BİR SU VER

 

Gözlerine bakıp kınalı elden

Yerine kalaylı tastan bir su ver

İsmini sayıklar düşürmem dilden

Susamış sevgine hastan bir su ver

 

Son bir kez ellerin elime değsin

Kulağımda kalsın son kez bir sesin

Biliyorum artık görmeyeceksin

Kurudu dudağım yastan bir su ver

 

Fayda yok geçmişi anıp övmenin

Azabı böyle mi çıkar sevmenin

Bir de öldüğümde ardımdan benim

Yazılsın ne olur destan bir su ver

 

Tüm dostları bir araya getiren

Bir dert ki sevgiyi yiyip bitiren

Gönülden gönüle haber götüren

Hizmetinde gönül postan bir su ver

 

AHMET CANBABA

 

DERİNCE

 

Fazla tamah etme biter eldeki

Bulgur Tosya’ya giderken pirince

Bir düşün özünden çıkmış güldeki

Dağılan kokuyu rüzgar esince

 

Sözüm size çevrenize bakının

Bir nasihat kalp kırmaktan sakının

Yıllarca görmediğin bir yakının

Mutlu eder düşlerine girince

 

Gün gelir yaşlılık tak kapınızda

Takat biter bir gün kesilir hızda

Kekremsi bir tat bırakır ağızda

Bir meyve ki yenir ancak erince

 

Kimisi sırtını yaslamış dağa

Kimi yerde hakim her şeye ağa

Orada tarumar olmuş bir doğa

Burda şimdi her şey yerli yerince

 

İster gelecek ye ister gün yaşa

Öyle çok şey var ki gitmeyen hoşa

Çıkmak mümkün değil çabalar boşa

Bir girdabın içindeyim derince

 

AHMET CANBABA

 

SEVMEK İLAÇTIR

 

Sevgiye doymayan kişi

Demek ki sevgiye açtır

Sevenin sevmekse işi

Hayati bir ihtiyaçtır

 

Aşkın derince dalmak

Gelsin diye haber salmak

Gönülden bir buse almak

Yerine göre ilaçtır

 

Kucak açar neden sana

Aşkı meftun eden sana

Der bilirim giden sana

Sürmeli göz siyah saçtır

 

Gözü düşmedi gözünden

Mana çıkardı sözünden

Öptü okşadı yüzünden

Sordu kıza yaşın kaçtır

 

Sevgi süreç aşk sonuçtur

Aşk ki sevgide son uçtur

Sonrası ihanet suçtur

sevmek yoksa yaşam hiçtir

 

AHMET CANBABA

 

ASALAK

 

Şu bizim x,y,z ile anlaşan,

Öyle yavaş değil hızlı birisi.

Köpeksiz köyde çomaksız dolaşan,

O malı götüren gizli birisi.

 

Saklıyı, gizliyi önce o duyar,

En yüksek makama çiviyi koyar.

Kimlerle eğlenir, nereyi soyar,

Biraz sazlı, biraz sözlü birisi.

 

Maaşı yetmeyen peşinde açlar,

Azarlar kimini, kimini suçlar,

Kestane renginde kıvırcık saçlar,

Açık kahverengi gözlü birisi.

 

Elini bir değsin sular bulanır,

Koku alsın bir yerlerden yalanır,

İhalede böylesi zor elenir,

Fiatı oldukça tuzlu birisi.

 

Din cambazı sorsan hiç haram yemez,

Koyu müslümandır yalan söylemez.

Her olur olmaza çabuk “he” demez,

Rica, minnet bilmez nazlı birisi.

 

AHMET CANBABA

 

 


YENİDEN YARATMAK

 

Yüreğimiz mangal gibi olmasa

Yeniden sever miydik

Sırat köprüsünden geçer miydi aşk

Karanlığa ninni söyler miydi baykuşlar

Hiç farkında olmadan geçerken güne yarın

Esiri olur muyduk

Duyguların/Sessizliğim senin olsun

Yalnız kalbimin atışlarını duy

Yaşamı son deminde ellerin

Kalkmasın bir elveda demeye

Gelin verelim elele sevda gönüllere

Bir dünya yaratalım

İçinde savaş olmayan

Elerimizde bir tutam ışıkla

Sessizliğim senin olsun

Birde arzulanan yalnızlığım

İçimde söküp atamadığım acılarım

Senin olsun/ O acılarımda bazen

Bir hüzün kadar sevinçte olur

Unutulmaya yüz tutmuş anılarıma

Alır götürür beni/ Bir şeyler hatırlatır

Uçsuz bucaksız beynimin evreninde

Bir şeyler hatırlatır

Kıyısından köşesinden yaşadıklarımın

Onun için gülerim bazen kendi kendime

Arzularımı kaçırırım kıl payı

Gök yüzünün lekesiz maviliğinde

Seninle bir dünya kurarım

Sevda yollarında sevda türküleri söyleyerek

Bazen denize karşı

Deniz dalgalarının kıyılara vurduğu köpüklerde

Dalgın bakışlarımda yıkanır kötülüklerin

İçindeki kinin nefretin

Bembeyaz bir çamaşır gibi

Bütün iyilikleri  güzellikleri

Giydiriveririm bedenine

Hele bir de yeni bir ruh verdim mi

Değme keyfine seninle yaşamanın

 

AHMET CANBABA

 

 

HÜSEYİN KARAMAN

1975 yılında Kütahya Simav da doğdu. İlk, orta ve lise’yi Simav da tamamladı. Üniversite öğrenimini AKÜ  Türk dili ve edebiyatı bölümünde yaptı. Halen aynı üniversitenin Türk Edebiyatı Eğitim dalında master, yüksek lisans öğrencisidir. Şu anda Manisa’nın Selendi ilçesinde Türkçe öğretmenliği yapmaktadır. Her türde yazı çalışmalarına, lise yıllarından beri devam etmektedir. Şiir ve yazılarını Sevgi Yolu dergisinde yayınlamaktadır.

 

 

YÂR

 

Gel bu gönül oyunu bitsin yâr,

Hasretler yuvamızdan gitsin yâr.

Sımsıcak yüreklerimiz kansın;

Aşk uçurumlarına itsin yâr.

 

Canın, can toprağında çimlensin,

Dudağın dudağımda demlensin,

Vakitler bitmesin hep zamlansın,

Tenimi körüğün eritsin yâr.

 

Kurumasın ömür ağacımız,

Sevgidir sağaltan ilacımız.

Canlı cansız her şey duacımız,

Sayılmaz hazine, gömütsün yâr.

 

ERİŞİLMEZLİĞİN

 

İnce dallı ağaç uçlarındaki,

Erişilmez meyve gibisin.

Uçan kuşlar kapar seni,

Herkes bu yüzden hırpalar,

Düşürür yar seni.

Yüceliğinin tadına göz diktim,

Endamın ayartır, yakar beni.

 

KIRILDI KANADI

 

Kırık dökük ülkende

Canavarlar kapışırken,

Gözü dönmüş eşkıyalar

Korkuttu yüreğini.

 

Elleri titrek, korkulu insan

Salarken fikrini canavar üstüne,

Düştü canı,

Canına can katan yolu üstüne.

 

Hayatın tadı, sevdanın adı

Bulunmaz olunca şehrinin

Bütün sokaklarında, bütün hücrelerinde

Kırıldı kendi göklerindeki

Bütün kuşların kanadı.

Kanadı.

Kanadı...

O insanın sonsuz kucağıydı.

Bilmeden insanlar,

Sonsuzu kucaklayana kıydı. 

 

HÜSEYİN KARAMAN

 

YOKSULLUK

 

Bilmem ki elinden nereye gitsem

Şaşırıp kalmışım darda yoksulluk

Kime gitsem kime şikayet etsem

Aklımı aldın sen burda yoksulluk

 

Hiç eksik olmadı boranım kışım

Yerle bir eyledi fırtına hışım

Bak senin yüzünden ağrıdı başım

Göster dostluğunu nerde yoksulluk

 

Bedenim gül gibi sarardı soldu

Dost bildiklerim şimdi el oldu

Can ile cananım saçını yoldu

Yüreğim yanıyor korda yoksulluk

 

Borç gırtlağa çıkmış yüze bakamam

Dostum düşman oldu ele çıkamam

Odun kömür alıp soba yakamam

Virane hanemiz harda yoksulluk

 

El alem ne bilir yoğun varını

Aç yavrularında doymaz garını

Şükürle bekliyor amma yarını

Dost cemali’n her gün zorda yoksulluk

 

13/06/1998  

 

 HÜSEYİN KARAMAN

 

KIZILIRMAK

 

Nasıl kıydın benim bir tek oğluma

İçime kor attın sen Kızılırmak

Kendi küçük amma gönlü dağlıma

İnsafsızca çattın sen Kızılırmak

 

Onu sevenlerin dinmez göz yaşı

Başına toplandı dostları eşi

Daha gencecikti on altı yaşı

Mehmet’i ne yaptın sen Kızılırmak

 

Aylardan Temmuzdu günlerden Pazar

Andıkça o günü yaram hep azar

Neyleyim yavruma kazdırdın mezar

Koç yiğidi yuttun sen Kızılırmak

 

Nede çabuk geldi acı haberi

Ne desek faydasız buymuş kaderi

Bu günde aynısın ezelden beri

Boz bulanık aktın sen Kızılırmak

 

Yeter Dost Cemali söyleme yeter

Evlat ana baba gözünde tüter

Yazmıyor kalemim sözlerim biter

 Nice canlar yaktın sen Kızılırmak

28/07/1998

 

HÜSEYİN KARAMAN

BU GECE

 

Çınlıyorken sesin kulaklarımda,

Dinledim inledim durdum bu gece

Türkülere döndüm dudaklarımda

Dilime doladım sardım bu gece

 

Kapıldım aşkının coşkun seline

Aşığım bilerek düştüm eline

Beni sana yiten sevda yeline

Sebebi ahvalin sordum bu gece

 

Yaktı şu kalbimi al yanakların

Bülbülü olmuşsun hep konakların

Gönlümü kopardı göz çanakların

Ateş aldı beden yurdum bu gece

 

Gündüz hayalimsin gece düşümsün

Gözümdeki fersin hem de kaşımsın

Dost cemali derki kendi başımsın

Nihayet farkına vardım bu gece

 

13/12/1997

 HÜSEYİN KARAMAN

 

BULUŞUN YETER

 

Uzaktasın diye unuttun sanmam

Hayalde yanımda oluşun yeter

Her dostum diyene aldanıp kanmam

Senin bu gönlüme doluşun yeter

 

Dost bağrında birlik diye çağırdım

Belki insanlara yüktüm ağırdım

Az mı feryat ettim az mı bağırdım,

Üzülüp saçını yoluşun yeter

 

Kırılıp atılsan dostun bağında

Bülbüle naz etme sevda çağında

Bir gonca gül iken gönül dağında

Gözünü kırpmadan soluşun yeter

 

Hainler safına düzülmüyorum

Namerde el pençe büzülmüyorum

Vuslat uzak diye üzülmüyorum

Gelip DOST CEMALİ buluşun yeter

 

04/12/2000

 

HÜSEYİN KARAMAN