BÖLÜM
- 9 -
ERDAL İNÖNÜ PARTİ KURMA
GİRİŞİMİNİ AÇIKLIYOR
1983 Mayıs ayının her günü, hatta her saati siyaset haberleri ile geçiyor.
Basın bu haberleri kaçırmamak için yarış halinde. Erdal İnönü'nün bir gece
önce Sırrı Atalay, Kemal Güven, Cahit Karakaş, İrfan Özaydınlı, Necdet
Uğur ve Hikmet Çetin ile yaptığı görüşme sonunda ertesi gün basın toplantısı
yapacarak parti kurma kararını açıklaması saptanmış; bu bilgi geceden basına
duyuruluyor. Çekirdek kadro olarak bizler Pembe Köşk'e gittiğimizde Köşk
bahçesinde basın mensupları ve foto muhabirleri yer almışlardı.
Tanışma konuşmamız kısa sürdü. Basın bilgi almak için sabırsızlanıyordu.
Yemek odasındaki masa etrafında yerlerimizi aldık. Erdal İnönü gece bir
konuşma metni hazırlamıştı. Kendisi ağır, ağır okudu:
"Ben, politikanın yoğun yaşandığı bir aileden geliyorum. Politikaya ilgi
duyardım ve olayları yakından izlerdim. Ama kendime meslek olarak bilim
adamlığını seçmiştim. Bu alanda yıllardan beri ülkeme ve bilime hizmet
etmeye çalıştım.
Demokrasinin yeniden kuruluş aşamasında siyasal görev yapmak önerileri
ile karşılaştığım zaman bilim adamlığından ayrılmaya karar vermekte güçlük
çektim. Bu çevreden kopmaya hazır değildim ve bunu söyledim. Ancak
aradan geçen süre içinde olayları değerlendirerek düşündüm.
Ülkemizde demokrasinin yeniden işlerlik kazandığı bugünlerde ilkelerine
daima inandığım batılı anlamda sosyal demokrat bir partinin kuruluşuna
katkıda bulunmak görevinden kaçınamayacağımı gördüm. Tercihimi bu yolda
yapıyorum.
Bugün, üniversitedeki ve TÜBİTAK'taki görevlerimden ayrılma dilekçelerimi
veriyorum. Yarından itibaren de arkadaşlarımla birlikte partimizin
kurulması hazırlıklarına başlayacağım. Bu aşamada öğretim üyeliğinden ayrılma
işlemi tamamlanıncaya kadar başka herhangi bir beyanda bulunamayacağımı
takdir edersiniz. Durumu anlayışla karşılayacağınızı umuyorum. Yakın zamanda
sizlerle daha rahat konuşmaya hazır olacağım."
Bu konuşmadan sonra konuşma metni basına dağıtıldı. Resimler çekildi. Basın
dağıldıktan sonra ben de Ankara Ticaret Borsası Genel Sekreterliği'nden
çekilme kararı verdim.
Çıkışta bir gazeteci, "Sayın Kartay, Sayın İnönü resmi görevlerinden
çekileceğini açıkladı. Siz borsadaki görevinizden ayrılacak mısınız?" sorusunu
yöneltti:
"İçerde görevden çekilme kararımı açıkladım. Dilekçemi yarın götüreceğim.
Üstlendiğim görev bunu bence zorunlu kılıyor" dedim.
Borsa yönetimi bu ayrılışı bir türlü kabul etmek istemedi. Gerçekten Ankara
Ticaret Borsası Genel Sekreterliği'nde Yönetim ve Meclis Başkan ve
Üyeleri ile çok uyumlu, saygılı ve bunun doğal sonucu olarak başarılı bir
çalışma ortamı içinde idim.
Üç yıl bulunduğum bu görev süresinde Ticaret Borsalarının yasal statüleri
ve görev alanları yönünden büyük aşamalar sağlanmıştı. Türkiye genelinde
düzenlenen toplantılarda Borsalar Birliği işbirliği ve yönetim sorunlarına
çözüm yolları bulunmuştu. Sürekli çalışma alışkanlığında olan benim
için emekli olarak güzel bir büroda iyi bir uğraş ve maddi yönden
de destek olmuştu.
Ama kamu yönetimi niteliğinde olan Ticaret Borsası'nda aktif politikaya
giren kişinin Genel Sekreterliği tartışma nedeni olabilirdi.
SODEP kuruluşu öncesi Erdal İnönü'nün siyasete girmesi kamuoyunda ve basında
yer bulmakta ve ilgiyle izlenmekte idi.
Bir gün siyasete katılacağı haberleri yayınlanıyor. Ertesi günü bunun doğru
olmadığı, üniversitedeki görevinde kalmak istediği bildiriliyordu.
Bu nedenle doğru karar görevden çekilmekti.
Erdal İnönü "Anılar ve Düşünceler" adlı kitabında karar verme görüşmelerini
ve geçirdiği tereddütleri ayrıntılı olarak açıklıyor.
Bu açıklamada da adı geçen İbrahim Cevahir özel bir görüşmemizde:
"12 Eylül sonrası Libya'da taahhüt işleri yürütmekte iken ilk kez
CHP'nin son Genel Sekreter Yardımcılarından Erol Tuncer'le bir
politik sohbet sırasında, CHP'nin yerine yeni bir siyasi parti kuruluşu
için hazırlıklar yapıldığına göre, genel başkanın kim olacağı konusunun
önem taşıdığını belirtti. Bunun üzerine ben: Şimdi önereceğim
isim, kuruluşta CHP'li tabanın dağılmamasını, toparlanmasını sağlayabilir.
Bu isim Erdal İnönü'dür . Bu isimle partinin kimliği ve adresi de
açıklanmış olur" dediğini;
Yurda döndüğünde de Mustafa Üstündağ'a bu fikrini açıkladığını, onun da
"Nasıl olur? Kabul eder mi?" yolundaki kuşkuları üzerine Erdal İnönü'yü,
Boğaziçi Üniversitesi'ndeki Dekanlık odasında, daha sonrada evinde ikna
etme görüşmelerinde bulunduğunu, İnönü'nün kabul etmemekle birlikte kesin
olmaz demek istemediğini de sezdiğini, bu nedenle Ankara'daki guruba izlenimlerini
bu şekilde anlattığını, böylece Erdal İnönü isminin gündeme gelmesinde
katkılarının olduğunu" anlatmıştı.
Erdal İnönü'nün CHP'nin devamı olacak bir partinin kurucusu ve başkanı
olması için İstanbul'da ve Ankara'da yoğun çabalar gösterdiğini anlatan,
ailece CHP'li olan İbrahim Cevahir yıllar sonra İstanbul'da düzenlenen
SHP İl Danışma toplantısında Genel Başkan Erdal İnönü'yü çok ağır bir şekilde
eleştirmiş, hırsızlık ve yolsuzluk söylentilerine ilgi göstermediğini söylemiş
ve bir süre sonra bu duruma dayanamayıp partiden ayrılmıştır.
Daha sonra ANAP'a geçmiş olmasına karşın İbrahim Cevahir'in gönlünün hâlâ
CHP'de kaldığına eminim.
Siyaset umulduğu gibi değil, olduğu gibi oluyor.
Kurucular Belirleniyor
Erdal İnönü'ye parti kuruluşu için son olarak, 17 Mayıs 1983 gecesi öneride
bulunanlardan bir grubu ve kurucuların belirlenmesinde yardımcı olmak üzere
bir liste vermişler.
Eski Meclis Başkanı Kemal Güven olayı şöyle anlatıyor:
"Yeniden siyasi partilerin kuruluşu gündeme geldiğinde bu konuda daha önceleri
ön çalışmaları olan gruplar ortaya çıktılar. Bunun yanında yeni girişimler
de oluyordu.
En geniş ölçüde il başkanları, belediye başkanları hareketi görülüyordu.
Bunun yanında Dokuzlar Grubu, Dr. Çağlar Kırçak girişimi vardı. Bütün bu
girişimlerde yeni oluşumdaki etkinliğin kendilerinde olması gibi esasta
haklı sayılması gereken ortak bir yön vardı.
Biz ise; CHP'nin kadrolarını bütünleştirecek ve kamuoyuna umut ve güven
verecek bir kadronun oluşumuna önem verdik.
Yüzlerce isim arasından bir çekirdek kadronun oluşturulması için uzun süren
çalışmalarımız oldu. Sonunda bildiğiniz beş kişilik çekirdek kadronun isimleri
üzerinde anlaştık. (Cezmi Kartay, Rafet Tüzün, Atilla Sav,
Kâzım Yenice, Muzaffer Saraç).
Bu çalışmalar sırasında Erdal İnönü'nün ismi üzerinde de ısrarla durulmuş,
ilk görüşmelere olumsuz yanıt veren İnönü sonunda görevi üstlenmeye hazır
olduğunu bildirdi.
İnönü bu kararını açıklayınca kendisine partinin kuruluşu için belirlenen
beş kişilik çekirdek kadro isim listesini verdik. Ayrı ayrı tanıttık. Bu
arkadaşlarla birlikte olunacağını bildirdik.
Ayrıca kurucu olmasını uygun bulduğumuz bir listeyi de verdik.
Erdal İnönü "Bu listeden yararlanacağını" belirtti. "Ancak benim de bazı
güvendiğim isimleri almak serbestliğim bulunmalıdır" isteğini bildirdi.
"Pek tabii" diye yanıt verdik.
Bizler ondan sonraki aşamalarda araya girmemek ve karışmamak kararı almıştık.
Daha sonra uzaktan izlemede kaldık."
Yeni kurucular belirlenirken Erdal İnönü bu listedeki isimlerden bir kısmını
gündeme getiriyor. Ortak karara varılıyordu.
İlk olarak Ahmet Durakoğlu, Türkân Akyol ve Yiğit Gülöksüz'ün kurucu üyeliği
için Erdal İnönü kendileri ile görüştü. Bu isimler de harekete katıldı.
Erdal İnönü bu liste dışında da çalışmalarını sürdürüyor, üniversiteden
ve basından veya yakın çevresinden kurucu isimlerini gündeme getiriyordu.
Ankara Üniversitesi'nden Prof. Hicri Fişek, Prof. Saim Kendir, Doç. Dr.
Türker Alkan, Orta Doğu Teknik Üniversitesi'nden Doç. Dr. Korel Göymen,
Doç. Dr. Kemal İnan, Sanayici Vecdi Çapa, Yük. İnş. Müh. Gündüz Pamuk bu
isimler arasında yer aldı.
Erdal İnönü ODTÜ Rektörü iken Yardımcılığını yapan Prof. Mehmet Kıcıman
o günlerde Kaliforniya Üniversitesi'nde Öğretim Görevlisi idi. İlk kurucular
listesi tamamlanmak üzere idi. Günlerden Cumartesi, iki gün sonra listenin
tamamlanmasını planlamıştık. Benim de yanında olduğum bir saatte
telefonla Mehmet Kıcıman arandı. Erdal İnönü telefon konuşması özelliği
ile parti hakkında kısa bilgi verdi. Ve kendisinden de kurucu olmasını
istediğini bildirdi. Kıcıman kısa bir beklemeden sonra evet dedi. Hemen
yola çıktı. Pazartesi günü belgeleri ile partide hazırdı. Kurucular arasındaki
yerini aldı.
Bu çalışmalar sırasında Oktay Ekşi'nin ismi gündeme geldi. Ben söz
aldım. "Böyle bir ismin kurucular arasında bulunmasının çok isabetli
ve çalışmalarda da çok yararlı olacağını düşündüğümü" söyledim.
Erdal İnönü, Oktay Ekşi'yi Ankara'ya davet ettti. Oktay Ekşi Pembe Köşk'teki
görüşmeyi şöyle anımsıyordu:
"İnönü ile görüşme sonrası kurucu olmam hususunda mutabık kaldık. Ben çıkışta
gazetecilerin beklediğini, benden açıklama isteyeceklerini bildiğimi bu
nedenle kısa yazılı bir açıklama yapmayı zorunlu gördüğümü söyleyince,
kısa açıklamayı okudu ve çok iyi ve uygun bulduğunu söyledi.
Gerçekten çıkışta gazeteciler ikimizin etrafını sardı.
Ben;
"Türk halkının özlemlerine cevap verecek özgürlükçü bir demokratik sistemin
kurulması gerektiğine inanıyorum. Bu nedenle Sayın Erdal İnönü'nün çevresinde
oluşan sosyal demokrat harekete, gücüm yettiğince katkıda bulunmaya karar
verdim. Olay budur" açıklamasını yaptım.
Erdal İnönü de:
"Sayın Ekşi, hazırlıklarını sürdürdüğümüz partinin kurucuları arasına girmeyi
kabul ederek bizi bahtiyar etmişlerdir. Kendisine teşekkürlerimi sunuyorum."
yanıtını vermişti".
Oktay Ekşi, aynı gün Hürriyet Gazetesi Başyazarlığından çekilme kararını
verdi. Olayın maddi sıkıntılarını da üstlendi. Partinin en zor günlerinde
gönül gönüle görev yaptık. O, partiye çok şeyler verdi. Gerçekten gücünün
yettiği kadar görev yaptı. Gücü de övgü ile anlatılacak boyutta idi. Parti
ona ne verdi? Bu sorunun yanıtını bilemiyorum.
Benim için O'nu tanımak ve dostluğunu kazanmak, anılarım içinde eşsiz bir
olay oldu. Erdal İnönü 26 Mayıs günü Cumhuriyet Gazetesi Başyazarı Nadir
Nadi Bey'i arıyor. Kuruculuk öneriyor.
Hasan Cemal "12 Eylül" adlı kitabında Nadir Nadi'nin yanıtını açıklıyor:
"Elli yıldır politikaya girmedim. Parti üyesi olmadım. Bundan sonra
da olamam. Gazeteci ve yazar olarak kalmak isterim."(*) yanıtını veriyor
.
30 Mayıs gününe kadar yüzlerce başvuru arasından 42 kurucu üye ismi çok
yönlü değerlendimeler ile saptandı.
Bu listenin düzenlenmesinde partinin sosyal demokrat çizgide oluşu gözönünde
bulunduruluyordu. Aydın kesimin yanında, esnaf, sanayici, hukukçu,
idareci, sendikacılara ve yasaklı olmayan eski politikacılara yer
verilmişti.
Büyük bir ilgi vardı, yüzlerce başvuru böyle değerlendirilmişti.
O günlerde SODEP kurucusu olmak siyasal ikbale varmak gibi yorumlanıyor.
Partinin ilk seçimde iktidar olacağı, çünkü sosyal demokratların bu parti
çatısı altında toplanmaya kararlı oldukları biliniyordu. Bu durum en çok
kuruluş aşamasında olan Halkçı Parti kurucularını kaygılandırıyor.
SODEP seçime giremiyecek haberlerini yaymak suretiyle dağılmayı önlemeye
çalışıyorlardı. Bir başka rahatsız olan kişi Bülent Ecevit'ti.
İnönü bir ara Halil Tunç'u kurucular arasında görmek istemiş ve görüşmek
üzere davet etmişti. Halil Tunç önce Bülent Ecevit ile görüşmek ve düşüncesini
öğrenmek istiyor.
Bülent Ecevit, "İnönü ile görüşünüz. Ancak kurucu olmayı kabul etmeyiniz"
diyor.
Halil Tunç da böyle davranıyor. Ecevit bundan mutluluk duyuyor, Halil Tunç'u
bir süre sonra Kazan Köyü'ndeki evinde ziyaret ediyor.
Bu ziyareti Hasan Cemal "Demokrasi Korkusu" kitabında şöyle anlatıyor:
"Birlikte bahçede çiçek topladılar, ve Ecevit konuştu:
"Çileli çiçek daha güzel oluyor"(*)
Yine CHP eski İzmir İl Başkanı Sedat Akman da o günlerde Ecevit için çalışıyor:
Hasan Cemal;
"Sedat Akman dün Ecevit'i ziyaret ettikten sonra gerçek lider kadroları
"yazıhanelerden çıkmaz"(**) diye demeç veriyor.
Yalçın Doğan'ı arayan Bülent Ecevit, bu habere özellikle yer verilmesini
istiyor.
Yazarın notu:
"Ecevit bu dönemde parti kurulmasın" demekle bakalım nereye varabilecek?
Gerçekten Ecevit'e rağmen parti kuruluşu devam ediyor.
Bu kuruluş çalışmaları sırasında kurucular arasında yer almak üzere başvuran
bazı Danışma Meclisi üyelerinin bu isteklerini uygun bulmadık. Bu başvurulara
olumsuz yanıt vermemizin nedenlerine değinmeyi zorunlu saymaktayım.
Partinin kuruluşu için ön çalışmaları yapan grup "Kurulacak partinin 12
Eylül kadroları" dışında kalmasını prensip olarak düşünmüşler ve bu görüşü
özel olarak açıklamış idi.
Böyle davranılmasının bir nedeni, Danışma Meclisi Üyesi olan kişilerin
12 Eylül yönetiminin siyasal anlayışını benimsemiş olmaları, hazırladıkları
1982 Anayasası'nın demokrasiye geçişi özlediğimiz şekilde gerçekleştirecek
bir metin olmayışı yanında;
İkinci nedeni de, Kurucu Meclis hakkındaki 29.6.1981 gün ve
2485 sayılı yasanın 31. maddesidir.
Bu madde:
"Danışma Meclisi Üyeleri ilk genel seçimde herhangi bir siyasi partiden
kontenjan adayı olamazlar" hükmünü getirmişti.
Danışma Meclisi'nde görev alanlardan bir kısmı bu emredici koşulu kabul
etmiş iken, aday olmuş ve seçilmişlerdi.
Kurucular listesi açıklanıncaya kadar umutla bekleyen bazı Danışma Meclisi
üyeleri, açıklamayı izleyen günlerde kendilerinden hiçbir kimsenin alınmamasına
karşı büyük tepki gösterdiler.
Sendikacı Mustafa Alpdündar sosyal demokrat bir partide kendisine yer verilmeyişinden
çok rahatsız olmuştu.
Alpdündar'ın Milli Güvenlik Konseyi nezdinde "Erdal İnönü'nün kurduğu
parti Danışma Meclisi'ni meşru saymıyor. Aksi halde en az bir kişi alabilirdi.
Böylece sadece Danışma Meclisi'ni değil, Milli Güvenlik Konseyi'ni de tanımadıklarını
ifade ettiği" duyuruluyordu.
Nitekim Mustafa Alpdündar, Erdal İnönü'ye bir mektup göndererek "Bu
davranışı karşılıksız bırakmayacaklarını" yazıyordu.
Bu kırgınlıkları nedeni ile SOEP'in seçim dışı bırakılmasına ne derece
etkili olduklarını bilmiyoruz. Ama Danışma Meclisi üyelerinin bu kararımız
nedeni ile dargın olduklarını biliyorduk.
Yıllar sonra 26 Mart 1989 yerel yönetimler seçimleri öncesi Cahit
Tutum ile seçim çalışması için yurt gezisine çıkmış, bir kaç il ve ilçeye
uğramıştık. Dönüşte, aynı konu gündeme geldi. O da bana bu davranışımızın
nedenini sordu.
Cahit Tutum'u çok takdir ettiğim, çalışkan ve dürüst bir idareci ve siyaset
adamı olarak tanırım. Kendisine Kurucu Meclis Yasası'nın yemin maddesini
açıkladığımda konuyu orada kesmişti.
İşin başında aldığımız ilke kararları bazı dargınlıklara neden olabiliyordu.
Ama sağduyulu kişiler karşısında savunulması kolaylığı da vardı. Kurucu
üye sayısını sınırlı tutmayı kararlaştırmış ve bu sayıyı 42 olarak uygun
bulmuştuk.
31 Mayıs 1983 günü Pembe Köşk yemek salonunda 42 kurucu üyenin ortak toplantısı
yapıldı. Amaç kurucular arasında tanışmak ve program üzerinde tartışmaktı.
Saat 11.00 sıralarında gelen haberde Milli Güvenlik Konseyi'nin önemli
bir bildirisi olduğu duyuldu.
31 Mayıs 1983 gün ve 70 sayılı bildiriyi radyodan birlikte dinledik. Bir
anda yemek masasına bir bomba konmuş gibi oldu.
Kenan Evren, Çankırı'da yaptığı konuşmada:
Yeni bir parti kuruluşu için toplantılar yapan CHP'li İl ve Belediye
Başkanları ile kuruluş çalışmaları ilerleyen Büyük Türkiye Partisi'nin
eskinin devamı üzerinde durdukları, bundan vazgeçmeleri gereğini sert bir
dille açıklıyor; 1980 öncesi il başkanı, ilçe başkanı ve belediye başkanlığında
bulunmuş olanların parti kurucusu olamayacaklarını vurguluyordu.
İzmit eski Belediye Başkanı Erol Köse söz aldı. Coşkulu bir konuşma yaptı.
"SODEP
kuruluşunun Milli Güvenlik Konseyi ve icazetli partileri ürküttüğünü, bu
davanın devam etmesi gerektiğini SODEP hareketinin engellenmesine neden
olmamak için kurucu üyelikten çekilme kararında olduğunu, ancak kurucu
üye olmanın şart olmadığını, bu davaya geceli gündüzlü gücünün yettiği
kadar yardımcı olmaya devam edeceğini" açıkladı.
Gaziantep eski İl Başkanı Av. Zihni Kutlar söz aldı:
"Bu nasıl hukuk anlayışı, nasıl demokrasi anlayışı, hem siyasi partilerin
kurulması serbesttir deniyor, hem de hiçbir neden göstermeden yasaklar
getiriliyor. Ben çekilmeyeceğim. Gerekirse dava açacağım. Bu zihniyetle
mücadele etmek gerekir" dedi.
Karar üzerinde yapılan diğer görüşmelerden sonra, Halil Akyüz, Dr. Şevket
Köksal, Erol Köse, Zihni Kutlar ve Cemal Seymen çekilme kararlarını açıkladılar.
Bunun üzerine çalışmaların 37 sayıya düşen kurucu ile yürütülmesi kararı
alındı.
6 Haziran 1983 günü Tüzük Program ve Kurucular listesi başvuru yazısı ile
kurucuları temsil etmek üzere - Erdal İnönü, Türkân Akyol, Atilla Sav ve
benim katıldığım- heyet tarafından İçişleri Bakanlığı'na sunulması
uygun bulundu.
Ben İçişleri Bakanlığı'na bir gün önce giderek müsteşar ile görüştüm. Ertesi
gün için saat 09.00'da bizi kabul edeceklerini bildirdiler. Randevu saatinde
Bakanlık'ta sıcak bir ilgi ile karşılandık.
İçişleri Bakanı Selahattin Çetiner siyasal tarihimizde "Himmet Dede" olaylarının
yürekli insanı olarak tanınıyordu.
27 Mayıs öncesi İsmet İnönü'nün muhalefet partisi lideri olarak Kayseri'ye
gidişinde kendisine İnönü'nün Himmet Dede Demiryolu İstasyonu'nda trenin
durdurulması ve yolunun kesilmesi için emir verilmiş iken;
"Sizin yolunuzu kesmek ve sizin Kayseri'ye gitmenize engel olmaktansa intiharı
tercih ederim" sözlerinin sahibi, o zamanki Binbaşı Selahattin Çetiner
uzun yıllar sonra, İçişleri Bakanı olarak İnönü'nün oğlu Erdal inönü'yü
kabul ediyordu.
Selahattin Çetiner "Himmet Dede" olaylarından sonra emekli edilmiş; ancak
Danıştay Kararı ile göreve iade edilmiş, orduda Generalliğe kadar yükselmişti.
Kısa bir görüşmeden sonra başvuru belgelerimizi verdik. Erdal İnönü'ye
başarı dileklerini bildirdi. Ayrıldık.
Daha önce belirlediğimiz gibi Anıtkabir'i ziyarete gidildi. Orada tüm kurucular
hazırdı. Vakur adımlarla yürüyerek Atatürk mozalesine çiçek konuldu. Anı
defterine Erdal İnönü bağlılık mesajımızı yazdı. Resimler çekildi. Hep
birlikte partiye dönüldü. Bina hazırlanmış, açılışı yapılmış, bayrağı
çekilmişti. Ancak 37 kişinin toplanacağı salonu henüz hazır değildi. Masalarımız
yoktu. Kahve ocağından sağladğımız iskemleler üzerinde ilk kurucular toplantısı
en yaşlı üye Seyfi Turagay'ın başkanlığında yapıldı. İlk olarak Genel Başkan
seçimine geçildi. Oyların sayımından sonra Erdal İnönü 36 oyla genel başkan
seçildi. 1 oy ise Türkân Akyol içindi.
Erdal İnönü Genel Başkan seçilmesi nedeni ile teşekkür konuşmasını
yaptı.
Genel Başkan Yardımcılıkları, Genel Sekreter ve Genel Sayman seçimlerine
geçildi. Genel Başkan Yardımcılıklarına Prof. Dr. Türkân Akyol, Atilla
Sav, Muzaffer Saraç ve ben Cezmi Kartay seçildik.
Genel Sekreterliğe Ahmet Durakoğlu, Genel Saymanlığa da Uğur Batmaz getirildi.
Genel Sekreter Durakoğlu'nun önerisi ile de; Oktay Ekşi, Cevdet Selvi ve
Yiğit Gülöksüz Genel Sekreter Yardımcılıklarına seçildiler. Böylece parti
yönetimi de oluşturuldu.
İlk kurucular listesi ile başvuru yazısını aynen alıyorum.
"Ankara, 6 Haziran 1983
İÇİŞLERİ BAKANLIĞI MAKAMINA
ANKARA
SOSYALDEMOKRASİ PARTİSİ adı ile bir siyasal parti kurmuş bulunuyoruz.
Partinin Genel Merkezi Ankara'dadır.
Genel Merkez adresi; ANKARA, Meşrutiyet Caddesi, Konur Sokak No: 32'dir.
Kurucu üyelerin adları ve soyadları, doğum yerleri ve tarihleri, öğrenim
durumları, meslek ve sanatları, ikametgâh adresleri ekli çizelgede gösterilmiştir.
Kurucu üyelerin nüfus kağıdı örnekleri,adli sicil belgeleri ve siyasi parti
kurucusu olabilme şartlarını taşıdıklarını belirten imzalı beyannameleri
ile;
Kurucular Kurulu tarafından hazırlanıp onaylanan ve imzalanan Parti Programı
ve Parti Tüzüğü beş ayrı dosya halinde ekte sunulmuştur.
2820 sayılı Siyasi Partiler Kanununun 8. maddesi uyarınca gerekli işlemin
yapılmasına müsaadelerinizi saygılarımızla arzederiz.
İLK KURUCULAR LİSTESİ
1. Prof. Dr. Erdal İNÖNÜ
: Boğaziçi Üniversitesi Öğretim Üyesi
2. Prof. Dr. Türkân AKYOL
: Ankara Üniversitesi eski Rektörü
3. Halil AKYÜZ
: Diş Hekimi
4. Doç. Dr. Türker ALKAN
: Ankara Üniversitesi SBF eski Öğretim Üyesi
5. Tekin ALP
: Ankara eski Valisi
6. Uğur BATMAZ
: Tez Büro İş eski Genel Başkanı
7. İsmail Hakkı BİRLER
: Eski Parlamenter, Emekli Hakim Devlet
eski Bakanı
8. A.Vecdi ÇAPA
: Sanayici
9. Ahmet Salih ÇEBİ
: Anayasa Mahkemesi emekli Üyesi
10. Hasan ÇETİNKAYA
: Eski Parlamenter, İnşaat Müh.
11. Ahmet DURAKOĞLU
: Başbakanlık eski Müsteşarı
12. O. Oktay EKŞİ
: Gazeteci, Yazar
13. Prof.Dr. A.Hicri FİŞEK
: Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi
eski Dekanı
14. Doç. Dr. Korel GÖYMEN
: Orta Doğu Teknik Üniversitesi
Öğretim Üyesi
15. Yiğit GÜLÖKSÜZ
: Köyişleri Bakanlığı eski Müsteşarı,
Yüksek Mühendis
16. M.Erhan IŞIL
: Maliyeci, Enerji eski Bakanı
17. Doç. Dr. Kemal İNAN
: Ortadoğu Teknik Üniversitesi Öğretim
Üyesi, Yüksek
Elkt. Müh.
18. Kâmil KARAVELİOĞLU
: Milli Birlik Grubu Üyesi ve eski
Parlamenter
19. Cezmi KARTAY
: Emekli Vali
20. Prof. Dr. H.Saim KENDİR
: Ankara Üniversitesi SBF Öğretim
Üyesi ve Veteriner
Fak. Öğr. Üyesi
22. Dr. Şevket KÖKSAL
: Eski Parlamenter
23. Erol KÖSE
: İzmit eski Belediye Başkanı
24. T. Zihni KUTLAR
: Avukat, Gaziantep Barosu Başkanı
25. Cahit KÜLEBİ
: Eğitimci TDK eski Yazmanı
26. S.Şükran NASUHOĞLU
: Emekli Öğretmen
27. A.Hüdai ORAL
: Enerji ve Tabii Kaynaklar eski Bakanı,
Avukat
28. Ünal OZAN
: Adapazarı eski Belediye Başkanı
29. İbrahim ÖNEN
: Emekli Vali
30. A.Gündüz PAMUK
: PETKİM eski Genel Müdürü Yük. İnş.
Müh.
31. Muzaffer SARAÇ
: Yol İş Federasyonu Başkanı
32. Süleyman SARIALİOĞLU
: İşadamı
33. Kemal SARISOY
: Ağaç İş Sendikası Genel Başkanı
34. Ö.Atila SAV
: Barolar Birliği Başkanı
35. Cevdet SELVİ
: Petrol İş Sendikası Genel Başkanı
36. Cemal SEYMEN
: Ürgüp eski Belediye Başkanı
37. Doç. Dr. Metin ŞAHİN
: Tarım Bakanlığı eski Müsteşar
Yardımcısı
38. Prof. Dr. H.Cahit TALAS
: A.Ü. SBF eski öğretim üyesi Çalışma
eski Bakanı
39. Güler TANYOLAÇ
: Orta Eğitim eski Genel Müdürü
40. Seyfettin TURGAY
: Emekli Korgeneral, Büyükelçi
41. Rafet TÜZÜN
: Askeri Yargıtay eski Başkanı
42. Kâzım YENİCE
: Danıştay 12. Daire eski Başkanı,
Avukat.
Böylece SODEP yasal kuruluşunu tamamladı.
Erdal İnönü partinin kuruluş nedeni ve amacını aşağıdaki basın açıklaması
ile kamuoyuna duyurdu.
"12 Eylül 1980 öncesinde siyasal, ekonomik ve toplumsal bir bunalım içine
girmiş olan ülkemiz, kardeş kavgasından ve iç savaş eşiğine varan anarşi
ve terör ortamından Türk Silahlı Kuvveleri'nin yönetime zorunlu olarak
el koyması ile kurtulmuştur. Şimdi hepimize düşen sorumluluk Sayın Cumhurbaşkanı
Kenan Evren'in 12 Eylül Harekâtı'nın hemen ardından dediği gibi,demokratik
sistemi yeniden kurduktan sonra her zamanki vekar ve vazife aşkıyla asli
vazifesi olan vatan savunmasına döneceğini açıklamış olan Türk Silahlı
Kuvvetleri'ne görevini tamamlamasında yardımcı olmaktır.
Kurmakta olduğumuz parti, Türkiye'nin yeniden 12 Eylül öncesinin çalkantılarına
düşmesine, ülke bütünlüğünün, ulusal birliğimizin tehlikeye uğramasına,
demokratik düzen ile sosyal hukuk devletinin işlemekten alıkonulmasına
kesinlikle karşı çıkacaktır. İnancımıza göre bu tehlikeleri önlemenin en
sağlam yolu kısıtlayıcı değil, düzenleyici olmaktır.
Partimiz, hukuka bağlılığı varlığının temeli saymaktadır. O nedenle başta
Anayasa olmak üzere yasalara saygı ve bağlılık çalışmalarımızın temel ilkesi
olacaktır. Partimiz bir yasada sakıncalı yönler veya kurallar meydana çıkarsa
ona gene saygı gösterecek, fakat değiştirilmesi için öngörülen hukuki yolları
arayacaktır.
Partimiz Atatürk ilkeleri olan Cumhuriyetçiliğin, ulusçuluğun, devletçiliğin,
halkçılığın, lâikliğin ve devrimciliğin tam bilincindedir, insan haklarına
saygılıdır.
Ekonomik kalkınmayı çağdaş teknolojik gelişme içinde üretimi çoğaltmada
görmektedir. Sürekli artırılması gereken ulusal gelirin kişiler ve yöreler
açısından dengeli ve adaletli dağılımı gerektiğine inanmaktadır.
Toplumumuzun en önemli sorunlarından birinin istihdam olduğunu bilmektedir.
İşsizlikle savaşta kesin ve sürekli çözümler bulmak amacındadır.
Partimiz bütün çalışanların haklarını koruyan, sosyal güvenliğini sağlayan,
emeği yücelten maddi ve manevi kalkınmayı amaçlayan sosyal hukuk devleti
ilkelerine bağlı özgürlükçü, eşitlikçi bir siyasal kuruluş olacaktır.
Amacımız olan sosyal refah devletine varabilmek için öncelikle üretimin
artırılması gereklidir. Aynı zamanda üretimin hakça paylaşılması
sağlanmalıdır. Programımız bu amaca ulaşmak için özgürlükçü demokratik
sistemi benimsemiştir. Böylece batılı anlamda bir sosyal demokrat partinin
programı ile temelde benzerlikler taşıyacak, fakat ülkemizin gerçeklerini
de gözönünde tutacaktır."
|