ADI KEZBAN


            Kezban köyünün güzeli. Tüm yaşıtı erkeklerin hayali. Uzun ince vücudu, koştuğu zaman hoplayan göğüsleri, uzun kestane karası saçları, elaya çalan gözleri,beyaz teni ile babasının da göz bebeği. Güzel olduğunun oda farkında. İşveli, erkeklerden hoşlanan,göz süzmeyi beceren Kezban.

            Çocukluk yılları mutlumu mutlu. Toprakları bol bereketli. İlk okulu bitirdikten sonra , okutmuyor babası. “kız kısmı evde oturmalı “diyor. Evin tek hakimi baba. Sözü de tutuluyor elbet. Kezban ağlıyor, öğretmen olacaktı o. Gözünün yaşına bakmıyorlar, evde oturmakta sıkıyor Kezban’ı. İlk, muhtarın oğluyla  buluşmaya başlıyor gizli gizli. Muhtarın oğlansa, Kezban’dan  büyük. Bir iki sıkıştırıyor orasını burasını. Anasının tembihlerini hatırlıyor Kezban,sadece öptürüyor kendini. Muhtarın oğlan askere gidince sıkıntıları da artıyor Kezban’ın   O kadarki  etrafındaki  tüm köy delikanlısını bırakıp,komşu köyden Hasanla buluşmaya başlıyor geceleri.  Hasan ağıla geliyor, ev halkı uyuduğunda Kezban’da gidiyor ağıla.  Horozlar ötmeden geri dönüyor yatağına.  Köyün kızları ile de iyi değil arası. Kızlar, kendileri gibi olmayan Kezban’ı  aralarına da pek almıyorlar.  Biliyorlar,her birinin yavuklusunun aklında kezban.

            İlk babası  fark ediyor, basıyor ağılda. Hasan kaçıyor hemen. Onca eziyeti çeken Kezban kalıveriyor  bir başına. . İlk talibi de,o günlerde çıkıyor. Babası evlenecek yaşa geldiğini ,anasından duyup veriveriyor  Kezban’ı.

            Kezban’ın kocası Seyfi temiz bir çocuk. Kezban'larada uzaktan akraba. Seneler evvel istanbula göçmüş  bir aile. Seyfi askerden yeni gelmiş, baba mesleği kapıcılık yapıyor.  Anacığı Seyfi’nin resmini gösteriyor gizliden, fena değil diyor kezban.  Söz kesiliyor hemen. Bahara nişan. Kezban,kendisine haber gönderen Hasan’a da aldırmıyor öfkeli  onca yediği dayaklardan. Adam gibi adam olaydı , bu  zamana kadar ortaya çıkar istedirdi diye düşünüyor. Seyfi için çeyizler hazırlamaya başlıyor. Güller işliyor yatak çarşaflarına. Eli,nakşını işlerken ,onun düşü televizyonda gördüğü şehir hayatında. Şehir evleri gibi bir ev. Şehirli koca daha başka öper diye geçiriyor aklından. Resminden tanıdığı, Seyfinin nasıl öptüğünü düşlemeye çalışıyor yattığı zaman.

            Erkek tarafı fazla beklemek niyetinde değil. Nişanları da yapılıyor hemen. Kezban hiç gitmediği çeşmelere çıkıyor,sadece nişan yüzüğü görülsün diye. Kızların haset ettiklerinin farkında.  Kuzular yavruladığında geliyor düğün alayı. Arabalarla gelin çıkıyor Kezban. Babası takıyor beline gayret kemerini. Gözleri yaşlı babasının. “Bu eve dönüş yok “ diyor ağlamaklı.  Kezban’da biliyor öyle olduğunu, babanın görevi hatırlatmak. Giydiği gelinliğin üzerinde parlıyor kırmızı kuşağı. Dudaklarında şehirlilerin boyası. Duvağında tellerle gidiyor şehre.

            Evleri bir apartmanın en alt katı. Büyük bir site burası. Üç büyük apartman. Her birinin kapıcısı ayrı. Seyfi (A) bloğa bakıyor. Evlerinde her şey var. Kalorifer, banyo,ayrı bir mutfak .. Baba evine göre geldiği evin bir saray olduğunu düşünüyor.  Hayalinde bile yoktu böyle bir ev. Düşlere dalıyor hemen.

            İlk gece  yatıyorlar Seyfi ile. Yanında uyuyan kocasına bakıyor Kezban,Muhtarın oğlumu,Hasan mı Seyfiye benzemiyordu,Seyfimi onlara. Sabah ağlamış gözlerini görüyor Seyfi. Soruyor “neden ağladın” diye. Daha bir artıyor ağlaması. Seyfi ısrar ediyor,dayanamayıp  soruyor. “neden evlendin benimle, sen beni sevmiyorsun” Seyfi genç, güzel karısına sokulur  “yorgun olduğunu düşünmüştüm. Ne bileyim öyle dağlılar gibi”  hiç anlamaz Kezban.  Fazlaca ince biri ,diye düşünür kocasını.  Evlendiklerinin ikinci gecesi, tam olarak Seyfinin karısı olduğunu anlar.

            Önceleri mutlu Kezban. Seyfi iyi bir koca. Bir dediğini iki etmiyor. Akşamları iş  erken biterse sinemaya bile gidiyorlar. Dönüşte ,deniz kenarında çay içtikleri de oluyor. Seyfinin tek kusuru fazla konuşmaması. Kezban sormazsa söylemiyor. Kezban yap ,demezse yapmıyor. Sakin biri. Fazlaca kızıp bağırmıyor.  Babasının yanında süt kuzusu Seyfi. Kezban istemezse yatmıyor bile. Kezban kendisine sarılırsa sarılıyor.

            Diğer kapıcılarla gidip gelmeye başlıyorlar. Kezban diğer aileleri pek uygun bulmuyor kendisine. Pek çok şeyden haberleri yok kadınların. Vakit geçsin diye gidiyor onlara. Evdede canı sıkılmaya başlıyor hemen. Çeyizi de tam. Her gün yaptığı temizlikte yetmiyor. Apartmandan isteyenlere dantel örmeye başlıyor, vakit dolsun diye. Parasını Seyfiye veriyor, almıyor Seyfi,  “senin o para “ diyor şaşırıyor Kezban. Yinede parası olması güzel. Hoşuna giden şeyleri almaya başlıyor, tokalar, koku, dudak boyası.

            O hafta sonu sinemaya gidiyorlar Seyfi ile. Çıkışta ,vitrinlere bakıyor Kezban.  Kış gelmek üzere,bir manto görüyor,Seyfide beğeniyor, hesaplıyorlar ancak iki ay sonra alabilecekler. Canı sıkılsa da belli etmiyor. Eve döndüğünde,vitrindeki mantonun heyecanı sarıyor bedenini. 

            Sabah Seyfi servise çıktığında üst katta gördüğü sarı boyalı kadın çalıyor kapıyı, buyur ediyorsa da girmiyor kadın “Kezban çok sıkıştım,yarın bana temizliğe gelir misin? Benim kadın beni bıraktı, evi uzakmış  kadınsız kaldım, beğenirsem hep alırım “ diyor. Kezban’sa  “Seyfiye sormam lazım “ deyip gönderiyor kadını. Aklı mantoda. Gerçi onun bunun temizliğini yapmayı da hiç istemiyor ama mantoda pek güzel. Seyfi sabah servisinden dönmeden karar vermişti bile. Gidecekti. En azından mantoyu alıncaya kadar,sonra isterse bırakabilirdi. Seyfi geldiğinde onun onayını da alıp ertesi gün gidiyor  temizliğe.

            Kezban içeri girdiğinde evin hanımı çıkmak üzereydi. Temizlik malzemesinin yerini gösterip gidiyor. Evde tek başına kalıyor. Hiç görmediği gibi döşenmiş ev. Bir sürü biblo, cam, kristal var evde. En çokta gümüşler hoşuna gidiyor. Fazla oyalandığını düşünüp başlıyor temizliğe. Öğleye kadar bir iki telefon  çalıyor , arayanlar hep erkekler. İsimlerini bırakıp kapatıyorlar.  Akşam işi bitmeden geliyor evin sahibi hanım. Temizliği de pek beğenip fazladan veriyor yevmiyesini. Her hafta gelmek üzere anlaşıyorlar. O günden sonra sadece çalışan ve gözüne kestirdiği kadınların evine çalışmaya gidiyor  Kezban. Evde oturan, titizlik taslayanlarla  pek işi yok.  Hem çok iş isteyip hem de az para vermek istiyorlar. Çalışan kadınlarsa pek üstünde durmuyor temizliğin,daha rahat çalışan evde olmayan kadınların evinde.

            O yaz hamile kalıyor Kezban. Seyfi işe gitmesini istemese de, Kezban gitmek için diretiyor.  Bahanesi doğacak bebeklerin ihtiyacı, gelecek dese de  asıl cazip gelen şeyin para olduğunu da biliyor. Tüm kazancını kendi üstüne başına harcıyor. Seyfi senin paran ne istersen yap diyordu. Biriktirdikleri ile de altın alıp takıyor. Gerçi Seyfi aldığı altınların satarken az para edeceği gerekçesi ile bir iki karşı çıkıyorsa  da  aldırmıyor  Kezban. Onları beğeniyorsa almalı. Onları takmak istiyorsa takmalı.

            Üst üste iki oğlan doğuruyor. Birer sene ara ile. Çocuklar büyürken de gidiyor temizliklere. Seyfi servisten  dönünce  çocukları Seyfiye bırakıyor. Seyfi akşam servisine çıkmadan  da dönüyor eve. Oğlanlar  hiç yük değil ona.

             O sene  Seyfi dışındaki tüm kapıcılar işten çıkarılıyor. Seyfiden herkes memnun olduğu için kalıyorlar. . Çıkan kapıcıların yerine yenileri geliyor. .İlk ( B) bloğa gelenlere hoşgeldine gidiyorlar.  Adam yaşça büyük. Kadında yaşlı sayılsa da ,adam kadar değil. Dört çocukları var. Çocuklar neredeyse asker çağında. Adamın bakışlarının köydeki erkekler gibi olduğunu ilk gidişlerinde fark ediyor  Kezban.  Belli etmek istemese de gözü hep Kezbanın üzerinde.  Öyle bir süzüşü vardı ki Kezbanı, içinde bir şeyler eriyor  Kezbanın.

            İlk o sıralar ( B ) bloğa bakan köşeye oturup dantel örmeye başlıyor. . Hasan efendide sık sık merdiven önlerini siliyor. Akşam üzerleri, üç bloğun kapıcıları çay demleyip bahçede içmeye başlıyorlar. Seyfinin alış verişe gittiği saatlerde isteyecek bir şeyler bahane  edip  eve geliyor  Hasan efendi. Çoğu da kendi evinde bulabileceği şeyler. Kalçalarını savura savura  gidiyor adamın istediklerini alıp  geliyor. Adamın bakışlarının kalçalarında olduğunu anlıyor. Bakışları komşu köydeki Hasan’ın bakışları. Arada bir elleri değiyor  bir birine, Parmakları komşu köydeki Hasan’ın parmakları .. O gece Seyfiyi yatmaya zorluyor  Kezban.  O günlerde saçlarını boyatıyor  Hasan efendi. En çok Kezbanın hoşuna gidiyor boyalı saçlar.. Biliyordu, Hasan efendi kendisine hoş görünmek için saçlarını boyatıyor.  Hasan efendide başta alay konusu olsa da, aldırmıyor. Kezbanın hoşuna gittiğini bildiği için devam ediyor  boyatmaya .. Hasan efendinin  yeni saç rengi ,komşu köydeki Hasan’ın saç rengi.

            O günse sarı saçlı kadının  temizlik günü. Her zaman olduğu gibi aynı saatte çıkıyor yukarı. Anahtar Kezban’da  duruyordu ne zamandır. Kapıyı açıp  giriyor.Yatak odasından gelen seslerle irkiliyor. Hanım yalnız yaşıyordu, içerden gelen erkek sesine bir anlam veremiyor. .. Neden sonra, Kezban salonun temizliğini bitirdiğinde çıkıyorlar  odadan. Adam banyosunu yaptıktan sonra  gidiyor.  Hanım kahvaltı ediyor mutfakta  sesleniyor  “Kezban gel yoruldun çay koydum “. Mutfağa gidiyor. Çayını yudumlamaya başlıyor sessiz.  Uzun süredir hanımla dost olmuşlardı. Her derdini bilirdi kadının. “Gidene şaştın değil mi ?” diye soruveriyor damdan düşer gibi. Ne diyeceğini bilemiyor ilkin.  Kadınsa anlatmaya başlıyor.  “Bende aynen senin gibi düşünüyordum ilk başlarda. İnsan bir kere evlenmeli, ömür boyu mutlu olmalı hayallerindeydim. Ama öyle değilmiş. Bir kere bıkıyorsun. Tamam  kocam iyi biri. Bende ondan ayrılmayı düşünmüyorum ki. Hem gidende evli. Hayatımıza renk katıyoruz. Benimkinin de nerelerde ne halt yediğini Allah bilir. Hem cinsel özgürlük diye bir şey var duymuş muydun” diye başlayıp uzun bir konuşma yapıyorlar  Kezbanla. Aklı karışıyor  Kezban'ın. “Abla para alıyormusun “diye soruveriyor. Gülüyor sarı saçlı  kadın.  “Hayır almıyorum “diyor. Hem gerekte kalmıyormuş, adam o kadar çok hediye getiriyormuş ki, elini uzatıp büyük taşlı yüzüğü gösteriyor  Kezban'a.  “bak bunu yeni almış “ Kezban şaşkın   “ya ağabeye ne diyorsun” kahkahalarla gülüyor  kadın. “pek hoşsun ayol ben çalışan bir hanımım benim kendi param var. Ben alamazmıyım  yani.” Hak veriyor Kezban Akşama kadar çalışıp  eve döndüğünde hala kadının söylediklerini düşünüyor. Hiç orospu gibi de durmuyor kadın. Kocası da var. Hem de çok yakışıklı bir kocası var Allah var. İyide neden. Sonraki günler üstünde durmuyor olayın.

            Hasan efendi ile bakışmalarından eskisi gibi suçlulukta duymuyor  artık. Aklında hep aynı savunma  “el alemim karıları ne cevizler kırıyor.” Bu rahatlık içinde daha tavizkardır artık. İki kapıcını yan camları birbirine bakıyor. Geceleri güya farkında değilmişçesine camın önünde soyunuyor. . Yattığında Hasan efendinin kendi hayali içinde karısı  ile seviştiğini biliyor. Uyandırıyor  Seyfiyi sıkıca sarılıyor.  Seyfi  “sana ne oluyor hiç anlamıyorum daha dün” dese de aldırmıyor. Hasan efendinin karısı da arada bir, “Bu erkek milleti hiç bıkmıyor. Her gün tepemde, hele son zamanlarda yaşına başına bakmaz” diye başlayıp aklınca hava bile atar olmuştu son zamanlarda. Aldırmıyor, işin aslını biliyor.

             Hafta sonu Seyfinin karşıda bir işi çıkıyor.  Oğlanlarda baba ile gitmek için ısrar ediyorlar. Kezban her ne kadar olmaz dediyse de durduramıyor oğlanları  Seyfide “gelsinler ne var Cuma akşamı gider döneriz. Pazar evde oluruz” deyip çocuklara umut veriyor. Kıyamıyor  Kezban, gitsinler bakalım. Akşam üzeri çay faslında bahçede Seyfi  “bu hafta sonu ben çocuklarla karşıya geçiyorum bir istediğiniz varmı “diye soruyor oturanlara.  Nedeni niçini konuşuluyor uzun uzun. Hasan efendinin karısı, kocasına dönüp. “Hasan, Seyfi efendi beni annemlere bıraksa olmaz mı. Ne zamandır gitmek istiyorum göndermedin. Hazır oda gidiyor.”  Diyor. Hasan efendi ile Kezban bir an gülümser gibi oluyorlar Hasan efendi “neden olmasın. Seyfi götürürmüsün “diye soruyor.  Seyfi için bir mahsuru yoktu ki.

            Kezban o hafta alışverişe çıkıyor.. Yeni çamaşırlar alıyor. biten kokusunu doldurttuyor. Uzayan saçlarını kestiriyor., ağda bile yaptırıyor.  Seyfi ise karısına bakıp “senin hiç için geçmezmi kuzum ,görende yeniden evleniyorsun sanır” deyip takılıyor. Seyfinin sözleri üzerine kocasının gidişinden bir gece önce seyfinin hiç alışık olmadığı gibi sarılıp öpüyor kocasını. Seyfi “Nereden öğrenirsin bu numaraları, yapma gıdıklanıyorum deyip itiraz etsede” Kezban  “Sende sinemalarda uyumasan ,sende öğrenirsin “deyip üstüne çekiyor  kocasını.  Sabah banyo yapıp servise çıkıyor  kocası. Kezban ıslak saçları ile uğurluyor kocasını. Hasan efendinin manalı bakışlarını görmezden geliyor.  Evde canı sıkılıyor. Gözü Hasan efendide temizlik yapmaya başlıyor. Her zaman giydiği pantolonuda giymiyor.Hava sıcak sütyenide çıkarıyor. Camları siliyor, yerleri ovalıyor. Eğilip kalktıkça her yanının meydanda  olmasına da aldırmıyor . Hasan efendinin gözlerinin kendi evine dikili olduğunuda anlamaz gibi davranıyor. Terini atmak için giriyor  banyoya. Havlusu ile demlediği çayı içiyor yudum yudum.. İçin için Hasan efendinin karısı da yok vah zavallı diye aklından geçiriyor. Arada bir gülümsüyor .

            Aslında yapmak istediği Hasan efendi ile yatmak da değildi. Bir erkeğin kendini beğenen bakışlarını vücudunda hissetmek, arzu edildiğini bilmek, karısı ile yatarken kendi düşünün kurulduğunu hissetmektir tüm bunları yaptıran. Hasan efendi evine girdiğinde kalkıp giyiniyor.  ( C ) bloğun hanımına gidiyor. Pek yavan bir kadın olsa da, gidecek yeri yok ki. Kapı önüne çıkıyorlar,, Hasan efendide geliyor  yanlarına. Gece geç saate kadar sürüyor sohbetleri. El ayak çekildiğinde kalkıp evlerine yöneliyorlar. Işıkları açıyor  Kezban. .En çok hoşlandığı saatlerdir bu saatler. Hasan efendinin kendini karanlık yatak odasından tülün ardından seyrettiğini  biliyor. Son zamanlarda her gece yapıyor Hasan efendi , bu işi. Açılıyor  saçılıyor . Televizyonun karşısına oturuyor. Çok beğendiği o kırmızı nokta filmlerden biri var  televizyonda. Dalar gider. Hasan efendinin varlığını da unutuveriyor  hemen. Film bittiğinde aklında da yok  Hasan efendi, Seyfi yanında olsa şimdi. Çocuklarda uyumuş olurdu ne güzel  diye düşünüyor. Yeni aldığı açık geceliği giyiyor üstüne. Yatıyor. Bir türlü uyku girmiyor  gözlerine. Havada ne sıcak. Rutubette var. Kapının çalması ile irkiliyor. Bu saatte gelen hayra gelmez deyip, besmele çekip çıkıyor yataktan. Sessizce ayak uçlarına basarak kapıya sokuluyor., kısık sesi ile soruyor. “kim o “ cevap geliyor  hemen. Hasan efendidir  “aç kezban  bir şey alacağım”  diyor. Hay Allah deyip  rahatlar. Yabancı değil ki Hasan efendi. Açık geceliği geliyor aklına,önce üstüne bir şey almayı düşünse de vaz geçiyor, gülümsüyor daha iyi diyor  içinden açıyor  kapıyı. “hayrola bu saatte.” Hasan efendininse gözleri yuvalarından fırlamış .. Eliyle itiyor  Kezbanı kenara.  “Kezban kız ölüyorum senin için uyku tutmadı,sende uyuyamadın değil mi" kapıyı kapatırken sarılıyor  beline. Şaşırıyor  Kezban. Kasıklarında bir ağrı duyuyor . Böyle bir şeyi hiç düşünmediydi. İteklemeye çalışıyor Hasan efendiyi. “delirdin mi “ diyebiliyor.  Hasan efendi ise Kezbanın hiçte yabancı olmadığı, köydeki azgınlar gibi orasını burasını öpmeye başlamasından uyuşmuş , uğuldayan kulağına  “delirdim. Sen delirttin beni” diyor. Kapının önündeki halının üzerine düşüyorlar  ikisi de. İstekli . Kezban biraz önce filmlerde seyrettiği gibi seviştiklerini düşünüyor . Filimdeki kadın gibi çekiyor  Hasan efendiyi üstüne. Dudaklarında ise aynı sözler “hayır, dur yapma. “ dinlemiyor  Hasan efendi.

             Kapının önündeki kilim üzerinde sabaha kadar bir iki daha sevişiyorlar..  Gün doğmadan çıkıyor  Hasan efendi. Kezban yatağına dönüyor yorgun.  Hasan efendinin okşamaları aklında, yüreğinde pişmanlık. Suçluluk içinde yorgun uykuya dalıyor. Sabah uyandığında moraran bacakları, yorgun bedenine ilave vicdan azabı da başlıyor. Banyoya giriyor , sabunlanıyor . Akşama kadar dışarı çıkmıyor.  Yaptığı tek şey ,aklına geldikçe banyoya girmek. Akşam üzeri geliyor  ( C) bloğun karısı. “ hayrola hasta mısın. Bugün hiç görünmedin” gerçek görüntüsü de hasta gibidir zaten. “akşam üşütmüşüm her halde” diyor. kadın fazla oyalanmıyor , tavsiyelerde bulunup gidiyor. 

             O gece geç saatte tekrar geliyor  Hasan efendi.  Önce kapıyı açmak istemiyor. Pervasızdır Hasan efendinin zile basan elleri, korkarak gidip  açıyor kapıyı. Daha Hasan efendiyi görür görmez başlıyor bacak aralarındaki uyuşma. Çektiği üzüntüyü o çekmemiş  sanki. Hasan efendi sorar “neden hiç dışarı çıkmadın” Hasan efendinin hoyrat parmaklarının iniltisi içinde cevap veriyor.  “utandım.” Hasan efendiyi daha çok kamçılar bu söz. Daha isteklidir. Cevap verir kezban.

             Seyfinin dönüşüne kadar devam ediyor  Hasan efendinin ziyaretleri. Kezban, Seyfinin dönüşünden sonra üç gün yataktan çıkmıyor. Moraran organlarını Seyfiden saklamanın tek yolu bu gibi geliyor  Kezbana.  Seyfi morlukları görse de bir bahane buluyor  Kezban. Seyfi uzanıp öpüyor  morlukları “kıyamam sana “ diyor  servise çıkıyor.  Kendinden ilk kez iğreniyor  Kezban.

            Yorucu geçen gecelerin ardından Kezbana bir mahzunluk çöküyor. Eskisi gibi değildir hiçbir şey. Erkenden yatıyor.  Seyfi geldiğinde uyur gibi yapsa da uyuyamıyor.  Aklı hep Hasan efendide.  Kocası geldikten sonrada   yapmaya kalkar mı. İhtimal vermese de korkuyor  yüreği.

            İlk o günlerde Seyfiye “ gidelim buralardan “diyor. Şaşırıyor  Seyfi anlayamıyor  “neden ne oldu ki “ kendince bulduğu gerekçelerin hiç biriyle  ikna olmaz Seyfi..Aradan bir hafta geçer. Çay içmeye çağırıyorlar, Seyfi alır Kezbanı giderler. Hasan efendinin manalı manalı gülümsemelerini görmezden gelir. Geceleri beline sarılır Seyfi, aklına düşer Hasan efendinin okşamaları, öpüşü, Hasan efendiye sarılır gibi sarılır Seyfiye.

            Bir akşam bahçede otururlar Hasan efendilerle.  Seyfi ve Hasan efendinin karısı bir ara yok olurlar, Hasan efendi  “özlemedin mi” diye sorar. Dik dik bakar Kezban. “unut o işi  kocamı seviyorum ben” dese de güler Hasan. “ya beni” diye sorar. Yanlarına gelenlerle biter konuşma. O gece uyku tutmaz gözünü Kezbanın.  Artık Hasandan kopmasının zorluğunu anlamıştır.  Aslında Hasan aklına düştü mü karnı dahil meme uçları uyuşmaya da  başlıyordu. Korkuyordu da. Nereye varacaktı bu işin sonu. O erkekti. Onun elinin kiriydi yaşadıkları.  Ya kendinin neden alnının karası  oluyordu.

             Sonraki günler kendi ile savaşla geçiyor. Bir yanda hanımın söyledikleri, diğer yanda Hasan. Seyfinin iyi niyeti. Kendini aşağılanmış hissediyor. Seyfide farkında, Kezbandaki değişikliğin. “artık büyüyorsun her halde, bak nasıl hanım hanım bir anne oldun “deyip sarılıyor beline.  Kezban sarılsın istemiyor.  Seyfinin her sarılışı ile kendini kötü kadınlar gibi hissediyor.  Her zaman isteyen Kezban. Son zamanlarda da, hep Seyfi yatmak istiyor. “çocuklar uyudu, hadi o filimde gördüğün şeyi yapsana yine “deyip üstüne düşüyor Kezbanın.

             Hasanın sonraki günler ilk ziyareti Seyfi servisteyken oluyor.  Oğlanlar kapının önünde bisiklete biniyor. Kezban evde yalnız. O gece Seyfi sinemaya götürecek Kezbanı. Kezban  hazırlanmakta .. Kapı çalıyor, saate bakıyor  Kezban  ,Seyfinin dönmesine daha bir yarım saat var. Açıyor kapıyı, Hasan. Korkuyor.  Geriliyor. Sarılıyor Hasan. Kezban hiç istemediği halde sarılıyor Hasana. Geçen zamanı telafi ediyorlar hemen. Gece sinemaya da gidiyor Seyfi  ile. Dönüşte Seyfi ile yatıyor. Aklında Hasan .. bir ara boş bulunup “ilk benlemi  “diye soruyor. Anlamıyor Seyfi.  Oysa Hasanın bu gün söylediği sözler bunlar. “ilk senle yaşıyorum bunları” demişti Hasan.

            Sonraki günler her şeyi siliyor Kezban. Her fırsatta, Hasana koşuyor.  Kapı altı, merdiven boşluğu, Seyfi uyuyunca cam altı, Seyfinin servis saatleri nerede olursa, suyu özlemiş kök gibi sarılıyorlar birbirlerine. Kezban geceleri Seyfinin koynunda huzursuz olsa da , Hasanı görünce kabarıyor iştahı.

            İlk hanımı uyarıyor Kezbanı “kız dikkat et apartmanda laflar var “diye . korksa da aldırmıyor. Kim bilecek. Oysa Kezban bu milletin insanları nasıl dikizlediğinin farkında değil. Apartmandan birileri de uyarıyor Seyfiyi. Şaşırıyor adamcağız.”olmaz öyle şey. Biz ailece görüşüyoruz diyor”. Diyor demesine de aklıda karışıyor. Eski defterleri karıştırmaya  başlıyor hemen. Hangi gün ne oldu, o gün nasıldı Kezban, Hasan efendiye ne dedi, ilk ne zaman Kezban değişti. Ve aklıda şüpheye düşüyor. Kezbanın ve Hasanın hareketlerini incelemeye başlıyor hemen. Aklına gelen başına gelmeyecek sansa da, içi yanıyor. Kezban neden gidelim diye tuturdu.  Sevişmeyi seven Kezban neden o gün istemedi. Dayanılacak gibi değil. Bir plan kuruyor inceden inceye.

             Allahın işi , Hasanın karı köye gidiyor, cenazeleri var. Seyfide karşıda bir iş icat ediyor hemen. Çocuklar Seyfi ile gitmek istiyor, itiraz etmiyor Kezban. Hafta sonunu zor ediyor. Geceleri Kezbanını seyrediyor, olabilirmi. Mümkün mü? Mantık, neden olmasın derken,  yüreği olamaz diyor. Evet karısı canlı, yaşam dolu bir kadın, olmaz, kıskanıyorlar diyor içinden bir ses.  Geçen (C ) bloğun karı falda göz var demişti. Biliyordu göz vardı. Güzel karı Kezban neden olmasın. Yinede gidiyor hafta sonu. Çocuklarını bırakıp dönüyor gece yarısı.. Sitenin sessizliğinden ürküyor. Anahtarla açıyor kapıyı, sessizce yatak odasına yöneliyor.  Hasanı çırılçıplak görüyor Kezbanının üstünde.  Bağıramıyor. Sesi kendini terk etmiş sanki. Salona geçip bekliyor. Hasan kaçar gibi çıkıyor kapıdan. Seyfi utanıyor, yüzüne bakamıyor Hasanın.  Kezban geliyor yanına. Uzanıp elinden tutmak konuşmak istiyor karısı, silkeliyor, iğreniyor, Kezbansa ağlıyor. Bir şeyler söylüyor, anlamıyor Seyfi. Duymuyor.  Duyduğu tek şey kanayan yüreği. 

            Sabah servise çıkıyor, trenler geçiyor site önünden. Gürültüsü odalarda. Servis dönüşü ,sitenin hareketliliği çarpıyor gözüne. Gelen geçen site sakinleri bakıyor yüzüne. “Tren ezmiş“ diyor koşuşanlardan bir kısmı. Seyfi ilgilenmiyor.  ( C) bloğun kapıcı başın sağ olsun diyor, anlamıyor.

            Neden sonra servisi bittiğinde ağlayan oğlanları çarpıyor gözüne. “annem öldü “ diye ağlaşıyor bebeler. Anlamıyor. Ne ölmesi, daha biraz önce, koşuyor raylara, Kezbanın gazete kağıtlarından örtülü cesedi raylarda, bayram için aldığı kırmızı ayakkabıları ayağında. Donup kalıyor. Kalabalık koşuşturuyor. “tutun teyzeyi  düşüyor” birileri “ambulans çağırın diye bağırıyor, kimi “ yaşlı kadın kalp krizi geçiriyor diyor”. Duyuyor Seyfi, anlamıyor. Hasan geliyor gözlerinin önüne, evde çekmecede duruyor silah. Koşar adım evin yolunu tutuyor.