.

KELEBEK      
  I
yorgun bir kelebek
düşünde sevi 
kısacık ömürde 
yaşam ötesi 
yaşam
çığlıklarımız.

ve karanlık 
bulutlu 
bir gece.
rüyasında
renkleri ne kadar yeşil 
ve gülleri nasıl kan kırmızıdır
bir kelebeğin

zor olan sevmek değil,
gülümseyebilmek. 
göz bebeklerinde 
bir aşkı tutup 
tutkulu mu,
tutuklu mu
bilmeden yaşayabilmek. 

gözlerim
sıradan bir kelebek rengi 
tüm servetim kanatlarım 
siyah, beyaz bir dünya
bilmediğim değil,
unutmak istediğim.

her sorunun
bir üçüncü cevabı yoksa 
yaşadığımız yaşam değil
işkence 
üç tek'dir cevaplar içinde
ve sen bir tek 
bense bir hiç

imkansız ötesi ısrarlar 
direnmek gerek kadere 
ne yazık ki
gücümüz boyuneğmiş bir dal
direncinde. 

düşlerim, düşlerinin eşi mi 
yüreğin, yüreğimin kardeşi mi 
ya sen sevdiğim
sen ne kadar benimsin 
yüreğin söyleyebilsin.

ilk ışıklarında
doğan güneşin
prematüre bir bebek çığlığında 
güven katili bir korku 
neyin çilesi çektiğimiz
sevi güveni yaşatır,
güvense seviyi besler içimizde.

bir kelebek kelebeği sever,
bülbülün şarkısı bülbüle 
sanma güller yetim kalır,
gülün sevdası da güle.

perdeliyorum öyle mi,
yüzümü ellerimle 
aynada sevdiğim hayalin, 
gözlerimin içine bir bak
görmüyorsan,
ne diyebilirim.

bir sarmaşık ısrarıyla
tutunmak hayata. 
ve yazık etmemek 
bir kelebek ömrünü 
kaç gün yaşadık ki 
ve kaç gün var, elde daha

yanlış sevdaların değil
yanlış zamanların faturası
gözyaşları, korkular,
güvenmelisin 
güvenebilmeli yüreğim.

hiçbir sorunun cevabından korkmaz
sevgiye sevdalı bir yürek 
yarınları mı tükettik de 
şimdi dünün hüzünleri
Olmasın 
Olmalısın

Neden? 
kanatlarını delice çırpan
bir kelebeğin yarını yoktur
ve bir kelebek düşünde 
ancak bir kelebekle mutludur.

gökyüzü ve gökgürültüsü
yeryüzünde deprem 
diren haydi, 
yıkılmamalıyız. 
ıslandık 
iliklerimize dek 
bu yağmurun adı
gözyaşı

sevdiğim
tut ellerimden
bastığım toprak kaymasın 
Rüya da olsa 
yaşamak güzeldir bir şiiri
ya sen
Sen söyle var mısın. 

  II
denizkızı
deniz adamı 
yer mi denizkızı
ipeği düşün
ve ipeksiliğini
teninin
kaç ipek böceği
ömrü var kozamızda
.
dokun hayata
bir ucundan
yar oldugunu bileceksin
varlığını
sevinin ve sevgilinin
yaşamıyorsan
yazamıyorsun 
.
Avcı, nasıl bir merak bu
bir günlük ömrü çokmu gördün
sen sevdin mi hiç avcı
ağlamak nedir bilirmisin
yüreğine kanar bir kelebeğin içi
damarlarında kanın kurudu mu
avcı
Canı, cananı bilirmisin
.
zor ve dar zamanları ömrün
koşma peşimden
iki kanat çırpınışı daha
gün batımında bekle 
söz ölmeye gelirim
birkez daha
.
yada yaşamaya belki
bir denizülkede
bir dolunay öyküsünü
kara adamlarının beyaz öykülerinde
birleşşin elllerin
kenetlendik kelepçelerle
bir ucundan sen tut sevinin
bir ucum bahardalı
.
bir uçdan bir uca serap
çöller vahaya döndü önce
sonra bir barajın yüksekliğinden
suya kavuştu toprak
zelzele...
ve
yeşil bir rüya, yeşil çiçek
dalında
yeşil yaprak
.
bandırmadan tren gelir
oysa benim 
feribota biner gözlerim
bir farenin kuyrugunda biter egeliliğim
ben marmaralıyım marmara, sevgilim
ve
kürek mahkumuyum, forsa!
çek kürekleri.
.
yanık buğday kokusu
yere düşen bi damla kan
gözyaşından kurumuş gözler
bana sevdaları ver artık
ağlamak istemiyor ellerim
ellerim yanıyor şimdi.
.
her gece özlemin ışığı camımda
ellerimde bir düş hayat bulur
kalem gözyaşımla ıslak
dudaklarından gelen bir rüzgar
kelimelerin sihri can yakar
tesadüflerin kucağında büyüyüp
yanmışım yanacağım kadar
.
beni de getirecek 
seni getiren yollar bana
pusulamda bir dişi kuşun
bir dişi kemirir beynimi
uç hadi beynimi de al
yüreğim zaten gitti
gideceği yere kadar
.
köleliğini seviyorum ellerimin
o eller ki seni yazar
o eller ki seni dizer
o eller ki seni çizer
seni sevdiğim gibi
ellerimi de seviyorum
.
bitmedi ömrün,
hey kelebek!
hadi yaz..
 
 
III
bir yudum
çayda iki damla can
bir kaşığa sarılıp birlikte
döndükçe sarhoş su damlası 
dudaklarda yarım şeker tadı
muhabbet kusu deliliğinde
anlamsız şarkılar
sen sevdalı bir gecede 
getir bana seni
.
mola verdin mi 
pınarbaşlarında
sıcak yaz günü terlerini 
ve çoşkulu akan bir pınarın 
sesinde yıkadın mı ellerini
gölgesinde güzel ağaçların 
önce serinliği ateşi tatmış
elleri hisseder insanın 
içersin bir yudumda kana kana
dinmeyen bir pınardır, sevin
.
bir düş ülkesinin
mecnun masalı bu
yorgun, soluk soluğa
gözlerinde ateşe bakar
birde geride kalan yollara
değerdi yaşamaya ömür boyu
eteklerinden kopup geliyor herşey
nice dağların tepesinde rüzgar.

.
sevi perisini buldu 
yorgun bir kelebek düşü 
hep bildiğin, aramadığın 
doğduğun dünden beri 
içimde özgür ve güçlü 
kanatlı rüyalarda vardın 
inanmadığım ülkelerin
keşfedilmemiş prensesi
.
uyku esir alır 
yorgunluğa eziliriz
hakediyorsun sevda dalı
ikincil bir yaşam sunsun
yeniden gelseydim derler 
ben de geldim şansımla
yoksa boşa ararsın
.
mutluluk ağacımda
sevinç çiçeğimdin
aldın, verdin 
ve beni yendin 
paylaştığın sevi sardı
yüreğimin yüreğinde evi vardı
.
iki şımarık çiçek
dileğinde ifadeler
ellerini serbest bırak 
zorlama sakın hiçbirşeye
ne ürk nede beklenti say
yazmayı sevdiğim kadar 
kalbine yaslanıp dinlemeli 
.
bana sen canı anlat
kuş kalbinin sevincini
kıpırtıları ve sarsıntıları 
ürkmeden, beklentisiz 
bilerek özgür ve rahat
.
esaretiyle mutlanma çabası ellerin 
içeriği içten hisleri 
iletmekten ötesi kelimelerin
kıpırtılar bir seviyi anlatır 
ya daha
saçlarından sözetmemişssem
gözlerinden bile
.
yürek ürkütmez ki
bu bir sevi paylaşımı
bizim kelimelerimiz
söylemekten ürke ürke 
mapus' larda tükettiğimiz 
çizgisini bilir dilimiz
öyleyse korkma söylemeliyiz
.
sen temiz bir bahar havası
ve sırtımı yasladığım
söğüt ağacı 
öyle sızıları var ki bedenimin
varlığın yenerken hoyrat ve zalim
.
kader, keder
istenmeyen misafirler
yetiştirip büyüttüler bizi
hüznün kollarında 
onlar gitsin
duyarsız sevgisiz insanlara
seviyi öğretsin...

IV
İnatçı bir dolunay
ısrarıyla 
sabah kapında sevi. 
kanarya sesi böler uykularımı
ölüm vakti geldi mi çiçeklerin
kırma dallarımı güpegündüz
.
O "ölü bir ozan" bazan
bazan susuz bir balık
bir dev adamın
minik yorganlarda üşür 
parmakuçları
ört üstüme yıldızları
şiirannem.
.
kapında ısrarlı zil sesi
değişimin vakti geldi. 
vazonda su,
güller ve hanımelleri
koparma derken bile
kokusunu bildiğin çiçeklerin
kökleri içimden kopar gelir
bir yetim bahçedendir sevincin.
bilmeyecek misin?
.
her su veren ele açmayan
narin çiçek
kara gecelerin kör kelebeği
ellerimde gözlerim
hey!
ümit ışığım gel desem
gelmeyecek misin?
.
gel dendiğin yer
beklediğin durak
kal dendiğin yer 
yakınlar içinde ırak
güpegündüz düşlerinde
varolmanın bayramı
.
Kutlu olsun!
"varlığım varlığına armağan."
 
 
V
bilinmezlik içinde gizli
ve anlamlıdır sevi
kimine kolaydır öldürmek
elleri üşüyen bir devi
tabutlarınıza sığmaz oysa yüreği
ve gözleri mezarlık kapısında 
bir adam bekler
kendi cesedinin gömülmesini
ruhunu almak için
kömür karası avuçlarına
.
trenler geçer 
şairlerin içinden
kimisi ezer geçer
kimisinin istasyonda
bekler yüreği
oysa benim 
istasyonsuz duraklarda
raylara zincirli
esir tren vagonları içinde
geçti çocuklugum
gelmedin ve ben gidemedim.
.
siyahı seviyorum
karanlık insanların
gündüz yüreklerinden
siyah bir geceye 
sıgınırım 
ve yıldızlı bir yorgan
örter üstümüze 
o zaman zaman
.
tersine bir dünya
ışık kölesi pervanenin
yaşaması için sevgilinin
yanma mesafesince
uzak durmalı yüreğin.
ve her gelen dost 
giden bir sevgilidir.
dost ölümleri seçer yüreğim 
ipeği sunmak için insana
kozalarda can verir
binlerce kelebek düşü 
.
sen hayal geminin
tek, ilk ve son yolcusu
ben ayakları yok
elleriyle
yürüyebilen adam.
yüzümde tebessüm
birgün yine
ıraklar yakın olmalı
şimdi gidiyorum
sende gel.
VI
Kelebek Düşünde sevi 

her sevinç biraz öyledir.. 
yine de,
güçlü elleri olmalı adamın
toprağa dokunduğunda 
sarsılmalı yeryüzü
ve güçlü kolları
sardığında bir kadını 
.
güçlü gözleri olmalı
baktı mı delip geçmeli 
mıhlamalı sevdalara
en önemlisi 
güçlü bir yüreği. 
ya bu beceriksiz 
ve ifadesiz adam
bu kör 
karanlığa kanat çırpan
bu aptal kelebek... 
.
gel yorgun savaşcı 
bir dost yüreğe yaslan.
kavgacı bir fidan
kök salıyor toprakta
derine giderken her kök
sarsılır yer sarsılır gök 
üşür elleri cebinde insanın. 
ve söyle hangi can
gülen bir yüzün ardında 
saklı hüznü de görebilir 
.

pencereme geldiğinden beri
sarıldığım bir dalsın 
yürek yangınlarında
elimden tutan
bazan küskün bir çiçek
"dost bir liman" bazan
sevgili kimi zaman 
ve bazen şiirannem 
başımı omzuna yasladığım
ben bana ben diye sahip 
bir canı sevdim 
.
hani misafirliğim vardı
yüreğine yakın bir yerde
nerelerde geziyoruz
ve tende 
taze bahar kokusu mu bu 
ne?
.
yüreklerin teslim olma anı
yakalayamadığım bir ilk öyküsü
yeniden yazmalı
ürkek ellerimin şiirini
gözlerinde tutuklu başlamış
ve ezberlenmiş 
bir yağmur türküsünü
.
anlatmakla bitmeyen sen'i sana
karanlık odalarda yalnız değiliz
ben sahip çıksamda 
bu bizim şiirimiz
ellerin ellerim olsun diye
hep içimde yaşattım seni
.
derim ki
yüreğime yaslan
dirensin kalplerimiz
bir dalda iki yaprak gibi
düşlemek ve 
bir sarmaşık gibitutunmak
kanatlarını haketmiş
sevi kuşlarımız 
uçsunlar özgür 
ve yine güvenle gelsinler
gönül kafeslerine 
adını yüreğimde duy 
ve huzurla yanımda uyu...
.
sarıl bir dala tutunur gibi
sarıl bir seviyi içinde hissedip
sarıl iki yarım elmanın sevdası 
sarıl kavuşmalar gördüğüm anlardır
ve düşünü kurdugum dünyada seninleyim
bir ömür boyu.

 
VII
ellerim
üzülme dokunamam diye
hangi gülü gördün dikensiz
dikenli güller asla 
çirkin olmaz ki Roza.
böyle daha da güzelsin.
.
ve ayın karanlık yüzünde
çirkin bir adam gölgesi
sevinin masumiyetine
özlemin hoyratlığı katık olmuş
kara gölgeler sarar düşleri
sorma, ellerim niye yanar.
.
dikta yüreğim
şiire hapseder kendini
ve sevgili şiirle mahkum
susma vakti geldimi bir ozanın
bir güvercin vururlar şehirde 
bir hırçınkız ağlar geceleri
gün ışığını görmeden gözlerim.
.
ellerim kan revan
düşler devam ediyor 
dudaklarda gözden inen 
bir damla acı tuz tadı
senden gelen rüzgarlara
bıraktım kanatlarımı
ölümüne direnmeyeceğim
ve düşler senin için saklı 
penceremde.
.
geleceğinin düşü,
gitmelerin hüznünü silsin...
 
IX
hiç 
hiç olmak nedir düşündün mü 
hiç hatırlanmamak
hiçe gitmek hiç kimseyle
ve alışmak yokluğuna

sana rağmen seni sevmek
ben içimde yaşarım yaşatırım bunu
sona rağmen yine yeni bir dilek 
dilekağacında asılı
delikanlı yüreğim

korkuyorum karanlığa koşmaktan
düşersem ki acıdan değil
ayağa kalkamam diye. 
oysa yürümeliyim 
koşmalısın sevdiğim

birgün bıkacaklar kalemimden, 
ve asacaklar bileklerimden..
 

 
X
günaydın günle gelen
güneşle gitmeyen bahar. 
günaydın çiçeklerin nazlısı 
ve küskünü kaderimin
acı olsada gitmelerin
kelebek düşleriyle yine gel

sensizliği tüketmeyi 
isterim avuçlarımda
ve dudakların sonsuzluğu verir 
bir hayat ışığı ellerinden
kulaklarımda Ay hikayeleri

en içimdeki ürkek çocuk 
dalgalarından korkup 
uyumaya gidiyor düşlerime
savaşamaz ki yüreği 
sevgiden öteyi bilmez kumrular

ellerim uslu bi çocuksun sen 
hiç olmadığın kadar.
sen günebakan ben yere
düş gezgini bir yürek
alnımda dudakların
düşlerimden korkuyormusun
yada gerçeklerimden
gel tut ellerimden

ne servetinde gözüm dünyanın
ne koparılmış bir çiçek düşümde
eridim tükendim de
bir yürek bekliyorum 
gözlerine giden yolculuklarda.

XI
rüzgar çağıracak seni
ve dağlara çıkacaksın 
doruklarda haykıracaksın sevgiyi
kalemin yazacak 
ve gözleri okuyacak sadece 
sonra o gözlerde 
tükenene dek kalacaksın
bir seher vakti.. 

kasabamı kuşbakısı 
görebildiğim bir tepede
rüzgarla gelen 
serinliğe verdim yüzümü
senmiydin...

ateşi tutabilirmisin.
kaçar mı ki tutasın
kanatları mı var 
-evet sevda kanatlıdır.
direnemediğim bir cansın
sevdam ateştir ellerin

hayatımı ellerine bıraktım
sana direnmiyorum artık 
güneş çiçeği güneşten mi gelir 
güneş kollarını açtığında
kendini mi farkeder 
ve yakmakdan mı korkar 
ki bir adım geridedir
en zor aşk belki de güneşinki 
saramaz sevdiğini...

kelimenin yolculuğunda 
bu yürek beni bırakmaz ki 
ne dokundurur güzelliğine 
nede can verir ellerime
eller mi onlar sadece elçi
aç ellerini.

adın adımdır 
bir nefesi paylaşmak ne demek
paylaşmakdan öte 
bir elmanın yarısını düşlemek 
sevda çarşıda pazarda satılsaydı. 
bütün bütün. 

bir med cezir daha
ve kendi içimde bitirdim dalgaları
bu kez güneşi görmek güzel 
ya serinliği gölgenizin

deli gönlümün deli kızı
ah buz dağlarını eriten kardelen
ben seni sordumdu can çiçeği
kelebeğin rüyasına renk katmalısın 
yağmurlu günlerde gökkuşağından. 

 
XII
dalgalar alır kollarına
ve götürür derinlere
yüzme bilmediğimi bile bile
ben yine de bırakırım kendimi denize 
ya bir deniz kızı tutar ellerimden
ya ölürüm gece kollarında

sevmem denizi sevmem aslında
kanatlarım olmalı benim
çıplak ayaklarım değmeden suya 
göğsüne ulaşabilmeliyim

su beni boğar dalgalar ürkütür
insanlar ah insanlar 
mangal yürek sevdalar
yürek işidir sanat
bazen fırçada hayat bulur
bazen kalem elimde

denizin tutmasına benzemez 
toprağın tutması insanı
ve sarması bir bulutun geceyi
kolay değildir sanat emek ister
acı da tuzu biberi

yasak sevdam "boyalı kuşum"
neden resimde kan kırmızı 
alev mi dudakların
ateş mi yüreğim
yangın kızıllığı mı güneşin
fırçayı tuale 
yüreğinden ayrı mı vurursun
makyajı bozulmuş monalisam
ağlayan denizkızım
söz sana denizi getireceğim.

ilmek ilmek dantel dantel
ince oya
boydanboya doyasıya 
beni boya...

XIII
bitince karanlıklar
bir seher vakti gelip de
al koynuna sinende sakla beni
geceye dek yaşat ellerinde
ve gece usulca ağladığım
yastıklarda bırak gözyaşlarımı

bir martının kanatsız yaşaması
yada kelebeğin ölmesi kozada
ipek yorganlarda sen uyu diye
ben bir deniz büyüttüm yangınlarda
su yanar derler ve yanar usum
delikankızım gülenyüzüm gel artık

sensiz kaç gecenin sabahında
hayal meyal bir halde uyanmak
hüznü kardeş bildiğin yüreğinde
sevinci de özkardeş kılmak 
-öyleyse sevmeli be kardeşim

gözlerinde pırıltısı geleceğin 
bir hayalin yansıması aynamda
yüreklerde çırpınan umut kuşu
hayat ipte yaşamaksa cambaz ustalığıyla
özgürlüğün elinde meşalen
ve dengede durma sanatı yaşam
sevmekse kaçınılmaz azığı canların
canlar canım mısın sevda.

gecedüşüm umutkuşum seni bulmuşum
delikankızım gülenyüzüm gel artık.

 
XIV
birlikte koşmak da güzeldir 
birlikte konuşmak da 
dinlemenin büyüsü 
dinginliği de getirir
ve suyun berraklığını 
akıcılığını ellerimizin
şimdi gönüller kanat çırpar 
-hey ufukta yolculuk mu var.

nasıl bir hayal gibi geldiysen
bir gerçek gibi kal öylesine
dağlara birlikte tırmanırız belki
serin vadilerde konaklarız
deli mavilerde, tende tuz tadı
bir pınarbaşı serinliğini
düşlemek yaz sıcağında
ve ıslanmak yağmurda delicesine
güçlü rüyalar ülkesine hoşgeldin.

kalbimden geçeni bilirmisin.
bilir mişsin
karşındaki yüreği kocaman
kendi küçücük bir çocuk
halimi ürkekliğime ver
vefasızlığıma değil.

ve bana seni anlat
anlat ki kendimle kalmayayım
sensiz elim tutmaz gözüm görmez
mademki elin elimde seni bırakmam 
yagmur fırtına boran 
gelmişssen gidemezsin.

ve ebruli sevdaları gönlümün
sevilen özlenen 
kokusu ötelerden 
gelen yaz çiçeği
sevilelim sen üzülme...

XV
yaslanırsın göğsüne
ulu bir çınarın
ve uyursun belki.
gözlerini sımsıkı kapatıp
olmasın sabah dersin
körebe ürkekliğiyle 
ellerin bulur sevdayı
bırakmak istemezsin
sımsıkı sarılırsın ışığa 
ışık beyazdır 
ve bir beyaz 
yedirenktir en az 

bilirim dersem inan
kendi içimden önce
yangınları bilirim sebepsiz
alev alev gelen mısraları 
okurken yanar ellerim 
dokunduğum taşlar değil
uzak dedikleri diyarlarda
öyle yakın bildiğim
sen sahi neredeydin

yaz sarhoşluğunu gecenin
yaz sarhoşluğunu ellerinin 
ve gözlerimin içine bak
hayal mi hayal rüya mı rüya 
oysa gerçek kadar güzel.
olmaz dediğim bilmediğim 
olsun.

uyanmak istemem sabaha
sürsün ömür boyu gece
yıldızlı bir gecede 
ellerinle ver bana seni
şahit tutarak hilali

belki rüzgar soluklu yaşadım 
ama hep meltem di adın
kasırgalar kopsada içimde
fırtınayı duysada bir dost yüreği
ben hiç bir dalı bilerek kırmadım..

bir kez daha gelsen pencereme
gözlerini sorsam 
talihsiz gecem de yine
gelmeyi denermisin yüreğime

adımı sordun ya adın adımdır
ve sonrası birkaç adım
daha daha yürürsün yoları
daha daha sevda 
daha delice koşarsın ufka
ve bir kez daha
söz vermeli mutluluğa 
hüzün nasıl gelirse de
biz onu çevirmeliyiz 
sevince ellerimizle

sevmeyi öğrettim kalbime önce
beklentisiz ve kaygısız 
herşey olsa da
yada 
hiçbirşeye de teslim ettim onu 
sonra rüzgarı bekledi yelkenlerim
uzak denizleri yakın eder 
küçücük sandallar
sevgi bir gemi 
yolcusu iki can 
ve ne varsa derya içre..

 
XVI

bir yaz gecesi rüyası
güneş bizimle birlikte 
batıyor ellerimizde
doğacak yeni güne gel
ve ışığın dahasını iste

yitik bir değerdir
ve kolayca harcanan
yoklar şehrinde zaman
kelebekler ölmesin
kozalarda sensiz
sessiz çığlıklarla

Tüm işgallerine kapattım
yüreğimi sevdaların
yokluğuna değil gülüm
varlığına direneceğim
ve bir ömür sürse bile
sadece seni bekleyeceğim

gecelerde severek 
sabahlanan bir candan
gündüz neden ürker ellerim
korkma sevdiceğim
tüm güzel elbiseler senindir
gün gelince dilediğince giyin.

ne yarınım var nede henüzüm
gün geçtikçe tükenen
can kuşum
sevdalara vurulmuşum.

o defterlerden adını
sildiğim 
bir tanımdır kötülük
seni silmek ise
ellerimle intihar

havalansın diye yerküre
bir pencere açtım geceme
bir kelebek geldi
bir iğne deliğinden
yüreğimi bir sızı deldi

seni içime sakladım 
şiire yazdım
gelirsin diye
ve okursun gözlerimden

XVII
istemez mi yorgun yüreğim 
bir nehir kıyısı 
serinliğinde dinlenmeyi
aya benzer
güneşten ne yansıtıyorsa
ve dünyandan nasıl görünüyorsa.

hey sen 
karanlıklardan korkan 
ışığı yanında taşırmısın.. 
o yıldız değil ki
yüreği "aya benzer" bir adam

senmişsin aradığım..
yanıbasımdaki can 
selaltı dumanaltı şimdi kalbim
ya ellerimi bana verin 
yada bırakın gideyim.

sondan kurtuluş yok 
buralar buz kesiyor
tendeki sıcaklık yüreğinden 
burdaki soğukluk ise 
buz tutmuş öfkemin eseri

serapla kutsadım hatta.
bense bir yalancı cenneti 
kendi elerimle kurup 
hergün yıkılışını seyretmekten
bıkmadan yorulmadan

ve sahte cennetlerde 
cehennemi yaşama pahasına
bir oradan bir oraya 
vururum kendimi şimdi
şiirle kavgasında gönlümün.

 
XVIII
burdayım
ve ay bir adım ötede
sevdanı karşıladım yollarda
bir yolcuyu bekler gibi
ne kadar güçlü olsa da 
bir balık hep ürkektir
ve bir balığı oksamak 
bilirim kolay değil.

beynimden dilime 
varana dek kelimeler
kaç kapıyı aşmakta bilirmisin
bazen duygular ağır gelir
rüzgarla bir kalkışma 
bakarsın bir isyan 
kapı yok pencere yok darmadağın
aşar gecer dalgalar geceyi
ve dalgalarda seni bulursam
gelirmisin

kaçmak gerek yalnızlığa
ve paylaşmak bir düşü 
olanca güzelliğiyle
hayale ortak olmak 
yön vermek dilediğince hatta
sevgiyi tanımlamak gerek bazen 
olabildiğince düşlemek
umutsuzlukdan bir umut 
imkansızlıktan imkan doğar
bitirme beni içinde yaşat 

bırak kanatların olsun
kırmak mı istiyorlar kırsınlar 
kalplerin de kanatları yokmu
gönül kuşunu görmeyen gözler 
nerden bilsin aydınlığı

sevdan şiir tadındadır hep
bir düşkadın bir hayalçiçeği
şiirle yaşar şiirle büyür
kelimelerin sihri değil 
duyguların gücü bu 
özlemdir söylenen türkü
kelepçeli ellerimi özgür bırak
sana köleliği getirecek olsa bile

içimdeki devin yaşadığını gördüğümde
tükenen bir ışıktan öte birşey değilim
karanlık kaplıyor yokluğunda
ve o karanlıga bir iğne deliğinden
ışık sızıyor parçalanarak
gökkuşağını hediye etmek için sana

yedi parça olmaya razıyım da
acı veriyor zamanla
gözyaşı yağmurlarıyla
gökkuşağının doğuşunda 
gün ışığından ayrılırken 
sancılıdır yedirenk 

Birkadının ellerine doğar çocukluğum 
ve bir kadının ellerinde büyür yine 
şiiri en iyi anneler bilir
ve şairler de bir annedir 
hediye etmek için size bir bebeği
sarsılır ve yaşarlar derinden...

XIX
kelebekler 
öykülerde yer ettiler
isterim ki kollarımda dinlenesin
sıcaklıgı kadar insanın 
serinliği de gerekiyor 
sana dağların doruklarından
serin rüzgarlar getirmeli

avuçlarımda buzdağının 
sularını getireceğim yudumla.
içimde ifadesini bulmamış çocukluğum
sevdiklerime vererek büyüdüm
almayı pek bilmeden

ve bir gün şiiri keşfettim
yada rüyanın resmini yapmayı
ne kadar sevsem de seni
bunu sana vermeyeceğim...

 
XX
O kadar kötü mü bu kelebek
suçu nedir ki sevmekten öte

nefret edeli gözyaşlarından
o kadar çok zaman oldu ki
sensiz ve sessiz gecelerde
sesinle nefesinle olmak
yada hüznünle aglamak
var veya yokum ben şimdi
istemekse senin elllerinde

ne yapabilirim ki bundan öte
gel dersen gelebildiğimce 
kal dersen kalabildiğimce
ve
git dersen direnmeden

tüm silgiler melektir
tıpkı kalemler gibi
ve şimdi
sen de sil günah defterlerinden beni.

XXI
büyüyememiş 
yarım kalmış çocukluğum 
hep eksik kaldı bir yanım
bir yanım hep yarım
koşup terleyemedim 
sevip okşayamadım 
seni çok sevdim ama 
hiç söyleyemedim
şimdiyse karlar kan kırmızı.

sevdiceğim 
buz dağlarında deli dolanıp
hasta olup kor alevler içinde
doyasıya öksüremeden öleceğim 

oysa bilirsin istedim
gecen ve gündüzün de pencerende 
hastaysan hasta olup nabzında 
nerde nasıl yer ettiğini 
anlıyorsun biliyorsun da işte 
derinliğin ve deliliğin sahibi

herşeye rağmen yine de
kalbinin bir köşesinde
yaz günü yangını ateşinde 
nefesim serinliği getirsin 
her gördüğün kelebekte
ölü bir ipekböceğini hatırla
kozayı avuçlarında taşı
ve götür gittiğin yerlere.. 

 
XXII
sevmek hiç ucuz olmadı.. 
hiç kolay söylenmedi 
gözyasını tadmadan
şu iki kelime.

"seni seviyorum" 

oysa sevmedi beni 
sonbaharı ömrümün
sarstı kırdı durdu dallarımı
resimlerde bile değil ki 
hayal adam ayışığım.

şimdi
ucunda ecel de olsa kır kalemini
yazma artık hasretini.

XXIII
kelebekler kaç gün yaşamalı

minik kelebeğin dünyasında
dalgaları büyük 
denizleri uçsuz bucaksız
bir üçüncü cevabı hatırlatan
umudu aradım dağ başlarında
yerde bulamadığım göktedir diye.

dur durduğun yerde deli gönül
rüzgar kara yollara götürür
ve bilmediğin uzak diyarlara
yanlışlara sürükleme istersen 
ama gel dersen geleceğim 

duyup da inanamadığım..
hayallerinde "neyinim senin"
kim daha bencil kim daha çirkin. 
bir damla seni almaya kalksan 
büsbütün yasaksın bana 

en büyük işkencecisiyim beynimin.
sevenler ve sevilenler 
ikisi aynı iki kişi oldugunda güzel.
 

olsa... 

 
XXIV
yüreğinin dehlizlerinde 
kaybolan kör adam
deli dalgalı bir yürek 
can çiçeği kendini niye hırpalar 

sorularsa sorunları çağırır.
yollarımda güpegündüz kaybolursun 
zavallı bir çocuk ağlar yüreğimde 
garip korkularla dünyaya bakan
uyku ile ecel arasında
ne fark kaldı günlerdir

bir omuzu düşlemeli
ve gerçeği belki de
gönlündeki çiçek 
gözyaşlarıyla beslenir 
ve kurur gider kimbilir.
denizkızları denizden gelir 
saçlarındaki çiçeklerse
içilesi sularla beslenir.

başka hayale sarılıp 
kırıp atılacak ayna olma korkusu 
sevi dolu bir yüreğin son çırpınışları.

yine de dahasını iste. 

XXV
renkler içinde 
ayrı bir renk acının ki 
o sen değilsin sen sen değilsin.
kim kimdir bilmezsin 
bir sihrin gizine kapılıp da
acı gerçeği hatırladığında
ellerinde kan görürsün 
o renk acının rengidir. 
acı ise hiç olmayan kimliğin

yorulası bir labirent yolculuğu 
sorgulayan işkence mavisi gözler
bir bahar sabahı serinliğinde 
elele yürümeli
yürek gidemediğinin farkında 
olsa bile

benlesin içimde bir yerde
vazgeçtim gitmelerden
senden ve kendimden 
ve şimdi hüküm zamanı dalgaların
ne şaşkınlık ne acı ne bir heyecan
bir sis bulutuna gizlendim 
ışık gelince aydınlanacak 
güntutulması ne günegündüz

görünmez adamı yenmek için 
çizgi romanları boyarsın
sevdanın boyası ne renktir 
yeşil de aşk olur mu yoksa 
aşkın boyası mı olur deme
gözlerin yeşilse aşk yeşildir.

ve sorulmuş sorulara 
verilmemiş bir cevap yine

-savaşmıyoruz sevgilim.

 
XVI
ben ne deli
yaşarım sevdaları
ölümüne...

hiçbir duvar 
kelebeğin düşlerine engel olacak
kadar güçlü değil.

geldinse durma
dokun ellerime...

XXVII
geniş bir dünyaydı içiçe 
içiçe daireler çize çize
genişledi dalgalar
ve kırıldı geri döndü 
yine içiçe

ellerim donarya yazarken
kelimeleri süzmekten
korkar oldum gülmekten 
esareti getirme bana

ölçmeye kalksam seni içimde
aklımın terazisinde tek ölçü
-hiç kimse için ağlamadım
ağlamak istemiyorum ki

yerli malı bir aşk 
bizim sevdamızda
gözyaşı bulunur nasılsa
böyledir sıradan sevdalar
sıradan ama eksiksiz
ve biz böyle güzeliz
tadımız tuzumuz ekşimiz 
ve hayatın kendisiyiz

ama dünya eziyor bizi
Ay'da yasamalıydık
dünyaya gölgemiz düşmeden
kolay mı sevdaları yasaklamak
sevgiliden geçmeden

bırak cennette kalsın elma..

 
XXX
yine binlerce kelebek 
can verir kozalarda
ne olur pencerelerini 
açma 
açma bir daha
.
tükendim.
.
ve siz ipeği seyredersiniz,
hiç dokunmadan...