SENSİN  

SENSİN
Farklı boyutlara giriyorsun
Farklı zamanlarda,
Başka nesnesin
Günün başka saatlerinde
Her biri gerekli olduğu anda
Sen, o nesnesin bende.

Kah çakmak oluyor
Sigaramı tutuşturuyorsun
Sigaramsın dudaklarımda
Yalnız kaldığım anda.
Kadehsin.
Kadehsin 
Sık sık öptüğüm,
Kadehi dolduran içkisin
Yudum yudum içtiğim,
Sensin
Şarkı söyleyen ve şarap dağıtan saki,
Sensin, sen 
Güzelliğiyle beni sarhoş eden.

Saatimsin,
Sen oluyorsun zaman
Uyandırıyorsun sabahları,
Akşamları uyutuyor,
Zaman sen oluyorsun
Irmak gibi akıyor,
Sen hayal oluyorsun
Zaman yerinde sayıyor.

Sensin
Dudaklarımda can bulan söz
Her gece yağmur olup yağan
Gözyaşım sensin,
Sen oluyorsun gün
Işıtan ve ısıtan sen...
Seviyorum seni
Gece olduğunda
Gece, sen olduğunda.

Bu şehir sen oluyorsun
Ne zaman sıkılsam.
Sen oluyorsun kaldırımlar
Ayaklarımı sürüklerken
Ve öylece kalakalıyorsun yerinde
Sen oluyorsun ufuk
Ufuk bana uzak
Sen bana uzak.

Sensin işte ellerim,
Tutuyorsam nabzını dünyanın
Sen tut diyorsun da ondan.
Sen, işte sen gözlerim
Dalıyorsam resmine bakıpta
Sen istiyorsun diye...
Ayaklarımda sen,
Beni senden kaçıran
Beni sana getiren
Sensin işte sen, ben.

Sensin, 
Elimde titrerken kalemim
Beyazlar üstüne yayılan şiir...
Kah iyi oluyorsun
Okuduğumda coşturan,
Kah kötü olmuyorsun
Yırtıp attığım zaman.

Okuduğum kitapsın, 
Sen her cümlesi sevginin...
Sensin, işte sen
Yerinden oynatan
Kabından taşıran
Dağlardan aşıran
Sensin, işte sen
Beni benden alan. 

Gülsün, 
Koparmaya kıyamadığım
Gülsün, bırak gülsün
Sen olan yüzüm
Sen oluyorsun bülbül
Sevdiğim için,
Sen oluyorsun gül
İstediğim için. 

Uykusun
En istediğim anda
Baş ucuma konan.
Gördüğüm an rüyada seni
Sen oluyorsun rüya
Ilık ılık akıyorsun damarlarımda
Sensin kan, kanım sensin,
Akıyorsun damarlarımda.

Sen ölümsün
Öldüğüm zaman,
Beyaz perdelere yansıyan
Bu çehrenin gizemi sensin.
Susan, konuşan, 
Gören, görmeyen,
Sensin işte sen, ben.
 

Kötü, iyi, sonuna koy aşkı
Ve seni koy oraya
Aşkın adısın


AŞKIN ADISIN
Uyku bir uzun yol gibi uzar,
Gecenin soğuk yüzünde
Yalnızlıklarıma düşer.
Her yanım üşür
Her yanım hasretinde senin,
Sen uyku, uyku sana düşman
Alır seni, alır avuçlarımdan
Sürer inat damarlarıma,
İnat damarlarım huysuz, acımasız
Ne sana acır, ne sensiz bana.

Gece, dökülür kar gibi üstüme,
Allı pullu fahişeler geçer önümden.
Sırıtır, dişlerini sayarım korkunun,
Mercan yüklü gemiler gelir
Saatler sabaha yakın,
Sabah dansına hazırlar karıncaları,
Havva'nın karıncalarını...

Gün kısa, gece uzun,
İlmek ilmek dokumakta seni
Kuzum, bir bilinmez mefkure
Dökülür öylece yanaklarına
Geceye düşen gün, güne düşen gece.
İstiridyeler, midyeler, balıklar uykuda
Gözlerinle yapayalnız kalan benim
Deniz, toprak ve sen gözlerinsiz uykuda...

Sabah yoluma çıkar
Aniden gözümü, elimi biçer,
Sabah gölgene bilmeden düşer,
Kararır,
Kararır gözlerin
Yıldızlar el sallıyor, baksana!

Hava soğuk, hava sıcak,
Ne farkeder?
Soğukda olsa yanar içim.
Sıcakta olsa, 
Yalnız, bir kız çocuğu geçer
Güpegündüz, gözlerime inat, önümden
Titrer sensizliğimde senliliğim.
Çocuk, çocuksun sen, kızamam
Neden ettin diyemem.

Her yer oyunda oynaşta
Bir gül soluyor, haberin yok.
Ölüm; 
Yakın, yakından da yakın,
Ölüm; 
Buz gibi taşta
İlk defa üşüyor.

Sev beni diyemem ki sana,
Gecenin bir yarısı edilecek söz mü?
Unutup da her şeyi inkar etmek gerçeği
Sığar mı akla mantığa?

Ah! Ne yalan söyleyim
Güzelsin, 
Ben demesemde
Bunu demedi el?
Ne gerek var söylenmişi söylemeye.

Rüzgar horluyor, şehir uykuda,
Yağmur camları yokluyor.
Yak bir sigara bir daha
Sensiz uyku, uykusuz gece olmuyor.
Ya kar düşüyor, ya karanlık,
Gözlerin gözlerimin şavkından geçiyor
Elveda diye diye..

Öyleyse yak bir sigara
Sus, sus!
Sen söyleme geceye kötü olduğunu
Gece bilmiyor mu sanki
Kötülerin üstünde gezdiğini.

Kötü, iyi, sonuna koy aşkı,
Ve seni koy oraya
Aşkın adısın.

Tanrı dileseydi 
Günü sen yapmaz mıydı?
Ama gecesin.
Gece de nasıl olsa benim
Artık sevmese de olur.
 

MISRALARIN AŞKI
Leyla ile mecnun gibi,
Büyük olur mısraların aşkı.
Dağlar ile taşlar gibi,
Büyük olur mısraların aşkı.

Akıl ile gözler gibi,
Derin olur mısraların aşkı,
Okyanuslar göller gibi,
Derin olur mısraların aşkı.

Dilden çıkan sözler gibi,
Gözden akan yaşlar gibi,
Eray'daki izler gibi,
Acı olur mısraların aşkı.
 

 


 

SENFONİ
Sarıyla siyahın karışık hüznünde,
Maviler geçerdi törenle huzurdan.
Aşka dalıp dalıp söylerken türküler
Bir bülbül öterdi gül bahçelerinden.

Söylerdi mevsimler sevda nağmeleri,
İklimler inerdi gökten ellerine.
Oynar ay ve yıldız sarhoş oyunları,
Al al dudaklar sönerdi dudağında.

Al aldı çehreler mesuttu yanaklar,
Yeşiller kervanı selamla geçerdi.
Karalar sarsa da apaktı yürekler,
Şavkıyla hayalin duvarlar ışıdı.

Toprağa inerdi rengi bulutların,
Okşardı hafiften tel tel saçlarını,
Yaprağa yürürdü canı ağaçların,
Susardı çiçek, görünce gözlerini.

Baykuşlar öterdi ansız gidişinde,
Seninle açardı kırmızı laleler.
Deniz gözlerin, güneş bakışlarında,
Tüm güzelliğinde oynaşırdı renkler.


SENİN İÇİN
Bir katre alev oluyor
Geçmiş zaman yanaklarımda,
Tatlı, yakmayan bir alev...

Köhne duygulardan ayıklayarak
Vereceğim sana bütün benliğimi,
Geçmişin geleceğe hediyesi olacak,
Günahların penceresinden fırlayarak
Affına sığınan bir hediye...

Senin için sevmişim bütün güzelleri
Ve çocukları öyle sevmişim ki,
Ruhundan işleyip aciz yüreğime
Sen oldurmuşsun bir parça beni,
Hükmediyorsun sen bana,
Bense senin için hükmediyorum
Aklıma sığmayan cihana,
Ve adım gibi biliyorum
Senin için işlediğim günahları
Senin için işlemişim günahları.

 


 
 

BU NE GÜZELLİK
Ne kadar güzelsin!
Güneşle aşık atar
Yıldızlara göz kırparsın
Çıkma kırlara
Papatyalar solmasın

Seni görmeden önce
Gururlanırdı gül
Şimdi üzgün ve hırçın
Seni göreliden beri
Bülbül itibar etmedi güle.


 

DOGA VE SEN
Buğday başağında sarı
Senin kadar güzeldir ancak,
Ve anne sütü, senin gibi taze.

Dudaklarından kiraz toplamak hevesi
Her mayısta yerleşir aklıma
Her mayısta küçük fidanlar
Harikalar yaratır.
 
 


AŞK
Dudaklarım arasından bir hengame
Gider gelir aşkı söyler,
Soframdaki gönül eri
Aşka gelir aşkı söyler.

Maşuğa bilenir tatlı tatlı
Var-yok bilmez aklı saklı
Sevda çeken derviş aklı
Gezer tozar aşkı söyler.
 


 

HÜNER
Yaşamak çok kolay
Uğrunda ölmek hüner
Yaşananların adı olay
Asıl olayı görmek hüner.

Yolların sonu görünmez
Maşuk aşığa bilenmez
Dertsiz derman aranmaz
Derdi derman etmek hüner.
 

.

DERYA GÜNEŞ ER
Deryalarda ellerim, okşuyorken güneşi
Esrik güzelliğinden mesut bir gönül kaldı.
Rahmet olup yağarken bulutlarında sevgi
Yad ellerde yalnız hüzünlü bir sevdanın,
Aykırı düşleriyle, kuru gülleri kaldı.

Güfteledim  şemalin, söylettim bülbüllere,
Ürkek bakışlarından taç yaptım fanilere.
Nağme nağme söyledim, ilmek ilmek işledim.
Ebediyyen bitmeyen bu güzel macerayı
Şavkıyla gözlerinin gecelere söylettim.

Efkarım duman duman dökülürken içime,
Rüya gibi bir halle, çok eski bir meşk kaldı.
 


 

GÖZLERİM GÖZLERİNDİ BİR PARÇA
Yıldızlar gözlerinde yandılar
Kutup yıldızı benimdi
Büyük ayı, küçük ayı, samanyolu senin...
Yıldızları topladım bir gece vakti
Avuç avuç serptim yanaklarına
Yıldızlar yanaklarında sevişmeyi öğrendi.

Gözlerim, gözlerinde uyandı uykudan
Derindi, serindi, senin yerindi,
Gözlerim Mecnundan da Mecnundu,
Ateşten sıcak, buzdan soğuk
Gözlerim senden bir parça
Gözlerim gözlerindi bir parça.
 
 

 

YAR
Bir ateş düşer yüreğime
Deryalar söndüremez yangınımı
Sözler düğümlenir dilimde
Seni sevdiğimi söyleyemem yar.

Her geçeni sen sanırım
Sonra derin bir uykudan uyanmışcasına
Titrer ellerim, ayaklarım,
Gözlerime seni anlatırım yar.

Gece olur karanlık oklar hayalini
Derken biter fırtına, sen ölürsün,
Dualar ederim ardında,
Gözyaşlarımı sana akıtırım yar.

Çevreme yüksek duvarlar örülür
Su gibi sızar oralardan benliğim,
Koyu bir sis çöker baharlarıma
Kar yağar, buz tutar her yanımı yar.

Zincir vurulur saatlerime,
Bütün sokaklar serseri olur,
Ölüm uykusuna yatar koca şehir
Kaldırımlar seni sayıklar yar.

İçimdeki dağlar büyür
Kabına sığmaz ırmaklarım,
Beni bana mahkum eder gençliğin
Seni sevdiğimi söyletmez yar.


 
 
 
 

AĞLARDIM
Akşamdan sabaha
Sarhoşlar kalırdı bu şehirde
Bir de ben kalırdım,
Güneşin ilk ışıkları
Tepemde dağılırken üşürdüm
Ne köpekler havlardı bana
Ne de çöpçüler dokunurdu,
Yalnız, senin yokluğun
Gücüme giderdi.

Hayal meyal görünürdün
güzeldin, Denizdi gözlesin
Saçların bahçemin çiçekleri...
Doyamazdım sana
Elim uzanırdı kayan yıldıza
Tutsaydım,
Ah bir tutabilseydim,
Sana taç yapmak geçerdi içimden

Yarenlik ederdim
Sokak köşelerindeki lambalara
Sis dökülürdü üstüme
Kar hep yağardı,
Gözlerinden dökülen inci diye
Severdim onları.

Akşamdan sabaha
Sen kalırdın bu şehirde,
Bir de ben kalırdım,
Hep giderdin sabah olunca
Ben yalnız kalırdım,
İnsanlar çalardı seni,
Gün çalardı,
Gücüme giderdi bu
Ağlardım.

BİLEMEDİM AŞKI
Bir dem düşledim
Aşkın içindeki aşkı
Cevapsız birçok soru
Aldı aklımdaki aşkı.

Hal oldu yazamadım
Nedir, ne değildir bilemedim
Kendimdeki sırrı çözemedim
Aklım bilmez içimdeki aşkı.

Gözüm gitti benden öte
Şaştım kaldım ben bu işe
Sırrım içindeki binbir sırra
Soram dedim soramadım aşkı.

Acep nedir?
Şiir midir?


 
 

YAR
-Bahar Bektaş'a-
Korkmuştu da gördüğü rüyadan yar
Ellerin boynuma sarıvermişti
Dedi, bugün yüreğime doldu har,
Uzağa gözleri dalıvermişti.

Ayrılığa ramak kalmış bir günde,
Vuslatı sineye çekivermişti.
Dedi, sende gideceksin yakında,
Yola düşlerini serivermişti.

Bir çiçek koparıp taktım saçına,
Çiçeği saçlar okşayıvermişti.
Dedi, bu çiçekte kalmaz yarına,
Çiçekler o anda soluvermişti.

Otururken bakmadım gül yüzüne,
Çehresi karaya çalıvermişti.
Dedi, baksana, seni susturan ne
Baktım ki, bir güneş sönüvermişti.
 


 

AŞKA DAİR
Baharlara yükledim Mecnun düşlerimi
Leyla dilinden öğrendim sözlerimi,
Gül güldü, güller güldü sinemde
Bülbüller şakıdı da ömrüm boyunca
Aşka dair bir kelam edemedim.

Irmak olup çağladı, yel olup esti
Yüreğimde yankılanan, bilinmez bir sesti,
Kah öldü, kah öldürdü beni
Seyyah edip diyar diyar gezdirdi de beni
Aşka dair bir kelam edemedim.

Geceler oldu gündüz, gündüzler  gece
Kaç kez buz tuttu dilimden düşen hece
Yağmur yağdı bilmedim, güneşi görmedim
Mevsimler böyle geçti sırrına eremedim,
Aşka dair bir kelam edemedim.