| I
gece güzeldir ay hikayeleri dolunay ilk dördün son dördün hilal, ah hilal sendin başımı belaya sokan aydınlık gecelerinde karanlık kasabamın ışığınla avundum kundakta bebek gibi aya şavkın vurdu buz gibiydi gece varlığınla ısındım yaz diyemedim. Güzlendim denizlere çağırma beni med olur cezir olur büyüktür dalgaları denizin kıyıları yeter bana kıvrım akan deremizin taş kalpliyim değil mi sana git derken git ve kurtar beni tunç heykelleri gibi yeryüzünün duygusuz olmalıyım gülümsemen karda ateş gibidir tunçtan katılaşmış yüreğim yakma beni kalıplarım dayanmaz kalın duvarları yasak şehrimin bir, bir yıkılmakta tut ellerimden diyemiyorum dimdik durmalıyım ayakta gecenin karanlığında kol kola yürüsem yeter ışığınla baş başa sen beni bilmiyorsun ben var ya ben iflah olmaz biriyim yokuşlarında sevdanın ansızın tükenebilirim. ağrılarım benimdir bedenim gibi yüreğim sende kaldı sana yanarım istasyonsuz duraklarında trenlerin makas değiştirir hainler. şiir mi bir ayrılıktır ölümü çok şeyler saklıdır ötelerden duygusuz suratsız tunç heykelleri evrenin gülümseme nedir bilmezler. ve dondum kaldım öylece beni Ege' nin sularına gömmeyin ve heykelbol şehri ülkemin İzmir de kalmasın ellerim. Bursa belki şeftali kokusu "mermer şadırvanda şakırdayan su" zamanı var her şeyin ölmekte acele etme bekle sevdiceğim |
II
ay beyazdı gülbeyaz gün beyazdı gönül beyaz gönül beyaz bir kuşa sevdalandı barış aklına esenin çerçeve çizdiği gelişigüzel çerçeveler imparatorluğunda aykırı bir sevdaydı aşkımız manzarası ay dı güneşi ay yıldızı ay ay kokardı mutluluk ay beyazdı gül beyaz gülümsemen beyaz gözlerin ela başıma belaydın sevdiğim hasretin yaman şimdi uçsuz bucaksız gecede olmayan sabahlara sitemim uyku mutluluk değil ölümdür belki bekleyene. şimdi anlıyorum dışarıda yağmur var ve ben aptalın tekiyim yağmur yağmayabilir ama ben yine de aptalın tekiyim değişen sadece derinlikle delilik arası bir şey kavgasını yapmadık ki gecenin gündüzlerden şikayete hakkımız yok belanı arama çocuk yüreğim uslu dur. ay beyazdı gülbeyaz gün beyazdı gönül beyaz gönül beyaz bir kuşa sevdalandı barış aklına esenin çerçeve çizdiği gelişigüzel çerçeveler imparatorluğunda aykırı bir sevdaydı aşkımız gönül beyaz bir kuşa sevdalandı hadi barışalım. |
||
| III
olmadık zamanlar ay karanlık bulutları var düşmanların gölge ettiler. şiiri katlettiler şiir adına kan kokuyordu şiir sevgisiz yobazca ve kaba umutlar bulutlara isyan etti rüzgar ol sen götür gölgemi ay dolsun yüreğime ılık sabahlarında evlerimizin emek kutsal ekmek de öyle neyin kavgası bu sevda yaman kelime sevdalım ne zaman döneceksin neredesin şimdi sorsam bildiğimi ne kazanır karanlık ay tutsak değil diyorlar gel öyleyse aydınlık olmadık bir öykü hiç tanımadım seni görmedim gözlerini sustum, sustun sen yoksun ben yokum yok, yok olmalı şimdi olmazlarınla sevdim ben seni Ay karanlık.. bu adamı adam etmeli şiir tekdüze şiir sıradan olmaz olur vasat günleri de var dünyamızın esaret kader değil cesaret sevdiceğim |
IV
Ay kana bulandı kes artık çırpındığın yeter umut kuşu ölmelisin gelmeyecek beklediğin bilmelisin çöllerinde gökyüzünün kaybolmak ve serap gel serap da olsan bir selam ver sabrımı deniyorum sabır boyun eğmek değil direnmektir yokluğuna sensizliğe alışmak hiç değil nasıl bir kavga bu mektupları yakılmış doğmamış bir aşkın kaygıları oldu korkumuz çok acımasızsın yeryüzü bak unut istersen doğmadığımı söyler kimliğim annem bile unutmuş ben kimim ve öleceğimi bilirim o kadar zor değil mutluluk bilirim sende öleceksin gülümse aykırıdır fikrim aykırıdır zikrim en iyisi unut beni unutabilmelisin unutabilmeliyim şiire darılmak olmaz dizeler yolunu kendi bulur yorumluyorum öyleyse uyumuyorum uyuyamıyorum. hadi gel bak ne haldeyim sınır ötesinde bir gemi deniz bitti su bitti ömür bitebilir dayan yüreğim gece ay aydınlık olacak aydan sonrası mevla kerim sabaha az var tükenmemeliyim... |
||
| V
direnemedim kalemimi kırdılar ellerim yetim şimdi ellerim neredesiniz ya ellerin kimin şimdi sen kimin ellerindesin ellerin kimin şimdi dolunay, med cezir uslu dur yüreğim zamanı değil kavga zamanı mı bir dal bir orman kaçıncı fidan bu yıkılan yıkılan biziz farkında değiliz. yıldırımı ellerinle tut yangını yüreğinde büyüt zehri bir yudumda iç sevda fedakarlık ister bedava değil ölüm gülümse gülüm kitap olacak bu sevda ve okunmayacak asla dokunmayacak ellerim ellerine uzaksın uzak kal sevdiceğim boşuna bu kavga hadi git ay bulutta geç vakitleri var ömrümüzün en geci belki ilk günümüz üzgünüz. yokluğunda ağlayacağımı bilmelisin elinden oyuncağı alınmış bir çocuk gibi hıçkıra, hıçkıra git ve unut umutsuzluk mutsuzluk hoş değil ama olmasaydın keşke görmeseydim mi desem bize göre değil bu sevda elveda... |
VI
hayat her zaman düz giden doğru bir çizgi değildir ve bir damla suyun kıymetini çölde susuz kalan bilir hiç tanıma beni ben zencisiyim bu denizlerin kurban olurum dağlarınızda yarınlarımız için edensiz sorularım var cevapları bende gizli ve sensiz bu bulmaca çözülmeyecek hadi gel soldan sağa sen... yanmak nasıl bir şey ben bilirim kafdağı' nın ardında ne bekleyebilirim gözlerin onu söylesin kaç günlük şu ömrümüz oysa kaç yıl yaşadık saydın mı saymayalım.. ellerin ateş yüreğim ateş. nabzımı tut alnıma dokun yanımdaysan ölebilirim. ay güzeldir sen güzel sen şiirsin ve bu öykü hiç bitmesin... |
||
| VII
Soğanları ince doğra yüreğimi bütün, bütün kısık ateşte pişir yanabilirim. havadan sudan konuşalım yağmurdan bulutlardan mutluluktan belki belki uslu çocuk olmaktan aynalar yalancı değil yüzümde hep sen varsın seni görmek ne güzel, gözlerimde erişmek zor olsa da hayal denizlerinde. saçlarımı okşa dizlerindeysem yüzüme bak ve gülümse sakın unutma beni unutma ve önemse kulağımı çek sokağa bırakma yaramazlık yapsam da öcüler yemesin beni emi ve sevdiceğim bir gün öleceğim... benimle ol yanımda ve yakınımda |
VIII
idam mahkumuyum kendi verilmiş kararlarımla ipim boynumda. ipimi sen çek ateşimi sen yak suyumu sen dök cesedimi sen yıka sen sar kefenimi... her ağaçtan bir dal her çiçekten bir bal demedim ürktüm hep dalgalı denizlerden med-cezir manzaraları Ay, ayaklar altında yere düşen gölgemiz değil bedenimiz keşke karaya otursaydık sorunlarla yaşamak ve ölmek sorularla öyle zor ki. iki bodrum var yüreğimde birinde hasretin diğeri kömür karası yeraltı suçları cinayet şebekesi su boruları hasret limanında kayıp mahsur ve yolcusuz kalmış bir gemiyim alnını uzat... pusulam olmalısın dudakların püfür, püfür üfür rüzgar alsın yelkenlerim yüzmeliyim yüzmeliyim. iki gecedir ömür iki kelimedir hayat söylendikçe bıkılmayan bir sevdadır delice Ay, aydınlık inkar etmiyorum etsem de biliyorsun . seviyorum... |
||
| IX
gökyüzü benimsin kırmızı güller kiraz, şeftali kan kırmızılar pembe kalanlar benimsiniz. unutulan keşifler geriye dönüş irtica on sekiz yaşı yeniden yaşamalıyız kırk 'a varmadan bir kez daha bir bebek ağlaması bülbül sesi kucağına yasla ninni söyle uyumayacağımı bile, bile. olamadık seninle el ele bile adımı bilir gezegen biz gezmeliyiz kolumu kır ama kanadımı asla yüz ver, yüz elli ver paylaşırız mutluluk verdikçe hayat güzel tatil yapmaz katiller ölümü öldürelim gel. cinayet ilk kez böyle güzel beklemek yalnızlık gurbet memleket hadi git. ben gittim bile farkında mısın |
X
şiir böylece yetim kaldı önce sevmekten vazgeçtik sonra direnemedik kavgalarda. ardından okumayı unuttuk sevdaları, aşkı başkaları için üzülebilmenin güzelliğini kibritçi kızı okumadı çocuklarımız Polyanna ile mutluluk oyunu oynamadılar ve onların hiç olmadı Kemalettin Tuğcu' ları hiç seksek oynamadılar çamurdan ebem sol, sol ekmekleri yapmadılar kum fırınlarda yüreklerini katıp pişirmediler sevgiyi hiç üzülmedi onlar sevmedikleri için ve ağlamadılar sevdikleri adına bile bir kez olsun. Ne Ay ı sevdiler ne yıldızları yakmadı bile yüreklerini sevecen çingene kızları sonra sevgisiz sonra duyarsız sonra umarsız bir dünya kumar oynadık hayatla ve kaybettik. şiir böylece yetim kaldı çünkü biz önce sevmekten vazgeçtik karşılıksız ve olabildiğince sevmekten. vazgeçme sevmeliyiz... |
||
| XI
vakit yok mutluluğa anlık yaşa günü kurtar bu ben değilim yuvarlanmak belki ama yaşamak değil kafdağı deli dumrul realite mutluluk bu o değil hamamböcekleri ekmek kırıntıları rutubetten nem kap akrep dolu zihinler kaç yelkovan kaçtı gitti önümüzden yıldızları seyret sırtüstü ve mutlu ol orda bir yıldız gülümsüyor bak mutluluk paritesi dolar yüreklere samanyolu... ışığının peşi sıra Ay da hayat var mı Ay sevmeyi bilir mi yada sen bilir misin onu söyle bir hayat olabilir. eğil, boyun eğ ayaklarının arasından seyret dolunayı ve insanlar tersten bakınca küçücükler küçümse ve gülümse yılan besle akrep ve çıyan derdim derdinle dost gezmeye çıktılar sabaha karşı paylaşacak çok şeyi var insanların ev kirası elektrik su parası yazlık taksidi bir sevgiye vakit kalmadı ayrı düştü ayrılamayanlar dua ediyoruz duyarsan sende katıl dua etmek iyidir iyi olan sensin tüm iyiler için eller havada yürek yanığının yok ki merhemi sabır zor bir çare biz biçare ver Allah'ım ver yağ, yağ yağmur Tarlada çamur. çocuk şarkıları küskün çiçeğim benim küsme geleceğim... |
XII
gündüzlerde kayıbız gündüz kiminiz bilinmez korkular bürüyünce yeryüzünü gece sığınaklardayız. yalnızlık sevilir mi kolay mı ürpertisi karanlığın bir limandır kolları gecenin hadi gelsene. güvenme bana güvenme ona aynaya bak güveneceğin biri olacaktır mutlaka insan insanın aynası. hadi yollara düşelim elimi tutsana gözlerinde yolculuk uçsuz bucaksız bir evrene gidelim mi ne dersin kırk yıl hatırı var bir acı kahvenin ya kahverenginin renklerin dünyasında soyludur göz bebeklerin asıldığımı düşün ve gülümse aynı suçtan idamım peşin sıra mısralar oldu celladım hadi asılalım korkma mutluluktan ve diren kaderine roller aynı mı acaba ağlamak da bir rol mü keşke ağlayabilsek.. yan çizilmiş bir dünya deprem olmuş yürekler yıkık dökük binalar yeniden imarı sevginin seferberlik başlasın. mutlu olma arzusu kuşun kanadında bir sevi ve korkular, korkular... sevmekten korkulmaz ki korkmuyorum, korkma korkmayalım... |
||
| XIII
birisi daha var gecenin yalnızlığında uykusuz. birisi daha var umutlu ama mutsuz. mutluluklar getirdim getiren bir ben değilim bilirim birisi daha var. birisi daha var yüreği adımla çarpan birisi daha var gözleri benim gibi ışığıyla ışıldayan ve bilirim bir ceylan sabah serinliğinde pınarbaşına gelir bilirim yolların uzunluğunu ürkekliğini çiçeğimin bilirim sevdasını birisi daha var bilirim bağrıyanık. birisi daha var bilirim gözleri yaşlıdır şimdi. birisi daha var iç geçiren her gök gürültüsünde bilirim birisi daha var öteler ötesinde birisi daha var sıcaklığımı arasa da yanmasını bilen sevdi mi gerçekten seven birisi daha var isteyen. istendiğini de bilen... bilirim birisi daha var gecelerde uykusuz.. |
XIV
gel deme korkuyorum korkmaktan. dalları kırılmış, boynu bükük ve yetim yaşamaktan özlesem de gelemem... ağlayana çok zordur düşünmek bile gülebilmeyi kelepçeler tutmasa istemez miyim gelebilmeyi kelepçeler benim zindancı benim mahkum olan yüreğim koşardım inan yeter ki geleceğini bileyim ben güçlü değilim yok ki köklerim gittiğin gün yüreğimde acın beklerim ve gelmezsin. gelmediler bilirim. adaleti sevmiştim oda terk etti yeryüzünü ve istediklerin vermeyeceklerim değil, belki görmeyeceklerim. kör yaşadın mı hiç en zor o sanırsın oysa kör olmak engel değil hayale sağır olmak en kötüsü duyamamak hadi konuş. zor derler yazmaya şiiri yaşamak daha mı kolay yine de çiğ damlası düşmesin yapraklarına çiğ değilim delili bak işte göz bebeklerim. çözülsün dillerin özgürlüğünü ister kelimelerim. istediklerin zor bilirim sanırım onlar asla veremeyeceklerin |
||
| XV
şiir tadındaydın sevgili su gibi yudum, yudum hava gibi nefes, nefes ekmek gibi dilim, dilim ben seni özlemişim. gözbebeklerinde yüzümü dudaklarında adımı hayalinde düşümü canım deyip gülüşünü ben seni özlemişim. niçin dolar gözlerim niçin bulurdum ben her şarkıda seni niçin her hüzünlü şiir derinden dağlarmış yüreğimi ben seni özlemişim. yokluğunda üç gece titrediğini ellerimin delice çarptığını yaralı yüreğimin saklasam bilmeyeceksin bilmelisin ki birsin her an benimlesin ben seni özlemişim. nereden baksan ayrılık nereden baksan yoksulluk nereden baksan sensizlik ölüm gibiymiş bana yaşayıp bilmeliymişim ben seni özlemişim. uykusuz gecelerde kalmayı senle sevdalara uyanmayı yangınlarda suya kanmayı yeniden sana sevdalanmayı ben seni özlemişim. ayrılık nasıl olurdu ölüm gibi yokluğun sensiz gecelerde benim bir şey var farkında olduğum ben seni, yanı başımda iken özlemişim... |
XVI
yol....... çileli, uzun ve ince yorgun gönül dinlenince. arzu, özlem, sen, ben ve gece bu bilinmez bir bilmece..... yolcu..... çileli, mahcup ve kederli tükenmiş, susuz, uykusuz ve dertli gel desem, gelmezsen sen, sen, sen. bu bilinmez bir işkence. han...... çileli, yolcuların mekanı hüzün. ve gam yüklü duvarları hancı gideli beri tükendi dil, kelime ve hece bu bilinmez bir dönence.... umut..... ay döndü, gündöndü ve sen dönmedin ömür bitti, ben bittim şiir bitti dönmedin. ben hiç yaşadım mı sende bilmem ama sen ey sevgili sen bende hiç ölmedin... |
||
| XVII
gel buraya, ürkek bir çift kumru... güvercin yüreği derler ama ölümüne sevmez güvercinler sevda için kurban olur kumrular oysa ürker, kaçar yine konar pencerene sevdası sensin hiç inanmasan da gelir sanırsın bir ekmek kırıntısına sevdalı yusufçuk türküleri fısıldar sana rüzgarın uğultusunda yalnız ölmez hiçbir kumru bir kedinin pençesinde,.. gel, buraya ağlamak isteyen bir sen değilsin gözyaşları döndüğünde bir sele hasretle kanayan yüreğimi gel hele bir dinle. gel buraya bak, bahar kokusu. dallar çiçeğe durdu yarın belki yorgun yürekler uyanacak bir deli nehir, bir çağlayan belki gürül, gürül akacak. gel buraya bahar saçlarındaydı kokmadığım hasret gözlerindeydi bakmadığım uzansam dokunabilir miydim bilmem ki bir ateş bu hep yandığım ama hiç yakmadığım gel buraya. hadi gel. yine ağlayalım... |
XVIII
bir hayalin peşinde bir gölgenin izinde acı meyva kör yolculuk gittikçe uzayan bir yol hasret, sen veya yağmur. yağ yağmur. uyku vakti, dipsiz kuyu deli rüya bilinmez gerçek tatlı hayal uzak ülke koşuldukça koşulası bir yol hasret, sen veya yağmur yağ yağmur. içli şarkı, hüzün yeli garip umut çile seli. sıcak nefes tende buğu tükendikçe gidilesi bir yol hasret, sen veya yağmur yağ yağmur. özlem ve bahar kokusu çiçek, çiçek dağlar yudum, yudum sevda yamaçlarında koşmak gecenin ve kaybolmak kollarında bilinmez bilmecenin.... hayal, meyal ama bilmelisin hasret,özlem. özlenen sensin. sen veya yağmur yağ yağmur.. |
||
| XIX
günaydın... henüz pazartesi yüreğimden kalkan kuşlar başıboş, serseri ve ürkek uçuyorlar öylesine. ne olur sevdiğim kelepçesini çöz de ellerimin dallarına bülbül konsun güllerin... hadi gel gökkuşağının altında yedi renkli bir dilek tutalım ayçiçekleri bugün söyle nereye baksın. sular nereye aksın ve yağmur ölesiye nereye yağsın. aç hadi pencereni yeni güne rüzgar kalbimden selam getirsin yine iliklerine... yık şimdi duvarlarını köleliğin ve aç perdelerini gözlerinin bak kediler sütünü içmemiş daha hala gözleri mahmur minik bebelerin şu köşede esneyen güneşe ne olur sevdiğim yüreğinle bir selam ver de, içimizi ısıtsın artık. ve kalem tutup şiir yazsın şairler rüya görüp fal baksın kahinler herkes işine, aşına koşsun sayende günaydın' la aydınlansın günyüzü ne olur sevdiğim sevdaya kanat çırparken güvercinler bir adım daha bana gel ve yine yeniden hoş gelsin bahar... |
XX
yaralı martı kanadına merhem olsam solgun güneş yüreğine ateş olsam yansan, yansam, yakılsam... |
||
| XXI
gel bir tanesi bak gözlerimin içine kendini göremediğin gün o gözler kapanmış demektir. |
XXII
gidiyorum. yüreğim ellerimde yetim çocuklar gibi onu kapına bırakıyorum iyi bak ona sensiz belki ama ben yüreksiz yaşayamam. |
||
| XXIII
bir selam verdim aynalara gülümseyip yüreğinde hissedebildi mi beklediğimi çağırdığımı sesimi duyabildi mi kulaklarında ulaşabildi mi fısıldamak istediklerim gel derim ki dileğim gelirsin de kaçar gideriz kırlara. bak güneş ısıttı toprağı çiçekler isyan edip başkaldırdılar bayrak açtı yürekleri evrenin gelirdin de dağların tepelerinde birlikte haykırırdık hani yankı yapar ya ben sana seslenirdim yüreğimle yankısını duy diye yüreğinde ve arada bir soluklanırdım nefesim tükense de senden gelen sesin yankısı duyulana dek yüreğimde çığlık çığlığa haykırırdım adını bulutlara bakardık birlikte gökyüzünde sonra uzatıp ellerimi ellerinden tutardım ve kanatlanırdık tepeden bakar küçümserdik insanları kar beyaz bir buluttan bir başkasına atlardık ve minik şimsekler bırakırdık ardımızda ürkütmezdi varlığımız hiç kimseyi ve bir yağmur damlası olup birlikte yağardık bir çiçek bahçesine el ele yapraklarından süzülürdük bir gonca gülün yüreğine o gülde gül gibi olurduk birlikte hayat verir büyütürdük ve güpegündüz bir rüyayı paylaşırdık tüm sevecenliğiyle biz diyebilir miydik kim bilir adı sevgi çiçeği mi olurdu o gülün dost yüreğimi adını söylemek istemezdik belki de belki de adı hiç olmazdı rüyadaki bu masalın adsız birer kahramanı olurduk belki de sonra ipeksi bir elin işaret parmağı uzanırdı ve ben susardım aslında hep susardım. mühürlenirdi kelimeler tutuklu kalırdım kendi bedenimde ve gözlerimi yumardım sadece beklerdim beklerdim pamuk prens değildim ama rüyadan uyanmak için değil uykudan bir sevince uyanabilmek için beklerdim bir hayalim olsun isterdim uzanıp dizlerinde gece karanlığında kimsesiz bir gecenin yalnızlığında yıldızları seyredebilmeyi ve şarkılardan fal tutar gibi bu yıldız senin o yıldız benim sayardık belki de sabaha kadar kollarımız iki yandan kuşatır geceyi kucak, kucak toplardık yıldızları bir ucundan sen alır gelirdin dünyanın öteki ucundan ben toplardım onları bir samanyolunda kavusurdu bizler gibi onlarda birbirlerine ellerimizle. bir düş bu bir hayal gözlerimi yumuyorum uyanmak mı bir gün evet ben uyandığımda daha güzel bir dünyaya doğabilmek istiyorum hayalse hayal masalsa masal bir tek bunu biliyorum... seviyorum... |
XIV Nasıl büyüdü çocuklar ağlamakla başlamıştık hayata korkusuna dayandık ayrılığın sevda dağlarındaki kör yangınlarda koca bir ormanı tüketen bu kötü adam yüzlerce fidanı yetiştirip gönlünde yine dağlara taşlara dikmeye çıktı yeniden yeşillensin diye yeryüzü. hiç yüksek tepelerde çamların altına oturdun mu rüzgar sana yedi kat ötelerden güzel çiçek kokuları getirir ayakta rüzgarın sertliğini hissedersin ama oturduğunda ılımandır durgundur ve adınla çarpan bu yürek, sana vurgundur. baharı yaşamak güzeldir devrilmemiş çamların gölgesinde çiğdemleri görürsün yeryüzünde ümitle çıkarlar toprağın bağrından tıpkı kardelenler gibi yaşama sevinci dolar yüreğine ve dağlara çıkıp haykırmak istersin -umudum, umudum, umudum -ben dört yapraklı yoncayı buldum. sevmek ne güzel şeydir sevgili ötelerden hissedebilmek yüreğinin kıpırtısına ortak bir yüreğin sesini duymak kulaklarında bir ırmağın gürültüsünden haberdar olmak ve o ırmak sevda dağlarından doğar mutluluk denizine dökülür saçlarını rüzgara vermiş bir deniz kızının kopup gelen bir tel saçında mutluluğu düşleyebilmek uzanıp dokunabilmek ellerine gecenin sessizliğinde çölün kimsesizliğinde dizlerine uzanıp gökyüzünde yıldızları sayabilmek elini tutup göğe yükselebilmek ipek kanatlı bir kelebeğin ipeksi elleriyle Samanyolu'nda bir yolculuk geceye sevi dolu bir selam verip gündüze tebessümle uyanabilmek -günaydın biriciğim çocukça paylaştık bir hayali bir rüyayı gerçek kıldık ve bir sevgi oyunu oynuyoruz uzak diyebileceğin kadar uzak yakın diyebileceğin kadar yakın neden rüzgarı sevdiğimi anla ve neden dalgaları yaşadığımızı durgun sularda. dağların doruklarında yetişmiş nadide çiçekleri sana sunabilsem gökten adı adın olan bir yıldızı avuçlarımda pencerene getirebilsem günaydın diye camına konan her sabah ürkek bir çift kanat olabilsem gözlerinde kaybolup avuçlarından bir yudum su ile ben sende kendimi bulabilsem keşke her yeni gün senle doğup keşke her gün kollarında olabilsem. |
||