

 

VERGİLENDİRME

 

Doğrudan Vergiler

-Ticari karlar

*Yerleşik

*Sürekli kuruluş tanımı

     -Genel olarak

     -Satış firmasının içerik sağlayıcı olması

    -ISP’lerin durumu

 

Katma Değer Vergileri

-Sayısallaştırılmış ürünlerin indirilmesi (download) 

-Bilgiye erişim

-ISP’lerin sundukları

-Sabit kuruluş tanımı

 

Avrupa Komisyonu, Avrupa’nın tamamını içine alacak bir networkün ve bunun bir alt parçası olan iletişim networkü’nün, tek pazar esasına dayalı olarak Topluluğun ekonomik ve sosyal açıdan güçlendirilmesi ve Avrupa ve dünya çapında bir bilgi toplumu oluşturulması açısından önemli olduğunu düşünmektedir. ABD Başkan Yardımcısı Al Gore tarafından ortaya atılan ‘Bilgi Otoyolu’ kavramının gerçekleşmesi ile ortaya çıkacak olan bilgi toplumu ve be­raberinde getireceği ekonomik ve kültürel değişimlere toplumun hazırlanmasını sağlamak, Komisyonun ve Topluluğun öncelikli hedefleri arasındadır. Bu amaçla TEN Telecom olarak isimlendirilen  kapsamlı bir  proje geliştirilmiştir.

 

4 - G7

 

G7 ülkelerinde e-ticaret ile ilgili çalışmalara ABD’nin öncülük yaptığı gözlenmektedir. ABD hükümeti, e-ticaretteki gelişmeleri yakından takip etmekte, bu konuda özel sektörün çalışmalarını desteklemekte ve hiçbir şekilde bir kısıtlama getirmemeye çalışmaktadır. Beyaz Saray tarafından küresel e-ticaret kurallarının incelendiği bir rapor hazırlanmış ve “Elektronik Ticaret için bir Çerçeve” (A Framework for Global Electronic Commerce) adıyla yayınlanmıştır[165].

 

G7 Pilot Projesi olarak sürmekte olan "Küçük ve Orta Büyüklükteki İşletmeler için Küresel Pazar" (Global Marketplace for SME's) adını taşıyan proje, Rusya’nın katılımı ile sayıları sekize çıkan gelişmiş ülkeler grubu (ABD, İngiltere, Fransa, Almanya, İtalya, Kanada ve Japonya) G8’lerin, Şubat 1995’te Brüksel’de yapılan G7 Bilgi Toplumu Bakanlar Toplantısı, bilgi toplumunun imkanlarını sergileyecek ve geliştirecek bir dizi uluslararası projenin geliştirilmesi kararı ile başlatılmıştır[166]. Bu proje kapsamında,           e-ticaretin KOBİ'ler için yararları ve yapılması gereken düzenlemeler, çalışma grupları oluşturarak ele alınmıştır.

G7 ülkeleri genel olarak kendi altyapılarında sürmekte olan e-ticareti yaygınlaştırmayı, vergi kayıplarını engellemek için kontrol mekanizmaları oluşturmayı, gereken güvenlik altyapısını, yasal düzenlemeleri ve yerel uygulamaları geliştirmeyi öngörmektedirler. Bu alanda yapılacak çalışmalarla KOBİ'lerini uluslararası ticarete açmayı ve ticari işlemlerin bilgisayar ağları üzerinden yürütülmesini hedef seçmiş bulunmaktadırlar. Üzerinde çalıştıkları sistemler ile gümrük işlemleri de dahil olmak üzere ticari işlemlerin güvenli ve hızlı bir şekilde bilgisayar ağları üzerinden yapılmasını hedeflemektedirler.

 

G7 organizasyonu, e-ticaretin sadece internet üzerinden yapılacağı konusunu reddetmekte fakat ağ yapıları ve iletişim konusundaki gelişmelerden de konuyu soyutlamamaktadır.

 

G7 organizasyonu güvenlik ve yasal düzenlemeler konusunda, hem bilgilerin, hem de ticari işlemlerin güven altına alınması gerektiğini belirtmiş, ayrıca bu konudaki yerel ve uluslararası yasal düzenlemeler için bir model önermiştir. Güvenlik konusuna ek olarak, ticari ilişkide bulunacak tarafların güvenilirliklerinin tarafsız kuruluşlar tarafından onaylanmasının gerekliliği de belirtilmiştir[167].

 

AB, kendi bünyesinde sürdürdüğü e-ticaret çalışmaları ile G7 projeleri arasında organik ilişkiler kurmayı başarmıştır. Örneğin, Komisyon’un DG III bünyesinde sürdürdüğü Bilgi Toplumu projelerinden FIWG (Financial Issues Working Group), G7 ve diğer ülkelerle işbirliği içinde, özel sektörden danışmanların, bilgi teknolojisi üreticilerinin, finansal kurumların, AB’de bu konularda çalışan diğer oluşumların katılımı ile elektronik ortama yönelik finansal altyapının, ürün ve hizmetlerin geliştirilmesini hızlandırmak için çalışmalarını sürdürmektedir. “Smart Euro” projesi, grubun en önemli çalışmasıdır[168].

 

 

B - ÇEŞİTLİ YABANCI ÜLKELERDE ELEKTRONİK TİCARET

 

1 - ABD'DE ELEKTRONİK TİCARET

 

ABD, e-ticaret konusunda en aktif ve dünya gündemini belirleme kapasitesi olan ülkelerden biridir. İnternet’in orada doğduğu ve dünyada internet kullanımının en yaygın olduğu ülkelerden biri olduğu düşünüldüğünde, e-ticaret rakamlarının ve teknolojilerinin üst düzeyde olması anlaşılırdır. Örneğin, ABD ekonomisinin son yıllarda beklentilerin de ötesine geçen bir büyüme yaşamasının arkasındaki temel etkenlerden birinin, internet tarafından belirlenen bilgi teknolojisinde, haberleşmede ve bilgisayarla çalışma eğiliminde yaşanan gelişmeler olduğu bizzat ABD yönetimince vurgulanmaktadır[169]. Bu itici güç sayesinde ABD ekonomisinde önümüzdeki 15 yılda büyük bir patlama yaşanacağı tahmin edilmektedir. Gerçekte bilgi teknolojilerinin ekonomik etkileri tam olarak ölçülemese de etkinin muazzam olduğu kabul edilmekte ve bilgi teknolojilerinin ABD ekonomisindeki diğer sektörlerin iki katından büyük bir hızla büyüdüğü belirtilmektedir[170].

 

Bu gelişmelerin temelinde yatan en önemli etken ABD’nin, bilgi sistemleri kullanımında da bir çok ortamda olduğu gibi diğer ülkelerden daha esnek ve girişimci olması yatmaktadır. Bu girişimcilik, ABD hükümetinin, sadece yasal yaptırımları belirlemesi ile sınırlı kalmayıp, işletmelerin bu konuda desteklenmesiyle, ABD’nin zaten önde olduğu sektörde diğer ülkeler ile olan farkı açmasını sağlamıştır[171].

 

ABD Ticaret Bakanlığı, e-ticaret konusunda çok önemli çalışmalar yapmaktadır. Kamu-özel karması, sadece hükümet ve sadece özel sektör temsilcilerinden oluşan çok sayıda kurum ve kuruluş, politika oluşturmak ve uygulamaya yönelik araç ve standartları belirleme konusunda çalışmaktadır. Eyaletlerde sayısal imza, onay kurumu ve e-ticaretin diğer yönleri ile ilgili yasa çalışmaları sürmektedir[172].

 

ABD genel yaklaşımını, 1997’de yayınladığı “Küresel Elektronik Ticaret İçin Bir Çerçeve” (A Framework for Global Electronic Commerce) adlı belge ile açıklamıştır. Bu belge, ülke hükümetinin e-ticaret ve bağlı sistemlere olan yaklaşımının belirlenmesi açısından önem taşımaktadır. Özellikle ABD ihracatı göz önüne alınarak hazırlanan bu dokümanda e-ticaret konusunda izlenecek prensipler belirlenmektedir[173]. Bunlar;

 

- E-ticarete özel sektör önderlik etmelidir Hükümetin, internet’in oluşturulmasında finansal rol üslenmelidir, gelişim özel sektör tarafından sürdürülmelidir. E-ticaret sisteminin sağlıklı şekilde gelişiminin sürdürülmesi için özel sektörün yenilikleri, hizmetleri ve fiyatlardaki ucuzluğu sağlaması gerekmektedir,

 

- Hükümet, e-ticaret konusunda gereksiz kısıtlamalardan kaçınmalıdır: İşletme­ler, hükümetin minimum etkisi ve kontrolü altında, internet aracılığı ile çalışma­larını gerçekleştirmelidirler. Hükümet tarafından yapılacak kısıtlayıcı ve gerek­siz belirlemeler, pazarın gelişimini ve uluslararası etkilerini azaltacaktır. Hükümetler, internetin doğurduğu pazara yönelik olarak tanımlanacak bürokratik pro­sedürler, aşırı vergilendirmeler, tarifler, yeni ve gereksiz kısıtlamalardan kaçınmalıdır,

 

- Hükümet müdahalesinin ya da etkisinin gerektiği noktalarda, yaklaşım e-ticaretin yasal sınırlarının belirlenmesinde temel tanımların yapılması şeklinde olmalıdır. Yukarıdan aşağıya doğru yapılacak temel belirlemelerin etkisiz kalacağı ortamlarda yapılması gereken yasal tanımlamalarda, rekabet, kişisel haklar, açıklık, sahtekarlıkların engellenmesi, ticari işlemlerin güçlendirilmesi gibi temel tanımlar göz önünde bulundurulmalıdır,

 

- Hükümetler, internetin beraberinde getirdiği farklı özellikleri belirleyebilmelidirler. İnternet ortamının yaygınlığı, en az düzeyde hükümet kontrolüne bağımlı olarak gelişmektedir. Bu özelliğin beraberinde getirdiği mantıksal ve teknolojik değişim, hükümetlerin bazı çalışma prensiplerini gözden geçirmele­rine neden olabilir. Özellikle mevcut çalışma prensipleri, internet tarafından yeniden tanımlanmalıdır,

 

- E-ticaret konusunda yapılacak her tanımlama global temele dayandırılmalı­dır. İnternetin global pazara yönelik olduğu düşünülmeli ve bu konudaki yasal çalışmalar global pazarda yer alan alıcı ve satıcılar göz önünde bulundurularak yapılmalıdır.

 

Aynı dokümanda internet ortamının uluslararası platformda rekabeti sağlaması ve kullanıcıları koruması için belirlenmesi gereken dokuz kavram, üç ana başlık altında ele alınmıştır. Bunlar; finansal belirlemeler, yasal belirlemeler ve pazara yönelik belirlemeler olarak başlıklandırılmaktadır[174].

 

a - Finansal Belirlemeler

 

aa - Gümrük ve Vergilendirmeler

 

1940’lı yıllardan beri sürdürülen gümrük tarifelerinin belirlenmesinde kullanılan yöntemler, gerçek bir global ortam olan internet göz önüne alınarak yeniden tanımlanmalıdır. ABD hükümeti, internetin ortaya çıkardığı ticari çalışmalara yönelik yeni vergilendirme politikaları yerine, mevcut politika­ların internet ışığı altında yeniden tanımlanmasını tercih etmektedir. Belirle­necek vergilendirme ve gümrük tanımlamalarında, World Trade Organization (WTO), Organization for Economic Cooperation and Development (OECD), gibi uluslararası organizasyonlar ile birlikte hareket etmektedir. Çalışmaların temelinde, geleneksel yöntemlerle gerçekleştirilen ticari işlemler ile, elektronik ortamda yapılanlar arasında farklı belirlemelerde bulunulmaktan kaçınılmaktadır[175].

 

ab - Elektronik Ödemeler

 

 İnternet ortamının ve elektronik ödeme sistemlerinin daha başlangıç aşamasında olması, çeşitli global prensiplerin belirlenmesini ve uzun süre uygulanabilmesini olanaklı kılmamaktadır. Kısa dönemde yapılması gereken, elektronik ödeme sistemlerinin gözlenmesi ve uzun süreli prensipler yerine bu gözlem sonuçlarından elde edilecek tecrübelerden yararlanılmasıdır. Uzun dönemde ise, hükümet tarafından öncelikle gözetilen güvenlik konusunun yanında, özel sektör tarafından ön planda tutulan yaygın kullanılabilirlik bir arada değerlendirilmelidir. Bu konuda yapılan çalışmalar, G-7 ülkeleri tarafından imzalanan Lyon Anlaşması çerçevesinde G- 10 ülkeleri tarafından yürütülmektedir ve stan­dartların belirlenmesinde, özel sektör kuruluşları ile birlikte çalışılmaktadır[176].

 

b - Yasal Belirlemeler

 

ba - Elektronik Ticaret Çalışmaları İçin Tek Bir Ticari
       Tanımlamanın Yapılması

 

Özel yatırımların desteklenmesi ve serbest pazar ekonomisi çerçevesinde, ticarette yer alan tarafları ve kullanıcıları bir arada gözetecek olan belirlemelerin yapılmasında hükümet, genel onay görecek tanımların saptanmasında e-ticaret işlemlerinin yaygınlaşmasını sağlayacak şekilde çalışmalarını sürdürmelidir[177].

 

Bu çalışmalarda şu noktalar göz önüne alınmalıdır:

 

-Taraflar, kendilerine uygun buldukları elektronik ticari işlemleri kullanabilmelidirler,

 

-Belirlenecek kurallar teknolojilere bağımlı olmamalıdır Kullanılmakta olan ya da geliştirilen teknolojiler baz alınarak kuralların konulmasından kaçınılmalıdır,

 

-Geçerli olan kurallar elektronik ortamda yapılacak çalışmalara yönelik olarak yeniden tanımlanmalı ve yalnızca zorunlu kalındığında yeni kurallar eklenmelidir,

 

-Belirlenecek ticari kurallarda, o anda dahil olmamış olsalar bile organizasyonlar bütün olarak elektronik ortamda değerlendirilmelidir,

 

-Yapılacak her türlü kural ve yasal belirlemelerin, yeni elektronik ortamın tüm yarar ve fırsatlarından kullanıcılar ve işletmelerin tam olarak yararlanılabileceği şekilde tanımlanmalıdır[178].

 

bb - Bilgilerin Korunması

 

İnternet ortamında ticari işlemler genellikle bilgi haklarını etkilemektedir. Bu konuda öncelikle satıcılar kullanım ve telif hakları konusunda, kullanıcılar da yasal kısıtlardan haberdar edilmelidir. Uluslararası anlaşmalar; telif hakları, kullanım, marka ve kopyalama hakları konularında net sınırlandırmalar koymuştur. Marka ve domain isimlendirme sistemleri, telif haklarının korunması gibi yaygın konularda 1996 yılında Cenevre’de World Intellectual Propertv Organization (WIPO) tarafından güncellenen Berne Anlaşması temel alınarak yürütülen çeşitli çalışmalar ve uluslararası kararlar bulunmaktadır[179].

 

bc - Kişisel Haklar

 

İnternet ortamında en sık karşılaşılan sorunlardan olan kişisel hakların korunması, güvenli bir ortamın sağlanabilmesi açısından üzerinde önemle durulması gereken konulardan birisidir. 1995 yılında belirlenen yasal kısıtlar uyarınca;

 

·        Bilginin bir araya getirilmesi sürecinde, bilgisi toplanan kişi ya da kuruluşlar hangi bilgilerinin alındığı konusunda haberdar edilmelidirler ve

·        Toplanan bu bilgilerin hangi amaçlarla kullanılacağı ve gerektiğinde hangi koşullarda değerlendirileceği bilgisi toplanan kişilere bildirilmelidir.

 

Bu işlemler süresince, bilginin toplanmasında kullanılan yöntemlerin yanında, korunması için yapılan çalışmalar da son derece açık bir şekilde belirtilmelidir[180].

 

bd - Güvenlik

 

İnternet ortamında yapılacak işlemlerin tamamında güvenlik ön planda tutulmalıdır. Bu güvenlik sisteminin gereksinimleri şunlardır;

 

• Güvenli ve güvenilir iletişim sistemleri,

• Bu iletişim sistemlerinden yararlanan network sistemlerinin güvenliği,

• Sistemlerde yer alan bilginin güvenliği,

• Güvenliği sağlayacak personelin eğitimi.

 

Güvenlik ortamının sağlanması yönünde kullanılacak tam bir yapının bulunmaması, bu konuda aksaklıkların ortaya çıkmasına neden olmaktadır. Ancak e-ticaret potansiyelinin artması ile birlikte, güvenlik konusunda yapılan çalışmaların ilerlemesi ve standartların belirlenmesi sağlanacaktır[181].

 

c - Pazara Yönelik Belirlemeler

 

ca - İletişim Altyapısı ve Bilgi Teknolojileri

                                                                                                                                                     

İletişim altyapısı ve bilgi teknolojileri konularında, ABD bünyesinde 1994’ten beri sürdürülen çalışmalar şu ana temeller üzerine kurulmuş durumdadır;

 

-İletişim şirketlerinin devlet tarafından değil özel sektör tarafından kontrolü ve yatırımların da özel sektör tarafından yapılması,

 

-İletişim pazarında rekabetin sürekliliği, fiyatlandırma kontrolü ve pazarın yabancı yatırımcılara da açık olmasının sağlanması,

 

-Hazırlanan altyapının farklılık gözetmeden herkes tarafından erişiminin ve kullanımının sağlanması,

 

            -Teknolojik gelişmelere bağlı olarak rekabet ortamının sağlanması.

 

cb - İçerik    

 

ABD hükümeti, uluslararası alanda bilginin sınırsız akışını desteklemektedir. Bu nedenle, bir çok bilgi “world wide web” aracılığı ile erişilebilir durumda bulunmaktadır. Gelişen teknolojiler, özellikle ailelere çocuklarının internet kullanımını sınırlandırmaları konusunda olanaklar sağlamaktadır. Böylece, istenmeyen adreslere bağlanılmasının engellenmesi, internetin kullanımının yaygınlaşmasını sağlayacaktır. İçerik konusunda yapılan çalışmalar dört alt başlık halinde ele alınmaktadır;

 

-İşletmelerin çalışmalarını internet ortamında sürdürmelerinin sağlanması ve tüm ülkeler tarafından benimsenecek prensiplere bağlı olarak ortak içerik belirlenmesi,

 

-Yabancı ülkelerde geçerli olacak yerel tanımların ve kullanım kotalarının belirlenmesi,

 

-Global bir yapıya sahip olan internet ortamında gerçekleştirilecek reklam çalışmalarının tanımlanması ve bu tanımların uluslararası kriterlere bağlı olması,

 

-Dolandırıcılık kapsamında ele alınan bilgilerin izinsiz kopyalanması ve kullanımı konusunda alınacak uluslararası önlemlerin belirlenmesi[182].

 

cc - Teknik Standartlar

 

İnternet ortamının yaygınlaşmasını sağlayan önemli etkenlerden birisi olan farklı üreticiler tarafından destek, global pazarda rekabeti sağlamaktadır. Bu alanda bir standartın belirlenmesi, teknolojinin gelişimini engellemesi açısın­dan sakıncalı olabilir. İnternet ortamında de-facto standartlar söz konusudur ve interneti oluşturan taraflarca belirlenmekte ve güncellenmektedir. Bu standartlar herhangi bir kritere bağlı olarak değerlendirilemezler.

 

ABD hükümeti, e-ticaret konusunda sağlanacak her türlü gelişmenin özel sektör öncülüğünde oluşturulacak olan bir organizma tarafından yönlendirilmesi gerektiğini düşünmektedir[183].

 

2 - JAPONYA'DA ELEKTRONİK TİCARET

 

Japonya, e-ticaret konusunda kurumsal düzeyde sağladığı örgütlenme modelleri ile yoğun çalışan, çok sayıda pilot proje yürüten ülkelerin başında gelmektedir. Japonya Uluslararası Ticaret ve Sanayi Bakanlığı (MITI) 1995 yılından itibaren bu çalışmalara büyük bir kaynak aktararak, 1995-1997 Kasım ayı arasında toplam 45 projeye 32 milyar Yen harcamıştır. 1995’te Elektronik Ticaret Ortamını Geliştirme Komitesi (Committee on the Improvement for Electronic Commerce), 1996 başında da ECOM (Electronic Commerce Promotion Council of Japan) kurulmuştur[184].

 

ECOM, biri uluslararası işbirliği, 5’i kurumlar ve 8’i teknoloji üzerine olan 14 çalışma grubu ile çalışmalarını sürdürmektedir. ECOM’un pilot projeleri gerçek aktörlerin katılımı ile e-ticaretin her yönü üzerine uygulamalar geliştirmekte, sorunları ve muhtemel çözüm yollarını araştırmaktadır. Halen 350 şirket ECOM üyesidir ve katılım ücretlidir[185]. Komite ülke çapında bilgi ve tecrübe paylaşımını amaçlamakta, e-ticaretin standartlarını  belirlemeye çalışmaktadır[186].

 

Japonya, e-ticarete devlet müdahalesinin en alt düzeyde olmasını ama e-ticarete özgü çözümlerin mevcut sistemlerle uyumlu olmasını savunmaktadır. Japonlar, sayısallaştırılmış içeriğin uluslararası dağıtımının “uluslararası haberleşme” kategorisinde ele alınması gerektiğini ama bu içeriğin miktarının artması ve biçimlerinin farklılaşması durumunda sorunlar doğduğunu belirtmektedirler. İçeriğin ölçülmesi en ciddi problemlerden biridir. Uluslararası İş Çalışma Grubu’nun raporunda, tüketicilerin satın alma eğilimlerinin ve sanal mağazaların (virtual mail shops) uluslararasılaşması ve kişisel bilgisayar kullanımının yaygınlaşması ile gelişen uluslararası (firma-tüketici) e-ticaret işlemlerinde öncelikli olarak ele alınması gereken konular şöyle belirlenmiştir;

 

-Malın dağıtımı (gümrük işlemleri, geri iade ve satış sonrası hizmetler),

 

- Fikri Mülkiyet Hakları (copyright, trademark, domain name),

 

-Vergilendirme (uluslararası e-ticaret işlemlerindeki standartlar; kaynak yeri ve yerleşim yeri tanımı),

 

-İşletmenin yönetimi (zaman, firma kodu, elektronik doküman, elektronik menkul kıymetler, sanal işletme, iş etiği)[187].


           
Japonya, e-ticarete oldukça temelden ve uzun vadeli yaklaşmaktadır. Japonya‘da geliştirilmeye çalışılan yöntem politika ve teknolojilerin tümü, yakın bir gelecekte kağıt para yerine elektronik paranın geçmesini hedeflemektedir. Bu yüzden de Japonya için e-ticarette güvenliğin geliştirilmesi, bunun teknolojik ve yasal yönlerinin araştırılması en çok üzerinde durulan konuların başında gelmektedir. Bu ideale ulaşabilmek için gerekli yasal düzenlemelerin hazırlıkları da yine ECom bünyesindeki çalışma gruplarından "Onay Kurumları Çalışma Grubu” (Certification Authority Working Group) tarafından gerçekleştirilmektedir. Bu grup, ECom'a üye kurum ve kuruluşlara dağıtılmak üzere, e-ticarette yer alacak kurum ve kişilerin yetki ve sorumluluklarını ve birbirleriyle ilişkilerini belirleyen güvenli e-ticaret için bir ön yönetmeliği de içinde barındıran bir rehber yayımlamıştır. Teknolojik olarak güvenli e-ticareti sağlamak için ise, IKP (Information Security Protocols) adı altında, daha güvenli iletişimi sağlayacak protokol geliştirilmesi için çalışmalar yapılmaktadır[188].

 

3 - AVUSTRALYA'DA ELEKTRONİK TİCARET

 

Dünyada bilgisayar dağılımında ikinci, kurulu bilgisayar gücü olarak sekizinci sırada yer alan Avustralya'da e-ticaretin gelişmesi hiçbir şekilde alışverişlerin parasal boyutlarıyla kısıtlanmamaktadır[189]. Avustralya OECD ülkeleri arasında, toplum ve şirketler  içi bilgisayar kullanımı açısından en ileri ülkelerden biridir. Bunun başlıca nedenleri; yeni teknolojilerin erken benimsenmesi ve kişilerin yüksek teknolojik malzemeler ve servisler ile ilgili mükemmel deneyime sahip olması nedeniyle e-ticaret ve bilgi teknolojilerinin iyi bir gelişme ortamına sahip olmasıdır. Örneğin bugün Avustralya’da alışverişte EFTPOS (elektronik kartla alışveriş) kullanımında tüm batı ülkelerinden (ABD dahil) öndedir. Bunu yanında bu ülke güçlü bilim temeline oturmuş ve dünyaca tanınan deneyimli mühendis ve bilgisayar uzmanlarına sahiptir[190].

 

Avustralya’da hükümet, şirketlerin ve tüketicilerin bilim ekonomisinin gelişmesinde etkili rol oynayabilmesi için, firmalara her türlü yardım ve diyaloğa açık bir esnek yönetim sağlamaktadır. Avustralya’nın on-line devleti olma çabası bugün yapılan çalışmalarda görülmektedir. Devlet e-ticaretin önemini anlamış, çalışmalarında kullanmayı ve diğer ülkelerle işbirliği içinde çalışmanın önemini benimsemiştir. Bu itibarla Federal Devlet 1998 yılında belirlenen hedefler doğrultusunda; tüm devlet servislerinin 2001 yılına kadar topluma internet aracılığıyla verilmesini, devlete yapılan ödemelerin 2000 yılına kadar internet aracığıyla yapılmasını amaçlamaktadır[191].

 

Federal hükümet, ülke çapında e-ticaret kullanımını ve bu ticarete toplumun güvenini artırmak için Ulusal Elektronik Onay Konseyini kurmuştur[192].

 

E-ticaret düzenlemeleri, sekiz kamu kuruluşu arasında dağıtılmıştır, şu anda yürütülmekte olan en önemli proje, bütün kamu tedarik hizmetlerinin    e-ticaret ortamına geçirilişidir. Bu geçiş, Başsavcılık, Hazine ve Maliye Bakanlığı tarafından yürütülen politik ve yasal yapıların geliştirilmesi çalışmalarıyla desteklenmektedir. Avustralya hükümeti, endüstri ile işbirliği halinde ticaret ve taşıma zincirinde elektronik raporlama süreçlerinden sorumlu TradeGate kuruluşunun finansmanını sağlamaktadır[193]. Bu kuruluşun üyeleri hükümet kuruluşları, software ve danışmanlık vb. şirketlerden oluşmuştur. TradeGate, şirketleri tanıştırarak uluslararası standartlara göre, anlaşma yapılmasını sağlamaktadır. Kuruluşun diğer bir görevi de, şirketlerin e-ticaret yapabilmesi için, teknolojik alanda imkanlar sağlamaktır. TradeGate’e bağlanmakla işyerleri, diğer işyerleriyle iletişim sağlar ve e-ticaret için bazı mesaj sistemlerini kullanabilir. Örneğin, elektronik mektup, EDI, telex, vb.[194]

 



[1] http://www.supercadde.com/dukkan/ lojistik/index.htm

[2] WTO (1998) Electronik Commerce and the Role of the WTO , http://www.wto.org

[3] OECD Policy Briefs No.1-1997, http://www.oecd. org/publications/pol_biref/9701_pol.htm

[4] http://unicc.org/unece/cefact/intro.htm

[5] UNCITRAL:  Model Law on Electronik Comerce, General Assembly Resolution 51/162 of (December 1996), http:www.un.org.at/uncitral

[6] Aziz ÖZBEK: “Elektronik Ticaret ve Vergilendirilmesi”, Vergi ve Muhasebeciyle Diyalog, 148, (Ağustos 2000), 44.

[7] Australia: “ Electronic Commerce: Building the Legal Framework”, Report of the Electronic Commerce Expert Group to the Attorney General, (31 March 1998), http://www.law.gov.au/aghome/advisory/eceg/ecegreport.html

[8] http://www.wa.gov

[9] http://www.ettk.gov.tr/

[10] T.C. Ulaştırma Bakanlığı, TUENA, Altyapı Planlaması Sonuçlar Özeti, (Haziran 1998), 24.

[11] http://eticaret.garanti.com.tr/dunyada_e_tic.htm

[12] E.Mclure CHARLES: “Electronik Commerce, State Sales Taxation, ABD Intergovermental Fiscal Relations”, National Tax Journal, V. L, N.4, (September 1997), 731.

[13] Niyazi CANGİR: “Elektronik Ticaretin Ya da İnternetin Vergilendirilmesi -I ”, Yaklaşım , 69, (Eylül 1998), 53.

[14] Murat İNCE:  Elektronik Ticaret: Gelişme Yolundaki Ülkeler İçin İmkanlar ve Politikalar , DPT Yayınları, ( Ankara,1999), 28.

[15] Zeynep ERSOY: Elektronik Ticaret ve Ticaret Noktaları, İGEME, (Ankara, 1999), 42.

[16] Aziz ÖZBEK: a.g.m., 47.

[17] Murat ÖRDEK: “İnternet, Bilgi Teknolojilerinin Gelişimi ve Elektronik Ticaretin Dünya Ticaretine Etkileri”, İGEME’den Bakış, 12, (Ekim-Aralık 1999), 86.

[18] Murat ÖRDEK:  a.g.m., 86.

[19] Aziz ÖZBEK: a.g.m., 47.

[20] İnternet Hukuk Forumu :, http://www.superonline.com./hukuk/hukuk.htm., 5

[21] Coşkun DOLANBAY:  E-Ticaret Strateji ve Yöntemleri ,  (Ankara, Ağustos 2000), 8.

[22] İnternet Hukuk Forumu :a.g.e, 5.

[23] Aslan İNAN: İnternet El Kitabı , (İstanbul,1998), 9.

[24] Coşkun DOLANBAY: a.g.e., 8.

[25] İnternet Hukuk Forumu :a.g.e, 4.

[26] Coşkun DOLANBAY: a.g.e., 8.

[27] Coşkun DOLANBAY: a.g.e., 27.

[28] http://www.idc.com:8080/ebusinesstrend/ebt2000-05-11.stm

[29] Coşkun DOLANBAY: a.g.e., 27.

[30] http://www.c-ı-a.com/20013ıu.htm

[31] http://www.c-ı-a.com/20013ıu.htm

[32] http://uk.jupitermmxi.com, “ Europen’s Time Spent Online İncreases by up to 225%”, 1.

[33] http://www.dtm.gov.tr/ead/ekonomi/sayi3/yeniekon.htm

[34] Coşkun DOLANBAY: a.g.e., 26.

[35] Coşkun DOLANBAY: a.g.e., 14.

[36] Coşkun DOLANBAY: a.g.e., 15.

[37] Coşkun DOLANBAY: a.g.e., 14.

[38] Coşkun DOLANBAY: a.g.e., 16.

[39] Coşkun DOLANBAY: a.g.e., 16.

[40] Coşkun DOLANBAY: a.g.e., 17.

[41] Varol ATABAY: “Elektronik Ticaret ve Kamu Kesiminde Sürdürülen Çalışmalar”, Asomedya , (Ağustos 1998), 31.

[42] Zeynep ERSOY: a.g.e., 48.

[43] Varol  ATABAY: a.g.m.,32.

[44] Coşkun DOLANBAY: a.g.e., 26 .

[45] Coşkun DOLANBAY: a.g.e., 42.

[46] http://www.ericsson.com.tr/yenitek_mobilinternet_yenitelekom.htm

[47] Coşkun DOLANBAY: a.g.e., 40.

[48] http://www.ericsson.com.tr/yenitek_mobilinternet_sorular.htm#S1

[49] http://www.ericsson.com.tr/yenitek_mobilinternet_sorular.htm#S1

[50] http://www.ericsson.com.tr/yenitek_mobilinternet_yenitelekom.htm

[51] http://www.ericsson.com.tr/yenitek_mobilinternet_sorular.htm#S1

[52] Coşkun DOLANBAY: a.g.e., 46.

[53] Hürriyet Cumartesi, “Amatörlere Teknoloji Sözlüğü”, Hürriyet Gazetesi, (31.03.2001), 10.

[54] http://www.telsim.com.tr/haberler/content-teknoloji.htm

[55] http://www.telsim.com.tr/haberler/content-teknoloji.htm

[56] http://www.telsim.com.tr/servisler/gprs.htm

[57] http://www.telsim.com.tr/servisler/gprs.htm

[58] http://www.crea-world.com/technologies/3Gch2.asp#2.2

[59] Hürriyet Cumartesi :, 10.

[60] http://www.telsim.com.tr/servisler/gprs.htm

[61] Hürriyet Cumartesi , 10.

[62] Coşkun DOLANBAY: a.g.e.,48.

[63] http://www.crea-world.com/technologies/edgech1.asp#1.1

[64] Coşkun DOLANBAY: a.g.e., 48.

[65] http://hurweb01.hurriyet.com.tr/hur/turk/00/07/08/ekonomi/04eko.htm

[66] Coşkun DOLANBAY: a.g.e., 49.

[67] http://www.telepati.com.tr/subat01/konu16.htm

[68] http://www.crea-world.com/technologies/3Gch2.asp#2.2

[69] http://www.kaider.org.tr/kablotv.htm,  07.04.2001

[70] http://www.digiturk.gen.tr/tanitim/digital.asp

[71] Coşkun DOLANBAY: a.g.e., 35.

[72] Coşkun DOLANBAY: a.g.e., 38.

[73] http://www.kaider.org.tr/Turkiye.htm

[74] Niyazi CANGİR: a.g.m., 53-54.

[75] Niyazi CANGİR: a.g.m., 54.

[76]Gülçin AYTEKİN: Elektronik Ticaret, Dış Ticaret Müsteşarlığı Yayınları No:157, (Ankara,1998), 4.

[77] http://www.supercadde.com/dukkan/ e-ticaret/content.htm, 2.

[78] Meral SAYIN – Mustafa A.FAZLIOĞLU: Dünya Ticaretindeki Değişim… ELEKTRONİK TİCARET ve İlk Adım… KOBİ-NET, http://www.kobinet.org.tr/hizmetler/e-ticaret/e-ticaret-kutuphanesi/ba1.html#1, ( Ankara, 2000), 2.

[79]  DIGITAL ECONOMİY 2000 Raporu, US Goverment Electronic Commerce Policy page  http://www.esa.doc.gov./de2k.htm

[80] Meral SAYIN – Mustafa A.FAZLIOĞLU: a.g.e., 2.

[81] Meral SAYIN – Mustafa A.FAZLIOĞLU: a.g.e., 1.

[82] Meral SAYIN – Mustafa A.FAZLIOĞLU: a.g.e., 1.

[83] Meral SAYIN – Mustafa A.FAZLIOĞLU: a.g.e., 2.

[84] Serpil ULUTÜRK: “Aslan Payı B2C’nin”, IT- Busıness Weekly, 14, (14-20  Mayıs 2001), 28; Meral SAYIN – Mustafa A.FAZLIOĞLU: a.g.e., 2

[85] Serpil ULUTÜRK: a.g.m.,28.

[86] Bkz. http://www.dmo.gov.tr/

[87] Bkz. http://www.gelirler.gov.tr/

[88] USA: On-line Government in Massachussetts, A Report of the On-line Government Task Force, http://www.state.ma.us/itd/onlinegv/index.htm

[89] Zeynep ERSOY: a.g.e., 40.

[90] Hasan AYKIN: “Yeni Ekonomi, E-Devlet ve Gelir İdaresi-I”,Yaklaşım,100,(Nisan 2001), 80.

[91] Meral SAYIN – Mustafa A.FAZLIOĞLU: a.g.e., 1.

[92] Hasan AYKIN: a.g.m., 80.

[93] Lokman GÜNDÜZ:  “E-Ticaret Enflasyonu Düşürüyor mu ?” Active, (Ağustos- Eylül 2000), 38.

[94]http://garildi.cumhuriyet.com.tr/cgi-in/sayfa.cgi?w+30+/umhuriyet5/0008/17/t/c1112.html+e-ticaret

[95] http://www.supercadde.com/dukkan/turkiye_eticaret/index.htm

[96] http://www.forrester.com.ER/Press/ForrFind/0,1/68,0,00.html

[97] Platin : İnternette ABD, Kablosuz İletişimde Avrupa, 7, (Temmuz 2000), 131.

[98] http://www.supercadde.com/dukkan/turkiye_eticaret/index.htm

[99] Platin:, 132.

[100] http://www.idc.com:8080/ebusinesstrend/ebt2000-05-11.stm

[101] http://www.idc.com:8080/ebusinesstrend/ebt2000-05-11.stm

[102]http://garildi.cumhuriyet.com.tr/cgi-in/sayfa.cgi?w+30+/umhuriyet5/0003/29/t/c1114.html+e-ticaret

[103] http://www.dtm.gov.tr/ead/ekonomi/sayi3/yeniekon.htm

[104] Sabah Gazetesi, Yeni Ekonomi Eki, (30.01.2001), 7.

[105] Stephen KROES: “ Electronic Commerce: Money Loser or Revenue Generator for Government?”, http://www.caltax.org/MEMBER/dipest/Oct99/oct99-7.htm, (October 1999), 2.

[106] Haydar AKYAZI – Uygar ARPAK: “Elektronik Ticarette Ödeme Araçları”, Banka – Mali ve Ekonomik Yorumlar, 6, (Haziran 2000), 5.

[107] http://eticaret.garanti.com.tr/e_tic_odeme_arac.htm

[108] Ertekin YETKİNER: “A.B.D.’de İnternet Üzerinden Yapılan Alışverişlerde Kullanılan

Temel Ödeme Yöntemleri”, Vergi Dünyası, 233, (Ocak 2001), 54.

[109] Ertekin YETKİNER: a.g.m., 55.

[110] Ertekin YETKİNER: a.g.m., 55.

[111] Ertekin YETKİNER: a.g.m., 56.

[112] http://eticaret.garanti.com.tr/e_tic_odeme_arac.htm

[113] http://eticaret.garanti.com.tr/SSL.htm

[114] http://eticaret.garanti.com.tr/SET.htm

[115] http://www.kobinet.org.tr./hizmetler/e-ticaret/e-ticaret-kutuphanesi/yayin3.html

[116] Ertekin YETKİNER: a.g.m., 56.

[117] Ertekin YETKİNER: a.g.m., 56.

[118] http://www.igeme.org.tr/TUR/ETRADE/ettk/fin.../finans2htm

117 Ercan ALPTÜRK: “Elektronik Fon Transferi (EFT) İşlemlerinin Ödemeler Sistemindeki Yeri”, Yaklaşım, 101, (Mayıs 2001), 204.

[119] Ercan ALPTÜRK: “ Elektronik Fon Transferi...”, a.g.m., 204.

[120] Ercan ALPTÜRK: “ Elektronik Fon Transferi...”, a.g.m., 204.

[121] http://www.kobinet.org.tr./hizmetler/e-ticaret/e-ticaret-kutuphanesi/yayin3.html

[122] http://eticaret.garanti.com.tr/e_tic_odeme_arac.htm

[123] http://www.etkk.gov.tr/finans.htm

[124] Mustafa UÇAR – Mesut ATASEVER: “ Elektronik Ticaret, Elektronik  Para ve Bilgi Güvenliği Açısından Muhasebe, Vergi Sorunları ,141, (Haziran 2000), 112.

[125] Ertekin YETKİNER: a.g.m., 56.

[126] Mustafa UÇAR – Mesut ATASEVER: a.g.m., 112.

[127] http://www.etkk.gov.tr/finans.htm

[128] The Economist : “Elektronik Para (E-Money)’nın Finans Dünyasına Etkileri ve Merkez Bankalarının Geleceği”, (22 Temmuz 2000), Çev. Ahmet ATİK, Yaklaşım, 99, (Mart 2001), 83 .

[129] Mustafa UÇAR – Mesut ATASEVER: a.g.m., 112.

[130] http://www.etkk.gov.tr/finans.htm

[131] http://www.etkk.gov.tr/finans.htm

[132] Haydar AKYAZI –Uygar ARPAK: a.g.m., 9.

[133] Haydar AKYAZI –Uygar ARPAK: a.g.m., 7.

[134] http://eticaret.garanti.com.tr/e_tic_odeme_arac.htm

[135] http://eticaret.garanti.com.tr/e_tic_odeme_arac.htm

[136] Mustafa UÇAR – Mesut ATASEVER: a.g.m., 113.

[137] Zeynep ERSOY: a.g.e., 53-54.

[138] Zeynep ERSOY: a.g.e., 58.

[139] Zeynep ERSOY: a.g.e., 59.

[140] OECD: “Küresel Elektronik Ticarete Karşı Engellerin Kaldırılması” , (Turku, Finlandiya,19-21 Kasım 1997)’den naklen DPT: Elektronik Ticarete İlişkin  Bazı Temel Belgeler, (Ankara, Mayıs 1999), 1-32.

 

[141] Mehmet DİKİCİ: İnternet Temelli Elektronik Ticaretin (E-Business) Özellikleri, Denetimi Ve Vergi Sistemine Etkileri, (İzmir, 2000), 22.

[142] Mehmet DİKİCİ: a.g.e., 23.

[143] OECD: Electronic Commerce;Taxation Framework Conditions, Directorate for Financial, Fiscal and Enterprise Affairs Committe on Fiscal Affairs, (Ottawa, 8 October 1998).

[144] Zeynep ERSOY: a.g.e., 60.

[145] Zeynep ERSOY: a.g.e., 63.

[146] UNCITRAL: “ Model Law on Electronic Commerce With Guide to Enacment 1996”,

http://www.unorg.at/uncitral/texts/elecom/ml-ec.htm, (New York,1997)

[147] Zeynep ERSOY: a.g.e., 63.

[148] Zeynep ERSOY: a.g.e., 64.

[149] Zeynep ERSOY: a.g.e., 65.

[150] Zeynep ERSOY: a.g.e., 65.

[151] Zeynep ERSOY: a.g.e., 66.

[152] Zeynep ERSOY: a.g.e., 67.

[153] James JOHNSON: “Electronic Commerce and the Global Marketplace-Repot on International Organizations Activities”, http:/www.nii.nist.gov/pubs/ecgm-jj.htm, (Marc 1998), 3-4.

[154] USA: “A Framework for Global Electronik Commerce”, The White House, (July, 1997),12-13.

[155]ETKK Teknik Çalışma Grubu Değerlendirme Raporu, (Ankara, Mayıs 1998), 4.

http://www.igeme.org.tr/TUR/etrade/etkk/teknik.htm#genel

[156] Zeynep ERSOY: a.g.e., 54.

[157] A Europen Inintiative in Elektronik Commerce, the Commission of the Europen Communities, http://wwwcordis.lu/esprit/src/ecomcom3.htr

[158] Zeynep ERSOY: a.g.e., 55.

[159] Zeynep ERSOY: a.g.e., 55.

[160] http://wwwcordis.lu/esprit/src/ecomcom3.htr

[161] Zeynep ERSOY: a.g.e., 56.

[162] Commission Document XXI/98/359; 04.03.1998.

[163] Commission Document COM (98) 374 ( Temmuz 1998’de ECOFIN Meclisinde son kabul edilmiş hali)

[164] Zeynep ERSOY: a.g.e., 56.

[165] ETKK: a.g.r., 3.

[166] Zeynep ERSOY: a.g.e., 61.

[167] ETKK: a.g.r., 3.

[168] G7: “Electronic Commerce Projrct-Finansal Issues Working Group, MED-ITN Electronic Commerce Workshop, ( Grenoble. Fransa, 16-27 November 1998), 5-7.

[169] USA: “ The Emerging Digital Economiy, Sectariat on Electronik Commerce”, US

Department of Commerce, http:// www.ecommerce.gov, 1.

[170] Zeynep ERSOY: a.g.e., 69.

[171] Coşkun DOLANBAY: a.g.e., 162-163.

[172] Zeynep ERSOY: a.g.e., 69.

[173] Coşkun DOLANBAY: a.g.e., 163.

[174] Coşkun DOLANBAY: a.g.e., 163.

[175] Coşkun DOLANBAY: a.g.e., 164.

[176] Coşkun DOLANBAY: a.g.e., 164.

[177] Coşkun DOLANBAY: a.g.e., 164.

[178] Coşkun DOLANBAY: a.g.e., 164.

[179] WIPO: www.wipo.org

[180] Coşkun DOLANBAY: a.g.e., 165.

[181] Coşkun DOLANBAY: a.g.e., 165.

[182] Coşkun DOLANBAY: a.g.e., 166.

[183] Coşkun DOLANBAY: a.g.e., 166.

[184] Zeynep ERSOY: a.g.e., 70.

[185] Zeynep ERSOY: a.g.e., 70.

[186] ETKK: a.g.r., 4.

[187] Zeynep ERSOY: a.g.e., 71.

[188] ETKK: a.g.r., 4.

[189] http://www.igeme.org.tr/TUR/etrade/etkk/finans/finans4.htm

[190] Özgür BAYRAM:  “ Avustralya’da Elektronik Ticaret ve Bilişim Teknolojileri- Avustralya  ile Elektronik Ticaret”, İgeme’den Bakış, 12, (Ekim- Aralık 1999), 22-23.

[191] Özgür BAYRAM: a.g.m., 24.

[192] Özgür BAYRAM: a.g.m., 24.

[193] http://www.igeme.org.tr/TUR/etrade/etkk/finans/finans4.htm

[194] Özgür BAYRAM: a.g.m., 24.