İKİ BİNLİ YILLARDA YEREL YÖNETİMLER VE ŞEHİRİÇİ ULAŞIM

İKİ BİNLİ YILLARDA YEREL YÖNETİMLER VE ŞEHİRİÇİ ULAŞIM
SORUNLAR ve ÇÖZÜM YOLLARI


 

GİRİŞ

İnsanoğlu, ileriye doğru bir sıçrama hamlesinin içinde olmuştur varolduğu veya dünyaya teşrif buyurduğu günden beri. Yeryüzünde Allah'ın halifesi olan insanlar çoğunlukla çatışma içinde olmuşlar, azgınlık dönemi geçirmişler ve bu azgınlık dönemlerinde kendilerine elçiler gönderilmiş, kendileriyle çatışmışlar, karşısındakilerle çatışmışlar, kendi örgütü topluluğu dışındaki dünya ile çatışmışlar, tabiatla sürekli mücadele içinde olmuşlardır.

Bütün bunların yanında bütün bu çatışma ve savaşlara rağmen Yüce yaratıcının da kendilerine verdiği üstün akıl, düşünme ve temel bilgi sayesinde sürekli ama sürekli ilerlemişlerdir. Bütün bu çatışmalar çoğunlukla daha iyi bir yönetim vaat etme kaygısından ve azımsanamayacak kısmı da iktidar hırsından, gücün izhar edilme kaygısından kaynaklanmak tadır.

21. yüzyıla girerken bütün dünya insanları beraberce barış içinde yaşamanın yollarını, dünyayı daha iyi ve yaşanabilir kılmanın çarelerini aramaya başlamışlardır. Bunun için, "Habitat ve "Gündem 21" gibi girişimlerde bulunulmaya başlanmıştır. Gündem 21  Rio Deklerasyonu'nda yer alan ilkelerin uygulama belgesidir. Yani gündem 21 ile dünya 21. yüzyıla hazırlanacaktır. Yerel yönetimlerle ilgili olarak ta "Yerel Gündem 21"ayrı bir alt faaliyet dalı olabilir. Gündem 21 eylem planının yerel düzeyde gerçekleştirilmesi için bir aşama olarak görülerek bu alandaki faaliyetler zincirinde ciddi bir yeniden yapılanma programının hazırlıkları yapılmaktadır.

Çağdaş gelişmeler sonucu ortaya çıkan "teknik devlet" "bilgi çağı" gibi kavramlar, klasik anlamda "siyasetçi" nin rolünü azaltmakta, kamu yöneticilerine, kamu politikalarının formüle edilmesinde daha fazla katılma imkanı sağlamaktadır.(1)

İki binli yılların dünyasının endüstri toplumundan bilgi toplumuna, işgücü ağırlıklı ekonomiden yüksek teknoloji ağırlıklı ekonomiye, ulusal ağırlıklı ekonomiden dünya ekonomisine, merkezi ağırlıklı yönetimden yerel yönetime, temsili demokrasiden daha katılımcı demokrasiye, planlı (merkezden) ekonomiden sosyal piyasa ekonomisine, devlet karşısında bireyin haklarının daha önemli hale gelmesine doğru bir yönelim yaşayacağı tahmin edilmektedir.

Bütün dünya 2000'li yıllara göre toplumların yapılarında ortaya çıkan bu gelişmelerin odak noktasını kentler oluşturmaktadır. Demokrasinin yeniden kurulması, yada geliştirilmesi yoğun bir biçimde tartışılıyor.

Ulaşım, insanın en temel hareket alanlarına zemin teşkil eden mekan, zaman ve rahatlık olgularına hitap eden bir olaydır. Yani, insanlar ulaşım araçlarını bulunduğu mekandan daha farklı mekana ulaşabilmek için en kısa zamanda ve en rahat bir şekilde yer değiştirebilmek için kullanır. Her zaman bilinmelidir ki, ulaşım insanlar içindir, taşıtlar için değil. 21. yy' da ya da bilgi toplumunda veya hutta III. dalga toplumunda bu slogan ulaşımda temel esas olacaktır.

 1927' yılında ülkemiz şehir  nüfusunun toplam nüfusa oranı % 24 iken bu oran 1960' da % 35'e, 1990 nüfus sayımı rakamlarına göre % 59'a çıkmıştır.(2) 1993 yılında % 61'e (3) 1995 yılında 64.9' a, 2000 yılında ise % 75 olacağı tahmin edilmektedir. Ayrıca yüzyılın sonunda 11 kentimizin nüfusu da 5 milyon sınırını aşmış olacaktır. Bütün bunlar büyükşehir belediyelerinin de önemini ortaya çıkarmaktadır.

Beşer yıllık nüfus sayım dönemlerine bakılırsa, kentleşmenin hızında 1960-1970 döneminden itibaren göreceli bir yavaşlama olduğu dikkati çeker. 1965' i izleyen üç nüfus sayımı döneminde yıllık ortalama kentleşme hızı, sırasıyla, % 7.2,  % 6.3,  % 4.3, olmuştur. Kentleşmenin hızında görülen bu yavaşlamada; tarım ürünleri taban fiyatların yüksek tutulması, hızlı enflasyonun kentte yaşamayı güçlendirmiş olmasının payı vardır. 1975-80 yıllarına doğru özellikle büyük kentlerde yer alan şiddet olaylarının artmasının da bu sonuçta etkisi olmuştur.

Bütün bu yavaşlamalara rağmen kent nüfusu sürekli olarak artmaktadır ve sorunlar da aynı şekilde büyümektedir. Bu büyüyen sorunlar her yıl binlerce ulaşım aracının trafiğe çıkmasıyla giderek daha da içinden çıkılmaz hale gelerek kronikleşme eğilimine doğru gitmektedir.

Bu ortamda giderek önem kazanan kentiçi ulaşım sorunları özellikle İstanbul şehri gibi eski yerleşim yerlerinde hayatiyet kazanmıştır. 21. yy' a girerken bu tür şehirlerde alternatif ulaşım imkanları araştırılmaya başlanmış, yatay toplu ulaşım sistemi dikey toplu ulaşım sistemine doğru değişme evresine girilmiştir.  Bu konunun bir ucu finansal imkansızlıklar, bir  ucu fiziki, tarihi ve kültürel doku, bir ucu da özellikle kentiçi hava yolu taşımacılığı bütün dünyada teknoloji yetersizliği sebebiyle sınırlanmaktadır.