BÖLÜM
- 17 -
YEREL YÖNETIM ÇALIŞMALARI VE
25 MART 1984 SEÇIMLERI
Anavatan Partisi 6 Kasım seçimlerinde elde ettiği ve kendi tahminlerinin
de çok üstündeki başarıyı yerel yönetimlerde de kazanmayı, böylece tabanda
da geniş bir iktidar oluşturmayı geciktirmeden gerçekleştirmek istiyordu.
Konsey Üyesi Oramiral Nejat Tümer'in yeni bir demokrasi ayıbı olarak önerdiği
6 Kasım seçimlerine katılamayan siyasal partilerin ilk yapılacak yerel
yönetim seçimlerine de katılmalarını engelleyen yasa önerisi Kurucu Meclis
Anayasa Komisyonu'nda oybirliği ile reddedilmişti.
Bir kez daha hukuk ve demokrasi dışı yasaklı seçime gidilmesi yolu kapanmıştı.
Bu nedenle çok kısa sürede hazırlanan - Mahalli Idareler ile Mahalle Muhtarları
ve Ihtiyar Heyetleri Hakkındaki- yasa tasarısı TBMM bir günde görüşülerek
kabul edildi ve 18 Ocak 1984 günü de yayımlandı.
Çok ivedi olarak düzenlenen bu yasanın eksikleri üzerinde durulabilirdi.
Ancak partimiz özgürlükçü, çoğulcu demokrasiye
geçişi, çabuklaştırmayı önemli bir aşama saymakta idi.
Bu nedenle elverişsiz koşullarına karşın seçime gidilmesi olumlu idi.
SODEP Olağan Kurultay çalışmaları döneminde idi. Kabul edilen bu yasa karşısında
il kongreleri ertelendi. Tüm çalışmalar bu seçimlere yönlendirildi.
Genel Merkezde yerel yönetim birimi oluşturuldu. Yiğit Gülöksüz bu birim
yönetiminde görev aldı.
Başta Genel Başkan olmak üzere bütün kurucular yurt genelinde seçim çalışmaları
için oluşturulan gruplarda seçim gezilerine dağıldılar.
Gidilen her yörede sıcak ilgi ve coşku vardı.
Bir yönden Anavatan Partisi'nin bütün kamu gücünü kullanarak yaptığı baskılar
bir yönden de TRT Kanunu'nun bize uyguladığı propaganda konuşmalarındaki
kısıtlama içinde idi.
TRT yöneticileri esasen SODEP'in kuruluşundan bu yana taraflı uygulamalarını
ısrarla sürdürüyorlar, bu yoldaki başvurularımızı yanıtsız bırakıyorlardı.
Nitekim ilk olarak 27 Ekim 1983 gününde TRT Genel Müdürlüğü'ne yapılan
başvuru yanıtsız kalmış, daha sonra 3 Ocak 1984 gününde yapılan başvuruya
da olumlu yanıt verilmemiştir.
Bu iki başvuru örneğini o günlerin sıkıntılı koşullarına birer örnek olduğu
için aynen alıyorum:
"Sayın Macit AKMAN
TRT Genel Müdürü
ANKARA
Özgürlükçü demokrasiye geçiş aşamasında, kurumunuz 6 Kasım öncesi kamuoyunu
aydınlatma yönünden geçtiğimiz hafta içinde Yüksek Seçim Kurulu tarafından
seçime katılmalarına izin verilen üç siyasi partinin genel başkanlarına
önce ortak bir açık oturum düzenlenmiştir. Bunu izleyen günlerde ise, bu
partiler genel başkanları basın temsilcileri ile tanıtma ve propaganda
açık oturumu düzenlemiştir.
Gerek bu açık oturumlarda gerekse TRT'nin iç siyasal haberleri ve yorumlarında,
SODEP kelimesinin bile kullanılmasından ısrarlı olarak kaçınıldığı açıkça
gözlenmektedir. Ayrıca, yapılan bu açık oturumlardan birinde Halkçı Parti
Genel Başkanı'nın, "Anayasanın çizdiği sınırlar içinde solda bir boşluk
yoktur. Anayasının çizdiği sınırlar içinde olmak isteyen partilerde aksine
fazlalık vardır. Ortada mevcut bir sosyal demokrat hüviyetli Halkçı Parti
diye bir parti var. Anayasanın çizdiği sınırlar dışına taşıyorsa o bizim
sorunumuz değil, şeklinde konuşması ile gerçek dışı partimizi suçlamış
ve kamuoyunda kuşku yaratmıştır.
Bu durumda 359 sayılı yasanın19. maddesi gereği partimize cevap hakkı tanınması
zorunludur.
Sosyal Demokrasi Partisi, Anayasa ve Siyasi Partiler Yasası hükümlerine
göre kurulmuş ve tüzel kişilik kazanmıştır.
Bugün yurt genelinde 66 il ve 510 ilçedeki örgütü ile kamuoyunda büyük
ilgi gören Sosyal Demokrasi Partisi ulusumuzun özlemlerine yanıt bulma
çabası içindedir.
Kurumunuz, programlarındaki uygulaması ile Anayasanın10. Maddesinde açıkça
yeralan 'Kanun önünde eşitlik' ilkesine ve 359 sayılı TRT Yasasının 2.
maddesinde yeralan esaslarında belirlenen 'tarafsızlık' ilkesi ışığında
düşündürücü bir görüntü vermektedir.
Önce, açıkoturuma davet edilen üç siyasi partinin tanıtılması dahi buna
örnektir. Çünkü bu tanıtmada üç parti için '6 Kasım seçimlerine katılmaya
hak kazanmış partiler' deyimi kullanılmıştır. Oysa SODEP, yürürürlükteki
yasalara göre seçimlere katılma yasal hakkını korumaktadır.
Bu partiler Yüksek Seçim Kurulu kararı ile seçime katılmalarına izin verilen
partilerdir. TRT'nin bu yayın uygulamasının sonucu olarak Türk toplumu,
özellikle seçim dışı bırakılmış siyasi partiler hakkında, dış yayın kaynaklarından
haber arayışına zorlanmıştır.
Bütün bu uygulamaların TRT'nin tarafsızlık ilkesi açısından çok ivedi olarak
değerlendirilmesini kesin bir zorunluk saymaktayız.
Bu nedenle kurumunuzun, Sosyal Demokrasi Partisi'nin de açık oturumlarda
yeralan tanıtma ve parti görüşlerinin açıklanmasına yönelik ve aynı süreleri
kapsayan bir programını, 6 Kasım seçimleri öncesi yayınlamak üzere düzenleyerek
partimize bilgi vermesi hususunu yasaların gereği olarak arz ve rica ederim.
Saygılarımla,
Cezmi KARTAY
Sosyal Demokrasi Partisi
Genel Başkanı"
Genel Başkan Erdal Inönü'nün imzasıyla yapılan 3 Ocak 1984 gün ve Özel
Kalem 38 Sayılı ikinci başvuru da şöyledir:
"Sayın Macit AKMAN
TRT Genel Müdürü
ANKARA
Ilgi: 27 Ekim 1983 gün ve Özel Kalem 20 Sayılı yazımız.
Ilgi yazımızda 6 Kasım Milletvekili seçimleri öncesi kurumunuz haber ve
özel yayın programlarında partimize yer verilmediği belirtilerek,
durumun gerek Anayasa gerekse 359 sayılı yasa açısından değerlendirilmesi
gereği ve zorunluluğu ifade edilmişti.
Ülkemizde demokrasiye yeniden geçiş aşamasında 6 Kasım Milletvekili seçimleri
sonrasının olaylara daha geniş açıdan bakışı ve yeni demokratik uygulamalar
ortamını getirmesini doğal bir sonuç olarak görmekteyiz.
Oysa 6 Kasım sonrası TRT programlarında yeni Genel Başkan ve Başkanlık
Divanı seçimlerinin dışında hiçbir haberde yine SODEP için yer verilmediği
izlenmektedir.
Özellikle Türk-Iş olağan kongresinde söz alan siyasi parti genel başkanlarından
Halkçı Parti ile M.D.P. Genel Başkanları konuşmalarına belli ölçüde yer
verilmiş olmasına karşın, Partimiz adına yaptığım konuşmadan bahis bile
edilmeyişi konuyu ve süregelen taraflı tutumu yeniden duyurmamızı haklı
ve zorunlu kılmıştır.
Bir kez daha vurgulamak istiyorum ki, Sosyal Demokrasi Partisi, Anayasa
ve Siyasi Partiler Yasası hükümlerine göre kurulmuş ve tüzel kişiliği olan
bir partidir.
SODEP bugün yurt genelinde 66 il ve 534 ilçedeki örgütü, çalışmaları ve
görüşleri ile olaylara siyasal açıdan bakışı ile kamuoyunda büyük ilgi
gören bir partidir.
Ulusumuz SODEP'in görüşlerini yalnız gazete ve dergilerden değil, tarafsızlığından
kuşku duymak istemediği TRT yayınlarından da öğrenmek istiyor. Bu, esasen
Anayasa'nın 10.Maddesindeki "kanun önünde eşitlik" ilkesi ve 359 sayılı
TRT Yasası'nın tarafsızlık ilkesi gereğidir.
Durumu tekrar bilgi ve emirlerinize sunuyorum.
Saygılarımla
Erdal INÖNÜ
Sosyal Demokrasi Partisi
Genel Başkanı"
TRT bu başvurularımıza olumlu yanıt vermedi. Takındığı tavrı ve uygulamayı
da değiştirmedi.
Biz parti çalışmalarına umutla, güvenle devam ettik.
Anılarla, yorgunluklarla, ama örgütte gördüğümüz içtenlikli sevgi ve saygı
ile geçen bu yurt gezileri sonunda seçimlere gidildi.
Sonuç SODEP için büyük başarı idi.
Partimiz Il Genel Mecelisi seçimlerinde % 23.4, Belediye Başkanları seçimlerinde
% 24.8, Belediye Meclisi Üyelikleri seçimlerinde % 25.54 oy olarak türkiye
genelinde Anavatan Partisi'nden sonra ikinci parti konumuna gelmişti.
Partimiz 8 il, 105 ilçe ve 175 kasaba merkezinde Belediye Başkanlıklarını
4084 Belediye Meclis Üyeliğini, 506 Il Genel Meclisi Üyeliğini kazanmıştı.
Seçimi kazanılan iller: Artvin, Bitlis, Burdur, Kars, Kırklareli, Muğla,
Ordu ve Tunceli idi.
Bu illerin yanında Çatalca, Şile, Söke, Kuşadası, Iskenderun, Osmaniye,
Bandırma, Salihli, Silifke, Marmaris, Lüleburgaz, Babaeski gibi nüfus,
ekonomik ve sosyal nitelikleri ile önemli ilçe belediye başkanlıklarında
da seçim kazanılmış idi.
6 Kasım seçimlerinde % 30.5 oy ve 117 milletvekili kazanmış bulunan Halkçı
Parti bu seçimlerde çok ağır bir yenilgiye uğramış Il Genel Meclisi ve
Belediye seçimlerinde aldığı oy oranı % 8'lere düşmüştür.
Seçim sonuçları Merkez Karar ve Yönetim Kurulu'nun 30 Mart 1984 günlü
toplantısında değerlendirilmiş ve kamuoyuna aşağıdaki açıklama yapılmıştı:
"1. 25 Mart 1984 seçimlerinin sonuçları, bütün olumsuz koşullara karşın,
partimizin ülkemizde sosyal demokrat görüşü temsil ettiğini çok açık biçimde
belirlemiştir.
2. Iktidarın, hükümet olmanın bütün avantajlarını seçim dönemi boyunca
kendi partisinin yararına kullandığı partizanlık yaptığı, üstün mali olanaklar
ile kamu yönetiminin bütün gücünü kullanarak açık seçik baskı yaptığı belirlenmiştir.
3. Seçim günü ve seçimi izleyen günlerde sayımda ve sonuçların belirlenmesi
sırasında yıllardır üzerine titrenen ve demokrasinin vazgeçilmez
koşulu olan seçim güvenliğine gölge düşürüldüğü yolunda ciddi kaygı ve
kuşkular oluşmuştur. Bunlarla ilgili somut olaylar belirlenmekte olup zamanı
geldiğinde kamuoyuna ayrıca açıklama yapılacaktır.
4. Hükümet, seçim tarihinin saptanmasından başlıyarak iktidar olmanın
bütün imkanlarını kullandığı, açık seçik partizanlık yaptığı ve merkezi
hükümetin tarafsızlığını bozmak pahasına çalıştığı halde ANAP'ın aldığı
sonuç başarı olarak değerlendirilemez. Çünkü 6 Kasım seçimlerinde % 45'in
üzerinde oy alan ANAP'ın yerel seçimlerde aladığı oy oranı % 41.5'tur.
Bu sonuç ANAP oylarındaki gerilemeyi açıkça göstermektedir.
5. Bütün olumsuz ve elverişsiz koşullara karşın SODEP katıldığı ilk seçimde
% 23.4 oranında oy alarak ülke genelinde ikinci parti ve sosyal demokrat
alanda tek büyük parti olduğunu göstermiştir.
6. Bu sonuçlar demokrasimizde yeni bir siyasal durum yaratmıştır. 4 milyonu
aşan oyu ile Sosyal Demokrasi Partisi, parlamento dışı fakat ana muhalefet
partisi durumundadır. Merkez Karar ve Yönetim Kurulu, üzerinde önemle durulması
ve düşünülmesi gereken bu yeni siyasal durumu kamuoyunun dikkatine sunar;
bugün parlamento dışında kalan diğer partilerle birlikte ele alındığında
parlamento dışındaki partilerin oyları, iktidar partisinin toplam oyunun
üzerindedir. Bu durumun önümüzdeki günlerdeki icraatında daha dikkatle
ve sorumlulukla hareket etmesi gerektirdiği açıktır.
7. Partimizin yerel seçimlerde aldığı sonucun, özgürlükçü, çoğulcu demokrasiye
geçişte yeni bir aşama olduğuna ve yüce ulusumuzun özlemlerine bir umut
getirdiğine inanıyoruz.
Bu gücün ortaya çıkarılmasında katkıları olan örgütümüzü kutlar, bu güzel
sonucu yaratan halkımızın hizmetinde olmaktan duyduğumuz mutluluğu birkez
daha belirtmek isteriz."
Artık SODEP aktif politikasını öncelikli olarak yerel yönetimlerde yürütme
kararındadır.
Ilk olarak genel merkezdeki Yerel Yönetimler Birimi'nin çalışma şekli belirlenerek
örgüte 24 temmuz 1984 günlü aşağıdaki 1 ve 2 sayılı genelge ile duyuruldu.
"GENELGE-1
Tarih: 24 Temmuz 1984
Sayı: Yerel Yönetim Birimi Genelge-1
Konu: "Yerel Yönetimler Birimi'nin Genel Sekreterlikten ayrılarak Genel
Başkanlık katına bağlanması ve görevlendirilmesi hakkında.
Sosyal Demokrasi Partisi
Il/Ilçe/ Belediye Başkanlığına
Son Yerel Yönetim seçimlerinde partimiz birçok belediye başkanlığını kazanmış,
başkanlığı kazanamadığı belediye meclislerinde ve tüm il Genel Meclislerinde
de önemli düzeyde üye ile temsil edilme olanağına kavuşmuştur. En son bilgilere
göre, SODEP 8'i il, 107'i ilçe ve 175'i kasaba belediyesi olmak üzere toplam
290 belediye başkanlığını elinde tutmaktadır. SODEP'li Belediye Meclis
üye sayısı Türkiye toplamı 4084, Il Genel Meclisi üye sayısı da 506'dır.
Yerel iktidarda olduğumuz belediyelerde, önümüzdeki beş yıl içinde başarılı
hizmetler yapmak, partimizin gelişmesi ve ilerlemesi için en önemli etkendir.
Belediye Başkanlarımızın halka hizmet yolunda başarıları için, örgütümüzün
her kademesi gibi Genel Merkez olarak da elimizden gelen her türlü desteği
sağlamamız gerekir. SODEP'li Belediyelerin başarılı olması için Parti
Genel Merkezi gerekli destekleme, yol gösterme ve yurt düzeyinde eşgüdüm
çalışmalarını daha büyük etkinlikle yürütme kararı almıştır.
Bu doğrultuda, daha önce Genel Sekreterliğe bağlı olarak, Genel Sekreter
Yardımcısı Yiğit Gülöksüz'ün başkanlığında bir "Yerel Yönetimler Birimi"
kurulmuştu. Kurultay sonrasında bu birimi, daha etkin hale getirmek, bütün
SODEP'li belediyelerle temas kurmasını ve çalışmalarını yakından izleyebilmesini
sağlamak amacıyla, Genel Sekreterlikten ayırıp, Genel Başkanlığa bağlı
bir kuruluş haline getirmek Genel Başkanın Kurultay sonrası raporunda önerilmiş
ve Merkez Karar ve Yönetim Kurulunca karara bağlanmıştır.
Genel Başkan tarafından "Yerel Yönetimler Birimi" Başkanı olarak Yiğit
Gülöksüz görevlendirilmiş bu birimin Genel Başkan Yardımcısı Cezmi Kartay'a
bağlı olarak çalışması kararlaştırılmıştır.
Il ve Ilçe örgütümüz ile Belediye Başkanlıklarımızın Yerel Yönetimlere
ilişkin bütün yazışmaları,
SODEP Genel Başkanlık, yerel Yönetimler Birimi ile yapmalarını, Il ve Ilçe
örgütümüzün bu genelgeyi, Belediye Meclisi ve Il Genel Meclisi üyelerimize
duyurmalarını rica ederim.
Durumu gereği için bilgilerinize sunar, çalışmalarınızda üstün başarılar
dilerim.
Saygılarımla.
Cezmi KARTAY
Genel Başkan Yardımcısı"
*GENELGE - 2
Sosyal Demokrasi Partisi
Il / Ilçe / Belediye Başkanlığı
Sosyal Demokrasi Partili Belediye Başkanları, Belediye Meclisi üyeleri
ve il Genel Meclisi Üyeleri, görevlerini; Anayasa hükümlerine, Siyasi Partiler
Kanunu'na, Yasalara, Sosyal Demokrasi Partisi Tüzüğü'ne ve bu genelgeye
ekli olarak gönderilen YÖNERGE'de yazılı kurallara göre yapacaklardır.
"Sosyal Demokrasi Partili Belediye Başkanları, Belediye Meclisi Üyeleri
ve il Genel Meclisi Üyelerinin Çalışma Usullerini Gösterir Yönerge", Merkez
Karar ve Yönetim Kurulu'nun 12.4.1984 günlü toplantısında (88) sayılı kararla
kabul edilmiş ve yürürlüğe girmiştir.
SODEP'li Belediye Başkanları, Belediye Meclisi ve Il Genel Meclisi üyeleri;
toplu ve bireysel çalışmalarında ayrıca "Parti Programı"na, "Seçim Bildirgesi"ne,
Partinin "Yerel Yönetim Programı"na, Büyük Kongre ve kendi kongre kararlarına
göre ve Merkez Karar ve Yönetim Kurulu'nca saptanan politika doğrultusunda
hareket edeceklerdir.
Il ve Ilçe örgütlerimizin bu genelgeyi ve ekli yönergeyi Belediye Meclisi
ve Il Genel Meclisi üyelerimize duyurmasını ve gereğini yerine getirmesini
önemle rica eder, çalışmalarınızda üstün başarılar dilerim.
Saygılarımla,
Cezmi KARTAY
Genel Başkan Yardımcısı"
Bu birim yerel yönetimlere gerek çalışmalarında destek olmak, gerekse siyasal
etkinlikleri kamuoyuna yaygın bir şekilde duyurabilmek amacıyla yurt genelinde
kapsamlı bir gezi programı hazırlandı.
Altı aylık bir süre içinde, uçak yolculukları hariç, 60 bin kilometre yolculuk
yapıldı. Genel Başkan'ın "Doğan" marka otomobilini CHP Genel Başkanı Ecevit'in
makam şoförlüğünü yapmış bulunan ve benim Genel Başkan olduğum sırada parti
çalışanları kadrosuna alınan Yalçın Bozkurt kullanıyordu.
Bu 60 bin kilometre karayolu yolculuğunda özellikle karlı ve buzlu yollarda
direksiyondaki büyük ustalığı ile geziyi sorunsuz tamamlamaya yardımcı
oldu. Buzlu yollarda yöre örgütlerinin ve şoförlerinin ortak şikayeti Yalçın
Bozkurt'a yetişememek oluyordu.
Edirne'nin Süloğlu Belediyesi'nden, Kars'ın Digor Belediyesi'ne, Yüksekova'ya,
Muğla Marmaris'e gidildi.
Bir yandan yerel sorunlar hakkında bilgi alındı. Bir yönden de basın yolu
ile güncel siyasal ülke sorunları hakkında verilen demeçlerle SODEP etkinliği
arttırıldı.
Bu gezi programları Yiğit Gülöksüz ve Ibrahim Önen tarafından düzenlenmekte
idi. Bu programların uygulanmasında örgüt ile tartışmalar oluyordu. Çünkü
örgüt Genel Başkanı gördüğünde kendilerine daha çok süre ayrılmasında ısrar
gösteriyor. Programda olmayan yerlere gidilmesini istiyordu.
Oysa belli süreler aşılırsa daha sonra gidileceği bildirilmiş il, ilçe
veya beldelerde bekleyen partililere haksızlık edileceği karışısında programa
uyulması zorunluğu vardı.
Politika gezileri için bizim uyguladığımız şekil bu nedenle yadırganmıştı.
Yiğit Gölüksüz ve Ibrahim Önen bu disiplinli uygulama için başlangıçta
çok eleştiri almışlardı. Sonra bu konuda gösterilen eşitlik ve kararlılık
örgütlerde kabul edildi, hatta bir çoğu bundan memnun da oldu.
Böylece özellikle 1984-1985 kış aylarında soğuk havada karşılama için bekleyenleri
fazla üşütmüyor. Yemekli toplantılarda masalarda saatlerce bekletmiyorduk.
Gidilen belediyelerde genel bir bilgi alıyorduk. Pek doğal olarak ortak
sorunlar yanında özel durumlarını da dinliyorduk.
Her gittiğimiz belediyeden değişik izlenimler ve anılarla ayrılıyorduk.
Kars iline gittiğimizde havanın eksi 33 derece olduğunu, Digor'da kızaklarla
gezdiğimizi hatırlıyorum.
Hatay'ın Samandağ ilçesi Yeditepeler Belediye Başkanı'nın sunuş konuşması
da unutulur gibi değildi.
Yeditepeler Belediyesi'ne ulaşabilmek için gerçekten ıssız yaylalardaki
toprak yollarda yedi tepe aşılması gerekiyordu. Suriye hududuna çok
yakın bir yerde idi.
Bu çok az nüfuslu belde için SODEP Genel Başkanı'nın gidişi inanıyorum
ki yıllarca unutamayacakları bir anı olmuştu.
Belediye binası önü çalı süpürgesi ile süpürülmüş, toprak zeminden
toz çıkmaması için sulanmış, toprak kokusu ve alkışlarla karşılandık. Kasabalı
orada idi. Çocuklara Türk bayrağı verilmiş, alkışlar arasında bayraklar
sallanıyordu.
Belediye Başkanı lacivert elbise, ipek gömlek ve acemice bağlanmış kravatı
ile ikide bir esas duruşa geçiyor. Belli ki SODEP'e olan saygısını bir
de Inönü sevgi ve saygısı ile güçlendirerek göstermek istiyor.
Bu gezideki izlenimlerimden biri de Ismet Paşa'ya yurt genelinde duyulan
sevgi ve saygı idi.
Bu sevgi ve saygının anlatımı ise gerçekten pek hoştu. Erdal Inönü'ye hoşgeldin
diyerek elini sıkan bir çok kişi yakınlık ifadesi olarak kendisinin Ismet
Paşa'nın yanında askerlik yaptığından söz ediyordu.
Bunlar arasında görünen yaş halleri ile Kurtuluş Savaşı'na katılmış olmaları
olası bulunanlar vardı. Ancak 35-40 yaşlarında olanlar da aynı şeyi söylüyorlardı.
Erdal Inönü geniş bir hoşgörü ile dinliyor. Yaşa diye yüksek sesle yanıt
vermekle yetiniyordu.
Bir aralık yalnız kaldığımızda, her zamanki esprili uslubu ile "Babamın
askerlerinin bir çoğu genç kalmış" dedi.
Başkan sabırsızlıkla konuşma hazırlığında görüldü. Erdal Inönü, "Evet Sayın
Başkan, anlat bakalım Belediye'de hangi çalışmaları yapıyorsunuz?" dediğinde,
Belediye Başkanı:
"Sayın Genel Başkanım, sağolun. Bizim kasabamız için bu gün bayram günüdür.
Ilk defa bir parti genel başkanını kasabamızda görüyoruz. Belediye binamız
var. Köy korucusu zabıta amiri, köy katibi muhasebeci oldu. Türk
bayrağımız da var. Böylece çalışıp gidiyoruz."
Yeditepeler Belediyesi'nde bu ülke insanının kendilerini yönetenlere ve
siyaset adamlarına karşı duyduğu özlem ve saygısı, her hali ile bizlere
gösterilmiş ve belediye başkanının kısa konuşmasında da açıkça anlatılmıştı.
Yerel yönetimlerin güçlenmesi ile ulusumuzun da demokrasimizin de güçleneceğine
inanıyorduk. Bu geziler düşüncemizi daha çok güçlendirmişti.
Esasen bu anlayış CHP tarafından 12 Eylül öncesinde benimsenmiş ve başarılı
örneklerini ülkemizin özellikle büyük şehirlerinde, nüfusu yoğun kent merkezlerinde
kanıtlamış, kendi aralarında, Marmara Belediyeler Birliği'nde olduğu gibi
ayrıca örgütlenmişlerdi.
SODEP döneminde benimsenen yerel yönetimlerin güçlendirilmesi politikası,
SHP döneminde de devam etmiştir.
Bu bölümde parti içindeki büyük değişmeler ve siyasal gelişmelere (SODEP
Halkçı Parti birleşmesi gibi) değinmeden; SHP dönemindeki yerel yönetim
çalışmalarına, önemli yönleri ile değinmek isterim.
1987 genel seçimlerinden sonra 99 milletvekili ile ana muhalefet görevini
üstlenen SHP Genel Merkezi'nde toparlanma ve parti içi çalışmalara ağırlık
vermek gündeme gelmişti. O günlerde partide hiçbir aktif görevim olmamasına
rağmen kurucusu olmakla onur duyduğum partinin başarısını görmek benim
için bir tutku idi. Esasen Erdal Inönü ile kısa aralıklarla birlikte oluyor,
düşüncelerimi aktarıyordum.
Partide düşünce ve çözüm üretilmediği eleştirileri sürüp gidiyordu. Bu
eleştirilerin etkinliği karşısında Genel Merkezde komisyonların oluşturulması
kararı alındı. Ben de komisyonlar kurulmasını ısrarla önermiştim.
Böylece CHP ilkelerine gönül vermiş, birikim sahibi, yetişmiş birçok
politikacı, teknisyen ve düşünce adamının SHP komisyonlarında görev alarak
katkıda bulunmaları, hem partinin bilgi ve insan kaynaklarını güçlendirecek,
hem vitrinini zenginleştirecek hem de o insanları, arandıkları ve hizmet
istendiği için, mutlu edecekti.
Komisyonlara büyük ilgi vardı. Nitekim benim de çağrılı olduğum Kamu Yönetimi
ve Yürütme Komisyonu'na deneyimli politikacılar, üniversite öğretim üyeleri,
valilik, mülkiye müfettişliği ve kaymakamlık yapmış idarecilerden oluşan
60 kişilik bir kadro davet edilmişti.
Yerel yönetimlerle ilgisi nedeni ile bu komisyon çalışmalarına değinmek
istiyorum.
Komisyona ilgi o kadar yüksekti ki, başkanlık için kulis bile yapılmıştı.
Iki aday önerildi. Ben ve Erol Tuncer.
Seçime geçilmeden Erol Tuncer söz aldı. Pek nazik ve centilmence bir davranışta
bulundu. Benim idare mesleğindeki deneyimim ve partinin kurucu genel başkanlığını
yapmış olmamdan sözederek; "Başkanlık adaylığından feragat ettiğini,
arzu edilirse Başkanvekili olarak benimle birlikte görev yapabileceğini.,
bundan mutluluk duyacağını," söyledi.
Bu davranışı takdirle karşılandı. Başkan olarak ben, Başkan Vekili olarak
Erol Tuncer ve Yazman olarak ta Yiğit Gülöksüz komisyon yönetiminde görev
aldık. Komisyonun çalışma alanı çok genişti. Ilk olarak, Kamu Personel
Yönetimi ve Yerel Yönetimler için iki alt komisyon oluşturuldu. Öncelikli
ve güncel konu, yerel yönetimlerdi.
26 Mart 1989 Yerel Yönetimler Seçimleri öncesi, "Çağdaş ve Uygar Yerel
Yönetimler Için SHP" el kitabı yayınlandı. Bu yayın ile Partinin yerel
yönetimlere bakışı ve "SHP 'nin 26 Mart Seçimlerindeki
Amacı" kitabın son bölümünde açıklanmıştır.
"Ülkemiz, yerel yönetim seçimlerine, içte ve dışta bir yığın sorun ve kaygılarla
gitmektedir. Halkımızın özgürlükçü, çoğulcu ve katılımcı demokrasi özlemi,
hukuk devleti, toplumsal barış beklentisi, ANAP iktidarında gene ertelenmiştir.
ANAP iktidarının vurguncu, çarpık, çağdışı, hesapsız davranışları yerel
yönetimlerde de sürüp gitmekte ve halka hizmet yerine kişilere çıkar sağlamak
öncelikli görev sayılmaktadır.
Toplumumuzun temel hak ve özgürlüklerle ilgili sorunlarının çözümünün,
umut ve güvencesinin SHP iktidarı olduğu kesindir.
Demokrasi, çağdaşlık ve uygarlık kavramlarını halk için halkla beraber
gerçekleştirmek bizim davamızdır.
Bu seçimler, halkımızın ülke çapında tercihlerini belirleyen bir gösterge
olacaktır ve bu açıdan büyük önem taşımaktadır. Bu seçimler, yalnızca yerel
yöneticilerin değil, bütün ülke kaderinin belirleneceği bir dönüm noktası
olacaktır.
Bu seçimler, tabanını yitirmiş bir yönetimin sona erdirilmesi ve özgürlükçü,
çağdaş, bütün demokratik kuralları ile var olacak yeni bir Türkiye'nin
gerçekleşmesi yollarını açacaktır.
Bu seçimler, ANAP iktidarının gidişini belirleyecek,önümüzdeki Cumhurbaşkanlığı
seçimi de dahil, artık ülkemizin geleceğini belirlemede söz sahibi olamayacağını
kesinlikle açıklayacaktır.
Bu seçimler sonucu, Sosyal Demokratlar halkımızın yıllardır özlemini çektiği
çağdaş, ciddi, dürüst, üretken ve demokratik yönetimin örneklerini vermeye
başlayacaklarını, böylece ülke sorunlarının sahipsiz olmadığını ve bir
sosyal demokrat yönetimin neleri başaracağını açıkça ortaya koyacaktır.
Bu süreç, yapılacak ilk genel seçimlerde SHP'nin kesin ve kalıcı iktidarının
yolunu açacak, ülkemizin sanayileşmesi, demokratikleşmesi ve Batılı ülkeler
topluluğunun gerçek bir üyesi olması böylece mümkün olacaktır.
Hükümet, bu seçimlerde, güç ve kaynaklarını bir hanedan zihniyeti
içinde kullanacak, ne pahasına olursa olsun, yerel yönetim seçimlerini
kaybetmemenin yollarını arayacaktır.
Ancak, ANAP'ın halka söyleyeceği hiçbirşey kalmamıştır. Daha da açıkçası,
söyleyeceklerine inanacak kimse kalmamıştır.
Sosyal demokrasiye gönülden inanmış olanlar için, Mart ayında yapılacak
yerel yönetim seçimleri bir umut ve sınav günüdür.
Halkımızın, köyde, kentte, fabrikada, tarlada, atölyede çalışanları, işsizi,
emeklisi, yetimi, genci ve yaşlısı hak istiyor, iş istiyor, barış ve özgürlük
istiyor. Özetle, insanca yaşamak istiyor.
Bunun için, her sosyal demokratın, yerel seçimlerde ülkemizin yarınlarının
ve demokrasinin güvencesi SHP'nin başarısı için uğraş vermelerini ulusal
bir görev saymaktayız.
Böylece, özgürlüğün, hukukun, sosyal adaletin, barışın egemen olduğu, köylerimizde
ve kentlerimizde yarınlarına güvenle bakan insanlarımızın yaşadığı bir
Türkiye özlemini gerçekleştirme yollarının da aydınlanacağına inanmaktayız.
Partimizin programı ve sosyal demokratların deneyimleri ile halka olan
inancımız yerel yönetimlerde başarılarımızın dayanakları olacaktır.
Ülkemizde bölgesel farklılıkların azaldığı, insanların etnik ya da dinsel
kökenlerinin bir tarih güzelliği ve kültür zenginliği olarak algılandığı,
örgütlü ve ergin yeni bir toplum yaratmak amacındayız.
Mutlu yarınlar Türk Ulusu'nun hakkıdır. SHP'liler, yerel yönetimlerde mutlu
yarınların mimarları olacaklardır."
26 Mart seçimlerine partimiz böyle girmiş, seçim propagandalarında "Yolsuzluklara,
adam kayırmalara son. Istanbul'da (Talana Dalana son)" sloganı kullanılmıştır.
Seçim günü yaklaştıkça sonucun partimiz için büyük başarı olacağı görülmekte;
bundan en çok Anavatan Partisi kaygı duymakta idi.
Ancak Ecevit'in Ege Bölgesi'nde seçim gezisi sırasında yaptığı konuşma
basında yer alınca, bir başka kaygı duyanın da bulunduğu anlaşıldı.
Bülent Ecevit parti kuruluşu aşamasında takındığı olumsuz yaklaşımdan ayrılmamış,
hâlâ aynı düşüncede, aynı yerde idi. Bizi ve partimizi beş generalin
lutfuna sığınmakla suçluyordu. 13 Mart 1989 gününde basına aşağıdaki
açıklamayı yaptım:
"Demokratik Sol Parti Genel Başkanı Sayın Bülent Ecevit, Ege seçim gezisinde
yaptığı konuşmalarda, "askeri yönetimler sırasında, sosyal demokrat bir
partinin kuruluşuna karşı olunması gerekirken ,beş generalin lütfuna sığınarak,
seçime girmeye kalktılar" sözleri ile SHP'yi ve Sosyal Demokrasi Partisi'ni
(SODEP) eleştirmiştir.
Bu haksız iddia ve değerlendirmeler, bizi açıklamalara zorlamaktadır.
12 Eylül sonrası, siyasi partilerin, yargı kararı olmadan kapatılmasının
nedenleri ve sonuçları, Türk siyasi tarihinde, elbette, değerlendirilecek
ve yargılanacaktır.
Ancak, siyasi partilerin kapatılmasıyla doğan siyasal boşlukta, tüm olumsuz
koşullara rağmen, demokrasiye geçiş yolları aramanın, hatta bu yolları
zorlamanın, özgürlükçü ve çoğulcu demokrasi inancına sahip kişiler için
görev olduğuna inanmaktayız.
O dönemde, bu duygu ve inancı paylaşanlar, susmak ya da küskün durmak
yerine, göreve çağrılmışlardır.
Bu çağrıyı, 12 Eylül öncesinde CHP Senato Başkanı, Meclis Başkanı, Parti
Genel Sekreteri, Yönetim Kurulu üyeleri, bakanar, il başkanları ile belediye
başkanları, yoğun çalışmalardan sonra, yapmışlardır. Ilk kurucuları göreve
davet etmişlerdir.
Kuruluş önlenmek istenmiştir. Önce, nedenleri ve gerekçeleri bilinmeyen
vetolar birbirini izlemiş, bu arada kurucu Genel Başkan Sayın Erdal Inönü
de veto edilmiştir.
12 Eylül'den sonra yapılan ilk genel seçimlerde, SODEP, bütün yasal koşulları
yerine getirmiş olmasına rağmen, hiçbir hukuki gerekçe gösterilmeden seçim
dışı bırakılmıştır.
Sayın Ecevit'in, bu olayları yakından izlediğinden ve bilgi sahibi olduğundan
şüphemiz yoktur.
Sosyal Demokrasi Partisi'ni kuranlar ve bu partide yer alanlar, özgürlük
içinde, mutlu bir Türkiye'nin gerçekleşmesini, her makamın ötesinde, görev
ve amaç bilmişlerdir.
Burada, Sayın Ecevit'e, 15.7.1987 tarihinde, siyasal yasaklarla ilgili
referandum öncesi, basına yaptığımız açıklamanın kısa bir bölümünü hatırlatmak
istiyorum.
"1 Ağustos 1983 tarihinde, SODEP Genel Başkanı olarak Çankaya'ya davet
edildiğim zaman yapılan görüşmede, parti kurucularından, veto edilmiş bulunan,
başta Genel Başkan Sayın Erdal Inönü olmak üzere, kurucu arkadaşlarımızın,
ilk yapılacak genel seçimlerde milletvekili adayı gösterilmemeleri önerilmişti.
Bu isteğe karşı, vetoların nedeni ve hukuki dayanağı hakkında bilgi sahibi
olmadığımız gibi, bu kararlara katılmayı, demokrasi, insan hakları ve hukuk
anlayışımız açısından, karşı olduğumuzu bildirmiştim. Böylece, 6 Kasım
seçimlerinde, SODEP seçim dışı kaldı.
Belki, ben ve o gün yönetimde bulunan arkadaşlarım, veto edilen kurucu
üyelerin aday gösterilmesine ilişkin haksız isteğe boyun eğseydik, seçimlere
katılma yolumuz açık tutulabilir, bizler de seçilebilirdik, partimiz büyük
çoğunlukla parlamentoya girme olanağı bulabilirdi.
Ancak, kesinlikle inanıyorum ki, o günkü arkadaşlarım da birlikte yola
çıktıkları dava arkadaşlarını ve inançlarını çiğneyerek yapılacak bir yolculuğun
yolcusu olmayacak yüce onura sahiptiler."
Yıllar sonra, o insanlar için, "Beş generalden izin koparmanın peşinde
oldular" karalaması, en azından haksızlıktır.
Sayın Ecevit'in, o dönemde, parti kuruluşuna karşı olduğu, hatta engellemek
istediği bilinmektedir. Oysa, demokratik düzenin askıya alınması
karşısında susmak ya da küsmek yerine parti kurarak demokrasinin savunulması
öngörülmüştür.
Olumsuz koşulların ortadan kalkmasını beklemek yerine, o koşulları değiştirmek
için parti kurulmuştur.
Ve inanıyoruz ki, o dönemde kurulmaları istenmeyen ve engellenen siyasi
partier, yeniden demokrasiye geçişin öncüleri olmuşlardır. SHP bunu, siyasal
haklar üzerindeki yasakların kaldırılması için yapılan referandumda da
kanıtlamıştır.
Son olarak şunu söylemek istiyoruz. Hiçbir kimse, demokrasiyi kendi varlığı
ve davranışı ile özdeşleştirme hatasını savunamaz.
Kişiler geçici, insan hakları ve demokrasi inancı ise süreklidir.
26 Mart yerel yönetim seçimleri, yalnızca yerel yönetimlerde görev alacakların
belirlenmesi ile sonuçlanmayacaktır.
Bu seçimler, ülkemizde, özgürlükçü-çoğulcu demokrasinin, sosyal hukuk devletinin,
lâik Türkiye Cumhuriyeti'nin yarınlarına yön verecek siyasal düşünce ve
gücü de belirleyecektir.
Böyle bir ortamda, tüm sosyal demokratların ortak bir çözüm aramaları gerekirken,
Sayın Ecevit'in ezilen insanların sorunlarını bırakıp, SHP'yi suçlamaları,
kendisinin de şikayetçi olduğu bugünkü düzenin devamına destek olmanın
ötesinde hiçbir yarar getirmeyecektir.
Bir zamanlar halkımızın umudu olan Ecevit, 26 Mart seçimlerinde Sayın
Özal'ın umudu olmamalıdır.
13 Mart 1989
Cezmi KARTAY
Sosyal Demokrasi Partisi (SODEP)
Eski Genel Başkanı"
Bu seçimlerde halkımız SHP'ye güven duymuş ve oyları ile kanıtlamıştır.
Seçim sonuçlarına göre 6 büyük şehir (Istanbul, Ankara, Izmir, Adana, Gaziantep,
Kayseri) 33 il merkezi, 254 ilçe merkezi ve 327 kasabada partimiz belediye
başkanlıklarını kazanmıştır.
Bu büyük başarı komisyonumuzu da etkilemiş, daha yoğun bir çalışma temposu
ile SHP'li belediyelerin başarısı için gayret gösterilmiştir.
Belediye Yönetim El Kitabı, Belediye Gelirleri El Kitabı, Belediyelerin
Ve Il Özel Idarelerinin Yararlanacakları Fonlar El Kitabı ve Il Özel Idarelerinin
Görev ve Çalışmalarında Yararlanacakları Yasa ve Yönetmelikleri Içeren
El Kitabı yayınlanması gerçekleştirilmiştir.
Komisyonun hazırlıkları ve önerileri ile 19 Haziran 1989'da "SHP Yerel
Yönetimler 1. Olağan Kurultayı" düzenlenmiş, Kurultay sonrası aşağıdaki
bildiri yayınlanmıştır.
"SHP YEREL YÖNETIMLER
1. OLAĞAN KURULTAY BILDIRISI
"Sosyaldemokrat Halkçı Parti Birinci Yerel Yönetimler Kurultayı", dünyada
yeni dengelerin oluştuğu, ülkemizde kentsel toplumsal, ekonomik ve siyasal
sorunların giderek yoğunlaştığı bir dönemde toplanmış bulunmaktadır.
Kurultayımız, 26 Mart seçimleri sonuçlarının halkımızın demokratik haklarına
her türlü baskı ve tüm zor koşullarda da sahip çıkma kararlılığını dürüst,
güven veren yerel yönetimlere olan özlemini ve partimize duyduğu güveni
kanıtlamış olduğu görüşündedir. Halkımızın bu bilinçli ve saygıdeğer kararına,
partimize gösterdiği güvene teşekkür ediyoruz.
SHP'li yerel yönetimler, halkımızın bu güvenine layık olmak için son derece
ağır, ama o oranda da onurlu bir görev üstlenmiş olduklarının bilinciyle
göreve başlamışlardır.
ANAP iktidarının sorumsuz ve partizan uygulamaları sonucunda yerel yönetimleri
borca batırarak bıraktıkları kötü mirası bir kere daha kamuoyuna açıklıyoruz.
Yerel yönetimlerde bu kötü tabloyu yaratanların yaptıkları elbette yanlarına
kâr kalmayacaktır. Tamamen yasal yöntemlerle ve her türlü ön yargıdan uzak
bir tutumla o dönemde yapılmış her türlü yanlışın hesabı sorulacaktır.
Bunun yanında ANAP iktidarının, yerel seçimlerde kendilerine oy vermeyen
seçmenleri cezalandırma girişimine geçtikleri bilinmektedir. Buna Sayın
Özal'ın halkımızı tehdit eden açıklamaları öncülük etmiş, emlak vergisi,
akaryakıt payları düşürülmüş, PTT payları kaldırılmıştır. Belediyelerin
genel bütçeden aldığı pay da yarıya indirilmiştir.
Bütün bunlar yetmiyormiş gibi, bütçe hesapları dışında sorumsuzca yapılan
harcamalardan kaynaklanan belediyelerin geçmiş yıllar borçlarına karşılık
yeni yıl gelirlerine el konulması suretiyle tahsiline gidilme emirleri
verilmiştir.
SHP'li belediyeler bu zor koşulları aşmak zorunda bırakılmışlardır.
Bu kötü tabloya ve iktidarın bütün engelleme çabalarına rağmen, SHP'li
yerel yönetimlerin başarılı çalışmalarıyla ülkemizin kalkınmasına ve kentlerimizin
çağdaşlaşmasına önemli katkılarda bulunacaklarını halkımıza açıklamaktan
mutluluk duyuyoruz.
Üretken ve kaynak yaratma deneyimine sahip SHP'li belediyelerin çalışmaları
yanında parti genel merkezi tüm belediyelerin geçmiş yıllarda yapılmış
borçlanmaları için bu borçların konsolide edilme siyasal girişimlerine
geçmeyi kararlaştırdığını kurultayda açıklamıştır.
SHP'li belediyeler aralarında güç birliği ve dayanışma içinde olarak sorunları
aşma yollarını da arayacaklardır. Bu amaçla bölgelerde ve Türkiye genelinde
Belediyeler Birliği oluşturulması ilke olarak kabul edilmiştir.
Birlikler, proje, uygulama, personel ve ücret politikalarında eşgüdümün
sağlanmasında etkin olacaklardır. Belediyelerimizin birlik kuruluşları
öncesinde haberleşerek bazı ortak kararlarda örneğin başkanlık ödeneklerinin
belirlenmesinde ve mal varlıklarının açıklanmasında ilkeli harekeleri şimdiden
benimsenmiştir.
Kurultayımız, yerel yönetimlerin yurttaşlara en yakın yönetim kademesi
olarak demokratik düzeni yaşama geçirecek en etkili bir araç niteliği taşıdığına
olan inancını yinelemiştir. Bütün gelişmiş ülkelerde demokratikleşme süreci,
yerel yönetimlerden başlamış ve güç kazanmıştır.
Sosyal demokrat belediyeler bu olguyu kanıtlama kararında olduklarını açıklamışlardır.
Ülkemizde; modern, çağdaş, katılımcı ve demokratik belediyecilik anlayışının
ilk tohumlarını Sosyaldemokrat yerel yönetimler, bu zengin deneyim birikiminin
de katkısı ile yalnızca halkımızın günlük yaşantısını kolaylaştıracak hizmetlerle
yetinmeyecekler, 2000'li yılların çağdaş, uygar ve tüm kurumlarıyla demokrasiyi
rayına oturtmuş Türkiye'sinin de yapılanmasında en etkin rolü başarıyla
oynayacaklardır.
Başarımız, Türkiye'de demokrasinin, insana saygının pekişmesine yol açacaktır.
Bu başarı aynı zamanda sosyaldemokratların ülke yönetiminde becerikli,
akıllı ve sonuç alıcı alternatifler verebildiklerinin de somut göstergesi
olacaktır.
Sosyaldemokrat Yerel Yönetimlerde alınacak olumlu sonuçlar, SHP'yi iktidara,
ülkemizi demokrasiye ulaştıracaktır.
Mutlu yarınlar Türk Ulusunun hakkıdır. SHP'li yerel yönetimler mutlu yarınların
mimarları olacaklardır."
Komisyonumuzun 25.9.1989 günkü toplantısına Genel Başkan Erdal Inönü, Genel
Sekreter Deniz Baykal ve Genel Sekreter Yardımcısı Güler Tanyolaç katılmışlar,
güncel konular tartışılmıştı. Bu toplantı sonrası komisyonumuzun değerlendirmesi
10. sayılı raporumuzda yer aldı.
"SOSYALDEMOKRAT HALKÇI PARTI
KAMU YÖNETIMI VE YÜRÜTME KOMISYONU
Sayı: 10
SOSYALDEMOKRAT HALKÇI PARTI GENEL SEKRETERLIĞINE
Kamu Yönetimi ve Yürütme Komisyonu'nun, Genel Başkan Erdal Inönü, Genel
Sekreter Deniz Baykal, Genel Sekreter Yardımcıları Güler Tanyolaç ve Adnan
Keskin'in de katıldığı 25.9.1989 günlü toplantısındaki görüşme konuları
ve aldığı kararlar aşağıda belirtilmiştir.
1. Yerel Yönetimler 1. Olağan Kurultayını Genel Başkan Sayın Erdal Inönü
açış konuşmasında, Genel Sekreter Sayın Deniz Baykal'ın kapanış değerlendirmesinde
ve diğer konuşmalarda yer alan bölgesel ve Türkiye Belediyeler Birliği
oluşturulması çalışmalarının sürdürülmesi, bu amaçla daha önce düzenlenerek
Genel Merkez Komisyonunun 8 sayılı yazısı ekinde gönderilmiş bulunan "Türkiye
Belediyeler Birliği Ana Tüzük" taslağını bir kez de 21 Ekim günü toplanması
öngörülen Belediye Başkanları toplantısında değerlendirildikten sonra gerekli
görüşmeler yapılmak üzere SHP'li belediyelere gönderilmesi ve belediye
meclisinde tartışılıp, kabulü kararlarının alınması gerekli görülmüştür.
2. SHP Yerel Yönetim seçimleri öncesi kamuoyuna yerel yönetim anlayışını
ve halk kesimine sunacağı düzenlemeleri bir bildirge içinde açıklamıştır.
Şimdi uygulamada halkımız ve partimizin örgüt kademeleri bu öngörülen düzenlemeler
çerçevesi içinde görev beklemektedir.
Seçimler sonrası kazanılan yerel yönetim yörelerinde; bu seçimlere katılıp,
başarı elde etmiş olan çok seçkin adaylarımızdan bir kesimi, bu başarıyı
kendisine malederken, parti örgütlerimizden bir kesiminin de; sonucu SHP'nin
başarısı olarak değerlendirmesinden kaynaklanan yaklaşımların, ortak düşünce
ve değerlendirme gereğini açıkça ortaya çıkardığı saptanmıştır.
Ilerde sorunların artışına neden olacak ve başarıyı engelleyecek bu yaklaşımda
kurallara öncelik verilmesi zorunlu sayılmıştır.
Bu amaçla partimizin daha önce öngördüğü yerel yönetimler ve parti örgütü
ortak çalışma esaslarını belirleyen ve parti meclisinin 11.9.1987 günlü
toplantısında kabul edilerek yürürlüğe girmiş bulunan, Sosyaldemokrat Halkçı
Parti Belediyeleri Il Genel Meclisi grupları çalışma yönetmeliğinin gerekir
ise yeniden gözden geçirildikten sonra gerek SHP'li belediyelere, gerekse
parti örgütüne bir genelge ile duyurulmasının yararlı olacağı düşünülmüştür.
3. SHP'li belediyelerin özellikle kaynak, imar ve yönetim sorunlarını tartışmak,
bunun yanında altı aylık dönem içinde yapılan başarılı çalışmalardan örnekler
vererek kamuoyunu aydınlatmak amacı ile ilk aşamada SHP'li Büyükşehir belediyeleri,
SHP il belediyeleri ve nüfusu 50 bini aşan diğer SHP'li belediye başkanlarının
katılacağı bir toplantının Ankara'da düzenlenmesinin uygun ve yararlı olacağında
görüş birliğine varılmıştır.
4. Türkiye genelinde 26 Mart sonrası yerel yönetimler siyasal kadroları
ile genel yönetim siyasal kadroları ve özellikle ANAP iktidarının yerel
yönetimlerde uğradığı büyük yenilgi nedeni ile hizmet beraberliği ortadan
kalkmış bulunmaktadır. SHP'li belediyelerin başarılarının engellenmesi
ANAP iktidarının politikası olmuştur.
Bu ortamda yasal ve siyasal sorunların çözümünde ve belediyelerimize destek
olmada Genel Merkezin daha aktif çalışmaları zorunlu sayılmaktadır.
Bunu gerçekleştirmek için, Genel Merkezin hizmete başlattığı, yerel Yönetim
Danışma Birimi, çalışmaları ile yararlı olmaktadır. Ancak, sorunların boyutları
daha etkin ve belli düzeyde bürokratik ve profesyonel kadro çalıştırılmasını
gerekli kılmaktadır.
Komisyonumuz ilk aşamada böyle bir orgnaizasyonu, SHP'li Büyükşehir Belediyeleri
öncülüğünde başlatılmasını öngörmüş bulunmaktadır.
Bu uygulama için yapılan çalışmalar sonucu, "Büyükşehir Belediyeleri Koordinasyonu
Irtibat ve Danışma Bürosu" adı ile bir örgütlenme önerisi düzenlenmiştir.
Bir örneği ekli bu örgütlenme için ilgili belediyelerin kararlarının alınmasına
Genel merkezin desteği gerekli sayılmıştır.
5. SHP'li belediyelerin personel alımı, aylık ve işçi ücretlerinin belirlenmesinde
ortak uygulamalar içinde olmadıkları saptanmaktadır.
Örneğin belediye başkanları aylık ödeneklerinin hangi temel kurallara bağlandığı
anlaşılamamıştır.
Işçi ücretlerinin belirlenmesinde aynı işi yapan belediye işçileri için
ortak uygulamalar görülmemektedir.
Belediyelerin hem belediye hizmetlerinin yeterli oranda topluma sunulmasında,
personel aylık ve hakları ile sosyal hakların ödemelerinde kamuoyuna birlik
ve beraberlik içinde olduklarını vurgulayacak uygulamalar sonucunda iktidar
yolunda bulunan partimizin çalışmalarına güç katacağı, konusunda görüş
beraberliği olmuştur.
6. 26 Mart seçimleri öncesi yapılan seçim propagandalarında; partimiz adayları
ve yetkilileri, ANAP belediyelerinde yolsuzluklar yapıldığı ididalarını
ve SHP iktidarında bu yolsuzlukların teker, teker hesabının sorulacağını
bütün konuşmalarında yer vermişlerdir.
Seçimler sonrası iktidara gelen SHP'li belediyelerde, bu yolda çalışmaların
yapıldığı bilinmektedir. Ancak, bu çalışmaların uzaması ve ayrı ayrı kamuoyuna
açıklanması, siyasal açıdan bekleneni veremiyeceği kaygısı da vardır.
SHP'li Belediyelerin bu çalışmaları yoğunlaştıracakları ve Genel Merkezin
kamuoyuna toplu bir açıklama yapabilmesi için sonuçlarının ivedi olarak
yerel yönetimler Genel Merkez birimine gönderilmesinin bir genelge ile
istenmesi uygun görülmüştür.
SONUÇ: Komisyonların bir kısım toplantılarına Genel Başkanın ve Genel Sekreter
ile Parti Meclis Üyelerinin katılmaları kamuoyunda, bu çalışmalara gösterilen
ilginin artışına neden olmaktadır.
Bunun yanında yarının iktidarı yolunda ilerleyen partimizin, bu çalışmalarla
programlı ve düzenli hazırlıklar içinde bulunduğunu da kanıtlamış olmaktadır.
Komisyonumuz bu görüşe raporunda yer vermeyi de uygun bulmuştur.
Bilgi ve değerlendirmelerinize sunarım. 10.10.1989
Saygılarımla
Cezmi KARTAY
Sosyaldemokrat Halkçı Parti
Kamu Yönetimi ve Yürütme Komisyonu Başkanı"
21 Ekim 1989 gününde SHP'li Büyükşehir Belediyeleri Ve Nüfusu 50 Bini Aşan
Ilçe Belediyeleri Toplantısı,
22 Aralık 1989 gününde "Orta Anadolu Bölgesi Belediye Başkanları
Toplantısı" düzenlenmiştir.
Bu toplantıları Adana bölge toplantısı, Istanbul Ili Büyşükşehir ve SHP'li
Ilçe Belediye Başkanları toplantıları izlemiştir.
26 Mart 1990 gününde Ankara Büyükşehir Belediyesi'nin düzenlediği Yerel
Yönetimler ve Demokrasi toplantısı yapıldı.
Amaç SHP'li belediyelerin başarılı olmaları için Genel Merkezin ilgi ve
desteğini ortaya koymak idi.
Maddi güçbirliği içinde SHP'li belediyelerin öncülüğünde bir birlik oluşturmaktı.
Komisyonumuz bu birliğe büyük önem vermekte idi. Geniş kapsamlı bir tüzük
taslağı düzenlendi.
SHP'li Belediyeler aralarında güçbirliği ve dayanışma içinde olarak sorunlarını
aşma yollarını bulacaklardı.
Ne var ki, bu girişim 1. Olağan Kurultay'da da kabul edilmiş ve sonuç
bildirisinde yer almış, kamuoyuna açıklanmış bulunmasına rağmen o dönemdeki
parti yöneticileri bu güzel girişimi benimsemediler ve sık sık gündeme
getirdiğimizde ertelediler.
Hep gündemde kaldı. Parti Genel Merkezi iyi bir başlangıç olan komisyon
çalışmalarına ilgisini kesti.
Kamu Yönetimi ve Yürütme Komisyonu ile Anayasa Komisyonu ilgisizliğe rağmen
toplanıyor uygulamaya yönelik öneriler üretiyorlardı.
Bizim komisyonumuz yine de şanslı sayılırdı.
Fakat, partimizin ve sosyal demokrasinin umudu olan yerel yönetimlerden
gelen iyi sesler kesildi. Yerini önce inanmak istemediğimiz olaylar almaya
başladı.
SHP'li belediyelerde de yolsuzluk söylentileri birbirini izler hale geldi.
Partinin oy ve güven kaybı açıkça görülüyordu.
26 Mart 1989 seçimlerinde büyük oy farkları ile kazanılmış bulunan Bakırköy,
Kağıthane ve Çatalca'da yapılan ara seçimlerde, iktidar ortağı olmasına
rağmen, SHP'nin Belediye Başkanlıkları kaybı çok açık bir uyarı idi. Bu
seçimlerde alınan oy oranı % 18'e düşmüştü.
Komisyonumuz bu olumsuz gidişi kaygı ile değerlendiriyor, ancak genel merkeze
komisyon olarak ulaşamadığını görüyordu.
Bu durumda;
Komisyonumuzun yeni bir istek açıklanıncaya kadar çalışmalarını durdurma
zorunda kaldığını içeren düşüncelerimiz Genel Başkan ve Genel Sekreter'e
yazılı olarak bildirildi. Çalışmalar durdu. Bir yanıt da alınamadı.
Bir süre sonra "ISKI Skandalı" kamuoyunda bomba gibi patladı.
SHP'nin yerel yönetimlerdeki çöküşü önlenemez hale geldi.
1994 seçimleri bu çöküşün doğal sonucu oldu.
Sonuç:
1989 Yerel Yönetim Seçimlerinde % 28.7 oy alan SHP'nin oyunun bu seçimlerde
% 13.6 oranına düşmesi önlenememiştir.
1989 seçimlerinde 6 büyük şehir, 36 il, 210 ilçe ve 330 beldede toplam
662 belediye başkanlığı kazanılmış iken;
1994 seçimlerinde bu sayılar 2 büyük şehir, 8 ilmerkezi, 135 ilçe ve 291
beldeye, toplam 436'ya düşmüştür.
Böylece SHP iktidarda olmasına karşın dördü Ankara, Istanbul, Izmir ve
Kayseri büyükşehir belediyeleri olarak toplam 1989 seçimlerinde kazandığı
belediyelerden 226'sın da seçimleri kaybetmiştir.
Erol Tuncer, Toplumsal Ekonomik, Siyasal Araştırmalar Vakfı (TESAV) yayınlarından
"27
Mart 1994 Yerel Seçimleri " adlı kitabındaki değerlendirmesinde:
"Sonuç olarak sayıların dili bize hiç tartışmasız şu mesajı vermektedir.
27 Mart 1994 Belediye seçimlerinin kesin galibi Refah Partisi, mağlubu
ise SHP'dir.
Bir başka deyişle, SHP'nin özellikle büyük yerleşim yerlerinde bıraktığı
boşluğu Refah Partisi doldurmuş ve 1989 seçimlerinin galibi olan SHP ile
RP 1994 seçimlerinde yer değiştirmişlerdir.
Bu sonuç, Türk siyasal yaşamının bugünü ve geleceği açısından gözönünde
tutulması gereken önemli bir olgudur" diyor.
Burada özellikle Ankara Büyükşehir Belediye Başkanlığı'nın kaybında Murat
Karayalçın'ın aday belirlemesindeki kararsız davranışına değinmek isterim.
Ankara Belediye Başkanlığı için önce Erol Tuncer'e söz verilmişti. Çalışmalar
da bu yönde başlamış ve yürütülmüştü.
Ne var ki Gaziantep'te yapılan Parti Meclisi toplantısında aday ismi değişti.
Örgüt, seçime yeterli ilgiyi göstermedi. Sandıklara hiç sahip çıkılmadı.
Büyük bir seçim skandalı yaşandı. Onbinlerce SHP oy pusulası yer yer çöplüklerde
bulundu, oy sayımı sonrası RP 393.623, SHP 387.152 oy aldı ve seçim 6.471
oyla kaybedildi. Iki partinin oy oranları arasındaki fark yalnızca % 0,4
idi.
Oysa Erol Tuncer siyasal deneyimi, çevresi, yaygın örgütlenme yeteneği
ve planlı çalışmaları ile bu farkı çok rahat kapatabilirdi.
Inanıyorum ki,; Parti de, Murat Kayalçın da bu sonuç ile çok şey
kaybetti. |