YARATILIŞ

YARATILIŞ


8. Bölüm

KİTAP VE HİKMETİN İNCELENMESİ

 

Kur’an’da ‘kitap’ kelimesi tekil olarak elliyedi sürede ikiyüzotuziki ayette ikiyüzellibeş adet bulunmaktadır. Bunlardan aşağı yukarı ellibeş adedinde bilinen kitaplar kastedilmekte, aşağı yukarı ikiyüz adedinde hangi kitap olduğu açık olarak belli değil. Biz burada açıkça belli olmayan kitabı ayetlerin ifadesiyle açıklamaya çalışacağız.

 

 

3 – Al – i İmran – 81. Hani Allah, nebiylerden: "Ben size Kitap ve hikmet verdim. Sonra nezdinizdekini tasdik eden bir resül geldiğinde ona mutlaka inanıp yardım edeceksiniz" diye söz almış, "Kabul ettiniz ve bu ahdimi yüklendiniz mi?" dediğinde, "Kabul ettik" cevabını vermişler, bunun üzerine Allah: O halde şahit olun; ben de sizinle birlikte şahitlik edenlerdenim, buyurmuştu.

 

 

2 – Bakara – 177. İyilik -takva- yüzlerinizi Doğu ve Batı tarafına çevirmeniz değildir. Fakat, İyilik, o kimsenin iyiliğidir ki: Allah'a, ahiret gününe, meleklere, kitaba, nebiylere inanır. Ve malını seve seve akrabalara, yetimlere, yoksullara, yolculara, dilenenlere verir. Ve köleleri azat etmek hususunda sarf eder. Ve namazını kılar, zekâtını verir. Bir de anlaşma yaptıkları zaman ahidlerini yerine getirirler ve ihtiyaç, hastalık, ve şiddetli savaş hallerinde de sabırlı bulunurlar. İşte sadık olanlar onlardır. Takva sahibi olanlar da onlardan ibarettir.

 

Yukarıda geçen ayette nebiyler çoğul, kitap tekil zikredilmiştir. Resüller zikredilmemiştir. Çünkü, nebiyler tabii olarak resüldürler. Buradaki kitap, nebiylere bezm-i elest’te verilen kitap ve hikmettir. Kitap lügatte: bir araya getirilmiş, ciltlenmiş yazılı sahifeler demektir. Hikmet de ayrı bir kitaptır. Aşağıdaki ayetler hikmet diye ifade edilen şeyin kitap olduğuna delalet eder.

 

 

33 – Ahzab - 34. Ve hânelerinizde Allah'ın ayetlerinden ve hikmetten okunanları hatırlayınız. Şüphe yok ki, Allah Latiftir, Habirdir.

 

Yukarıdaki ayette geçen ‘hikmetten okunanları’ ifadesi hikmet diye ifade edilen şeyin kitap olduğunu anlamamız için kafidir.

 

 

17 – İsra - 39. İşte şunlar, Rabbinin sana hikmetten vahy etmiş olduğu şeylerdendir. Ve Allah ile beraber başka ilah edinme, sonra kınanmış ve uzaklaştırılmış olarak cehenneme atılırsın.

 

Yukarıdaki ayetlerden hikmetin de kitap olduğu açıkça bellidir. Öyleyse ‘Kitap ve hikmet’ ifadesindeki kitabın ismi nedir.

 

 

21 – Enbiya – 105 - Andolsun Zikir'den sonra Zebur'da da: "Yeryüzüne salih kullarım vâris olacaktır" diye yazmıştık.

 

Müfessirler zikir adlı kitaba ‘kur’andır’ diyorlar. Biz aynı kanaatte değiliz.  Yukarıdaki ayet bu kanaatimizin delilidir. Yukarıdaki ayette açıkça görülüyor ki zikir yazılmış bir şeydir, yani kitaptır ve zeburdan öncedir. Kur’an ise zeburdan sonradır. Öyleyse kitap manası taşıyan zikir kelimelerine Kur’an manası vermek isabetli değildir. Ancak zikir ve hikmet kur’anın içinde olduğu gibi dünyaya insanlar için indirilen bütün kitapların ve sahifelerin içinde de vardır. İleride izahı gelecektir.

Aşağıdaki üç ayette geçen ve kitap manası taşıyan zikir kelimesiyle ilgili merhum Elmalılı hocamızın iki farklı yorumu aşağıdadır.

 

21 - Enbiya - 105. And olsun ki, Tevrat'tan sonra Zebur'da da yazdık, yahut bu konudaki birtakım hatırlatmalardan sonra Zebur'da yazdık.  {*}   Ki yeryüzüne ancak iyi kullarım mirasçı olur. Yeryüzü fitne, fesat çıkaranlardan alınır, verasete layık, halifeliğe ehil ve salahiyetli olan CenabHakk'a kulluk yapanlara verilir. Yani uzunca yaşama sırrı, dürüst olma prensibine dayanır; bozuk olanların yaşama hakkı yoktur.

 

 

36 - Yasin - 69. Ve biz ona şiiri öğretmedik ve onun için lâyık da olmaz. O, başka değil bir  Zikir ve apaçık bir Kur'an'dır.

 

36 - Yasin - 69

{*}  O Kur'ân başka değil,  {*}  ancak bir zikir; sırf Allah tarafından bir öğüt ve irşad   {*}   ve apaçık bir Kur'ân'dır.  İbadetlerde ve ibadethanelerde okunacak Allah kelâmıdır. 

 

 

41 – Füssilet – 41. Kendilerine Zikir geldiğinde onu inkâr edenler. Muhakkak ki o, aziz bir kitaptır.

 

Elmalılı hocamızın ayet hakkındaki tefsiri aşağıdadır.

"Kendilerine geldiği zaman zikri (Kur'ân'ı) inkâr edenler."  ifadesi yukarıki  {*}  "Âyetlerimizde ilhada sapan sapkınlar..."  (Füssilet, 41/30) âyetinden bedeldir. Bundan dolayı haberi, de geçen {*}  "Elbette bize gizli kalmazlar."  (Füssilet, 41/30)  âyetidir. Âyette geçen "zikir" kelimesinden maksat, Kur'ân olduğu için mutlak "âyetlerden" sonra, özellikle Kur'ân'ın değerine ve önemine özen gösterme ifadesidir. Demek ki "âyetler" Kur'ân'dan daha genel olduğu gibi, "ilhad"da inkârdan daha geneldir.  {*}  Aziz bir kitap, yani bir kitap ki eşi bulunmaz 

 

Yukarıdaki ayette zikrin bir kitap olduğu açıkça bellidir. Ayrıca aziz bir kitap olduğu bildirilmektedir.

 

 

3 –Al-i imran – 3. (Resûlüm!) O, sana Kitab'ı hak ve önündekini tasdik edici olarak indirdi. Ve Tevrat ve İncil'i de indirmişti.

 

 

3 –Al-i imran – 4. Daha önce de, insanlara hidayet olmak üzere Furkan'ı indirmiştir. Bilinmeli ki, Allah'ın âyetlerini inkâr edenler için şiddetli bir azap vardır. Allah, suçlunun hakkından gelen mutlak güç sahibidir.

 

Yukarıdaki iki ayette açıkça görülmektedir ki Allah, Tevrat ve İncilden önce, insanlara hidayet olması için Furkan adında bir kitap indirmiştir. İnsanlar kelimesinin önünde ve sonunda istisna olmadığı için, Furkan isimli kitap Adem (A . S) ve zürriyetinin tamamına hidayet olmak üzere indirilmiştir. Kısaca Furkan bezm-i elest’te nebiylerin tamamına verilen ve ‘kitap ve hikmet’ diye ifade edilen iki kitabın yani Zikir ve hikmet adındaki iki kitabın birlikteki adıdır. Furkan denilince kastedilen zikir adlı kitap ile hikmet adlı kitaptır. Değişik bir ifade ile, bezm-i elestte insanlar içinde ilk müslüman ve kendisine nebiylik verildikten sonra Efendimize (A.S.), daha sonra Efendimize (A.S.) tabi olarak müslüman olan ve kendilerine nebiylik verilen dört büyük nebiye, daha sonra onlara tabi olarak müslüman olan ve kendilerine nebiylik verilen nebiylerin tamamına verilen ilk kitap Furkandır.

 

 

2 - Bakara - 53. Doğru yolu bulasınız diye Musa'ya Kitab'ı ve Furkan’ı verdik.

 

Elmalılı hocamızın ayet hakkındaki tefsiri aşağıdadır.

 

Musa'ya verilen da bir kitabın Tevrat olduğunda ihtilaf yoktur. Fakat bu furkanın, Kur'ân'ın olduğu gibi, Tevrat'ın sıfatı olması veya Tevrat'taki şer'î hükümler veya Tevrat'tan ayrıca "yed-i beyza" ve "asâ" gibi mucizeler yahut bir zafer ve ferah olması da ihtimal dahilindedir. Zira "furkan" aslında iki şey arasını kesin olarak ayırmak demektir. Hak ile batılı, küfür ile imanı, helal ile haramı birbirinden kesip ayıran her şeye furkan denilir. İşte bu mânâ iledir ki, Kur'ân'ın özel lakabı olmuştur. Tevrat dahi esasen hak ile batılı ayıran ilâhî bir furkandır. Burada atıf dolayısıyla furkanın Hz. Musa'ya kitap ile birlikte verilmiş olan başka kudret ve hakimiyet olması bizce daha münasip görünüyor. Tur'dan kitap ile dönüp gelmesinde de bunun, hususî bir tecellisi olmuştur ki, gelecek âyet kısmen bunun açıklaması demektir. Şu halde dördüncü nimet Hz. Musa'nın Tur'dan kitap ile gelmesidir.

 

Yukarıda geçen ‘kitap’ ifadesini Tevrat olduğu açıktır. Furkan ise nebiy olan resüllere dünyaya geldikten sonra ikinci defa tekrar verilmektedir.

 

 

21 - Enbiya - 48. Andolsun biz, Musa ve Harun'a, takvâ sahipleri için bir ışık ve bir zikir olan Furkan'ı verdik.

 

Elmalılı hocamızın ayet hakkındaki tefsiri aşağıdadır.

 

Yani Musa ve Harun'a verilen âyetler ve mucizeler içinde en mühim ve en faydalı olarak Tevrat verildi ki, hak ile batılı ayıran hükümleri, aydınlatıcı ve öğüt verici irşad ve vaazları içine almaktaydı. Bu böyle.

 

Harun’a ( A.S. ) bu dünyada kitap verildiğine dair tefsirlerde açık bir ifade göremedik. Yukarıdaki ayette Furkanın tarifini görmek de mümkündür. ‘ışık’ ifadesiyle hikmet kitabı kastedilmektedir. Zikir ise bellidir. 

 

 

37 – Saffat - 117. Ve ikisine de o açıkça bildiren kitabı verdik.

 

ikisine de nebiylik vasıflarından dolayı aynı kitabın yani furkanın ayrı ayrı verildiği açıktır.

 

 

4 – Nisa –136. Ey iman edenler! Allah'a ve Resülüne ve Resülünün üzerine indirmiş olduğu Kitab'a ve daha önce indirmiş olduğu kitaba iman ediniz. Kim Allah'ı, meleklerini, kitaplarını, Resüllerini ve kıyamet gününü inkâr ederse tam manasıyla sapıtmıştır.

 

Yukarıdaki ayette iman edenlerden, yani mü’minlerden tekrar iman etmeleri istenmektedir. Ayetin birinci cümlesinde, resül ve kitap kelimeleri tekildir. Resülüne indirdiği kitabın daha önce indirildiği bildirilmektedir. Kur’an daha önce indirilmediği için, kitap kelimesiyle kastedilen Furkandır. Aşağıdaki iki ayet Resülünün üzerine indirmiş olduğu Kitab ifadesindeki kitabın Furkan olduğunun delilidir.

 

25 – Furkan –1. Âlemlere uyarıcı olsun diye kulunun üzerine Furkan'ı indiren, Allah, yüceler yücesidir.

 

39 - Zümer - 41. Şüphe yok ki, biz, insanlar için, senin üzerine kitabı hak ile indirdik.

Yukarıdaki ayette kulunun üzerine’ ifadesinde Efendimiz (A.S.) kasdedilmektedir. Aşağıdaki ayette de kulunun üzerine, Kitab 'ı indirdi’ ifadesindeki kitap kelimesiyle de Furkan kasdedilmektedir.

 

18 – Kehf –1. Hamd olsun Allah'a ki kulunun üzerine, Kitab 'ı indirdi ve onda hiçbir eğrilik kılmadı.

 

Dolayısıyla 4 – Nisa –136. ayette mü’minlerden iman etmeleri istenen kitap Furkandır.           

 

 

3 – Al – i İmran – 58. Şu, sana âyetlerden ve hikmetli zikirden okuduğumuzdur.

 

 

31 - Lokman - 2. İşte bu âyetler, hikmetli Kitab'ın âyetleridir.

 

Yukarıda geçen iki ayette geçen “hikmetli zikir” ve “hikmetli Kitab” ifadeleri aynı şeyin, yani Furkan’ın değişik ifadesidir.

 

 

32 - Secde - 23. Andolsun biz Musa'ya Kitabı verdik, (Resûlüm!) sen ona kavuşacağından şüphe etme ve onu İsrail oğullarına hidayet kıldık.

 

Efendimizin (A.S.), kavuşacağından şüphe etmemesi gereken şey, Musa’ya (A.S.) verilen kitaptır. O kitabın Tevrat olması mümkün değildir. O kitap, levhalar halinde Musa’ya (A.S.) verilen ve bezm-i elest’te ilk defa Efendimize (A.S.) verilen Fukan adındaki kitaptır. Yukarıdaki ayet indirildiğinde henüz gelmemiş ancak aynı ayette Efendimize (A.S.) de bu dünyada tekrar verileceği haber verilmektedir.

 

 

10 - Yunus - 94. Eğer sen, sana indirmiş olduğumuz şeyden şüphede isen senden evvel kitabı okuyanlara sor. And olsun ki, Rab'binden sana hak  gelmiştir. Artık şüphe edenlerden olma.

 

Yukarıda geçen iki ayetin ifadesinde kendisine hak ile indirilmiş olan kitaptan şüphede ise, Efendimizden (A.S.) önce aynı kitabı okuyanlara sorması istenmektedir. Bu kitap Kur’an değildir. Çünkü bu ayet, bu suredeki medinede inen dört ayetten bir tanesidir. Efendimizin (A.S.) Kur’an’dan şüphe etmesi söz konusu olamaz. Efendimizden (A.S.) önce de Kur’anı başkasının okuması mümkün değildir. Yani bu kitap Furkandır.

 

 

29 – Ankebüt – 51. Kendilerine okunmakta olan Kitab'ı sana indirmemiz onlara yetmemiş mi? Elbette iman eden bir kavim için onda rahmet ve zikir vardır.

 

Yukarıdaki ayette Efendimize (A.S.) indirilen kitabın  bir başka topluluk tarafından daha önce okunduğu ifade edilmektedir. Buradaki kitabın Kur’an olamayacağı açıktır. Çünkü Efendimizden (A.S.) önce Kur’an’ı başka birinin okuması mümkün değildir. Öyleyse Efendimize (A.S.) Kur’an’dan başka bir kitap daha indirilmiştir ki o kitap Furkandır.

 

 

2 - Bakara - 2. İşte şu kitap ki, onda bir şüphe yoktur, müttakiler için bir hidâyettir.

 

Müfessirler, yukarıdaki ayette geçen “kendisinde şüphe olmayan kitap” ifadesinin Kur’an manasına geldiğini söylemişler. Biz aynı kanaatte değiliz. Ayetin devamında aynı kitabın müttakiler için hidayet olduğu bildirilmektedir. Eğer o kitap kur’an ise, kur’an’ın indirilmesinden önce müttakilerin (takva sahipleri) hidayet kitabı’nın adı neydi? Aşağıdaki iki ayet, Bakara - ikinci ayetteki kitabın Kur’an olmadığını açıkça ifade etmektedir.

 

 

32 - Secde - 2. kendisinde şüphe olmayan kitabın indirilişi âlemlerin Rabbindendir.

 

Allah, bu kitaba iki sıfat vermiş. Sıfatın birincisi “kendisinde şüphe olmayan”, ikincisi “indirilişi alemlerin rabbindendir”. Birinci sıfat kur’an’da altı surede, altı ayette geçmektedir. Bunlardan üçü kıyamet günü ile beraber, üçü de kitap ile beraber. İkinci sıfat ise kur’an’da beş surede yedi ayette yedi adet vardır. Bunlardan üçü resül kelimesi ile beraber, ikisi kur’an hakkında, ikisi de kitap kelimesi ile beraber geçmektedir. Yukarıdaki iki ayeti aşağıdaki ayet açıklamaktadır.

 

 

10 - Yunus  - 37. Bu Kur'an, Allah'ın gayrısına isnatla iftira edilmeye layık olmadı. Velâkin önündekini tasdik eden ve âlemlerin Rabbinden olup kendisinde şüphe olmayan o Kitab açıklayandır.

 

Yukarıda geçen ayette kur’an’ın Allah’tan başkasına isnat edilemeyeceği, aksi halde bu isnadın iftira olacağı bildirilmektedir. Ancak kur’an odur ki: Efendimizin (A.S.) önündekini tasdik eden ve alemlerin rabbinden olup kedisinde şüphe olmayan kitabı açıklayandır. Yani Furkan’ı açıklayandır. Öyleyse bakara ikideki kitap kur’an değil  Furkan olur. Aşağıdaki ayetler de buna delalet eder.  Yukarıdaki ayetin ifadesinden Furkan isimli kitabın açıklaması Kur’an’dadır.

Yukarıdaki açıklamamızda “Efendimizin (A.S.) önündekini tasdik eden” dememizin gerekçesi aşağıdaki ayettir.

 

 

3 - Al – i İmran - 50. (İsa A.S.) Tevrat’tan önümde bulunanı tasdik ediciyim. Ve size haram kılınan bazı şeyleri de helâl kılmam için gönderildim. Size Rabbinizden bir ayet getirdim. O halde Allah'tan sakının, bana da itaat edin.

 

Yukarıdaki ayette görülüyor ki, İsa (A.S.) kendi önündekini tasdik ediyor. O şey tevrattandır.

 

 

41 - Füssilet - 2. Rahman ve Rahim tarafından indirilmiştir.

 

 

41 - Füssilet - 3. Bir kitaptır ki, bilen herhangi bir kavim için Arapça bir Kur'an olarak âyetleri açıklanmıştır.

 

Yukarıdaki iki ayette, Allah tarafından indirilen kur’an dışında bir kitabın ayetlerinin, Arapça bir kur’an olarak açıklandığı bildirilmektedir.

 

 

20 - Ta-Ha - 113. Biz onu işte böyle, Arapça bir kur’an olarak indirdik ve onun içinde tehditleri türlü ifadelerle sıraladık, umulur ki sakınırlar. Veya onlara bir hatırlatma olur.

 

Bir önceki ayetin değişik ifadesidir.

 

 

3 – Al – i İmran – 48. (Melekler, Meryem'e hitaben İsa hakkında sözlerine devam ettiler:) Allah ona Kitab’ı, hikmeti, Tevrat'ı, İncil'i öğretecek.

 

İsa’ya (A.S.) öğretilecek olan “kitab’ı, Hikmet’i” ifadesinden anlaşılan Furkan adındaki kitaptır.

 

 

4 – Nisa –113. Allah'ın sana lütfu ve esirgemesi olmasaydı, onlardan bir güruh seni saptırmaya yeltenmişti. Onlar yalnızca kendilerini saptırırlar, sana hiçbir zarar veremezler. Allah sana Kitab'ı ve hikmeti indirmiş ve sana bilmediğini öğretmiştir. Allah'ın lütfu sana gerçekten büyük olmuştur.

 

 

5 – Maide – 110. Allah o zaman şöyle dedi: "Ey Meryem oğlu İsa! Sana ve annene (verdiğim) nimetimi hatırla! Hani seni mukaddes ruh (Cebrail) ile desteklemiştim; Sen beşikte iken de yetişkin çağında da insanlarla konuşuyordun. Sana kitabı, hikmeti, Tevrat ve İncil'i öğretmiştim..

 

3 – Al – i İmran – 48. deki ifadenin benzeridir.

 

 

19 – Meryem – 30. ( Yeni doğmuş olan İsa A.S. ) dedi: "Ben, Allah'ın kuluyum. O, bana Kitab'ı verdi ve beni Nebiy kıldı."

 

Buradaki kitap ifadesinden Furkan kasdedilmiştir. Çünkü İsa’ya ( A.S. ) İncil doğduğunda verilmemişti. Dolayısıyla buradaki kitap kendisine bezm-i elest’te verilen Furkandır.

 

 

28 – Kassas - 49. De ki: Allah katından bir kitap getiriniz ki, o ikisinden daha hidayet edici olsun da ona tâbi olayım. Eğer -iddianızda- doğru sözlü kimseler iseniz.

 

Aşağıya merhum Elmalılı hocamızın ayetle ilgili tefsirini aldık. İnceleyelim.

 

De ki! Allah katından bu ikisinden, yani Tevrat ve Kur'ân'dan daha doğru, daha hidayete ulaştıran bir kitap getirin   {*}   ben ona tabi olayım    {*}  eğer doğrularsanız. Bunların insan aldatmak için uydurulmuş bir sihir oldukları iddiasında doğru iseniz, daha doğrusunu getirmeniz gerekir; getirin bakalım, fakat ne mümkün. Allah tarafından Tevrat ve Kur'ân'dan daha doğru yolu gösteren bir kitap getirilebilir mi?

 

Görülüyor ki hocamız ayette geçen o, ikisinden” ifadesine, Tevrat ve kur’an manası vermiş. Bu açıklamaya şöyle bir soru sorulur: İncil, Tevrattan sonra indiğine göre, “İncil ve Kur’an” neden olmasın? Veya “Zebur ve Kur’an” neden olmasın? Veya Tevrat, Kur’an’ın tamamlayıcısımı ki ikisine karşılık bir kitap isteniyor.  Hocamızın açıklamasını isabetli bulmuyoruz.

Biz deriz ki: “o ikisinden” ifadesindeki “o” uzağa işaret zamiridir ki, o iki kitabın Efendimizin (A.S.) yanında olmadığını gerektirir. Kur’an efendimizin ezberinde olup yanından ayrılması hiç mümkün olmadığından işaret edilen iki kitap kur’an hariç iki kitaptır.  O iki kitap Zikir isimli kitap ile Hikmet isimli kitaptır. Allah katından bir kitap getiriniz ki, o ikisinden daha hidayet edici olsun ” O iki kitaba karşılık iki kitap değil de bir kitap istemesinden anlıyoruz ki o iki kitap, nebiylerin tamamına ayrı ayrı verilen “Kitap ve Hikmet” diye ifade edilen bir kitaptır. Yani furkandır.

 

Aşağıdaki hadis-i şerifte Furkanın Kur’an olmadığı itiraza yer vermeyecek derecede açıktır.

 

2. (438)- Ebu Hüreyre (radıyallahu anh) anlatıyor: "Hz. Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm), Ubey İbnu Ka'b (radıyallahu anh)'a uğradı. O namaz kılıyordu... devamını yukarıdaki gibi aynen kaydetti. Ancak şu ziyâde var: "Nefsimi kudret elinde tutan Zât-ı Zü'l-Celâl'e yemin ederim ki, Allah, Fâtiha'nın bir mislini ne Tevrat'ta, ne İncil'de, ne Zebur'da, ne de Furkân'da indirmemiştir.

 

Biz biliyoruz ki Fatiha Kur’an’da vardır. Yukarıdaki hadis-i şerifte Furkan’da Fatihanın indirilmediği ancak Furkan isimli kitabın kendisinde Fatiha suresi olmadan indirildiği açıkça bildirilmektedir. Öyleyse Furkan Kur’an değil, Zikir adlı kitap ile, Hikmet adlı kitabın tek kitap halindeki ismi ve ayrı bir kitaptır. Bizim anladığımız budur. Allah her şeyin en doğrusunu hakkıyla bilir.