EYÜPSULTAN
ŞEHRİ VE ESTETİK
GİRİŞ
Dünyada
çok hızlı değişim ve gelişmeler oluyor. Ülkemiz de büyük yapılanmaların
başlangıç iklimine girmiş durumdadır. Bu açıdan İstanbul da geleceğe
hazırlanıyor. Eyüp şehri de İstanbul'un manevi direklerini barındırmakta,
onlara han-ü manlık yapmaktadır. Eyüpsultan şehri maddi ve özellikle manevi
yapısıyla adeta tüm İstanbul'un paratoneridir.
Günümüzde
ket estetiği, konut yerleşimleri, apartman yapıları, komşuluk ilişkileri sosyal bir ademimerkeziyete uğramış
ve aynı şekilde egosantrik/ekosntrik hatta oportinist yaklaşımlarla ciddi bir
erozyona uğramıştır. Geleneksel şehir yapısındaki mütevazı konutlar, yatay
ve/veya dikey kibrit kutusu şeklinde beton bloklardaki hücrelere tahavvül
etmiş, daha geniş açıdan ise herkesin birbiri hakkında bilgi sahibi olduğu ve
zincirleme olarak kefaletin tesis edildiği bir yapıdan kendi bloğundan ziyade,
kendi alt üst katta oturanlardan hatta hatta dört daireli apartmanlarda kendi
katında ikamet edenlerden dahi bihaberdir.
Genel
manada şehir konusunda ise olaya daha makro boyutta bakılmıştır. Birebir
ilişkilerinden ziyade, şehir yapıları ve bu yapılanmanın maddi ve/veya manevi
temelde insanların kültürel ve ekonomik yapıları paralelinde bakılmıştır.
Osmanlı'nın
dini ve sivil mimarisinin nadide örneklerinin kalıntılarını içinde bulunduran
bu kutsal belde, Türklerin ilk yerleşim merkezi olma özelliğini de kendinde
bulundurmaktadır.
Osmanlı
ruhunun rakikliğini, nezafetini, zerafetini tüm eserleriyle yaşatan ve yansıtan
Eyüpsultan. İçine girildiğinde insana huzur ve mutluluk bahşeden, çıkıldığında
ise hasret ve özlem veren Eyüpsultan...
Avrupa
toprağının bittiği sahilde İslam cennetinin bir bahçesidir Eyüpsultan. Ve
burada yaşayanlar da bu belde-i Tayibe de yaşamanın ayrıcalığını
yaşamaktadırlar.