Giriş

 

1. MARKA KORUMASININ GEÇMİŞİ

 

Marka korumasına ilişkin dünya'daki ilk uygulamaları, hileciliğin önlenmesi için bazı uygulamaların yapıldığı İngiltere ve ABD'de görmekteyiz. Dünyadaki ilk uygulamalardan bir diğeri de Fransa'da 1877 yılında yürürlüğe giren "Üretim ve Ticari Markalar Hakkındaki Mevzuat" mevzuattır.

Ortaçağ Avrupası’ nda tacirlerin ticari alanlarının sınırlarını göstermek üzere kullanılan işaretler de bir çeşit marka uygulaması olarak kabul edilebilir. Yine Avrupa'da esnaflara ait olarak kullanılan üreticisinin nitelikli sanatkar olduğunu gösteren markalar da yine dünyadaki ilk marka uygulamalarına örnektir. ABD'de marka tescilini içeren mevzuat 1870 yılında yürürlüğe girmiştir.

20 Eylül 1871 tarihinde yürürlüğe giren ve incelemesiz marka tescilini esas alan "Eşya-i Ticariyeye Mahsus Alamet-i Farikalara Dair Nizamname" dün­yadaki ilk marka koruması örnekleri arasındadır. İngiltere, ABD, Fransa ve Ortaçağ Avrupa'sındaki ilk örneklerin arkasından 23 Haziran 1857 tarihli Fransız Markalar Kanunundan alınan 1871 tarihli bu Nizamname sınai mül­kiyet konusunda Türkiye Cumhuriyeti'nin ilk yasal uygulaması özelliğini de ta­şımaktadır.

Daha sonra, 1874 yılında incelemesiz tescil esasına dayalı Alman Marka Kanunu ve 1875 yılında da, önceki kullanımı esas alan ve tescili öngören İn­giliz Marka Kanunu uygulamaya koyulmuştur. 1800' lü yıllarda yürürlüğe gir­miş olan marka mevzuatına bir diğer örnek de 1884 tarihli Japon Marka Ka­nunu' dur.

Türkiye Cumhuriyetinde 12 Haziran 1965 tarihinde yürürlüğe giren 3 Mart 1965 tarih ve 551 sayılı Kanun ile 1871 tarihli Alamet-i Farika Nizamnamesi yürürlükten kaldırılmıştır.

Son olarak 27 Haziran 1995 tarihinde yürürlüğe giren 556 Sayılı Markaların Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname bugün yürürlüktedir.

 

2. TANIMLAR

Bir yüzyıldan fazla süredir ticari yaşamda kullanılan " marka" nın bugünkü mevzuatımızdaki tanımları şunlardır:

 

27.6.1995 tarihli ve 556 sayılı Markaların Koruması Hakkında Kanun Hük­münde Kararnamenin 5. maddesinde marka; " bir teşebbüsün mal veya hiz­metlerini bir başka teşebbüsün mal veya hizmetlerinden ayırt etmeyi sağ­laması koşuluyla, kişi adları dahil, özellikle sözcükler, şekiller, harfler, sayılar, malların biçim veya ambalajları gibi çizimle görüntülenebilen veya benzer şe­kilde ifade edilebilen, baskı yoluyla yayımlanabilen ve çoğaltılabilen her türlü işareti içerir" şeklinde tanımlanmıştır. (27 Haziran 1995 tarihli ve 22326 sayılı R. G.)

" Dünya Ticaret Örgütü Kuruluş Anlaşması" eki olan Ticaretle Bağlantılı Fikri Mülkiyet Hakları Anlaşması (TRIPS)' nın 15. Maddesinde de marka;" bir işletmenin mal veya hizmetlerini diğer işletmelerin mal ve hizmetlerinden ayı­ran herhangi bir işaret veya işaret kombinasyonu bir marka oluşturabilecektir. Bu tür işaretler, özellikle kişisel adlar, harfler, sayılar, mecazi unsurları içeren sözcükler, renk kombinasyonları ve bu tür işaret kombinasyonları, marka ola­rak tescil edilmek için uygun addedilecektir." şeklinde tanımlanmıştır. (25 Şubat 1995 tarihli ve 22213 mükerrer sayılı R. G.)

Yedinci Beş Yıllık Kalkınma Planı Özel İhtisas Komisyonu Raporunda ise marka;" benzer ürünleri ya da hizmetleri başkalarmınkinden ayırt etmek üzere ürün ya da ambalajı üzerine konulan ya da belirli bir hizmetin sunulması sı­rasında kullanılan tanıtıcı işaret" olarak tanımlanmıştır. (DPT Yayınları, An­kara-1994)

Markanın tanımında yer alan "mal", Türk Dil Kurumu Sözlüğünde "alınıp satılabilen her türlü ticaret eşyası, tüccar malı, emtia"; "hizmet" ise "birinin işini görme veya birine yarayan bir işi yapma" olarak tanımlanmaktadır.

3. MARKANIN İŞLEVLERİ

Markanın dört temel işlevi vardır. Bunlar;

1- Ayırt edicilik veya farklılaştırma,

2- Orijin (köken) veya kaynak gösterme,

3- Kalite,

4- Reklam ve tanıtma, işlevleridir.

 

3.1.   Ayırt Edicilik veya Farklılaştırma İşlevi

Marka, bir işletmenin mallarını veya hizmetlerini diğerlerinkinden ayırır. Bu ayırım veya farklılık işlevi, marka sahibine, mal yada hizmetini pazarlama, alıcıya (müşteri, tüketici) ise rakip firmalarca üretilen benzer mal ya da hiz­metlerin arasından seçim yapma olanağını sağlar.

Markaların, üzerinde kullanıldığı mal veya hizmetlerin diğer rakip mal ya da hizmetlerden ayrılmasında etkili olabilmesi için, ayırt edici olmaları gerekir. Yani, ürünün jenerik (türsel) adı yada genel tasarımından farklı olmalıdır. Çe­şitli işletmelerin benzer mal ve hizmetler için kullandıkları markalarla aynı ya da ayırt edilemeyecek kadar benzer olmamalı, kolayca ayırt edilebilmelidir. (B.R.M.O.I.P., s. 148)

 

3.2.   Orijin (Köken) veya Kaynak Gösterme İşlevi

Burada amaçlanan kaynak, coğrafi kaynak değildir. Genellikle, kaynağın belirlenmesi, marka sahibinin adı veya mal ya da hizmetin hangi işletme ta­rafından üretildiği yada pazarlandığını göstermektedir. Tüketiciler, bir marka altında piyasada satılan mal ve hizmetlerin kaynağını, satın aldıkları mal veya hizmetin markasından öğrenebilirler.

Markaların kaynağının belirlenmesi için, marka sahibinin tüm haklarının korunması gerekir. Temel olarak, üçüncü kişiler herhangi bir marka veya onu simgeleyen işareti kullanırken, alıcıların (tüketiciler) yanıltılması en­gellenmelidir. Tescil edilmiş veya korunmuş mal ve hizmet markalarının, ay­nısının ya da tescilli veya korunan markayı simgeleyen işaretlerin başkası ta­rafından kullanılması, kamuoyunu yanıltabilir. Bir markanın tüm haklarını bir kişiye vererek markayı korumak sadece marka sahibini değil, tüketiciyi de korumaktadır. Tüketici; markanın kaynağı, sahibi ve gücü konusunda ya­nılmalara ve karmaşıklıklara karşı korunur. (B.R.M.O.I.P. s.148)

 

3.3.   Kalite İşlevi

Bir markanın kalite işlevi, ideal olarak, sabit kalitede mal üretilmesi veya hizmet verilmesi demektir. Bazı ülkelerin marka kanunu, markaların (kalite iş­levi)ni doğrudan veya dolaylı olarak referans gösterir. Markanın şöhreti ve itibarının temeli olarak (kalite işlevi), bu marka altında satılan mal ve hizmetlerin görülebilir uygun kalite derecesinde satılmasının bir göstergesidir.

Marka sahipleri; markalarının belirli ve uygun kalite düzeyine çıktığını söy­leyerek reklam yaparlar. Müşteri de bunu kabul eder. Ürün, müşteri bek­lentilerine göre değişirken, belli kalite düzeyi ve standardı sabit tutulur. Bu, alıcıyı ve marka sahibini korur. Bir marka ile simgeleştirilen kalite itibarı; bir taraftan marka sahibi için önemli bir üstünlük sayılırken, diğer taraftan kalitesi kullanıncaya kadar belli olmayan rakip markalar arasından müşterinin kolayca seçim yapmasına olanak sağlar.

"Kalite işlevi" denilen kavram, ürün ve hizmetleri ayırmak ve onların kay­nağını belirlemek amacında olan markaların, temel işlevlerinin bir sonucudur. Markaların kalite işlevi, ekonomik ve sosyolojik bir işlevdir. Bu nedenle kanunla belirlenmeyip, toplumsal olarak algılanır. (Kalite) kavramı da; markalar kanunu ile doğrudan bağlantılı olarak değil, tüketici kanunları, rekabet kuralları, coğrafi işaretleri koruma kanunları, yanıltıcı ve yalan reklamlara ilişkin kanunlar, etiket kanunu, sözleşme kanunu, özel sağlık ve güvenlik kanunları, ölçüm ve stan­dartlar kanunu, ileri durumlarda da ceza kanunları ile ilişkilendirilir. (B.R.M.O.I.P. s. 149)

 

3.4. Reklam ve Tanıtım İşlevi

Markalar, reklam için oldukça uygun araçlardır. Mal ya da hizmet ile alıcı (müşteri) arasında kurulan soyut ya da somut bağlantılar ile mal ya da hiz­metlerin kamuoyu tarafından tanınmasını sağlar. Markalar, sahiplerine pazar sağlar, hizmetler hakkında tüketiciyi bil­gilendirir. Bu nedenle markalar, yanıltıcı, alıcının kafasını karıştırıcı ol­mamalıdır. Eksik veya yanlış yönlendirici reklama aracılık yapmamalı, haksız rekabete neden olmamalıdır. Satıcılar ve alıcılar pazarda karşı taraflarda olmalarına karşın, yanıltıcı ve karıştırıcı markaların kullanılmasının engellenmesinde her iki tarafın da ortak çıkarı bulunmaktadır. (B.P.M.O.I.P. s. 150)