MAÇ SENİN SEVGİLİ


            Sana artık ne söylemem gerektiğini de bilmiyorum.. bağışlamı? Ne için olacak beni bağışlaman, yada sana beni affet mi demeliyim.. Ne adına affetmeni isteyeceğim ki senden.? Neydi yaşadığımız, adını koyamadığımız, yükü altında ezildiğimiz, anlaşılmayan, yada birbirimizi doğru okuyamadığımız. Perdeler ardından konuşmaya çalıştığımız, belki aynı pencereden bakamıyorduk yaşama: belki baktığımız aynı pencereydi de biz farklı şeyleri görüyorduk. Ben dağlar da açan çiçeklerin güzelliğini, sen deniz de yüzen geminin heybetini. Gel diyemiyordum, o halde git demeliydim, kolaymıydı sana git diyebilmek? Senden bekledim git demeni, evet  belirleyici olan sen olmalıydın. İyide  neden sen olmalıydın? Birlikte adım attığımız yolda kararlarda ortak olmamalımıydı? Saygı duymamalımıydık verilen kararlara. Eminim evet diyorsun evet  birlikte karar vermeliydik, yada hayır diyorsun “yapacak gücüm yoktu.” Güç neydi be sevgili? Galibiyet olmalımıydı yaşamda? Galibiyetin ölçüsü neydi peki?. Karşındakini ne kadar üzersen o kadar güçlüsün, ne kadar yaralarsan sen galipsin mi? Mutlu olacaksan peki.. Sen galipsin

            Kendimi affetmeliyim. Ne adına olacak bu affedişim? yada seni bağışladım mı demeliyim? Ne için olacak bağışlamam. Sormalıydım.. Sordum.. Israrla kaçtığın soruydu düğüm noktam. Cevap verebilseydin eğer, biraz daha kolay olacaktı her şey. Suçlamalar gelmeyecekti ardından korktuğun…,Yada payeler çıkarmayacaktım sandığın gibi.

            SEN: Seni seviyorum demiştin ilk...

            BEN: İnanmadan söyleyemem demiştim…

            SEN: Anlat demiştin ,bilmek istiyorum…

            BEN: Anlatmıştım kısacık  dilimin yettiğince, oysa anlatamadığım ne çok şey vardı

            SEN: Bir şeyleri erken bitirdim yaşamımda demiştin.

            BEN: Hiç bir şey başlamamıştı ki benim yaşamımda diye düşünmüştüm (belki sana anlatmam gereken buydu, bense neler anlatmıştım?)

            SEN: Her şeyi dolu dizgin yaşamalıyım demiştin.

            BEN: Senin beklentilerine cevap veremem  demiştim.

            SEN: Akşama buluşalım mı demiştin.

            BEN: Korkak ve ürkek atlamıştım hemen, evet

            SEN: Bir yerde oturup içmeyi, belki konuşmayı istemiştin

            BEN: Bir şeyler alıp gözden uzak olmayı yeğlemiştim

            İlk buluşmaydı sevgili. Ne çok konuşulacak şey vardı değilmi konuşamadığımız. Bilmediğin tanımadığın adını koyamadığın, bir ben vardı karşında. Oysa elbette bilemezdin acılarımı hüzünlerimi. Anlatmamıştım ki, anlatamamıştım ki tam olarak. Ben hiç sevilmemiştim sevgili, (neden güldüğünü hissettim şimdi) ama gercek bu. Yada yanlış ifade ettim yine, benim sevdiklerim beni sevmedi, beni sevenleride ben. Yada sevdiklerimi ben terk ettim yarı yolda. Hatırlarmısın?. Neden diye sormuştunda geçiştirmiştim “tartışılır elbette.” Üstelememiştin, bende anlatmamayı yeğlemiştim. Kendim için hiç yaşamadım ben sevgili. Kendi adıma istediğim tek şeydin sen, tüm imkansızlığına rağmen. Geceydi, ay vardı  dolunay, uzanıp sol yanağından öpmüştüm...Şaşırmıştın. Bende şaşırmıştım nasıl yaptım diye ama olmuştu işte. İçinde asla cinselliğin yatmadığı sade bir öpüştü sevgili. Uzanıp dudaklarımdan öpmüştün, karşı durmamıştım.

            BEN: Hadi gidelim demiştim.

            SEN: Nereye gideceğimiz düşünmeye başlamıştın

            BEN:Gitmek istediğim yerin ,sığınağım olduğunu anlatamamıştım.

            SEN: Büronun anahtarı yok diye telaşa kapılmıştın. Bir kurtarıcı gibi gelmişti, yaşlı dedenin anahtarı (neden yanında taşıdığını hala sorgulasamda o an düşünüp sormamıştım ) İlk kez yan yana  yalnız odalardaydık sevgili. Sarılmıştım sana sıkıca. Suya hasret köknar gibi. İstediğim sadece sıcaklığındı, sarılmaktı sıkı sıkı. Oysa nasıl olduysa seviştik sevgili. Kısacık sanki yetişmek zorunda olduğumuz bir şey varmışcasına, alel acele, belki saçma sapan.

            BEN : Bana asla yalan söyleme demiştim,sevişmenin ardından

            SEN: Anlamadım hangi konuda demiştin. Açıklamıştım.

            Ayrılmak zorundaydık, kaçarcasına  koşuşturma içinde beni bırakman gereken yere bırakmıştın. İşte her şeyin başlangıcıydı beni o bırakışın. Sorgulamalarımın başladığı, ama asla suçlama değil, pişmanlık olmayan, iyiki seviyorumla devam eden. İsyanlarım sana değildi sevgili. Hiç anlamadığın. Oysa kavgalarım vardı yaşamda, yaşadığım sokaktaydı kavgam, yaşadığım evdeydi. Sorumluluklarım vardı, sahiplenip önemsediğim. Bir yandada sen vardın sevgili. Kaçmalıydım nereye kime olduğu belli olmayan bir kaçıştı. Kısa süreli çözümdü belki aklıma ilk gelen.

            SEN: Neden diye sormuştun

            BEN: Anlatmıştım, her şeyi ,yada her şey sandığım şeyi.

            SEN: Tüm olumsuz koşullarıma rağmen seni istiyorum  demiştin.

            BEN: Soramamıştım  ne demek ti bu.

            SEN: İstersen geleyim demiştin

            BEN: Hayır demiştim. (oysa en çok istediğim şeydi, korkmuştum sana yük olmaktan )

            Sen vermiştin kararını. Gittiğim yerde olanlar fazlaca ilğilendirmiyordu artık seni. Ne oldu diye sormadın. Neden demedin. Yada niçin...Bense sen sormadan olanları anlatmayı kendime yedirememiştim.

            SEN: Buluşalım mı demiştin.

            BEN: Evet demiştim... Buluşmuştuk, bana en yakın yerde.

            SEN: Anlatamadığın, yada hala kararlar veremediğin gelgitleri yaşıyordun. Hissediyordum.

            BEN: Belki diyordum... Belki bir umut. Gülümsüyordum.

            Beni bıraktığın köşeden  bakmıştım ardından. Binlerce keşke dolmuştu yüreğime. Seninle olabilme adına. Öznelerin hep senin  olduğun, hep seninle başlayan  keşkeler.

            Artık bir buz dağıydın sevgili. Ne sana ulaşabiliyordum nede aşabiliyordum seni. Ve binlerce med cezir di yaşadığımız. Bazen sendin karşımda, bazen hiç tanımıyordum seni. Hiç kimseye boyun eğmedim sevgili. Hele zulme, zalime hiç. Ve sen artık zalimdin zülmediyordun. Yada ben öyle sanıyordum... Bir yanımda vardın, Bir yanımda yoktun sevgili. Ve ben çaresiz şaşkın bazen olduğun yöne bazen olmadığın yöne dönüp duruyordum... Aradığım sendin, aradığım seni seviyorum diyen, sevdiğim adamdı ve… Yoktun sevgili.

            BEN: Senin için ne anlam ifade ediyorum  diye soruyordum?

            SEN: Bana bunu sorma diyordun… Kime sormalıydım sevgili?

            Her şey allak bullaktı. Herşey karışmıştı birbirine. Ben mi sendim, yada senmi ben olmuştun?. Bazen seni anlıyordum, anladığım yönünle bir kez daha seviyordum. Bazen seni hiç anlamıyor, sadece tahminler yürütüyordum. Her tahmin sana yakıştırmalarımdı sevgili. İşin aslını da sadece sen biliyordun.

            Bir iki kaçak buluşma daha çalmıştık hızla akan zamandan. Kimi gün en erken saatlerde dolu dizgin, kimi gün akla gelemeyen erişilmez saatlerde... Ama asla olması gibi değildi tüm buluşmalar. Hep eksikti bir  şeyler, ya  sıkıca sarılamıyorduk, yada sarılsak da korkuyordun dokunmaktan.

            SEN: Seninle artık konuşmayacağım diyordun. Gerekcen daha anlaşılmazdı . “Ciddi anlamda sıkıntılarım var”

            BEN: Sana asla yakın olamamış olmanın sancısıyla, sadece öfkeli bir peki diyebiliyordum belki duymadığın.

            Seni düşünüyordum yinede. Neydi sıkıntın. Neler oluyordu. Benim yapabileceğim bir şey olabilirmiydi.? Hangi boyuttaydı sıkıntın. Üzülüyordum, artık olmayacaktın yaşamımda, seni merak ediyordum yinede, geçmişmiydi sıkıntın. Zaman zaman karşılaşıyorduk, belkide ben karşılaşmaları ayarlıyordum senin saatlerine. Suskun kalıyordun, yada kaçıyordun. Yüreğim avaz avaz bağırıyordu, nasılsın ne oldu geçtimi sıkıntın iyimisin, duymuyordun sevgili. Senin her gelişinde, senden intikam alırcasına gülüçükler saçıyordum etrafa. Senin gidişinlede geri dönüyordum kendi yalnızlığıma. Yaşadığım gelgiti  fark edenler se  senin sevmediğin, yada anlamlayamadığın dostlarım oluyordu her nedense. Sen belki hiç değilse, benim mutlu olduğumu düşünüp rahatlıyordun, yada sen sıkkınken benim  bu gülüçüklü yüzüme kızıp, daha fazla kırılıyordun. O sahte gülüçükleri anlamanı bekliyordum sevgili. Sahi anlamıyormuydun?

            SEN: Seninle hiç konuşmayacağım demedim ki, sadece kısa bir süre, demiştin bir başka seferinde.

            BEN: Daha ne kadar sürecek bu kısıtlılığım demiştim.

            Ve üzülüyordum sevgili. Anlamlayamadığım için üzülüyordum. Bilmediğimiz şeylerin bizi ürkütmesi gibi ürküyordum. Sana merhaba dediğimde, öyle serttiki cevapların, merhabalardan korkuyordum sevgili. Gittikçe kapatıyordum kapılarımı.  Kapılar kapandıkça boğuluyordum, nefes alamıyordum, özlüyordum, gel diyemiyordum sevgili.

            Sen kan ağlamak nedir bilirmisin sevgili. Kan ağlıyordum. İçim kanıyordu. Anlatamıyordum. Sormuyordun bile .Nerdesin ne yapıyorsun. Daha çok üzülüyordum, üzüldükçe ağlıyordum... Ve bir gün birileri çıkıp yeter üzüldüğün “hadi unut herşeyi” diye tutturdu. Mümkün müydü sanki. Ve mümkünmüş gibi, hadi uyu dedi “yum gözlerini”. Uyuki dinlen. Uyuki geçsin içindeki sancılar. Uyuki yılların sancısı bitiversin içinde. Uyuki zorlanan beynin dinlensin. Uyudum sevgili. Uyandığımda bahar olacaktı sanki. Karlar eriyecekti. Dallarıma  tomurcuklar saracaktı. Düşlerimde sen vardın. Gülümseyen yüzün vardı. Uyumak mutluluğumdu sevgili.

            Uyandığımda sen olacaktın yanımda. Uzanıp elini tutacaktım. Belki uzanıp yine en masum öpüçüğümü koyacaktım sol yanağına. Yine sarılacaktım sıkıca. Başımı göğsüne gömecektim. Kızdırmazsan ısırmayacaktımda. Söz vermiştim unuttunmu.? Ve tüm uykular gibi  bende terk ettim uykularımı. Bahardı, karlar erimişti düşümde. Seni ilk gördüğümde gülümsüyordum. Sanıyordumki düşlerim……

            SEN: Sana kırgın ve küskünüm dedin

            BEN: Ne demek istediğini bile anlamlayamadım

            Gülüçüklerim dondu dudaklarımda.

            SEN: Fazla uzatmada ne diyeceksen de,… dedin

            BEN: Neler saçmaladım bilmiyorum…

            Keşke yine uyusaydım sevgili. Yumsaydım gözlerimi düşlerime. Bekliyordum…. neyi beklediğimi bilmeden. Zamansa ağır, zamansa yaşlı, zamansa geçmek bilmiyor sevgili.

            SEN: İşim bitsin geleceğim yada arayacağım dedin… Bekledim

            BEN :…………………..( sahi ben ne düşündüm  seni beklerken )

            SEN: Olmuyor işte demekle başladın söze. Neler diyordun yada  ben anlamıyordum... Yada bunca zaman içinde yabancısallaşmıştık. Kimdi konuştuğum. Alışık olmadığım deyimlerdi kullandığın. Hocam diyordun…… Kimdi hocan…. Hadi sen söyle diyordun….. Ne yapayım diyordun…. Bir gün yemek yiyelim diyordun…… Sanırım yarısını anlamıyordum sözlerinin…. Yada anlayıpta yok sayıyordum…… Yada …. Ne bileyim kendimce inkar ediyordum….

            BEN: Dilekceni kayda aldım diyordum…. Kendi aklımca üzülmediğimi söylüyordum sana. Sana hiç değer vermiyorum diyordum.. Önemli değilsin benim için diyordum.. Ve hatta gülümsüyordum…. Sen neden eşlik ediyordun hocammm benim gülümsemelerime. Sendemi aynı oyunu oynuyordun ?

            Ve sevgili son duraktaydık artık.. Yollarımız buraya kadardı.. Kaçsakta yok saysakta, inkar etsekte bunları yaşadık biz. Olayların benim penceremden akseden görüntüsüydü  yazdıklarım. Senin cephenden nasıl göründüğü nü ise asla bilemem. Hiç izin vermedinki. Dokunabildiğim sadece bedenindi. Oysa ben sana dokunmak istemiştim. Ruhuna.

            Yinede  son kez olsun aramalıyım diyordum...  Aramaya korkuyordum... Kıracaktın bir kez daha ... Ama olsun diyordum… Her gecen gün bir savaştı… Ve bir gün aniden kırıverdim zincirimi.  Bir Pazartesiydi…hafta başı . Her şeyin başlangıcı. Birden nasıl oldu ne bileyim? ceviriverdim numaranı... Kalbim durmadıysa, cevap veren sen olmadığın içindir telefona….. Yok gelmeyecek diyordu bir yabancı ses…….

            Ve bir sonraki gün yeniden arıyorum..

            SEN: Alo diyorsun, sesin öfke dolu... Kime kızgınsın sevgili, korkuyorum!!!!

            BEN: Sanırım yanlış aradım diyorum…. Sesimi tanıyacağını umarak

            SEN: Kimi arıyorsunuz diyorsun, alay edercesine.

            BEN: Yanlış aramış olduğumdan emin olduğumu belirtip kapatıyorum.

            Ve sevgili seni her an istediğimde arayabileceğimi söyleyen sen değilmiydin...

            Ve sevgili, bu kadar kolaymıydı unutmak sesimi

            Ve sevgili, yanında başkaları var idiyse ve konuşamıyor idiysen (ki hep böyle kandırdım kendimi)

            Ve sevgili, sen aramalıydın beni.

            Aramıyordun...Konuşmuyordun... Adımı silmekti ikinci adımın….

            Ve seni ayakta alkışlıyorum sevgili. Maç senin… İyi oyundu, iyi oynayan kazandı.

            BEN: Bu diyarlardan gitmeliyim, diye düşünüyorum kendi kendime sessiz, görmemeliyim seni, adının geçtiği yerlerde olmamalıyım.

            SEN :…………. Sahi sen ne diyorsun sevgili.