Siyasal Anılar ve Sosyal Demokrasinin Öyküsü  
BÖLÜM
- 10 -

TÜZÜK, PROGRAM VE PARTİ AMBLEMİ

            Sosyal Demokrasi Partisi (SODEP)'nin, isim, amblem ve tüzük ile program çalışmalarına ilk günden başlanmıştır.

            Çekirdek kadro olarak belirlenen beş kurucu Pembe Köşk'te Erdal İnönü ile ilk görüşmemizde basına yapılan açıklamalardan sonra, isim, amblem görüşmelerine başladık.

            Parti ambleminde CHP ilkelerini belirleyen altı oka yer verilmeli idi. Ne var ki Milli Güvenlik Konseyi'nin 70 ve 79 sayılı bildirileri çok ince düşünmemizi, olumsuz bir sonuca neden olmamak için dikkatli davranmamızı zorunlu kılıyordu.

            Halkçı Parti için özel müsaade söz konusu olduğundan parti isminin CHP'nin birinci harfini silerek HP olarak, amblemi de altı ok şeklinde belirlemişler, buna  Konsey'ce tepki gösterilmemişti.

            Erdal İnönü ertesi gün İstanbul'da olacaktı. Kendisinin Bülent Tanla'yı tanıdığını, amblem çalışmasında örnekler alabileceğini bildirdi. Bizler de tüzük ve program çalışması için ertesi günü ilk görev aldığımız büroda çalışmalara başlayacaktık.

            Erdal İnönü İstanbul dönüşünde ivedi olarak çizilmiş dört ayrı amblem örneği getirmişti. Çizen sanatçıya altı okun dolaylı bir biçimde gözönünde bulundurulması isteğimiz bildirilmişti.

            Çizimlerde Güvercin, Kırlangıç motifleri de yer alıyordu.

            Güvercinin barış simgesi olması nedeni ile üzerinde çok duruldu. Ancak son yıllarda Bülent Ecevit'in seçim propagandalarında güvercin bulundurması ve 12 Eylül sonrası kurduğu Beyaz Güvercin Vakfı'nı anımsatması nedeni ile böyle bir seçimi uygun bulmadık.

            Kırlangıçlar için yapılan yorum da yeterli görülmedi.

            Güvercin ağzında zeytin dalı üzerinde duruldu.

            Sonuç olarak; tam bir daire içinde zeytin dalını ve zeytin tanelerini içeren Sosyal Demokrasi Partisi amblemine karar verildi.

            Parti ambleminin yorumu şöyledir:

            "Zeytin dalı, insanlık tarihinde barışın, yeniden uyanışın, dirilişin simgesi olmuştur. İnsanlar ve ülkeler arasında barış sembolüdür. Bu niteliği ile Atatürk'ün 'Yurtta barış, dünyada barış' ilkesini simgelemektedir. Zeytin dalının içinde yeraldığı daire ve bu dairenin renkli kompozisyonu güneş ve ayı temsil etmektedir.

            Bu çizim de, SODEP'in gündüz ve gece ülkemizin ve halkımızın hizmetinde olacağını anlatmaktadır.

            Zeytin dalının içinde bulunduğu daireyi eşit olarak ikiye bölmesi insan haklarının evrensel eşitlik ilkesini içermektedir.

            Zeytin dalı ucunun daire çemberini kırarak dışına uzanması, barış ve özgürlük için, daha ileri daha yüce siyasal, kültürel ve ekonomik amaçlar için engellerin aşılacağını göstermektedir.

            Zeytin, tüm sofraların ortak besinidir. Tarım ürünü olduğu kadar sanayide de önemli yeri vardır. Ekonomik kalkınmada tarım sanayiine desteğini kanıtlamaktadır. Bütün bu tanımlamalar SODEP'in ilkelerine ve amacına uygun görülmekle bu amblem kabul edilmiştir."

            Tüzük Çalışmaları

            Pembe Köşk'te yapılan ilk toplantının ertesi günü Rafet Tüzün, Kâzım Yenice, Atilla Sav ve ben Hikmet Çetin'in çalıştığı büroda Tüzük görüşmelerine başladık. Daha sonra Ahmet Durakoğlu ve İsmail Hakkı Birler de çalışmalara katıldılar.

            Tüzük yazımında da elimizde güzel bir rehber ve kaynak vardı.  CHP Tüzüğü. Ancak bir yönden bu tüzüğe sadakat göstermek, bir yönden de yeni kurulacak siyasi partilerin eskilerinin isim ve amblemini alamayacağı, eskilerin devamı olamayacağı hususundaki Konsey kararı karşısında çok ince bir uslup kullanılması gerekiyordu.

            CHP Tüzüğü'nde yer alan amaç ve ilkeleri SODEP aynen benimsemekte idi.  Kelimelerin seçilmesi ve cümle düzenlenmesinde Kâzım Yenice ve Atilla Sav'ın büyük katkıları oluyordu. Bu şekilde Altı Ok'ta belirlenen ilkeler ve partinin amaç maddeleri yazıldı.

            Tüzük görüşmelerinde Genel Sekreter yetkileri ve görevleri  ile yeni bir uygulama olan Genel Başkan Yardımcılıkları konusu aramızda tartışma nedeni olmuştu.

            CHP Tüzüğü'nde yer almayan Genel Başkan Yardımcılıklarının partinin organları bölümünde yer alması benim önerimdi.

            CHP'de Atatürk dönemi hariç İsmet İnönü ve Bülent Ecevit Genel Başkanlıkları dönemlerinde Genel Başkan ve Genel Sekreter'in parti içinde etkinlik tartışmaları ve eylemlerinin partinin içe dönük ve kısır çekişmelere girdiğini bunun da partinin  etkinliğine zarar verdiğini izlemiştim.

            İsmet İnönü'nün büyük tarihi misyonuna rağmen bu tartışmalardan ötürü ciddi sıkıntılar yaşadığını bilmekte idim. Bu nedenle parti yönetiminde genel başkandan sonra dört genel başkan yardımcısı olmasını, bunların M.K.Y.K. üyeleri (bugünkü hali ile Parti Meclisi Üyeleri) arasından genel başkanca seçilmesi maddesinin tüzükte yer almasını önerdim.

            Ahmet Durakoğlu ve Atilla Sav bu öneriye karşı çıktılar. Ahmet Durakoğlu CHP Milletvekilliği yapmış, parti içinde etkin görevlerde bulunmuştu. Kurumlar ve kişiler doğal olarak her statü değişikliği karşısında direniş gösterirler.

            Ben ısrarlı oldum. Verdiğim örnekler ve yaptığım yorumlara önce Rafet Tüzün ve Kâzım Yenice katıldılar sonra Ahmet Durakoğlu ve Atilla Sav itirazlarını geri aldılar. Tüzükteki önemli değişiklik maddesi bu oldu. Ancak bu değişiklik maddesi SODEP gündeminde kaldı ve tartışıldı.

            Deniz Baykal grubu bu maddenin değiştirilmesi, CHP dönemindeki şekle dönüştürülmesi için M.K.Y.K.'da iki kez gündem konusu yapılmasında ısrar ettiler. Ben yaptığım açıklamalar ile üyeleri ikna ettim. Fakat 2. Olağan Kurultay'da verilen bir önerge ile değişiklik yapıldı.

            Yine Genel Başkan ve Genel Sekreter yönetim sistemine geçildi. Kısa bir süre sonra Genel Başkan ve Genel Sekreter'in parti yönetimi ve örgütlenme konularında etkinlik  yarışı görüldü. Sonraları SHP Kurultaylar partisi oldu. Olayın kayda değer bir yönü de şu oldu. CHP yeniden açılıp Deniz Baykal Genel Başkan olduğunda ilk uygulamasının tüzük değişikliği olduğu görüldü.

            Ve yeni CHP Tüzüğü'nde dört Genel Başkan Yardımcılığı uygulanmasına geçildi. Şimdi bu model benimsenmiş  ve devam etmektedir. Parti içinde Genel Başkan ve Genel Sekreter iktidar çekişmesi de söz konusu olmamaktadır.

            Program Çalışmaları

            Partinin program çalışmaları başka bir özellik taşır. Çünkü ortada bir parti yok iken bu çalışmalar başlamıştı.

            Sosyal Demokrat Güç Birliğini oluşturan CHP il başkanları, il belediye başkanları, bir yandan parti kurucularını belirleme çalışmaları yürütürken bir başka çalışma olarak yeni bir parti programı düzenlenmesi için İlhan Tekeli ve Yiğit Gülöksüz'den bir taslak hazırlanmasını istemişlerdi. Bu çalışmadan SODEP'in de yararlanması istendi. Çalışmalara Atilla Sav, Oktay Ekşi ve İsmail Hakkı Birler de katıldılar.

            SODEP porgramı, bu değerli yazar ve siyaset deneyimi olan kurucu arkadaşların yoğun çalışmalarından sonra Kurucular Kurulu'nun ortak toplantısında görüşmeye açıldı.

            İlk çalışmalardaki çok titiz davranış sonucu esasen güzel bir metin ortaya çıkmıştı. Bazı yeni terimler ve memurların sendika kurma hakkı üzerinde kısa bir tartışmadan sonra program kabul edildi. Bu programdan bazı bölümlere özet olarak yer vermek istiyorum:

            Demokrasiye Bakış
             "Ülkemiz tarihinin yeni bir dönemine adım atmış bulunuyor. Bu dönemin başlıca sorunları, çok partili, çoğulcu demokrasiyi bütün kurum ve kuralları ve özgürlükleri ile geçerli kılmak, ülkemizin bütün insanlarının geleceğini güvence altına alacak ve geliştirecek politikayı oluşturmak ve kalkınmayı sağlamaktır. Bu iki zor sorun uygar toplumlarda bir aradadır ve birbirinden ayrılamaz. Biri ya da öteki olmadan bütün ulusun mutluluğunu sağlamak olanaksızdır. Bu iki sorun birarada çözülürse insanlar özgür ve mutlu olur; yoksulluk, ekonomik ve sosyal adaletsizlik ortadan kalkar; birbirlerine saygı ve sevgi duyan insanlardan oluşan barışçı bir toplum doğar ve dünya yaşanmaya değer nitelik kazanır.

            SODEP, demokratik siyasal yönetim biçiminin, bütün kurumları ve özgürlükleri ile halkımızın günlük yaşamına girmiş ve benimsemiş bulunduğuna inanmaktadır. Bu bilindiği içindir ki son 30 yılda alışılmış demokratik süreci kesen üç askeri müdahale "geçici" olma niteliklerini hemen başta açıklama gereğini ve yararını duymuşlar ülkenin yönetimini halkın özgür iradesi ile oluşan parlamenter sisteme bırakmanın gerekli olacağı düşüncesini benimsemişlerdir.

            Demokrasi ve özellikle temel hak ve özgürlükler İkinci Dünya Savaşından sonra, uluslar topluluğunca kabul olunan 10 Aralık 1948 tarihli "B.M. İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi" ve 1950 tarihli "Avrupa İnsan Hakları ve Ana Hürriyetleri Koruma Sözleşmesi" ile yeni bir içerik kazanmıştır. Devletimizce bu uluslararası insan hakları belgeleri kabul olunmakla özgürlükçü demokrasi yolunda bir aşamaya daha varılmıştır. Daha sonra 1961 Anayasası ile bu temel hak ve özgürlükler iç hukuk kuralı da olmuştur.

            Demokrasi halk tarafından serbest olarak seçilmiş kişilerin yönettikleri ve seçilenlerin yönetilenlere karşı sorumlu bulundukları bir siyasal sistemdir. Bu sistemin temel niteliği de insan hakları ve özgürlüklerinin en olgun biçimde sağlanması ve korunmasıdır. Bu demektir ki, parlamento çoğunluğunu oluşturan bir siyasal parti ya da partiler yasalarda belirlenmiş olan süre içinde ülke sorumluluğunu üstleneceklerdir. Bu çoğunluğun yönetiminin özgürlükçü demokrasinin ve hukuk devletinin ilkelerine uygun olması gerekir. Yani yönetim adalet ve hoşgörü kurallarını benimsemiş olacak, azınlığın haklarına ve özgürlüklerine saygılı olma kuralından sapmayacaktır. Sosyal demokrasi ilkelerini benimsemiş olan SODEP için ise bunlar gerekli fakat yeterli değildir. SODEP siyasal demokrasinin öngördüğü hakların ve özgürlüklerin ekonomik ve sosyal haklar ve özgürlüklerle tamamlanmasının sağlıklı bir demokrasi için zorunlu bir koşul olduğu düşüncesini benimsemiştir. Çünkü, ekonomik ve sosyal haklar siyasal haklara ve özgürlüklere anlam kazandırır ve daha eşitlikçi bir toplumun oluşmasına yardım eder. Bu anlayış içinde SODEP insana ve onun ürettiği emeğine önde gelen bir değer vermektedir. İnsanın düşünce, inanç, söz, anlatım, yazı, toplanma, seçme-seçilme, örgütlenme, sendika kurma özgürlüklerini temel insan hakkı olarak benimsemektedir. Bu yollardan toplumda en çok kişinin, gerçek mutluluğunu amaçlamaktadır.

            Hukuk-Adalet-Yargı:

            Devletin temeli adalettir. Yurttaşların adaletten, yargının iyi işlemesinden yakınmaması gerekir. Yargı önünde eşitlik, Anayasal bir ilke olan eşitliğin en önemli olduğu alanlardan biridir.Halkın adaletten eşit olarak yararlanması ve ona mutlak güven duyması sağlanmalıdır. Kimse ekonomik gücü yeteril olmadığı için adaletin dağıtımından yararlanamaz durumuna düşmemelidir. Yurttaşın hak sahibi olarak yargı önünde kendini zayıf duyması, Devletle yurttaş arasındaki ilişkiyi zedeler.Halkın adalete güveni mutlak olmalıdır. Bu güven duygusunun sağlanmasında yargı bağımsızlığı son derece önemlidir.

            SODEP, yargının bağımsızlığını temel ilke sayar. yargı yürütme ve yasamanın etkisinin dışında onlardan bağımsızdır. Bağımsız yargının temel koşulu ise yargıç güvencesidir. Bağımsız savunma, yargının vazgeçilemez bir ögesidir.

            SODEP, hızlı işleyen ve pahalı olmayan bir adalet mekanizmasını, sosyal demokrasinin vazgeçilemez koşulu sayar. Hak arama ve savunma ve adaletin dağıtımı kolay ve ucuz olmalıdır. Akçalı olanakları olmayanların da bu adaletten yararlanmasının yolları açık tutulmalıdır.

            Bürokrasinin her bölümünde olduğu gibi adalette de işlemler yalın ve kolay olmalıdır. Yargının etkinliği ve hızlı çalışması için gerekli çağdaş donanım ve olanaklar sağlanmalıdır.

            Sosyal Demokrasi Partisinin Devlet anlayışı Anayasa'nın da belirlediği üzere "milli demokratik, laik ve sosyal hukuk devleti"dir. Bu anayasal düzenin gereği olan hukuk düzeni, çağdaş toplumun ekonomik, toplumsal ve kültürel gelişmesine engel olmayacak, öncülük edecektir. Bu ilerici devrimci hukuk anlayışı Atatürk ilkelerine bağlılığın da gereğidir.

            Ekonomik Sorunlara Bakış

            SODEP'in amacı, demokratik düzen içinde hızlı olarak kalkınan, gelir dağılımı dengeli, teknoloji üreten ekonomik yönden bağımsız, insan gücüne en büyük değeri veren, saygın Türkiye idealine ulaşmaktır.

            Bu amaca ulaşabilmek için SODEP, planlama ve devletçiliği yöntem olarak kullanacak, dış ekonomik ve politik ilişkilerde ulusal çıkarları ön planda tutacaktır.

            Türkiye'nin içinde bulunduğu sorunlar ve kaynakların kıtlığı planlamayı, kaynakların en etkin biçimde kullanılması, dengeli büyüme, gelir ve servet dağılımındaki haksızlıkların giderilmesi için bir araç olarak kullanılmasını zorunlu kılmaktadır. SODEP, ekonomik ve sosyal planlamayı, ekonomide büyümeyi, kaynak ve gelir dağılımındaki aksaklıkları, savurganlıkları, haksızlıkları giderici, düzeltici bir araç olarak kullanacaktır.

            Planlama, geleceğin daha net olarak görülmesine, ekonomik kararların el yordamı ile sezgilerle, yabancı uzman veya kurumların reçetelerine göre değil; ekonomik değişkenler arasında ilişkiler bilinerek, sağlıklı bilimsel temellere dayanılarak alınmasına olanak verecektir. Planlama, vatandaşları hergün acı sürprizlerle karşılaşmaktan kurtaracak; ulaşılacak hedefleri, izlenecek politikaları, yapılacak işleri, gerçekleştirilecek yatırımları açıkca gösterecek; ekonominin yanlış bilgi ve tutkularla, bazı holdinglerden veya bazı iş adamlarından gelen istekler doğrultusunda, yabancı kuruluşların baskı ve telkinleriyle yönetilmesi dönemi kapanacaktır.

            Devlet, ekonomik hayata üretici ve düzenleyici olarak katılacaktır. Ulusal sanayi gerek kamu kesiminde gerekse özel kesimde korunacak ve desteklenecektir.

            Devlet,

            - İktisadi Devlet Teşekkülleri ve Kamu İktisadi Kuruluşları aracılığı ile temel  yatırımları, sanayileşmeyi gerçekleştirecek,

            - Ülkenin sosyal ve ekonomik altyapı eksikliğini giderecek,

            - Ekonomik istikrarı sağlayacak,

            - Gelir ve servet dağılımında dengesizliği giderecek, insan unsurunun gelişmesine olanak verecek kapsamlı sosyal porgramlar uygulayacak,

            - Ekonomik ve sosyal önlemlerle mal pazarlarında tekelleşmeyi önleyecek,

            - Özel kesimi plan doğrultusunda özendirecektir.

            Kamu İktisadi Kuruluşları

            - Büyük organizasyon ve ileri teknoloji gerektiren yatırımların gerçekleştirilmesinde,

            - Sanayinin geri kalmış yörelere yayılmasında,

            - Geniş halk kitlelerinin kullandığı temel tüketim maddelerinin ana girdilerinin üretilmesinde,

            - Pazara egemen iç ve dış tekellerin etkinliklerinin kaldırılmasında,

            - Türk ekonomisinin dışa açılmasında araç olarak kullanılacaktır.

            Kamu iktisadi kuruluşları, her türlü önyargıdan uzak olarak, iyi yönetime kavuşturulacaktır.

            Kamu İktisadi Kuruluşlarının yerli veya yabancı ortaklıklara satılmasına veya kiralanmasına müsaade edilmeyecek, böyle bir uygulama yapıldığı takdirde, bu tesisler, alış fiyatları üzerinden geri alınacak; Türk ekonomisinin belkemiği olan kamu iktisadi kuruluşlarının bazı kişi ve kuruluşlara devredilerek haksız kazanç sağlama, haksız servet transferi girişimlerine karşı çıkılacaktır.

            Ekonomik büyümenin yanısıra, gelir dağılımının dengeli olmasına önem veren SODEP,

            - Herkesin mali gücüne göre vergi ödemesini sağlayarak,

            - Sermaye lehine olan vergi bağışıklıklarını azaltarak,

            - Çalışanlar için özel vergi indirimlerini yükselterek,

            - Düşük gelirli grupların yararlanacağı şekilde, sağlık ve eğitim hizmetlerine öncelik vererek,

            - Toplu taşımacılık gibi temel kamu hizmetlerini geliştirerek,

            - Bütçe ve  bankacılık sistemi katkısı ile toplu konut sorununu çözerek,

            - Çalışanların, kendi iradeleri ile çalıştıkları kuruluşlara ortak olmalarını sağlayarak,

            - Halka açık ortaklıkları ve işçi şirketlerini destekleyerek,

            - Gerektiğinde işçi ücretlerini ve tarım ürünleri fiyatlarını endeksliyerek,

            - Servet ve lüks tüketim maddeleri üzerindeki vergileri artırarak,

            - Banka kredilerinin kullanımındaki  haksızlıkları gidererek,

            Gelir ve servet dağılımını düzeltecektir.

            Dört yıldan beri uygulanmakta olan ve ne olduğu açıkca anlaşılamayan bir para politikası yerine, para politikasının tüm araçları kullanılacak, para miktarının ve banka kredilerinin, ekonomik istikrarı bozmayacak şekilde genişlemesine olanak verilecektir. Seçici (selektif) kredi kontrolleri ile krediler yönlendirilecek, kredilerin kötü kullanımının doğurduğu verimsizlikler, haksızlıklar giderilecektir.

            Faizler, dolaylı ve dolaysız araçlar kullanılarak denetim altında tutulacaktır. Uzun dönemli enflasyon oranı da dikkate alınarak, tasarruf sahiplerine makul gerçek bir gelir sağlanmasına özen gösterilecektir.

            Halkın birikimlerinin devlet güvencesinde, hatta devlet katkısı ile belirli kişi ve kuruluşlara aktarılması uygulamasına son verilecektir.

            Ekonomik bağımsızlık için dış ödemelerde denge sağlanmasının temel koşul olduğunu bilen SODEP, bir yandan iç katma değeri daha yüksek, üretiminde daha fazla emek ve sermaye kullanılan malların dışsatımını özendirerek; dış ülkelere mühendislik ve müteahhitlik gibi hizmetlerin satışlarını artırarak; diğer yandan zorunlu olmayan malların dışalımını kısarak, kambiyo ve denetimi uygulayarak,dış ödemelerde denge sağlanmasına özen gösterecektir.

            SODEP, işsizlik sorununun ancak yatırımlarla çözülebileceğinin bilincindedir. İç tasarruf artışının verdiği olanakla yatırımlar hızlandırılarak, bazı alanlarda emek yoğun teknolojiler özendirilerek, inşaat sektörü canlandırılarak, işsizliği emici büyük boyutlu özel projeler geliştirilerek, sosyal ve ekonomik bir hastalık olan işsizlik azaltılacaktır.

            Programların yatırımlarda iç ve dış finansman olanaklarının geriye dönüşünü sağlayacak biçimde kullanılmasına özen gösterilecektir. Yabancı sermaye konusunda ise ulusal çıkarlar yararına bir rekabet gözetilecektir. Yabancı sermayeden, ileri teknoloji getirmesi, sanayi gelişmemizi hızlandırması, dış satıma olanak vermesi, ödemeler dengemize olumlu etki yapması gibi ölçütler gözönünde tutularak yararlanılacaktır.

            Ekonomide Tarımın Yeri

            Ülkenin ekonomik kalkınmasında tarımsal üretimin artırılmasının önemli yeri vardır. SODEP'in tarım politikasının temeli toprağın, hayvanın ve ormanın birim alanda üretimini artırmaktır. Bu konuda devlet gereken bütün önlemleri alacaktır. Tarımda, ormancılıkta ve hayvancılıkta verimin artırılması için tarım üreticilerinin devletin elindeki bütün olanaklardan yararlanmaları sağlanacaktır. Toprak analizleri tarımda üretimin artırılmasını sağlayacak gübre, ilaç, tohumluk gibi gereksinimler devlet desteğiyle temin edilecektir.

            SODEP, tarım ürünlerinde gerçekçi ve koruyucu bir taban fiyatı politikası uygulayarak üretimin artışını ayrıca özendirecektir.

            Tarımda destekleme politikası sürdürülecektir.

            Ülkemiz su ürünleri bakımından çok zengin bir potansiyele sahiptir.  Ancak, su ürünlerini değerlendirme henüz yeterince gelişmemiştir. Bütün kaynaklarından etkin bir biçimde yararlanılmış değildir.

            SODEP, ülke kalkınmasında ekonomiye katkısı ve beslenme politikilarındaki önemi açısından su ürünlerinden mümkün olan en üst düzeyde yararlanmak için devlet-özel girişim işbirliği ile gerekli her önlemi almak amacındadır.

            İstihdam ve İşsizlik

            Herkesin bir işinin olması ulusal gelirin bölüşümünde adaleti sağlamanın ilk koşuludur. Bu nedenle, uluslararası belgelerde ve çağdaş anayasalarda, çalışma hakkı bir temel insan hakkı olarak kabul edilmiştir. Devlet, çalışma isteğinde ve gücünde olan herkese gelir getirecek bir iş bulmakla yükümlü sayılmıştır. Çağdaş her ülke işsizlikle savaşımı sosyal ve ekonomik politikasının temeli saymaktadır.

            Günümüzde işsizlikle savaşıma dönük ekonomik politikalar ve bu arada enflasyonla savaşım nazik bir konu olarak ülkelerin önüne çıkmaktadır. Bu nedenle iktidarlar bir seçme yapmak zorunda kalmaktadırlar. Bu seçmede, iktidarların sosyal felsefeleri önemlidir. Genellikle muhafazakâr iktidarlar önce enflasyonla, sosyal demokratlar işsizlikle savaşımı ele alırlar. Nitekim 24 Ocak1980 kararlarından bu yana hükümetler enflasyonla savaşımı öne almışlardır. Böyle bir seçmenin sonu ekonomide durgunluk yani yaygın işsizliktir. Yeni yatırımlar yapılmayınca, var olan kapasiteler tam olarak kullanılmayınca, ücretleri dondurarak ya da sınırlayarak büyük kitlelerin satın alma gücü kısıtlanınca ve böylece üretilen mallar tüketilemeyince ister istemez işsizlik doğar. Çünkü, bu tür önlemlerle ekonomi daralır ve dar boğazlara girer. Bu önlemler süreklilik kazanırsa işsizlik yayılır, kaygı verici ve "Ülkemiz durumunda olduğu gibi" dramatik boyutlara tırmanır. Bir ülkenin çalışma yaşındaki insanlarının % 20'sine varan bir oranı işsiz ise sosyal ve ekonomik yaşam yozlaşır. Ülkede, işsiz kalanlara geçici bir gelir sağlayacak işsizlik sigortası da yoksa, durum, açlık ve sefalete giden bir nitelik kazanır. Ülkemizde durum böyledir.

            - İşsizlikle Savaş:

            SODEP, enflasyonu körüklemeyen ve ekonomiyi canlı tutmaya ve işsizlikle savaşıma dönük, ekonomik politikalar izlemek kararındadır. Bu politikalar daha çok emek yoğun yatırım,var olan sınai kapasiteyi kullanma, işçilerin, memurların ve emeklilerin satın alma gücünü artırma, mesleki eğitim,çalışma sürelerinin kısaltılması ve uzun dönemde nüfusun artış hızının aşağılara doğru çekilmesi doğrultusunda saptanabilir. Bu tür politikalar enflasyon yaratmaz; çünkü, canlanan ekonomi başka bir deyimle artan üretim içinde fiyatlar artmaz. Sunu-istem hacmi dengelenir. SODEP insana en üstün değeri verdiğinden onu yoksulluğa ve açlığa iten her politikanın karşısındadır. Felsefesinde insanları ve özellikle ekonomik bakımdan güçsüz olanları korumak ve devleti bu yolda donatmak vardır.

            - Ücretler

            Ücret, emek gücünü satan ya da kiralayan insanların yani çalışanların geliridir. Bu niteliğiyle ücretin yaşam hakkıyla yakın bağlantısı vardır. Bu nedenle işsizlikle savaşım ve çalışma olanağı bulmak çalışanlar bakımından yaşamsal bir olgudur. Ücretin insanlık onuruna yaraşır bir düzeyde olması da sosyal devlet olmanın bir zorunluluğudur. Bugünkü iktidarın gözünde enflasyonla savaşımın başlıca aracı  ücretleri sabit tutmaktır. Bir başka deyişle, artan fiyatlara karşı, ücretleri aşağıya çekmektir. Düşük ücret hükümetin politikasının, başta gelen önlemidir.

            Türkiye'de ücretlerin yetersizilği tartışılmaz gerçektir. Ücretlerin enflasyonun başlıca nedenlerinden biri olduğu da doğru değildir. 1970-1977 döneminde gerçek ücretler önceki yılların gerilerde seyreden artışlarını telafi ederek ve ulusal gelir artımındaki büyümeden yararlanarak 35 liradan 42 liraya çıktıktan sonra 1981 de 22 liraya düşmüş ve bu düşüş günümüze doğru giderek hızlanmıştır. Memur aylıklarındaki gerçek değer düşüsü  ise hızlı ve daha aşırı bir nitelik kazanmıştır. Bu tür gelişmelerin anlamı büyük kitlelerin aşırı derecede yoksullaşmasıdır.

            Ücretlerin yeterli bir düzeyde oluşabilmesi için genel olarak dört koşul gereklidir.

            - Ekonominin büyümesi,

            - Ekonomik istikrarın sağlanması,

            - Toplu pazarlık kurumunun etkinlik kazanması,

            - Asgari ücretlerin gerçekçi ve insanlık onuruna yaraşır bir doğrultuda saptanması.

            Ulusal gelir içindeki ücret payının büyümesinin ikinci koşulu istikrardır. Ekonomide istikrarı bozan en büyük etken enflasyondur. Enflasyon dönemlerinde ulusal gelirden ücrete düşen paylar azalma eğilimi içine girer. Enflasyondan en çok etkilenen kesim ücretliler yani işçiler ve memurlar ile bütün dar gelirlilerdir.

            Ücret düzeyinin belirlenmesinde rol oynayan başka bir temel faktör sendika ve onun gerçekleştirdiği toplu sözleşmelerdir. Bir ülkede sendikalar ne kadar etkin ve sendikalı işçi oranı ne kadar yüksek olursa ulusal gelirde emeğin payı o derece büyür, gelir bölüşümü adaleti de gerçekleşir. Çünkü, işçiler adına hareket eden sendikalar işçiyle işveren arasındaki ilişkilerde pazarlık gücü dengesini sağlarlar. Sendikaların güçlenmesine yardımcı olan politikalar sosyal adalete katkıda bulunmuş olur.

            Emeğin ulusal gelirden adil bir pay almasının başka bir yolu asgari ücretlerin gerçekçi açıdan saptanmasıdır. Bu saptama özellikle örgütlenmemiş işçiler bakımından önemlidir. Çünkü, örgütlenmemiş işçilerin işveren karşısında pazarlık gücü hiç yoktur. Ancak, asgari ücretin yeterli ve adil olması gerekir. Bu duruma, ekonomik bakımdan güçsüz olanları korumayı ilke kabul eden sosyal demokrat partilerin iktidarları yolu ile daha kolay ulaşılır. Bununla birlikte enflasyon olgusunun süreklilik kazanmış olduğu ülkelerde ücretlerin gerçek değerini korumak için bunların sürekli olarak fiyat artışlarına göre ayarlanması gerekir. Bu ayarlama en az ücretler açısından yaşamsal bir önem taşır. Buna ulaşmak için kısa dönemlerde (ayda, iki ayda, üç ayda) otomatik ayarlama politikalarına gerek vardır.

            Devlet Memurları

            Ülkemizin sosyal politikası içinde memurların önemli bir yeri vardır. Sayıları birbuçuk milyon dolayına ulaşmış olup, memur emeklileri de yarım milyona yaklaşmış bulunmaktadır. Bu kesimin sorunları temel haklardan ve özgürlüklerden yoksun bulunmalarından, ücret ve çalışma koşullarının tek yanlı saptanmasından kaynaklanmaktadır. Bu durum hem sosyal politika, hem de demokratik siyasal rejim açısından üzerinde durulması gereken sorunlara neden olmaktadır.

            SODEP, çalışanlar arasında haklar ve özgürlükler açısından denge sağlamanın önemine ve yararına inanmaktadır. Bu nedenle, iktidar olduğunda memurların temel haklarını ve özgürlüklerini gerçekleştireceği gibi, memurlara iş güvencesi sağlamaya da öncelik verecektir.

            Esnaf ve Sanatkârlar

            Esnaf ve sanatkârlar, küçük işletmeler sahiplerinin bütünü kentsel orta sınıfı oluşturur ve bu kesim ekonomik, sosyal ve siyasal yapının temel ögelerinden biridir. Ekonomik yönden, geniş halk gruplarının gereksinimlerine büyük ölçüde cevap verir. Ayrıca, sanayide ürün ve hizmet sunan yan işletmelerdir. İş gücü yoğun bir kesim olması nedeniyle de geniş çapta istihdam sağlar, böylece hem ekonomik hem sosyal yönden ağırlık ve önem taşır. Özellikle ülkemizde, esnaf ve sanatkârların ve küçük işletmecilerin ekonomik, sosyal ve siyasal yaşam içindeki ağırlıklarının korunması ve geliştirilmesi gerekir. Bu, Anayasanın 173.cü maddesinde de belirlenmiştir.

            Ekonomik ve sosyal kalkınmada sanayileşmenin gereğine inanan SODEP sanayileşme sürecinde küçük girişimcilerin de organik büyüme ile sanayi kuruluşları haline gelebilmelerini özendirmenin gerekli olduğuna inanmaktadır.

            Örgütlenmelerinde, esnaf derneklerinin "meslek odalarına" dönüştürülmeleri sağlanmalı, ekonomik-sosyal dayanışmayı gerçekleştirecek olan kooperatifleşmelerine büyük önem verilmelidir. Esnaf ve sanatkarların araç, gereç, donanım, kredi, kefalet ve pazarlama sorunlarını çözmelerini amaçlayan çok yönlü (çok amaçlı) kooperatifleşmelerine ilişkin yasal düzenlemeler getirilmelidir.

            Özendirici önlemler içinde; küçük sanayi siteleri, toplu iş yerleri kurulmalı ve özellikle işletme verimini artıracak mesleki eğitim için örgün eğitimdeki meslek okulları ve enstitüleriyle iş hayatındaki uygulama arasında sıkı iş birilği sağlanmalıdır. Çırak-kalfa ve usta eğitimi bu iş birliği içinde oluşacaktır. Bu kesimin büyük sorunu olan kredi ve kaynak sorunu çözülmelidir. Kredi veren ana banka ile kefalet şeklinde garanti veren kefalet kooperatiflerinin bir "kalkınma ve yatırım bankası" biçimine dönüştürülmesi olanakları aramalı, özellikle kredi-finansman, alım-satım, pazarlama işlevleri çok yönlü kooperatifler aracılığıyla sağlanmalıdır.

            Sosyal Güvenlik

            SODEP, sosyal adalet içinde bir kalkınmayı devletin sosyal olma niteliğinin önkoşulu sayar. Sosyal adaletin gerçekleşmesi için kalkınmayı, gerçek bir kalkınma içinde adil bir gelir dağılımını gerekli görür.

            Sosyal güvenlik, toplumun ekonomik yönden güçsüz olan kesiminin, ekonomik geleceğini güvenlik altına almaktır.

            SODEP, devletin sosyal niteliğinin gerçekleşmesi için, her kesimin sosyal güvenlik sistemi kapsamına alınmasını amaçlar. Partinin Sosyal Güvenlik Sistemi yatırımcı, kapsamlı, yaygın ve gelir dağılımında adaleti sağlayıcı bir nitelik taşıyacak ve sosyal haklar konusunda eşitliği sağlayacaktır.

            Partimiz, bu anlayış içinde, başta ekonomik yönden güçsüz insanlarımız olmak üzere bütün halkımızın ekonomik geleceğini güvence altına almayı amaçlayan ve gelir bölüşümünde de adaleti sağlayacak bir sosyal güvenlik programı uygulayacaktır.

            Sosyal güvenlik kurumlarının yönetiminde birlik sağlayacak bu kurumların elde ettiği haklar ve yükümlülükler arasındaki farkların giderilmesine çalışılacak, sosyal güvenlik kurumlarının tek yönetimde birleştirilmesi gerçekleştirilecektir.

            Bu anlayış içinde sosyal güvenlik bütün toplumu kapsayacak biçimde yaygınlaştırılmalı, yaşlılık, ölüm, malüllük, hastalık, iş kazaları ve meslek hastalıkları, ev kadınları ve işsizlik sigortaları gerçekleştirilmeli, genel sağlık sigortasına ortam hazırlanmalıdır.

            Sağlık

            Kişilerin beden ve ruh sağlığı içinde yaşamaları Anayasal bir haktır ve bunu sağlamak görevi yasalarla Devlete verilmiştir. ülkemizde sağlık hizmetlerinin yeterli olduğu söylenemez. Bunun nedenlerinden en önemlisi bugüne kadar ülke gereklerine ve gerçeklerine uygun ulusal bir sağlık politikasının sürekli uygulanmamasıdır. Çeşitli dönemlerde saptanan sağlık politikaları kısa aralıklarla değişmeye uğramış ve bu sistemsizlik sağlık hizmetlerini daha da olumsuz duruma getirmiştir. Ayrıca ulusal sağlık hizmetleri için genel bütçeden ayrılan payın düşüklüğü de önemli olumsuz bir etkendir.

            Sosyal Demokrasi Partisi kırsal kesimden başlamak üzere gecekondular ve kentlere kadar bölgesel ve yöresel farkları da giderecek bir kalkınma programı içinde sağlıklı konut,temiz su, kanalizasyon, huzurlu bir çevre ve ortamın sağlanmasını amaçlamaktadır. Sosyal Demokrasi Partisi sağlık sorunlarına dar anlamıyla tedavi edici hizmetler yönünden yaklaşmaz. Sağlık konularını iş yerlerindeki çalışma koşulları ve güvenliğinden,dengeli beslenme konusuna kadar çok geniş bir çerçevede ele alır. Partinin sağlık politikasının temel ilkesi koruyucu hekimliktir. Ana-çocuk sağlığı hizmetleri, dengeli beslenme eğitimi ve olanaklarının sağlanması, sağlık hizmetlerinin sosyalleştirilmesi programı içinde, yaygınlaştırılacak  ve en uzak kesime kadar ulaştırılacaktır.

            İş ve işçi sağlığına özel önem verilecek, meslek hastalıklarının önlenmesi için periyodik tarama, inceleme erken teşhis ve erken önlemler alınmasına ilişkin yasal düzenlemeler getirilecektir.

            İş kazalarının önlenmesine özen gösterilecektir.

            Tedavi edici hekimlikte SODEP'in ilkesi hastayı bulunduğu yerde tedavi edebilmektir. Gerekli araç-gereç hekim ve yardımı sağlık personeliyle donatılmış (tam teşekküllü) bölge hastahaneleri kurularak uzak yörelerden tedavi için büyük illere gelme zorunluğu ortadan kaldırılmalıdır.

            Uzak ve seyrek yerleşim merkezlerinin hastahaneler ve ilk yardım servislerine erişebilmeleri için ambulans-helikopterlerden oluşan mobil üniteler kurulmalı, ilk yardım ve acil servisler yaygınlaştırılmalıdır.

            Bölge hastahaneleri, bölgesel tıp fakülteleri ile işbirliği içinde çalışarak karşılıklı yardımlaşma sağlanmalıdır.

            Yataklı sağlık kurumlarında tek elden, ortak bir düzen içinde yönetimi planlayan SODEP, bu kurumların yeniden organize edilmesini ve işletme verimliliğinin gerçekleştirilerek tedavi edici sağlık hizmetlerinin düzeyinin yükseltilmesini amaçlamaktadır.

            Hekim,hemşire, hasta bakıcı, ebe gibi sağlık personelinin nicelik ve nitelik yönünden geliştirilmesi için planlı bir eğitim programı  uygulanmalıdır. Hekimler ve sağlık personeli uygulama ağırlıklı bir çağdaş hizmet içi eğitim programıyla sürekli güçlendirilmelidir.

            Nüfus ve Aile Planlaması

            Türkiye nüfusu hızla artan bir ülkedir. Bu artış hızı, ekonomik büyüme ve ülke kalkınmasında olumsuz etki yapmaktadır. Ayrıca nüfusun hızlı ve sağlıksız artışı ana ve çocuk sağlığı bakımından da sakıncalıdır.

            Partimiz "Aile Planlaması" kavramını, "ailelerde zorunlu bir biçimde çocuk sayısını sınırlamak", anlamında değil, "ailelerin istedikleri zaman ve yetiştirebilecekleri kadar çocuk sahibi olabilmek haklarından yararlanmak" olarak kabul eder.

            Son onbeş yılda özellikle kentlerde doğum oranı azalmaya başlamıştır. Halkımız çocuklarını en iyi koşullarda yetiştirmek amacı ile aile planlaması yöntemlerinden ve eğitiminden yararlanmaktadır. Ancak bu hizmetlerin erişemediği veya gereği gibi değerlendirilemediği kırsal yörelerde analarımız istenmeyen hamileliklerden ilkel yöntemlerle kurtulmaya çalışırken hayatlarını yitirmekte ya da sakat kalmaktadır.

            Sosyal Demokrasi Partisi, aile planlaması hizmet ve eğitimini yurt düzeyinde yaymak, ailelere eriştirmek, gençleri eğitmek için, merkezi bir örgüt öngörür.

            SODEP, sağlıksız ve süratli nüfus artışı sorununu yalnız ekonomik ve ana çocuk sağlığı açısından sakıncaları yönünden değil, ayrıca insan olarak kadının onuruna saygısının da bir gereği kabul etmektedir.

            Eğitim

            Gelişmekte olan bir ülkenin en değerli hazinesi insan gücüdür. Gelişen toplumların kalkınması yalnızca sanayileşmeye yönelik maddi üretim araçlarına yapılan yatırımlarla gerçekleşemez, insana yönelik yatırımlar, özellikle eğitim, üretimde verimi arttırmayı sağlar.

            Bir toplumun oluşumunu ve varlığını sürdürmesi için gerekli olan eğitim işlevi salt eğitim kurumlarınca yerine getirilemez. Aileden işyerine ve meslek örgütlerine kadar uzanan kurumlar zinciri içinde birbirini tamamlayarak gelişir. Bu nedenle SODEP, eğitimin zaman içinde sürekliliği ile örgün ve yaygın eğitimin bütünlüğü ilkelerini benimsemektedir.

            Eğitim her yaşta herkese açık tutulacaktır. Temel eğitim ve orta öğretimdeki bütün öğrencileri günümüzde uygulanan klasik eğitim politikası doğrultusunda eğitmenin ülkemizin sosyal ve ekonomik kalkınması için gerekli insan gücünü sağlayabileceği düşünülemez. Bu nedenle eğitimi kavram ve sistem olarak toplumun bütün unsurlarıyla birlikte ele alacak Sosyal Demokrasi Partisi'nin eğitim politikası kalkınma politikasıyla birlikte programlaşacaktır.

            SODEP, Ulusal eğitim sisteminin çağın bilimsel ve teknik gelişmelerine paralel, toplumun hızla değişen gereksinimlerini karşılayacak nitelikte olması için özel sorunlara çözüm getirecek araştırmaların hızla yapılmasını zorunlu görür.

            Temel eğitimden başlayarak her dersin "müfredatına" çağdaş insan değerlerini öğretmeye yönelik bir düzenleme yapılacaktır. Genç kuşaklara insan onuruna kişi hak ve özgürlüklerine ve demokrasiye saygı ve toplumsal yaşamın görev ve sorumluluklarına ilişkin kavramlar verilirken bilgi, beceri ve yetenek geliştiren bir eğitim sistemi içinde erkenden üretime katkıda bulunacak yararlı kişiler olmaları sağlanacaktır.

            Meslek Teknik Okulları yurt düzeyinde yaygınlaşacaktır. Orta Öğretimin yarısında öğrencilerin ilgi ve yetenekleri doğrultusunda teknik-meslek okullarına ya da daha uzun süreli eğitime yönelebilmeleri için seçim yapmak olanakları sağlanacaktır.

            Eğitimde eğiticilerin değerinin bilinci içinde SODEP, öğretmen sorunlarına büyük önem vermektedir. Başta öğretmenlerin eğitilmeleri konusu olmak üzere devlet-öğreten ilişkisini, iş ve sosyal güvenlik önlemlerini ekonomik statülerini yeniden düzenleyecektir.

            Anayasanın 174. maddesinin deyimi ile, "Türk toplumunu çağdaş uygarlık seviyesine çıkarma ve Türkiye Cumhuriyetinin lâik niteliğini koruma amacını güden" yasalardan olan Tevhidi Tedrisat Kanunu, yalnızca imamlık ve hatiplik görevlerini yerine getirecek kişilerin yetiştirilmesi amacı ile okullar açılabileceğini öngörmektedir. Ülkenin din görevlisi gereksinmelerini ve bu alandaki Devlet Personel Planlamasını ve istihdam politikasını gözönünde tutmadan İmam Hatip liseleri adı altında açılmış okullar, adı geçen yasanın özüne ve sözüne aykırı olarak, toplumun her kesiminde görev alacak kişileri yetiştirme amacına yönelmiştir.

            SODEP, bu durumun Anayasa ve yasalara uygun duruma getirilmesi ve Atatürk ilkelerini benimsemiş din görevlileri yetiştirilmesi gereğine inanır.

            SODEP, din görevlilerinin eğitim düzeyinin yükseltilmesini ve her düzeyde yüksek öğrenim görmüş lider kadroların ülke kalkınması ve sosyal kalkınma yaklaşımlarında etkin görevler yapmasını öngörür.

            Batı uygarlığı içinde yer alan ve bu yerini güçlendirmek isteyen bir ülkenin insanlarının yaygın batı dillerinden birini bilmesi zamanımızda kaçınılmaz bir zorunluk haline gelmiştir. Ana-Babaların, çocuklarını bu dillerden birini öğreten okullara yerleştirebilmek için katlandıkları özveriler, bu zorunluğun toplumumuz tarafından benimsendiğinin bir kanıtıdır.

            SODEP, okul çağındaki çocuklarımızın, bir batı dilini öğrenerek hayata atılmaları olanağının, belli okulların ve toplumun belli kesimlerinin tekelinden çıkarılarak, bütün öğretim kurumları eliyle sağlanmasını amaçlar.

            Yüksek öğrenim Kurumu (Y.Ö.K.)

            SODEP; yüksek öğretim işlevinin özerk üniversiteler eliyle yerine getirilmesinin gereğine inanır.

            Üniversiteler özgür ve bağımsız bir düşünce ortamı içinde bilimsel çalışma yapan, bilim ve teknik üreten, ürettikleri bilim ortamı içinde meslek adamları yetiştiren yüksek öğretim kurumlarıdır. Bu kurumların (üniversite) niteliğini koruyabilmeleri için öğretim elemanlarının bilimsel çalışmalarını ve araştırmalarını hiçbir kuşkuya kapılmadan özgürce yapabilmeleri gerekir. Öğretim elemanlarının meslek güvenceleri olmadan özgür çalışmaları olanaksızdır. Bu nedenle bilimsel özerklik ve idari özerklik arasında sıkı bir ilişki vardır. Bugünkü Anayasa üniversiteleri, yalnız bilimsel özerkliği olan kurumlar olarak tanımlamış olduğuna göre, idari düzenlemeler yapılırken bilimsel özerkliğin zedelenmemesine en büyük dikkatin gösterilmesi gerekir. Meslek ve gelecek güvencesi bulunmayan bir bilim adamının yan tutmadan ve etki altında kalmadan bilimsel araştırmasını sürdürmesi beklenemez.

            Yüksek Öğretim Kanunu'nun uygulanmasıyla her kademede yöneticinin (rektör, dekan, enstitü yüksek okul, bölüm ve bilim başkanlığı gibi) atamayla göreve getirildiği, her yöneticinin eğitim ve araştırma alanlarına kadar kendinde her konuya karışma yetkisi görebildiği  İdari yetkilerin denetimsiz ve taraflı bir biçimde kullanılabildiği bir ortamda üniversitelerin bilimsel özerkliğinden söz edilemez.

            YÖK yöneticilerinin kendilerinin hiçbir makam tarafından denetlenemiyeceği güveni içinde, aslında yasaya da uymayan uygulamasının, Türk üniversiteleri ve yüksek öğretim kurumlarını ne duruma getirdiğini kamuoyu açıkca görmüştür. Cumhuriyet döneminde kırk yıldır, özenle yetiştirilmiş yüzlerce öğretim üyesi ve bilim adamı üniversitelerden ayrılmakta, insan gücü ve istihdam politikası göz ardı edilerek artırılan kontenjanlarla eğitim düzeyi giderek düşürülmektedir.

            SODEP, Yüksek Öğretim Kanununun köklü bir biçimde değiştirilerek, Türk Üniversitelerinin bilim üreten, yayan ve ülkeye yararlı insanlar yetiştiren kurumlar durumuna getirilmesi zorunluğuna inanır. Bu yoldaki değişikliğin biran önce gerçekleştirilmesi için çaba harcamaya kararlıdır.

            Gençlik Sorunları

            Türk toplumu genç bir toplumdur. Toplam nüfusun ortalama % 27.4'ünü genç nüfus oluşturur. Geleceğin güvencesi olan gençlerimizin sorunları partinin en önemli konularından biridir. Gençlik, toplumun biyolojik ve psikolojik bir gelişme, olgunlaşma ve değişim içinde bulunan bir grubudur. Toplumdaki dengeler, teknolojik değişmeler, sanayileşme kentleşme, hızlı  nüfus artışı, gelir dağılımındaki dengesizlik ve işsizlik gibi çeşitli nedenlerle ve etkenlerle bozulduğu zaman, bu dengesizlikten en fazla toplumun en duyarlı kesimi olan gençlik etkilenir. Ülkemiz gibi bu sorunları yoğun ölçüler içinde yaşayan bir toplumda gençlik sorunlarının boyutlarının da daha büyük olduğu kuşkusuzdur.

            Öğrenci gençliğin ve okul dışı gençliğin bütün gereksinimlerini çözümlemek için gençlik kültür ve spor konusunda yeni bir devlet politikasına gereksinim vardır.

            Gençlerimizin demokratik yaşam bilinci içinde ve sosyal bir kaynaşma ile barışsever insanlar olarak gelişebilmeleri, ülke birlik ve bütünlüğünün en güvenilir savunucuları olarak yetiştirilebilmeleri için eğitimlerine özen gösterilmeli enerjilerini yönlendirerek çağdaş anlamda bir program uygulanmalıdır.

            SODEP, bu alanda yapılacak her türlü devlet yatırımının toplumsal barış ve ulusal kalkınma için önemli olduğu inancındadır.

            SODEP ayrıca, gençlerin kendilerine ait sorunları dile getireceği ve yönetimlere yardımcı olacağı ve böylece, yönetimler ile gençlik arasındaki geniş boşluğu doldurarak, gençlik, kültür ve spor hizmetlerinde verimliliği arttıracak, ulusal bir gençlik örgütünün devlet eliyle kurulmasını yararlı bulur.

            Gençlerin hayat yolundaki mücadelelerinde, devletin kendilerine sağlayacağı; yurt, burs, sağlık bakımı, beslenme gibi olanakların arttırılmasını gerekli gören SODEP, özellikle, okuma olanakları kısıtlı gençlere fırsat eşitliği sağlamak için; yatılı okullar, öğrenci yurtları ve mediko-sosyal yardım merkezleri sayısının yeterli bir düzeye getirilmesini öngörür. SODEP'e göre gençlerin okul içinde ve dışında kültürel, sanatsal ve sportif çalışmaları özendirilmelidir. Heves duydukları alanlarda yeteneklerini geliştirmek amacı ile, resim, müzik, halk dansları, sahne sanatları, okuma, yazı sanatı, spor teknik ve bilimsel çalışma ve benzeri etkinliklere katılabilecekleri gençlik kültür merkezlerinin yurt çapında yayılması sağlanmalıdır. Gençlik, spor eğitimi ve yarışma olanaklarından yararlanarak; kurallara saygılı, hakça yarışan, mert karakterli, mücadeleci ve güçlü insanlar olarak yetiştirilmelidir. Bunun için, her türlü spor yeteneklerini belirleyici ve özendirici, eğitici yaz kampları yaygınlaştırılmalıdır.

            SODEP, ülkenin geleceği açısından önem verdiği yukarıdaki sorunların çözümlenmesi için sorumluluk yüklenecek tüm kurum ve kuruluşların ulusal bir koordinasyon ile güçbirliği içinde çalışmasını da öngörür.

            Bilim ve Sanat

            SODEP, bilimsel ve teknolojik araştırmaya gerçek değerini verecektir. Bilimde ve sanatta yaratıcı araştırmanın gelişmesi için gerekli ortam özgürlüktür. Yüksek öğrenimin yanısıra bilimsel araştırma alanında da yaratıcılığı özendirecek devlet desteği zorunludur. Doğa bilimlerinde olduğu kadar sosyal bilimlerde de aynı doğrultuda devlet eliyle, devlet desteğiyle özendirici önlemler sağlanmalı, gerekli kurumlar oluşturulmalıdır.

            SODEP, toplumdaki üretici güçlerin iyi bir toplumsal düzen içinde gelişeceğinin bilincindedir. SODEP'in tasarladığı toplum düzeninde insan en yüce varlıktır. Bu varlık "özgürleştirilmiş insan"dır. İnsanın mutluluğuna yönelmeyen, onu özgür kılmayan bir toplumsal düzende eşitlikten de söz edilemez.

            Parti, yazım ve bütün sanatları kapsayan etkinlikleri insanı özgürleştirmede etkili bir araç olarak görür. Sağlıklı bir toplumun, mutlu bir yaşamın gerçekleşmesinde sanat ve yazın gibi yaratıcı kültürel etkinliklerin büyük payı vardır.

            Toplumla sanatçı arasındaki ilişkinin en yaygın, dengeli biçimde gelişmesi partinin halkçılık ilkesinin de bir gereğidir. Sanat etkinlikleri toplumun tüm kesimlerine yayılmalı ve katılıma açık kılınmalıdır.

            Devlet sanatı ve sanatçıyı desteklemelidir. Bu destekleme yığınlara yönelen tiyatro, sinema gibi sanatlardan başlayarak bütün görsel, işitsel ve düşünsel sanatları da kapsamalıdır. Devlet desteği sanatçının özgürlüğünü kısacak, sınırlayacak bir nitelikte değil, tersine bağımsızlığını ve özgürlüğünü sağlayacak biçimde olacaktır. SODEP, sanatta ön denetimin (sansür) her türlüsünü sınırlayıcı ve gelişimi engelleyici saymaktadır.

            Parti, halkımızın kültürel birikimini bilimsel yöntemlerle araştıran, derleyen, geliştiren ve yayan bir kurumun ve arşivin geliştirilmesinden yanadır.

            SODEP'e göre devlet yaratıcının ve sanatcının her türlü haklarını ve özgürlüklerini korumalı, sosyal güvenliğini sağlamalıdır. Bu, çoğulcu demokrasinin olduğu gibi sosyal devletin de gereğidir.

            Dil, düşüncenin biçimlenmesinde yazın ve sanatın oluşmasında, kültürel bağımsızlığın geliştirilmesinde bir araçtır. Atatürk'ün belirttiği gibi  "ülkesini, yüksek bağımsızlığını korumasını bilen Türk ulusu, dilini de yabancı diller boyunduruğundan kurtarmalıdır". SODEP, Türk dilinin özleşmesi, sanat ve bilimin her alanında yeterli duruma gelmesi için başlatılan dil devriminin Atatürkçülüğün üç temel ilkesi olan devrimcilik, halkçılık ve ulusculuğun sonucu olduğunun bilincindedir.

            Parti programından yukarıda bazı bölümlere kısaltılmış olarak yer vermeyi SODEP'i kuranların nasıl bir Türkiye düşündüklerini, bugün bunlardan hangilerinin gerçekleştiğini veya daha geriye gittiğini - İmam Hatip okullarındaki uygulamada olduğu gibi -  görebilmeye yararlı olmak için gerekli  saydım.