Marka Tescilinin Temel lkeleri ve Uygulamaları

 

İKİNCİ BÖLÜM
MARKA OLABİLECEK İŞARETLER

Marka korumasının temel koşulu, markanın görülebilir ve baskı yoluyla çoğaltılabilir olmasıdır (KHK mad. 5). Bunun dışında bazı ülkelerde ses ve koku markaları da tescil edilebilmektedir. Ses ve koku markalarının tescil edilmediği ülkelerde, bu markalar haksız rekabet hükümleri yoluyla korunabilmektedir.

Tescil edilebilir nitelikte görülen işaretler; sözcükler, şekiller, harfler, sayılar ya da bunların birbirleri ile oluşan kombinasyonları (bileşimleri)dır.

Bunun dışında, kişi adları veya aile adları, coğrafi adlar, sloganlar, malların biçim ve ambalajları ve renk kombinasyonları (bileşimleri) da, bazı özel ko­şullara uygun olmak kaydı ile marka olarak korunabilmektedir.

 

 

1. KİŞİ ADLARI VEYA AİLE ADLARININ MARKA OLARAK KULLANILMASI

Kişi adları veya aile adları (soyadlar) da, herhangi bir sözcük gibi marka olarak kullanılabilir. Başkalarına ait ad ve soyadlar, üçüncü kişilerce izinsiz olarak (KHK mad. 8) kullanılamaz.

Ancak bu durum, aynı adı taşıyan başka birinin kendi adını firmasıyla ilgili herhangi bir konuda kullanmasını önleme hakkını vermez. Özellikle, çok yay­gın olarak kullanılan soyadlarda, bu duruma sık rastlanmaktadır.

Bir örnek vermek gerekirse, Türkiye' de en çok kullanılan soyadlarından birisi" Yılmaz" dır." Ali Yılmaz" adındaki bir kişi, herhangi bir konuda adı ve soyadını marka olarak tescil ettirdiği taktirde, ad benzerliği nedeni ile başka bir "Ali Yılmaz" m bu adı kullanmasını, karışıklığa yol açmadığı takdirde en­gelleyemez. Nitekim bu gibi durumlar için, KHK' nın 12'nci maddesinde, " dü­rüstçe ve ticari veya sınai konularıyla ilgili olarak kullanılmaları koşuluyla üçüncü kişilerin, ad ve adreslerini... kullanmaları marka sahibi tarafından en­gellenemez" denilerek, marka tescilinden doğan haklara istisna getirilmiştir. Ancak karışıklığa yol açabilecek veya kötü niyetle düzenlenmiş olan ikinci marka, tescil edilmez ve kullanılamaz.

 

2. COĞRAFİ ADLARIN MARKA OLARAK KULLANILMASI

Coğrafi adlar ülke, bölge, şehir, kasaba, köy, nehir, dağ, ova ve diğer coğ­rafi yerlerin adlarını içermektedir. Coğrafi adların marka olarak kullanılıp kul(anılmayacağını irdelemek için, öncelikle ürünün coğrafi adlardan kaynaklanıp kaynaklanmadığına bakılmalıdır. Eğer ürün, coğrafi adlardan kaynaklanıyorsa veya coğrafi ad ürün ile bağlantılı ise, bu nitelikteki coğrafi adın marka olarak kullanılması mümkün değildir. Çünkü, bir coğrafi yörenin şöhretinden bir iş­letmenin haksız olarak yararlandırılması, münhasır hakları elde etmesi ve tekel konumuna gelmesi sonucunu doğurur. Yine, malın üretildiği yeri gös­teren işaretler de yukarıdaki nedenlerle marka olarak kullanılamaz.

Konuyla ilgili olarak, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 84/4499 Esas ve 84/ 4560 sayılı Kararında, "Altınözü" ibaresinin zeytinyağı emtiası için tescilinde, "... her ne kadar Altınözü Hatay iline bağlı bir ilçe adı ise de, davalının bu ismi sırf 551 Sayılı Markalar Kanununun 5 inci maddesinin (b) fıkrasında yazılı ol­duğu şekilde halkı aldatmak kastı ile marka olarak aldığı anlaşılmadığı gibi, esasen Altınözü ilçesinin zeytinyağı satışlarında isminden faydalanılacağı derecede (örneğin bir Ayvalık, Edremit, Gemlik gibi) şöhret sahibi olmadığı" gibi nedenlerle, markanın iptali talebi yerinde görülmemiş ve Mahkemenin vermiş olduğu karar onanmıştır.

Bu karar da göstermektedir ki; zeytinyağı ile şöhret sahibi olan il­çelerimizden "Ayvalık", "Edremit" ve "Gemlik" gibi isimlerin zeytinyağı malı için marka olarak tescili mümkün değil iken, "Altınözü" isminin zeytinyağı için şöhret sahibi bir yer olmaması nedeniyle tescili mümkün bulunmaktadır. Ni­tekim "Altınözü" markası zeytinyağı için 138478 sayı ile tescil edilmiştir.

İkinci durumda; yani ürünün coğrafi yerden kaynaklanmadığı durumda ise, coğrafi adın kullanılmasının tüketiciyi yanıltıp yanıltmadığına bakılmalıdır. Ürünle bağlantısı olmayan coğrafi adlarda, tüketicinin aldanma olasılığı bulunmadığı takdirde, marka olarak kullanılmaları mümkündür. Örnek olarak " Çukurova" sözcüğünün pamuk için marka olarak kullanılması mümkün değil iken, dolmakalem için kullanılmasında herhangi bir yanıltıcılık söz konusu ol­mayacaktır. Bu durumda da," Çukurova" sözcüğünün dolma kalem için marka olarak tescil edilmesi mümkün olabilmektedir.

Hizmet üretiminde coğrafi yerlerden kaynaklanma söz konusu olmadığından coğrafi adların" hizmet markası" olarak tescili; hizmet ile coğrafi bölge arasında üstünlük sağlayıcı ve halkı yanıltıcı bir bağ olduğu izlenimi yok ise, özellikle 555 Sayılı Coğrafi İşaretlerin Korunması Hakkında Kanun Hük­münde Kararname hükümlerine de aykırılık olmadığı takdirde, mümkündür.

 

3. SLOGANLARIN MARKA OLARAK KULLANILMASI

Slogan, bir ürün veya hizmetin akılda kalmasını sağlamak amacıyla kul­lanılan kısa cümlelerdir. Örnek olarak " Hayatın Gerçek Tadı" veya " Her Zaman"   sözleri gösterilebilir. Böylesi sözlerin marka olarak kullanılıp kul­lanılmayacağı tartışıldığında, akla iki soru gelmektedir. Bunlardan birincisi, bu slogan üzerinde marka sahibinin bir hak elde edip edemeyeceğidir ki; slogan eğer sahibi için belirleyici bir işaret haline gelmiş, yani bu işaretle bilinmeye başlamışsa, marka olarak kullanılabilir.

İkinci soru ise, sloganlar marka olarak tescil edilebilir mi? Genelde slo­ganlar, bir marka ile birlikte kullanılmaktadır. Örnek olarak" Her Zaman" iba­resi, marka olan Coca-Cola ile birlikte " Her zaman Coca-Cola" şeklinde kul­lanılmaktadır ve birlikte tescil edilmiştir.

Reklam sloganları tek başına kullanıldıklarında genellikle üstünlük, nitelik veya vasıf belirtici özellik taşırlar. Bu özellikleri nedeniyle ilk intiba olarak tescil edilemeyecekleri anlaşılmaktadır. Bunlara örnek olarak 'en iyi yerli1 , 'mü­kemmele uzanın' , 'şahane lezzet' , 'damaktaki lezzet' gibi sloganlar gös­terilebilir.

Reklam sloganlarının marka olarak tescilinde sloganın, üzerinde kul­lanılacağı mal ya da hizmet ile ilişkisinin de dikkate alınması gerekir. Örneğin ' tatlı rüyalar1 markası' yatak ve yorgan' için vasıf ifade ederken ' bilgisayar' malı için tescil edilmesi kullanımı sırasında halkın yanılmasına neden ol­mayacaktır.

 

4. MALLARIN BİÇİM VE AMBALAJLARININ MARKA OLARAK KULLANILMASI

Malların biçim veya ambalajlarının, marka olarak korunup korunmayacağı da, tartışma konusudur.

Bir ürüne ait yeni ve (estetik olarak) ayırt edici özellikteki biçim veya am­balajın korunması, "endüstriyel tasarım hakkı" ile mümkün olduğundan; bunun marka olarak korunması halinde, markanın yenilenmek suretiyle süresiz ko­runmasından da yararlanması durumu doğacaktır. Yani endüstriyel tasarım tescili yoluyla sağlanan " sınırlı süreli koruma" , burada " sınırsız süreli" hale gelmektedir. Bu da, aynı sektörde faaliyet gösteren diğer rakipler için haksız rekabete yol açacaktır. Bu nedenle Türk Hukukunda, malların biçim ve ambalajlarının marka ile birlikte tescili kuralı getirilmiştir (KHK mad. 5). Yine bu durumda, mal veya ambalajının marka ile birlikte tescil edilmesi, marka sahibine mal veya ambalaj için ayrıca inhisari bir hak sağlamamaktadır.

 

5. RENK KOMBİNASYONLARININ MARKA OLARAK KULLANILMASI

Gerek 556 sayılı KHK1 da, gerekse 551 sayılı mülga (eski) Markalar Ka­nununda tek rengin marka olarak korunacağına ilişkin herhangi bir hüküm bulunmamaktadır. Yine, diğer ülkelerin ulusal mevzuatına bakıldığında da, tek rengin ayırt edici özelliği olmadığı gerekçesi ile korumadan yararlandırılmadığı görülmektedir. TRIPS Anlaşması' nın 15' inci maddesinde markanın tanımı yapılırken, ancak " renk kombinasyonlarının (renk bileşimlerinin)" marka olarak ko­runabileceği belirtilmiştir.

Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 1996/3037 Esas ve 1996/6298 Karar Sayılı Kararında da;" ...gri renk sözcüğünün terkini yönünden ise; Markalar Kanunu' nun 4/1 (c) maddesine göre sırf muayyen bir renkten ibaret olan işaretlerin tescilinin caiz olmadığı..." ifade edilerek, tek rengin marka olamayacağı ka­rarlaştırılmıştır.

Ayrıca; bir firma adına lâfzî markanın yanında rengin de tescil edilmiş ol­duğu bir markaya karşı, aynı rengi içeren tescilli marka sahibinin açtığı da­vada, Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 1997/8873 Esas ve 1998/4815 Karar Sayılı Kararı ile " ...aynı rengin başka firmalarca da tescil ettirildiği, tescil işleminde 556 Sayılı KHK hükümlerine aykırılık bulunmadığı" gerekçesiyle, davanın reddi yönündeki mahkeme kararını onamıştır.

TRIPS Anlaşması'nın 15'inci maddesinden ve yukarıdaki mahkeme ka­rarlarından anlaşılacağı üzere renk kombinasyonları marka olarak korunabilmektedir.

 

6. İnternet adresinin marka olarak kullanılması

Bugün dünyada en yaygın uluslararası iletişim ağı olan internet' de, her kullanıcı için ayrı olmak üzere "alan adları" tanımlanmakta ve her kullanıcıya ABD' de bazı kişiler, tanınmış ve bilinen isimleri ve markaları internet' de alan adı olarak kendi adlarına tescil ettirmektedirler. Bu konuda uluslararası hukukun oluşmamış olması, bugün yaşanan so­runların ana nedenidir. Uluslararası hukukun oluşturulması için, Birleşmiş Milletler Dünya Fikri Mülkiyet Teşkilatı (WIPO) öncülüğünde 1997 yılı baş­larında uluslararası toplantılar düzenlenmiş, konu her boyutu ile tartışılmaya başlanmıştır. Markalar ile internet deki alan adlarının çakışmasını ve haksız rekabet oluşmasını önlemek için, bu toplantılarda bazı somut öneriler ortaya atılmıştır. Bununla birlikte, özellikle;

•   Marka tescillerinin her ülkede ayrı ayrı yapılması, aynı markanın farklı ülkelerde farklı kişiler için tescil edilebilmesi,

•   Aynı markanın, aynı ülkede bile farklı mal ve hizmetler için farklı kişilere tescil edilebilmesi,

•   Marka olarak tescil edilmemekle birlikte, aynı kişi adlarının birçok kişide bulunması,

•   Ticaret unvanlarının aynı esas unsurlarının, farklı tüzel kişiler adına tescil edilmiş olması, durumları dikkate alındığında, ileri sürülen her öneri önemli bir sakıncayı da beraberinde getirmektedir. Bu nedenle, internet adresleri (alan adları) ve marka ilişkisinde, uluslararası alanda tüm ülkelerce benimsenecek kuralların kısa zamanda uygulamaya koyulabileceği olası gözükmemektedir. İnternet adreslerinin belirlenmesinde uygulanan kurallar ve yukarıda açık­lanan durumlar karşısında;

•   İsteyen herkese istediği alan adını içeren adresin verilebilmesi,

•   Alan adındaki en küçük değişikliğin varlığında, bu adın talep eden başka kişiye verilebilmesi,

•   Benzerlik, karıştırılma olasılığının araştırılmaması,

•   Talep durumunda, talep edilen ad ile talep eden arasındaki sahiplik ilişkisinin varlığının araştırılmaması,

•    Her internet adresinin, bir diğeri ile büyük benzerlik gösterdiği, marka hukuku açısından ayırt ediciliğin sağlanamadığı durumları göz önüne alındığında, internet adreslerinin marka olarak tescilinin doğru olmayacağı anlaşılmaktadır. Markalar hukukunda; tescil edilemeyecek, bu nedenle korunamayacak olan işaretler iki başlık altında toplanabilir. Bunlar;

• Mutlak olarak tescil edilemeyecek,

• Nispi olarak tescil edilemeyecek işaretlerdir.

Mutlak olarak korunamayacak işaretler KHK' nın 7' nci maddesinde, nispi olarak korunamayacak işaretler ise 8' inci maddesindeki hükümlerle dü­zenlenmiştir.