SONUÇ
Kentiçi ulaşım
hizmetleri, iki binli yıllarda bugünkü gibi yerel yönetimlerin koordinasyonu
çerçevesinde özel kuruluşlarca verilecektir. Ancak iki binli yıllarda
özelleştirme hikayesi de gerek merkezi düzeyde gerekse yerel düzeyde bitmiş
olacaktır. Kentiçi ulaşım hizmetlerin özelleştirilmesi gelişmiş batı
ülkelerinde 1980'li yıllarda başlamıştır. Bu özelleştirilme çalışmaları gerek
merkezi yönetim düzeyinde gerekse yerel yönetimler düzeyinde hedeflenen
sonuçlara hala tam olarak ve tartışmasız biçimde ulaşıldığı anlamına
gelmemektedir. Bu uygulamaların en optimum noktası zamanla tecrübe olarak
bulunacaktır.
Dünya, kentlerinin
gelişimi nedeniyle kriz yaşamaktadır. Kentlerde yaşayan nüfus hızla
artmaktadır. Bu kentler, özel araçlar nedeniyle de daha da yayılmaktadırlar.
Merkezi bölgeler bozulmakta, enerji tüketimi ve buna bağlı emisyonlar da
artmaktadır. Sonuç olarak, kentler verimli iş alanları yaratmamakta ve küresel
çevreyi tehdit etme boyutlarına ulaşmaktadır. Trafik, kentlere hizmet
edeceği yerde onları tüketmektedir.
Nazım Plan ile uyumlu
Ulaşım Nazım planının en kısa zamanda tamamlanarak, ulaşıma yönetik altyapı
yatırımları bu plan çerçevesinde değerlendirilmelidir.
Küçük kapasiteli karayolu
taşıtları ve özellikle özel otomobillerin taşımada ve trafik içindeki paylarını
azaltabilmek için, toplu taşımaya önem verilmeli, toplu ulaşım cazip hale
getirilmeli, toplu taşımada yeraltı raylı sistemler teşvik edilmeli ve varsa
kentiçi suyolu taşımacılığına öncelik tanıyan bir politika benimsenmelidir. Bir
anlamda iki binli yıllara girerken yatay toplu ulaşım mantığından dikey toplu
ulaşım mantığına geçilmelidir ki ulaşımda yığınsallık ortadan kalksın.
Kentin Ekonomik Gelişmişlik Düzeyi:
Büyük kentlerde ulaşım
sorununun çözümlenememesi, daha çok yoğun nüfus artışı nedeniyle olduğu
bilinmektedir. Bu açıdan her şeyden önce, büyük kentlere göç olayının önlenmesi
yönünde gerekli tedbirler zaman kaybetmeden alınmalıdır.
Kentin Sosyo Kültürel
Profili:
Dünya 2000 yılında
yaklaşık 6.4 milyar nüfusla daha kalabalık, daha kirli, ekonomik ve ekolojik
açıdan daha sorunlu olacaktır. İki binli yıllarda dünyanın kentsel-kırsal nüfus
dengesi, tarihte ilk kez, kentsel nüfus lehine değişecektir. Nüfus artışı sayı
olarak daha fazla olacak, artan nüfusun yüzde 90'ı azgelişmiş ya da gelişmekte
olan ülkelerde ortaya çıkacaktır.
İki binli yılların dünyasının
endüstri toplumundan bilgi toplumuna, işgücü ağırlıklı ekonomiden yüksek
teknoloji ağırlıklı ekonomiye, ulusal ağırlıklı ekonomiden dünyü ekonomisine,
merkezi ağırlıklı yönetimden yerel yönetime, temsili demokrasiden daha
katılımcı demokrasiye, planlı (merkezden) ekonomiden sosyal piyasa ekonomisine,
devlet karşısında bireyin haklarının daha önemli hale gelmesine doğru bir
yönelim yaşayacağı tahmin edilmektedir.
Bütün dünya 2000'li
yıllara göre toplumların yapıların da ortaya çıkan bu gelişmelerin odak
noktasını kentler oluşturmaktadır. Bu
kentlerin trafik yapısı da binlerce taşıtın on binlerce kişinin içinde
bulunduğu bir işletmedir. Bu işletme kentiçi toplu ulaşımın cazip hale
getirilmesi, yatay ulaşım mantığı yerine dikey/alternatif kentiçi ulaşım mantığına
gidilmesiyle çekilebilir hale gelecektir.
Yerel yönetimlerle birlikte
özel ve kamu sektörü ciddi fayda ve maliyet analizleri yaparak, kamu ulaşım
araçlarıyla insanların rahatlıkla evinden işine, işinden evine gidebilecek
şekilde koordine edebilirler. Aynı şey şehiriçi ulaşımın dışındaki konularda da
uygulanabilir. Bunun için insanların daha az araba ve daha az kola ile
yetinmesini öğrenmeleridir. Bu ise etik bir boyut taşır ve değer yargıları
içerir.(62)
Yanlışlar üzerine
kurulacak bir sistem çözüm olmayacak, daha büyük sıkıntıları beraberinde
getirecektir. Şu da iyi bilinmelidir ki hiç kimseyi üzmeyen bir çözümleme veya
tasarlama mümkün değildir.
(62) Gürdoğan, E. Nazif; Kültür ve Sanayileşme,
(II. Baskı), İz Yayıncılık, İstanbul, 1991, sh. 88.