Demokrasiye Bakış
"Ülkemiz tarihinin yeni bir dönemine adım atmış bulunuyor. Bu dönemin başlıca
sorunları, çok partili, çoğulcu demokrasiyi bütün kurum ve kuralları ve
özgürlükleri ile geçerli kılmak, ülkemizin bütün insanlarının geleceğini
güvence altına alacak ve geliştirecek politikayı oluşturmak ve kalkınmayı
sağlamaktır. Bu iki zor sorun uygar toplumlarda bir aradadır ve birbirinden
ayrılamaz. Biri ya da öteki olmadan bütün ulusun mutluluğunu sağlamak olanaksızdır.
Bu iki sorun birarada çözülürse insanlar özgür ve mutlu olur; yoksulluk,
ekonomik ve sosyal adaletsizlik ortadan kalkar; birbirlerine saygı ve sevgi
duyan insanlardan oluşan barışçı bir toplum doğar ve dünya yaşanmaya değer
nitelik kazanır.
SODEP, demokratik siyasal yönetim biçiminin, bütün kurumları ve özgürlükleri
ile halkımızın günlük yaşamına girmiş ve benimsemiş bulunduğuna inanmaktadır.
Bu bilindiği içindir ki son 30 yılda alışılmış demokratik süreci kesen
üç askeri müdahale "geçici" olma niteliklerini hemen başta açıklama gereğini
ve yararını duymuşlar ülkenin yönetimini halkın özgür iradesi ile oluşan
parlamenter sisteme bırakmanın gerekli olacağı düşüncesini benimsemişlerdir.
Demokrasi ve özellikle temel hak ve özgürlükler İkinci Dünya Savaşından
sonra, uluslar topluluğunca kabul olunan 10 Aralık 1948 tarihli "B.M. İnsan
Hakları Evrensel Bildirgesi" ve 1950 tarihli "Avrupa İnsan Hakları ve Ana
Hürriyetleri Koruma Sözleşmesi" ile yeni bir içerik kazanmıştır. Devletimizce
bu uluslararası insan hakları belgeleri kabul olunmakla özgürlükçü demokrasi
yolunda bir aşamaya daha varılmıştır. Daha sonra 1961 Anayasası ile bu
temel hak ve özgürlükler iç hukuk kuralı da olmuştur.
Demokrasi halk tarafından serbest olarak seçilmiş kişilerin yönettikleri
ve seçilenlerin yönetilenlere karşı sorumlu bulundukları bir siyasal sistemdir.
Bu sistemin temel niteliği de insan hakları ve özgürlüklerinin en olgun
biçimde sağlanması ve korunmasıdır. Bu demektir ki, parlamento çoğunluğunu
oluşturan bir siyasal parti ya da partiler yasalarda belirlenmiş olan süre
içinde ülke sorumluluğunu üstleneceklerdir. Bu çoğunluğun yönetiminin özgürlükçü
demokrasinin ve hukuk devletinin ilkelerine uygun olması gerekir. Yani
yönetim adalet ve hoşgörü kurallarını benimsemiş olacak, azınlığın haklarına
ve özgürlüklerine saygılı olma kuralından sapmayacaktır. Sosyal demokrasi
ilkelerini benimsemiş olan SODEP için ise bunlar gerekli fakat yeterli
değildir. SODEP siyasal demokrasinin öngördüğü hakların ve özgürlüklerin
ekonomik ve sosyal haklar ve özgürlüklerle tamamlanmasının sağlıklı bir
demokrasi için zorunlu bir koşul olduğu düşüncesini benimsemiştir. Çünkü,
ekonomik ve sosyal haklar siyasal haklara ve özgürlüklere anlam kazandırır
ve daha eşitlikçi bir toplumun oluşmasına yardım eder. Bu anlayış içinde
SODEP insana ve onun ürettiği emeğine önde gelen bir değer vermektedir.
İnsanın düşünce, inanç, söz, anlatım, yazı, toplanma, seçme-seçilme, örgütlenme,
sendika kurma özgürlüklerini temel insan hakkı olarak benimsemektedir.
Bu yollardan toplumda en çok kişinin, gerçek mutluluğunu amaçlamaktadır.
Hukuk-Adalet-Yargı:
Devletin temeli adalettir. Yurttaşların adaletten, yargının iyi işlemesinden
yakınmaması gerekir. Yargı önünde eşitlik, Anayasal bir ilke olan eşitliğin
en önemli olduğu alanlardan biridir.Halkın adaletten eşit olarak yararlanması
ve ona mutlak güven duyması sağlanmalıdır. Kimse ekonomik gücü yeteril
olmadığı için adaletin dağıtımından yararlanamaz durumuna düşmemelidir.
Yurttaşın hak sahibi olarak yargı önünde kendini zayıf duyması, Devletle
yurttaş arasındaki ilişkiyi zedeler.Halkın adalete güveni mutlak olmalıdır.
Bu güven duygusunun sağlanmasında yargı bağımsızlığı son derece önemlidir.
SODEP, yargının bağımsızlığını temel ilke sayar. yargı yürütme ve yasamanın
etkisinin dışında onlardan bağımsızdır. Bağımsız yargının temel koşulu
ise yargıç güvencesidir. Bağımsız savunma, yargının vazgeçilemez bir ögesidir.
SODEP, hızlı işleyen ve pahalı olmayan bir adalet mekanizmasını, sosyal
demokrasinin vazgeçilemez koşulu sayar. Hak arama ve savunma ve adaletin
dağıtımı kolay ve ucuz olmalıdır. Akçalı olanakları olmayanların da bu
adaletten yararlanmasının yolları açık tutulmalıdır.
Bürokrasinin her bölümünde olduğu gibi adalette de işlemler yalın ve kolay
olmalıdır. Yargının etkinliği ve hızlı çalışması için gerekli çağdaş donanım
ve olanaklar sağlanmalıdır.
Sosyal Demokrasi Partisinin Devlet anlayışı Anayasa'nın da belirlediği
üzere "milli demokratik, laik ve sosyal hukuk devleti"dir. Bu anayasal
düzenin gereği olan hukuk düzeni, çağdaş toplumun ekonomik, toplumsal ve
kültürel gelişmesine engel olmayacak, öncülük edecektir. Bu ilerici devrimci
hukuk anlayışı Atatürk ilkelerine bağlılığın da gereğidir.
Ekonomik Sorunlara Bakış
SODEP'in amacı, demokratik düzen içinde hızlı olarak kalkınan, gelir dağılımı
dengeli, teknoloji üreten ekonomik yönden bağımsız, insan gücüne en büyük
değeri veren, saygın Türkiye idealine ulaşmaktır.
Bu amaca ulaşabilmek için SODEP, planlama ve devletçiliği yöntem olarak
kullanacak, dış ekonomik ve politik ilişkilerde ulusal çıkarları ön planda
tutacaktır.
Türkiye'nin içinde bulunduğu sorunlar ve kaynakların kıtlığı planlamayı,
kaynakların en etkin biçimde kullanılması, dengeli büyüme, gelir ve servet
dağılımındaki haksızlıkların giderilmesi için bir araç olarak kullanılmasını
zorunlu kılmaktadır. SODEP, ekonomik ve sosyal planlamayı, ekonomide büyümeyi,
kaynak ve gelir dağılımındaki aksaklıkları, savurganlıkları, haksızlıkları
giderici, düzeltici bir araç olarak kullanacaktır.
Planlama, geleceğin daha net olarak görülmesine, ekonomik kararların el
yordamı ile sezgilerle, yabancı uzman veya kurumların reçetelerine göre
değil; ekonomik değişkenler arasında ilişkiler bilinerek, sağlıklı bilimsel
temellere dayanılarak alınmasına olanak verecektir. Planlama, vatandaşları
hergün acı sürprizlerle karşılaşmaktan kurtaracak; ulaşılacak hedefleri,
izlenecek politikaları, yapılacak işleri, gerçekleştirilecek yatırımları
açıkca gösterecek; ekonominin yanlış bilgi ve tutkularla, bazı holdinglerden
veya bazı iş adamlarından gelen istekler doğrultusunda, yabancı kuruluşların
baskı ve telkinleriyle yönetilmesi dönemi kapanacaktır.
Devlet, ekonomik hayata üretici ve düzenleyici olarak katılacaktır. Ulusal
sanayi gerek kamu kesiminde gerekse özel kesimde korunacak ve desteklenecektir.
Devlet,
- İktisadi Devlet Teşekkülleri ve Kamu İktisadi Kuruluşları aracılığı ile
temel yatırımları, sanayileşmeyi gerçekleştirecek,
- Ülkenin sosyal ve ekonomik altyapı eksikliğini giderecek,
- Ekonomik istikrarı sağlayacak,
- Gelir ve servet dağılımında dengesizliği giderecek, insan unsurunun gelişmesine
olanak verecek kapsamlı sosyal porgramlar uygulayacak,
- Ekonomik ve sosyal önlemlerle mal pazarlarında tekelleşmeyi önleyecek,
- Özel kesimi plan doğrultusunda özendirecektir.
Kamu İktisadi Kuruluşları
- Büyük organizasyon ve ileri teknoloji gerektiren yatırımların gerçekleştirilmesinde,
- Sanayinin geri kalmış yörelere yayılmasında,
- Geniş halk kitlelerinin kullandığı temel tüketim maddelerinin ana girdilerinin
üretilmesinde,
- Pazara egemen iç ve dış tekellerin etkinliklerinin kaldırılmasında,
- Türk ekonomisinin dışa açılmasında araç olarak kullanılacaktır.
Kamu iktisadi kuruluşları, her türlü önyargıdan uzak olarak, iyi yönetime
kavuşturulacaktır.
Kamu İktisadi Kuruluşlarının yerli veya yabancı ortaklıklara satılmasına
veya kiralanmasına müsaade edilmeyecek, böyle bir uygulama yapıldığı takdirde,
bu tesisler, alış fiyatları üzerinden geri alınacak; Türk ekonomisinin
belkemiği olan kamu iktisadi kuruluşlarının bazı kişi ve kuruluşlara devredilerek
haksız kazanç sağlama, haksız servet transferi girişimlerine karşı çıkılacaktır.
Ekonomik büyümenin yanısıra, gelir dağılımının dengeli olmasına önem veren
SODEP,
- Herkesin mali gücüne göre vergi ödemesini sağlayarak,
- Sermaye lehine olan vergi bağışıklıklarını azaltarak,
- Çalışanlar için özel vergi indirimlerini yükselterek,
- Düşük gelirli grupların yararlanacağı şekilde, sağlık ve eğitim hizmetlerine
öncelik vererek,
- Toplu taşımacılık gibi temel kamu hizmetlerini geliştirerek,
- Bütçe ve bankacılık sistemi katkısı ile toplu konut sorununu çözerek,
- Çalışanların, kendi iradeleri ile çalıştıkları kuruluşlara ortak olmalarını
sağlayarak,
- Halka açık ortaklıkları ve işçi şirketlerini destekleyerek,
- Gerektiğinde işçi ücretlerini ve tarım ürünleri fiyatlarını endeksliyerek,
- Servet ve lüks tüketim maddeleri üzerindeki vergileri artırarak,
- Banka kredilerinin kullanımındaki haksızlıkları gidererek,
Gelir ve servet dağılımını düzeltecektir.
Dört yıldan beri uygulanmakta olan ve ne olduğu açıkca anlaşılamayan bir
para politikası yerine, para politikasının tüm araçları kullanılacak, para
miktarının ve banka kredilerinin, ekonomik istikrarı bozmayacak şekilde
genişlemesine olanak verilecektir. Seçici (selektif) kredi kontrolleri
ile krediler yönlendirilecek, kredilerin kötü kullanımının doğurduğu verimsizlikler,
haksızlıklar giderilecektir.
Faizler, dolaylı ve dolaysız araçlar kullanılarak denetim altında tutulacaktır.
Uzun dönemli enflasyon oranı da dikkate alınarak, tasarruf sahiplerine
makul gerçek bir gelir sağlanmasına özen gösterilecektir.
Halkın birikimlerinin devlet güvencesinde, hatta devlet katkısı ile belirli
kişi ve kuruluşlara aktarılması uygulamasına son verilecektir.
Ekonomik bağımsızlık için dış ödemelerde denge sağlanmasının temel koşul
olduğunu bilen SODEP, bir yandan iç katma değeri daha yüksek, üretiminde
daha fazla emek ve sermaye kullanılan malların dışsatımını özendirerek;
dış ülkelere mühendislik ve müteahhitlik gibi hizmetlerin satışlarını artırarak;
diğer yandan zorunlu olmayan malların dışalımını kısarak, kambiyo ve denetimi
uygulayarak,dış ödemelerde denge sağlanmasına özen gösterecektir.
SODEP, işsizlik sorununun ancak yatırımlarla çözülebileceğinin bilincindedir.
İç tasarruf artışının verdiği olanakla yatırımlar hızlandırılarak, bazı
alanlarda emek yoğun teknolojiler özendirilerek, inşaat sektörü canlandırılarak,
işsizliği emici büyük boyutlu özel projeler geliştirilerek, sosyal ve ekonomik
bir hastalık olan işsizlik azaltılacaktır.
Programların yatırımlarda iç ve dış finansman olanaklarının geriye dönüşünü
sağlayacak biçimde kullanılmasına özen gösterilecektir. Yabancı sermaye
konusunda ise ulusal çıkarlar yararına bir rekabet gözetilecektir. Yabancı
sermayeden, ileri teknoloji getirmesi, sanayi gelişmemizi hızlandırması,
dış satıma olanak vermesi, ödemeler dengemize olumlu etki yapması gibi
ölçütler gözönünde tutularak yararlanılacaktır.
Ekonomide Tarımın Yeri
Ülkenin ekonomik kalkınmasında tarımsal üretimin artırılmasının önemli
yeri vardır. SODEP'in tarım politikasının temeli toprağın, hayvanın ve
ormanın birim alanda üretimini artırmaktır. Bu konuda devlet gereken bütün
önlemleri alacaktır. Tarımda, ormancılıkta ve hayvancılıkta verimin artırılması
için tarım üreticilerinin devletin elindeki bütün olanaklardan yararlanmaları
sağlanacaktır. Toprak analizleri tarımda üretimin artırılmasını sağlayacak
gübre, ilaç, tohumluk gibi gereksinimler devlet desteğiyle temin edilecektir.
SODEP, tarım ürünlerinde gerçekçi ve koruyucu bir taban fiyatı politikası
uygulayarak üretimin artışını ayrıca özendirecektir.
Tarımda destekleme politikası sürdürülecektir.
Ülkemiz su ürünleri bakımından çok zengin bir potansiyele sahiptir.
Ancak, su ürünlerini değerlendirme henüz yeterince gelişmemiştir. Bütün
kaynaklarından etkin bir biçimde yararlanılmış değildir.
SODEP, ülke kalkınmasında ekonomiye katkısı ve beslenme politikilarındaki
önemi açısından su ürünlerinden mümkün olan en üst düzeyde yararlanmak
için devlet-özel girişim işbirliği ile gerekli her önlemi almak amacındadır.
İstihdam ve İşsizlik
Herkesin bir işinin olması ulusal gelirin bölüşümünde adaleti sağlamanın
ilk koşuludur. Bu nedenle, uluslararası belgelerde ve çağdaş anayasalarda,
çalışma hakkı bir temel insan hakkı olarak kabul edilmiştir. Devlet, çalışma
isteğinde ve gücünde olan herkese gelir getirecek bir iş bulmakla yükümlü
sayılmıştır. Çağdaş her ülke işsizlikle savaşımı sosyal ve ekonomik politikasının
temeli saymaktadır.
Günümüzde işsizlikle savaşıma dönük ekonomik politikalar ve bu arada enflasyonla
savaşım nazik bir konu olarak ülkelerin önüne çıkmaktadır. Bu nedenle iktidarlar
bir seçme yapmak zorunda kalmaktadırlar. Bu seçmede, iktidarların sosyal
felsefeleri önemlidir. Genellikle muhafazakâr iktidarlar önce enflasyonla,
sosyal demokratlar işsizlikle savaşımı ele alırlar. Nitekim 24 Ocak1980
kararlarından bu yana hükümetler enflasyonla savaşımı öne almışlardır.
Böyle bir seçmenin sonu ekonomide durgunluk yani yaygın işsizliktir. Yeni
yatırımlar yapılmayınca, var olan kapasiteler tam olarak kullanılmayınca,
ücretleri dondurarak ya da sınırlayarak büyük kitlelerin satın alma gücü
kısıtlanınca ve böylece üretilen mallar tüketilemeyince ister istemez işsizlik
doğar. Çünkü, bu tür önlemlerle ekonomi daralır ve dar boğazlara girer.
Bu önlemler süreklilik kazanırsa işsizlik yayılır, kaygı verici ve "Ülkemiz
durumunda olduğu gibi" dramatik boyutlara tırmanır. Bir ülkenin çalışma
yaşındaki insanlarının % 20'sine varan bir oranı işsiz ise sosyal ve ekonomik
yaşam yozlaşır. Ülkede, işsiz kalanlara geçici bir gelir sağlayacak işsizlik
sigortası da yoksa, durum, açlık ve sefalete giden bir nitelik kazanır.
Ülkemizde durum böyledir.
- İşsizlikle Savaş:
SODEP, enflasyonu körüklemeyen ve ekonomiyi canlı tutmaya ve işsizlikle
savaşıma dönük, ekonomik politikalar izlemek kararındadır. Bu politikalar
daha çok emek yoğun yatırım,var olan sınai kapasiteyi kullanma, işçilerin,
memurların ve emeklilerin satın alma gücünü artırma, mesleki eğitim,çalışma
sürelerinin kısaltılması ve uzun dönemde nüfusun artış hızının aşağılara
doğru çekilmesi doğrultusunda saptanabilir. Bu tür politikalar enflasyon
yaratmaz; çünkü, canlanan ekonomi başka bir deyimle artan üretim içinde
fiyatlar artmaz. Sunu-istem hacmi dengelenir. SODEP insana en üstün değeri
verdiğinden onu yoksulluğa ve açlığa iten her politikanın karşısındadır.
Felsefesinde insanları ve özellikle ekonomik bakımdan güçsüz olanları korumak
ve devleti bu yolda donatmak vardır.
- Ücretler
Ücret, emek gücünü satan ya da kiralayan insanların yani çalışanların geliridir.
Bu niteliğiyle ücretin yaşam hakkıyla yakın bağlantısı vardır. Bu nedenle
işsizlikle savaşım ve çalışma olanağı bulmak çalışanlar bakımından yaşamsal
bir olgudur. Ücretin insanlık onuruna yaraşır bir düzeyde olması da sosyal
devlet olmanın bir zorunluluğudur. Bugünkü iktidarın gözünde enflasyonla
savaşımın başlıca aracı ücretleri sabit tutmaktır. Bir başka deyişle,
artan fiyatlara karşı, ücretleri aşağıya çekmektir. Düşük ücret hükümetin
politikasının, başta gelen önlemidir.
Türkiye'de ücretlerin yetersizilği tartışılmaz gerçektir. Ücretlerin enflasyonun
başlıca nedenlerinden biri olduğu da doğru değildir. 1970-1977 döneminde
gerçek ücretler önceki yılların gerilerde seyreden artışlarını telafi ederek
ve ulusal gelir artımındaki büyümeden yararlanarak 35 liradan 42 liraya
çıktıktan sonra 1981 de 22 liraya düşmüş ve bu düşüş günümüze doğru giderek
hızlanmıştır. Memur aylıklarındaki gerçek değer düşüsü ise hızlı
ve daha aşırı bir nitelik kazanmıştır. Bu tür gelişmelerin anlamı büyük
kitlelerin aşırı derecede yoksullaşmasıdır.
Ücretlerin yeterli bir düzeyde oluşabilmesi için genel olarak dört koşul
gereklidir.
- Ekonominin büyümesi,
- Ekonomik istikrarın sağlanması,
- Toplu pazarlık kurumunun etkinlik kazanması,
- Asgari ücretlerin gerçekçi ve insanlık onuruna yaraşır bir doğrultuda
saptanması.
Ulusal gelir içindeki ücret payının büyümesinin ikinci koşulu istikrardır.
Ekonomide istikrarı bozan en büyük etken enflasyondur. Enflasyon dönemlerinde
ulusal gelirden ücrete düşen paylar azalma eğilimi içine girer. Enflasyondan
en çok etkilenen kesim ücretliler yani işçiler ve memurlar ile bütün dar
gelirlilerdir.
Ücret düzeyinin belirlenmesinde rol oynayan başka bir temel faktör sendika
ve onun gerçekleştirdiği toplu sözleşmelerdir. Bir ülkede sendikalar ne
kadar etkin ve sendikalı işçi oranı ne kadar yüksek olursa ulusal gelirde
emeğin payı o derece büyür, gelir bölüşümü adaleti de gerçekleşir. Çünkü,
işçiler adına hareket eden sendikalar işçiyle işveren arasındaki ilişkilerde
pazarlık gücü dengesini sağlarlar. Sendikaların güçlenmesine yardımcı olan
politikalar sosyal adalete katkıda bulunmuş olur.
Emeğin ulusal gelirden adil bir pay almasının başka bir yolu asgari ücretlerin
gerçekçi açıdan saptanmasıdır. Bu saptama özellikle örgütlenmemiş işçiler
bakımından önemlidir. Çünkü, örgütlenmemiş işçilerin işveren karşısında
pazarlık gücü hiç yoktur. Ancak, asgari ücretin yeterli ve adil olması
gerekir. Bu duruma, ekonomik bakımdan güçsüz olanları korumayı ilke kabul
eden sosyal demokrat partilerin iktidarları yolu ile daha kolay ulaşılır.
Bununla birlikte enflasyon olgusunun süreklilik kazanmış olduğu ülkelerde
ücretlerin gerçek değerini korumak için bunların sürekli olarak fiyat artışlarına
göre ayarlanması gerekir. Bu ayarlama en az ücretler açısından yaşamsal
bir önem taşır. Buna ulaşmak için kısa dönemlerde (ayda, iki ayda, üç ayda)
otomatik ayarlama politikalarına gerek vardır.
Devlet Memurları
Ülkemizin sosyal politikası içinde memurların önemli bir yeri vardır. Sayıları
birbuçuk milyon dolayına ulaşmış olup, memur emeklileri de yarım milyona
yaklaşmış bulunmaktadır. Bu kesimin sorunları temel haklardan ve özgürlüklerden
yoksun bulunmalarından, ücret ve çalışma koşullarının tek yanlı saptanmasından
kaynaklanmaktadır. Bu durum hem sosyal politika, hem de demokratik siyasal
rejim açısından üzerinde durulması gereken sorunlara neden olmaktadır.
SODEP, çalışanlar arasında haklar ve özgürlükler açısından denge sağlamanın
önemine ve yararına inanmaktadır. Bu nedenle, iktidar olduğunda memurların
temel haklarını ve özgürlüklerini gerçekleştireceği gibi, memurlara iş
güvencesi sağlamaya da öncelik verecektir.
Esnaf ve Sanatkârlar
Esnaf ve sanatkârlar, küçük işletmeler sahiplerinin bütünü kentsel orta
sınıfı oluşturur ve bu kesim ekonomik, sosyal ve siyasal yapının temel
ögelerinden biridir. Ekonomik yönden, geniş halk gruplarının gereksinimlerine
büyük ölçüde cevap verir. Ayrıca, sanayide ürün ve hizmet sunan yan işletmelerdir.
İş gücü yoğun bir kesim olması nedeniyle de geniş çapta istihdam sağlar,
böylece hem ekonomik hem sosyal yönden ağırlık ve önem taşır. Özellikle
ülkemizde, esnaf ve sanatkârların ve küçük işletmecilerin ekonomik, sosyal
ve siyasal yaşam içindeki ağırlıklarının korunması ve geliştirilmesi gerekir.
Bu, Anayasanın 173.cü maddesinde de belirlenmiştir.
Ekonomik ve sosyal kalkınmada sanayileşmenin gereğine inanan SODEP sanayileşme
sürecinde küçük girişimcilerin de organik büyüme ile sanayi kuruluşları
haline gelebilmelerini özendirmenin gerekli olduğuna inanmaktadır.
Örgütlenmelerinde, esnaf derneklerinin "meslek odalarına" dönüştürülmeleri
sağlanmalı, ekonomik-sosyal dayanışmayı gerçekleştirecek olan kooperatifleşmelerine
büyük önem verilmelidir. Esnaf ve sanatkarların araç, gereç, donanım, kredi,
kefalet ve pazarlama sorunlarını çözmelerini amaçlayan çok yönlü (çok amaçlı)
kooperatifleşmelerine ilişkin yasal düzenlemeler getirilmelidir.
Özendirici önlemler içinde; küçük sanayi siteleri, toplu iş yerleri kurulmalı
ve özellikle işletme verimini artıracak mesleki eğitim için örgün eğitimdeki
meslek okulları ve enstitüleriyle iş hayatındaki uygulama arasında sıkı
iş birilği sağlanmalıdır. Çırak-kalfa ve usta eğitimi bu iş birliği içinde
oluşacaktır. Bu kesimin büyük sorunu olan kredi ve kaynak sorunu çözülmelidir.
Kredi veren ana banka ile kefalet şeklinde garanti veren kefalet kooperatiflerinin
bir "kalkınma ve yatırım bankası" biçimine dönüştürülmesi olanakları aramalı,
özellikle kredi-finansman, alım-satım, pazarlama işlevleri çok yönlü kooperatifler
aracılığıyla sağlanmalıdır.
Sosyal Güvenlik
SODEP, sosyal adalet içinde bir kalkınmayı devletin sosyal olma niteliğinin
önkoşulu sayar. Sosyal adaletin gerçekleşmesi için kalkınmayı, gerçek bir
kalkınma içinde adil bir gelir dağılımını gerekli görür.
Sosyal güvenlik, toplumun ekonomik yönden güçsüz olan kesiminin, ekonomik
geleceğini güvenlik altına almaktır.
SODEP, devletin sosyal niteliğinin gerçekleşmesi için, her kesimin sosyal
güvenlik sistemi kapsamına alınmasını amaçlar. Partinin Sosyal Güvenlik
Sistemi yatırımcı, kapsamlı, yaygın ve gelir dağılımında adaleti sağlayıcı
bir nitelik taşıyacak ve sosyal haklar konusunda eşitliği sağlayacaktır.
Partimiz, bu anlayış içinde, başta ekonomik yönden güçsüz insanlarımız
olmak üzere bütün halkımızın ekonomik geleceğini güvence altına almayı
amaçlayan ve gelir bölüşümünde de adaleti sağlayacak bir sosyal güvenlik
programı uygulayacaktır.
Sosyal güvenlik kurumlarının yönetiminde birlik sağlayacak bu kurumların
elde ettiği haklar ve yükümlülükler arasındaki farkların giderilmesine
çalışılacak, sosyal güvenlik kurumlarının tek yönetimde birleştirilmesi
gerçekleştirilecektir.
Bu anlayış içinde sosyal güvenlik bütün toplumu kapsayacak biçimde yaygınlaştırılmalı,
yaşlılık, ölüm, malüllük, hastalık, iş kazaları ve meslek hastalıkları,
ev kadınları ve işsizlik sigortaları gerçekleştirilmeli, genel sağlık sigortasına
ortam hazırlanmalıdır.
Sağlık
Kişilerin beden ve ruh sağlığı içinde yaşamaları Anayasal bir haktır ve
bunu sağlamak görevi yasalarla Devlete verilmiştir. ülkemizde sağlık hizmetlerinin
yeterli olduğu söylenemez. Bunun nedenlerinden en önemlisi bugüne kadar
ülke gereklerine ve gerçeklerine uygun ulusal bir sağlık politikasının
sürekli uygulanmamasıdır. Çeşitli dönemlerde saptanan sağlık politikaları
kısa aralıklarla değişmeye uğramış ve bu sistemsizlik sağlık hizmetlerini
daha da olumsuz duruma getirmiştir. Ayrıca ulusal sağlık hizmetleri için
genel bütçeden ayrılan payın düşüklüğü de önemli olumsuz bir etkendir.
Sosyal Demokrasi Partisi kırsal kesimden başlamak üzere gecekondular ve
kentlere kadar bölgesel ve yöresel farkları da giderecek bir kalkınma programı
içinde sağlıklı konut,temiz su, kanalizasyon, huzurlu bir çevre ve ortamın
sağlanmasını amaçlamaktadır. Sosyal Demokrasi Partisi sağlık sorunlarına
dar anlamıyla tedavi edici hizmetler yönünden yaklaşmaz. Sağlık konularını
iş yerlerindeki çalışma koşulları ve güvenliğinden,dengeli beslenme konusuna
kadar çok geniş bir çerçevede ele alır. Partinin sağlık politikasının temel
ilkesi koruyucu hekimliktir. Ana-çocuk sağlığı hizmetleri, dengeli beslenme
eğitimi ve olanaklarının sağlanması, sağlık hizmetlerinin sosyalleştirilmesi
programı içinde, yaygınlaştırılacak ve en uzak kesime kadar ulaştırılacaktır.
İş ve işçi sağlığına özel önem verilecek, meslek hastalıklarının önlenmesi
için periyodik tarama, inceleme erken teşhis ve erken önlemler alınmasına
ilişkin yasal düzenlemeler getirilecektir.
İş kazalarının önlenmesine özen gösterilecektir.
Tedavi edici hekimlikte SODEP'in ilkesi hastayı bulunduğu yerde tedavi
edebilmektir. Gerekli araç-gereç hekim ve yardımı sağlık personeliyle donatılmış
(tam teşekküllü) bölge hastahaneleri kurularak uzak yörelerden tedavi için
büyük illere gelme zorunluğu ortadan kaldırılmalıdır.
Uzak ve seyrek yerleşim merkezlerinin hastahaneler ve ilk yardım servislerine
erişebilmeleri için ambulans-helikopterlerden oluşan mobil üniteler kurulmalı,
ilk yardım ve acil servisler yaygınlaştırılmalıdır.
Bölge hastahaneleri, bölgesel tıp fakülteleri ile işbirliği içinde çalışarak
karşılıklı yardımlaşma sağlanmalıdır.
Yataklı sağlık kurumlarında tek elden, ortak bir düzen içinde yönetimi
planlayan SODEP, bu kurumların yeniden organize edilmesini ve işletme verimliliğinin
gerçekleştirilerek tedavi edici sağlık hizmetlerinin düzeyinin yükseltilmesini
amaçlamaktadır.
Hekim,hemşire, hasta bakıcı, ebe gibi sağlık personelinin nicelik ve nitelik
yönünden geliştirilmesi için planlı bir eğitim programı uygulanmalıdır.
Hekimler ve sağlık personeli uygulama ağırlıklı bir çağdaş hizmet içi eğitim
programıyla sürekli güçlendirilmelidir.
Nüfus ve Aile Planlaması
Türkiye nüfusu hızla artan bir ülkedir. Bu artış hızı, ekonomik büyüme
ve ülke kalkınmasında olumsuz etki yapmaktadır. Ayrıca nüfusun hızlı ve
sağlıksız artışı ana ve çocuk sağlığı bakımından da sakıncalıdır.
Partimiz "Aile Planlaması" kavramını, "ailelerde zorunlu bir biçimde çocuk
sayısını sınırlamak", anlamında değil, "ailelerin istedikleri zaman ve
yetiştirebilecekleri kadar çocuk sahibi olabilmek haklarından yararlanmak"
olarak kabul eder.
Son onbeş yılda özellikle kentlerde doğum oranı azalmaya başlamıştır. Halkımız
çocuklarını en iyi koşullarda yetiştirmek amacı ile aile planlaması yöntemlerinden
ve eğitiminden yararlanmaktadır. Ancak bu hizmetlerin erişemediği veya
gereği gibi değerlendirilemediği kırsal yörelerde analarımız istenmeyen
hamileliklerden ilkel yöntemlerle kurtulmaya çalışırken hayatlarını yitirmekte
ya da sakat kalmaktadır.
Sosyal Demokrasi Partisi, aile planlaması hizmet ve eğitimini yurt düzeyinde
yaymak, ailelere eriştirmek, gençleri eğitmek için, merkezi bir örgüt öngörür.
SODEP, sağlıksız ve süratli nüfus artışı sorununu yalnız ekonomik ve ana
çocuk sağlığı açısından sakıncaları yönünden değil, ayrıca insan olarak
kadının onuruna saygısının da bir gereği kabul etmektedir.
Eğitim
Gelişmekte olan bir ülkenin en değerli hazinesi insan gücüdür. Gelişen
toplumların kalkınması yalnızca sanayileşmeye yönelik maddi üretim araçlarına
yapılan yatırımlarla gerçekleşemez, insana yönelik yatırımlar, özellikle
eğitim, üretimde verimi arttırmayı sağlar.
Bir toplumun oluşumunu ve varlığını sürdürmesi için gerekli olan eğitim
işlevi salt eğitim kurumlarınca yerine getirilemez. Aileden işyerine ve
meslek örgütlerine kadar uzanan kurumlar zinciri içinde birbirini tamamlayarak
gelişir. Bu nedenle SODEP, eğitimin zaman içinde sürekliliği ile örgün
ve yaygın eğitimin bütünlüğü ilkelerini benimsemektedir.
Eğitim her yaşta herkese açık tutulacaktır. Temel eğitim ve orta öğretimdeki
bütün öğrencileri günümüzde uygulanan klasik eğitim politikası doğrultusunda
eğitmenin ülkemizin sosyal ve ekonomik kalkınması için gerekli insan gücünü
sağlayabileceği düşünülemez. Bu nedenle eğitimi kavram ve sistem olarak
toplumun bütün unsurlarıyla birlikte ele alacak Sosyal Demokrasi Partisi'nin
eğitim politikası kalkınma politikasıyla birlikte programlaşacaktır.
SODEP, Ulusal eğitim sisteminin çağın bilimsel ve teknik gelişmelerine
paralel, toplumun hızla değişen gereksinimlerini karşılayacak nitelikte
olması için özel sorunlara çözüm getirecek araştırmaların hızla yapılmasını
zorunlu görür.
Temel eğitimden başlayarak her dersin "müfredatına" çağdaş insan değerlerini
öğretmeye yönelik bir düzenleme yapılacaktır. Genç kuşaklara insan onuruna
kişi hak ve özgürlüklerine ve demokrasiye saygı ve toplumsal yaşamın görev
ve sorumluluklarına ilişkin kavramlar verilirken bilgi, beceri ve yetenek
geliştiren bir eğitim sistemi içinde erkenden üretime katkıda bulunacak
yararlı kişiler olmaları sağlanacaktır.
Meslek Teknik Okulları yurt düzeyinde yaygınlaşacaktır. Orta Öğretimin
yarısında öğrencilerin ilgi ve yetenekleri doğrultusunda teknik-meslek
okullarına ya da daha uzun süreli eğitime yönelebilmeleri için seçim yapmak
olanakları sağlanacaktır.
Eğitimde eğiticilerin değerinin bilinci içinde SODEP, öğretmen sorunlarına
büyük önem vermektedir. Başta öğretmenlerin eğitilmeleri konusu olmak üzere
devlet-öğreten ilişkisini, iş ve sosyal güvenlik önlemlerini ekonomik statülerini
yeniden düzenleyecektir.
Anayasanın 174. maddesinin deyimi ile, "Türk toplumunu çağdaş uygarlık
seviyesine çıkarma ve Türkiye Cumhuriyetinin lâik niteliğini koruma amacını
güden" yasalardan olan Tevhidi Tedrisat Kanunu, yalnızca imamlık ve hatiplik
görevlerini yerine getirecek kişilerin yetiştirilmesi amacı ile okullar
açılabileceğini öngörmektedir. Ülkenin din görevlisi gereksinmelerini ve
bu alandaki Devlet Personel Planlamasını ve istihdam politikasını gözönünde
tutmadan İmam Hatip liseleri adı altında açılmış okullar, adı geçen yasanın
özüne ve sözüne aykırı olarak, toplumun her kesiminde görev alacak kişileri
yetiştirme amacına yönelmiştir.
SODEP, bu durumun Anayasa ve yasalara uygun duruma getirilmesi ve Atatürk
ilkelerini benimsemiş din görevlileri yetiştirilmesi gereğine inanır.
SODEP, din görevlilerinin eğitim düzeyinin yükseltilmesini ve her düzeyde
yüksek öğrenim görmüş lider kadroların ülke kalkınması ve sosyal kalkınma
yaklaşımlarında etkin görevler yapmasını öngörür.
Batı uygarlığı içinde yer alan ve bu yerini güçlendirmek isteyen bir ülkenin
insanlarının yaygın batı dillerinden birini bilmesi zamanımızda kaçınılmaz
bir zorunluk haline gelmiştir. Ana-Babaların, çocuklarını bu dillerden
birini öğreten okullara yerleştirebilmek için katlandıkları özveriler,
bu zorunluğun toplumumuz tarafından benimsendiğinin bir kanıtıdır.
SODEP, okul çağındaki çocuklarımızın, bir batı dilini öğrenerek hayata
atılmaları olanağının, belli okulların ve toplumun belli kesimlerinin tekelinden
çıkarılarak, bütün öğretim kurumları eliyle sağlanmasını amaçlar.
Yüksek öğrenim Kurumu (Y.Ö.K.)
SODEP; yüksek öğretim işlevinin özerk üniversiteler eliyle yerine getirilmesinin
gereğine inanır.
Üniversiteler özgür ve bağımsız bir düşünce ortamı içinde bilimsel çalışma
yapan, bilim ve teknik üreten, ürettikleri bilim ortamı içinde meslek adamları
yetiştiren yüksek öğretim kurumlarıdır. Bu kurumların (üniversite) niteliğini
koruyabilmeleri için öğretim elemanlarının bilimsel çalışmalarını ve araştırmalarını
hiçbir kuşkuya kapılmadan özgürce yapabilmeleri gerekir. Öğretim elemanlarının
meslek güvenceleri olmadan özgür çalışmaları olanaksızdır. Bu nedenle bilimsel
özerklik ve idari özerklik arasında sıkı bir ilişki vardır. Bugünkü Anayasa
üniversiteleri, yalnız bilimsel özerkliği olan kurumlar olarak tanımlamış
olduğuna göre, idari düzenlemeler yapılırken bilimsel özerkliğin zedelenmemesine
en büyük dikkatin gösterilmesi gerekir. Meslek ve gelecek güvencesi bulunmayan
bir bilim adamının yan tutmadan ve etki altında kalmadan bilimsel araştırmasını
sürdürmesi beklenemez.
Yüksek Öğretim Kanunu'nun uygulanmasıyla her kademede yöneticinin (rektör,
dekan, enstitü yüksek okul, bölüm ve bilim başkanlığı gibi) atamayla göreve
getirildiği, her yöneticinin eğitim ve araştırma alanlarına kadar kendinde
her konuya karışma yetkisi görebildiği İdari yetkilerin denetimsiz
ve taraflı bir biçimde kullanılabildiği bir ortamda üniversitelerin bilimsel
özerkliğinden söz edilemez.
YÖK yöneticilerinin kendilerinin hiçbir makam tarafından denetlenemiyeceği
güveni içinde, aslında yasaya da uymayan uygulamasının, Türk üniversiteleri
ve yüksek öğretim kurumlarını ne duruma getirdiğini kamuoyu açıkca görmüştür.
Cumhuriyet döneminde kırk yıldır, özenle yetiştirilmiş yüzlerce öğretim
üyesi ve bilim adamı üniversitelerden ayrılmakta, insan gücü ve istihdam
politikası göz ardı edilerek artırılan kontenjanlarla eğitim düzeyi giderek
düşürülmektedir.
SODEP, Yüksek Öğretim Kanununun köklü bir biçimde değiştirilerek, Türk
Üniversitelerinin bilim üreten, yayan ve ülkeye yararlı insanlar yetiştiren
kurumlar durumuna getirilmesi zorunluğuna inanır. Bu yoldaki değişikliğin
biran önce gerçekleştirilmesi için çaba harcamaya kararlıdır.
Gençlik Sorunları
Türk toplumu genç bir toplumdur. Toplam nüfusun ortalama % 27.4'ünü genç
nüfus oluşturur. Geleceğin güvencesi olan gençlerimizin sorunları partinin
en önemli konularından biridir. Gençlik, toplumun biyolojik ve psikolojik
bir gelişme, olgunlaşma ve değişim içinde bulunan bir grubudur. Toplumdaki
dengeler, teknolojik değişmeler, sanayileşme kentleşme, hızlı nüfus
artışı, gelir dağılımındaki dengesizlik ve işsizlik gibi çeşitli nedenlerle
ve etkenlerle bozulduğu zaman, bu dengesizlikten en fazla toplumun en duyarlı
kesimi olan gençlik etkilenir. Ülkemiz gibi bu sorunları yoğun ölçüler
içinde yaşayan bir toplumda gençlik sorunlarının boyutlarının da daha büyük
olduğu kuşkusuzdur.
Öğrenci gençliğin ve okul dışı gençliğin bütün gereksinimlerini çözümlemek
için gençlik kültür ve spor konusunda yeni bir devlet politikasına gereksinim
vardır.
Gençlerimizin demokratik yaşam bilinci içinde ve sosyal bir kaynaşma ile
barışsever insanlar olarak gelişebilmeleri, ülke birlik ve bütünlüğünün
en güvenilir savunucuları olarak yetiştirilebilmeleri için eğitimlerine
özen gösterilmeli enerjilerini yönlendirerek çağdaş anlamda bir program
uygulanmalıdır.
SODEP, bu alanda yapılacak her türlü devlet yatırımının toplumsal barış
ve ulusal kalkınma için önemli olduğu inancındadır.
SODEP ayrıca, gençlerin kendilerine ait sorunları dile getireceği ve yönetimlere
yardımcı olacağı ve böylece, yönetimler ile gençlik arasındaki geniş boşluğu
doldurarak, gençlik, kültür ve spor hizmetlerinde verimliliği arttıracak,
ulusal bir gençlik örgütünün devlet eliyle kurulmasını yararlı bulur.
Gençlerin hayat yolundaki mücadelelerinde, devletin kendilerine sağlayacağı;
yurt, burs, sağlık bakımı, beslenme gibi olanakların arttırılmasını gerekli
gören SODEP, özellikle, okuma olanakları kısıtlı gençlere fırsat eşitliği
sağlamak için; yatılı okullar, öğrenci yurtları ve mediko-sosyal yardım
merkezleri sayısının yeterli bir düzeye getirilmesini öngörür. SODEP'e
göre gençlerin okul içinde ve dışında kültürel, sanatsal ve sportif çalışmaları
özendirilmelidir. Heves duydukları alanlarda yeteneklerini geliştirmek
amacı ile, resim, müzik, halk dansları, sahne sanatları, okuma, yazı sanatı,
spor teknik ve bilimsel çalışma ve benzeri etkinliklere katılabilecekleri
gençlik kültür merkezlerinin yurt çapında yayılması sağlanmalıdır. Gençlik,
spor eğitimi ve yarışma olanaklarından yararlanarak; kurallara saygılı,
hakça yarışan, mert karakterli, mücadeleci ve güçlü insanlar olarak yetiştirilmelidir.
Bunun için, her türlü spor yeteneklerini belirleyici ve özendirici, eğitici
yaz kampları yaygınlaştırılmalıdır.
SODEP, ülkenin geleceği açısından önem verdiği yukarıdaki sorunların çözümlenmesi
için sorumluluk yüklenecek tüm kurum ve kuruluşların ulusal bir koordinasyon
ile güçbirliği içinde çalışmasını da öngörür.
Bilim ve Sanat
SODEP, bilimsel ve teknolojik araştırmaya gerçek değerini verecektir. Bilimde
ve sanatta yaratıcı araştırmanın gelişmesi için gerekli ortam özgürlüktür.
Yüksek öğrenimin yanısıra bilimsel araştırma alanında da yaratıcılığı özendirecek
devlet desteği zorunludur. Doğa bilimlerinde olduğu kadar sosyal bilimlerde
de aynı doğrultuda devlet eliyle, devlet desteğiyle özendirici önlemler
sağlanmalı, gerekli kurumlar oluşturulmalıdır.
SODEP, toplumdaki üretici güçlerin iyi bir toplumsal düzen içinde gelişeceğinin
bilincindedir. SODEP'in tasarladığı toplum düzeninde insan en yüce varlıktır.
Bu varlık "özgürleştirilmiş insan"dır. İnsanın mutluluğuna yönelmeyen,
onu özgür kılmayan bir toplumsal düzende eşitlikten de söz edilemez.
Parti, yazım ve bütün sanatları kapsayan etkinlikleri insanı özgürleştirmede
etkili bir araç olarak görür. Sağlıklı bir toplumun, mutlu bir yaşamın
gerçekleşmesinde sanat ve yazın gibi yaratıcı kültürel etkinliklerin büyük
payı vardır.
Toplumla sanatçı arasındaki ilişkinin en yaygın, dengeli biçimde gelişmesi
partinin halkçılık ilkesinin de bir gereğidir. Sanat etkinlikleri toplumun
tüm kesimlerine yayılmalı ve katılıma açık kılınmalıdır.
Devlet sanatı ve sanatçıyı desteklemelidir. Bu destekleme yığınlara yönelen
tiyatro, sinema gibi sanatlardan başlayarak bütün görsel, işitsel ve düşünsel
sanatları da kapsamalıdır. Devlet desteği sanatçının özgürlüğünü kısacak,
sınırlayacak bir nitelikte değil, tersine bağımsızlığını ve özgürlüğünü
sağlayacak biçimde olacaktır. SODEP, sanatta ön denetimin (sansür) her
türlüsünü sınırlayıcı ve gelişimi engelleyici saymaktadır.
Parti, halkımızın kültürel birikimini bilimsel yöntemlerle araştıran, derleyen,
geliştiren ve yayan bir kurumun ve arşivin geliştirilmesinden yanadır.
SODEP'e göre devlet yaratıcının ve sanatcının her türlü haklarını ve özgürlüklerini
korumalı, sosyal güvenliğini sağlamalıdır. Bu, çoğulcu demokrasinin olduğu
gibi sosyal devletin de gereğidir.
Dil, düşüncenin biçimlenmesinde yazın ve sanatın oluşmasında, kültürel
bağımsızlığın geliştirilmesinde bir araçtır. Atatürk'ün belirttiği gibi
"ülkesini, yüksek bağımsızlığını korumasını bilen Türk ulusu, dilini de
yabancı diller boyunduruğundan kurtarmalıdır". SODEP, Türk dilinin özleşmesi,
sanat ve bilimin her alanında yeterli duruma gelmesi için başlatılan dil
devriminin Atatürkçülüğün üç temel ilkesi olan devrimcilik, halkçılık ve
ulusculuğun sonucu olduğunun bilincindedir.