BEŞİNCİ BÖLÜM
MARKA HAKLARI, BU HAKLARIN KAZANILMASI MARKANIN KULLANILMASI VE HAKKIN SONA ERMESİ

 

1. Marka Hakları

Marka hakları, tescilli ve tescilsiz marka sahibinin hakları olmak üzere iki kısma ayrılır.

 1.1. Tescilli Marka Sahibi' nin Hakları

Herhangi bir markanın Türk Patent Enstitüsünce tescil edilmiş olması du­rumunda, KHK' nın tescil sahibine sağladığı haklardan yararlanmak söz-konusu olacaktır. KHK' nın 9' uncu maddesi bu hakları genel olarak ta­nımlamıştır. Bu maddeye göre tescilli bir marka sahibi;

a) Kendisinin tescilli markasındaki işaretin, tescil kapsamına giren mal veya hizmetlerle ilgili olarak, başkası tarafından kullanılmasını önleme,

b) Başkası tarafından; kendisinin tescilli markasındaki işaretin aynı ya da benzerini, tescil kapsamına giren mal veya hizmetlerin aynı veya benzeri mal veya hizmetler üzerinde, (tescilli marka arasında bağlantı olduğu ih­timali de dahil olmak üzere) herhangi bir karıştırılma ihtimali olacak şekilde kullanılmasını önleme,

c) Başkası tarafından; kendisinin tescilli markasındaki işaretin aynı ya da benzerini, tescil kapsamına giren mal veya hizmetlerle benzer olmayan mal veya hizmetlerde, tescilli markanın itibarından dolayı haksız avantaj elde edecek veya tescilli markanın ayırt edici karakterine zarar verecek bi­çimde kullanılmasını önleme, yetkisine sahiptir.

Bu tür durumlarda tescilli marka sahibi, başkasının;

a) Söz konusu işareti, mal veya ambalajı üzerine koymasını,      

b) Söz konusu işareti taşıyan malı piyasaya sürmesini veya bu amaçla stok-lamasını, teslim edilebileceğini teklif etmesini veya o işaret altında hiz­metlerin sunulmasını veya sağlanmasını,

c) Söz konusu işareti taşıyan malı ithal veya ihraç etmesini,

d) Söz konusu işaretin, teşebbüsün iş evrakı ve reklamlarında kul­lanmasını yasaklatabilir.

 

Tescilli marka sahibinin hakları, üçüncü kişilere karşı ancak markanın tescil edildiğinin Marka Tescil Gazetesi' nde yayını tarihi itibariyle hüküm kazanır.

Tazminat talepleri, tescil başvurusunun ilgili Bültende yayınlanmasından sonra doğan durumlarla ilgili olarak yapılabilir. Marka tescil edildiğinde, baş­vurudan doğan ve başvurunun ilanından itibaren talep edilen haklar, tescilin yayınıyla birlikte tescilli markadan doğan hakların kapsamı içinde de­ğerlendirilir. Bu tür durumlarda Mahkeme, öne sürülen iddiaların geçerliliğine ilişkin olarak, tescilin yayınlanmasından önce karar veremez.

Tescilli marka sahibi, tüm bunların yanı sıra KHK' nın 61 -79' uncu maddeleri kapsamında ihlal veya tecavüz edene karşı hem zarar ve ziyanının tazmini yönündeki' ekonomik yaptırımlar', hem de para ve hapis cezaları olmak üzere ' cezai yaptırımlar' talep etme hakkına sahiptir.

 

1.2. Tescilsiz Marka Sahibi' nin Hakları

KHK' nın 1' inci maddesi, KHK' nın, bu KHK' ya uygun olarak tescil edilmiş markaların korunmasının amaçlandığını hüküm altına aldığından, tescilsiz olarak kullanılan markaların sahiplerinin KHK hükümlerinden ya­rarlanamayacağı anlaşılmaktadır. Bu durumda tescilsiz marka sahipleri ancak, Türk Ticaret Kanunu' nun “ Haksız Rekabet” başlığı altındaki hükümlerinden (madde 56- 65) yararlanabilmektedir.

Türk Ticaret Kanunu'nun 56' inci maddesi "Haksız rekabet, aldatıcı hareket veya hüsnüniyet kaidelerine aykırı sair suretlerle iktisadi rekabetin her türlü suiistimalidir." hükmü ile, haksız rekabet eyleminin tanımını içermektedir.

57' inci madde ise, on bent halinde, hüsnüniyet kaidelerine aykırı ha­reketleri tanımlamaktadır. Bu maddenin 5' inci bendi "Başkasının emtiası, iş mahsûlleri, faaliyeti veya ticari işletmesiyle iltibaslar meydana getirmeye ça­lışmak veya buna müsait bulunan tedbirlere başvurmak, hususiyle başkasının haklı olarak kullandığı ad, unvan, marka, işaret gibi tanıtma vasıtaları kul­lanmak veyahut iltibasa meydan veren malları, durumu bilerek veya bil­meyerek, satışa arz etmek veya şahsi ihtiyaçtan başka her ne sebeple olursa olsun elinde bulundurmak" şeklindeki ifade ile de özellikle ticarete sunulan mal ve hizmetler üzerinde başkasının emtiası, iş mahsûlleri ve faaliyeti ile iltibaslar (karıştırmalar, yakın benzeşimler) meydana getirmeye çalışmak eyleminin hüsnüniyet kaidelerine aykırı hareketlerden olduğu hükmüne amirdir.

Türk Ticaret Kanunu'nun 58' inci maddesi ise "haksız rekabet yüzünden müşterileri, kredisi, mesleki itibarı, ticari işletmesi veya diğer iktisadi menfaatleri bakımından zarar gören veya böyle bir tehlikeye maruz bulunan kimse;

a) Fiilin haksız olup olmadığının tespitini,

b) Haksız rekabetin men'ini,

c) Haksız rekabetin neticesi olan maddi durumun ortadan kaldırılmasını, haksız rekabet yanlış veya yanıltıcı beyanlarla yapılmışsa bu beyanların düzeltilmesini,

d) Kusur veya zarar ziyanın tazminini,

e) Borçlar Kanunu'nun 49 uncu maddesinde gösterilen şartlar mevcutsa ma­nevi tazminat verilmesini, isteyebilir hükmünü kapsamaktadır.

“Tescilsiz marka sahibi” nin Türk Ticaret Kanununun yukarıda açıklanan haksız rekabete ilişkin hükümlerinden yararlanabilmesi, doğal olarak söz ko­nusu markayı ticari hayatta kullanmış ve tanıtmış olması halinde mümkün olacaktır.

 

2. Marka Haklarının Kazanılması

Marka hakkı iki şekilde kazanılır;

 

• Tescil yoluyla kazanılması,

• Kullanım yoluyla kazanılması.

Marka hakkı, tüm ülkelerde, yürürlükte olan mevzuata göre kullanım veya tescil yoluyla elde edilir.

 

2.1. Marka Hakkının Tescil Yoluyla Kazanılması

Ülkemiz de dahil olmak üzere, çok sayıda ülke, marka haklarının tescil yo­luyla elde edilmesi ilkesini benimsemiştir.

Bu sistem yasal güvence düşüncesi üzerine kurulmuştur. Bunun ötesinde; bu sistem, firmalara markalarını kullanmadan önce yasal tescili sağlayarak, daha sonra sorun yaşamamaları ve markanın kullanılacağı mal veya hiz­metlerin pazarlanmasının dikkatlice planlanması olanağını hazırlar. Aynı za­manda firmaların, markalarını tanıtırken harcayabilecekleri yüksek tutardaki para ve zamanı güvence altına almalarını sağlar.

Bu sistemin diğer bir üstünlüğü de, tescil edilmeden kullanılan bir mar­kanın, başka bir kişi tarafından kötü niyetle tescilini de önlemesidir.

 

2.2. Marka Hakkının Kullanım Yoluyla Kazanılması

Marka hakkının kullanım yolu ile kazanılmasını benimseyen ülkelerde, marka hakkını (markayı tescil ettirmeksizin) sadece kullanım yoluyla elde etmek mümkündür. Bu yaklaşımın temel felsefesi, bir markanın korumadan yararlanabilmesi için, o markanın usulüne uygun kullanılıyor olması koşulunu içermektedir. Eğer bir marka, ticari hayatta kullanılmamış ise, halk tarafından bilinemeyecektir. Bu durumda, aynı markanın bir başka kişi tarafından kul­lanılmasında, herhangi bir karışıklık da meydana gelmeyecektir.

Ancak burada akla gelebilecek temel soru, önceliktir. Aynı ya da benzer markayı kullananlardan hangisinin önceki kullanıcı olduğunun tespitidir. Bu nedenle bu yaklaşımı benimseyen ülkeler, aynı zamanda ispat konusunda belirli avantajlar sağlayan tescil sistemini de birlikte uygulamaktadır.

Ülkemizde uygulanan mevzuatta ise, 3 Kasım 1995 günlü 4128 sayılı Ka­nunla 556 Sayılı KHK' nın 7' nci maddesine eklenen 2' nci fıkra ile," Bir marka tescil tarihinden önce kullanılmış ve tescile konu mallar veya hizmetlerle ilgili olarak bu kullanım sonucu ayırt edici bir nitelik kazanmış ise (b), (c), (d) bent­lerine .göre tescili reddedilemez" hükmü getirilmiştir.

Burada tescilsiz bir markaya sağlanabilecek tescil avantajı, kullanmaya bağlı olarak elde edilecek" ayırt edici bir nitelik kazanması" ile mümkün bu­lunmaktadır. Burada sözü edilen (b) bendindeki reddedilemez hükmü (KHK 7/1 (b) daha önce, aynı mal veya hizmetler için tescil edilmiş aynı markanın varlığı halinde, KHK' nın 5' inci maddesindeki " ayırd edici niteliği" bu­lunmaması nedeni ile geçerliliğini yitirmektedir. Ayrıca bu hükmün uy­gulanabileceği markaların, tescil başvurusundan uzun süre önce, yaygın bi­çimde, aynı kişi tarafından ve kesintisiz kullanılmış olması aranmalıdır. Tersi durumda, mükerrer marka tescili söz konusu olacaktır.

 

3. Markanın Kullanım Koşulları 3.1. Kullanım Koşulları

Tescil yoluyla marka hakkının elde edildiği ülkelerde, genellikle tescilli markanın tescilden itibaren belirli bir süre içinde kullanılması koşulu ge­tirilmiştir. TRIPS Anlaşmasına göre de bu süre, en az üç yıl olarak be­lirlenmiştir.

551 sayılı eski Markalar Kanununda bu süre üç yıl iken, 556 sayılı KHK da beş yıl olarak belirtilmiştir (KHK Mad. 14). Marka sahibi tarafından markanın bu süre içinde tescil edildiği mal veya hizmetler için kullanılmaması halinde bu mal veya hizmetler için marka iptal edilir.

Üzerinde marka hakkı bulunan ve bu markayı taşıyan mal veya hizmetlere uygulanan ithalat kısıtlamaları veya hükümetçe uygulanan başka koşullar gibi,

markanın kullanılmasına engel oluşturan ve marka sahibinin iradesi dışında doğan koşullar, markanın kullanılmaması için geçerli nedenler olarak kabul edilir. Bir markanın, sahibinin izni ile bir başkası tarafından kullanılması da markanın kullanılmış olması şeklinde değerlendirilir. Ayrıca, markayı taşıyan mal veya hizmetin ithalatı ve ihracatı da, kullanma olarak değerlendirilir. Tes­cilli bir markanın ayırt edici karakterini değiştirmeden farklı unsurlarla kul­lanılması halinde de marka kullanılmış kabul edilir. (KHK Mad.14)

Bir mal veya hizmet üzerinde birden fazla marka kullanılabilir. Ancak, kul­lanılan bu markalar yan yana geldiğinde veya düzenleme tarzı itibariyle üçüncü kişilere ait bir markayı oluşturuyorsa veya tescil edilemeyecek bir ibare haline geliyorsa, bu şekilde kullanıma izin verilmemelidir. Örneğin," VAK" ve " KO" markaları bir firma adına ayrı ayrı tescilli ise ve bu firma bu markalarını bir ürün üzerinde birlikte kullanarak " VAKKO" haline getiriyorsa, ama " VAKKO" markası da bir başkası adına tescilli ise, bu tür kullanıma izin ve­rilmemelidir.

3.2. Markanın Kullanım Alanları

3.2.1. Görsel Olarak Kullanım

Ses ve koku markaları hariç markanın kullanılması, genellikle markanın görsel olarak kullanılmasını ifade eder. Markanın kullanılması, malın üzerinde fiziksel veya başka biçimde kullanılması şeklinde tanımlanır. Genellikle de bu durum ambalaj üzerinde gerçekleşir.

Markanın hizmetlere ilişkin kullanımı ise, firmanın ticari belgeleri ve satış faturalarındaki kullanımı ile sağlanır.

 

3.2.2. İlan ve Reklamlarda Kullanım

Markanın kullanımına ilişkin diğer bir alan da ilan, reklam veya diğer tanıtım araçları yoluyla kullanılmasıdır.

 

4. Marka Hakkının Sona Ermesi

Marka hakkı;

 

• Yenilenmeme,

• Vazgeçme (feragat),

• Hükümsüz kılınma olmak üzere üç şekilde sona erer.

 

4.1. Yenilenmeme Nedeni ile Sona Erme

On yıllık koruma süresi dolan bir marka, süresi içerisinde yenilenmediği takdirde marka hakkı sona erer.

 

4.2. Vazgeçme (Feragat)

Taraflar arasındaki herhangi bir uyuşmazlık veya başka nedenlerle, marka sahibi, markanın kullanılacağı mal veya hizmetlerin tamamından veya bir kıs­mından vazgeçebilir. Bunun için de marka sahibinin veya yetkili kıldığı ve­kilinin, Enstitüye yazılı olarak bildirimde bulunması gerekir. Vazgeçme, marka siciline kayıt tarihi itibariyle hüküm doğurur. Enstitü; vazgeçmeyi, vazgeçme tarihi itibariyle ilan eder. Ancak, marka üzerinde yapılmış herhangi bir lisans işlemi var ise, lisans alanın izni olmadıkça vazgeçme gerçekleşemez. Yine marka üzerinde üçüncü kişiler tarafından hak sahipliği iddiası var ise onların izni olmadıkça marka hakkından vazgeçilemez. (KHK Mad. 46)

 

4.3. Hükümsüz Kılma

İlgili mahkemece verilecek hükümsüzlük kararı ile, tescilli marka hükümsüz kılınabilir. Ayrıca, bir markanın tescil edilmemesi gerektiği halde haksız ve yersiz olarak tescil edildiğinin daha sonra anlaşılması durumunda, marka Enstitü tarafından re' sen terkin edilir.