BİLGİ TOPLUMU SÜRECİNDE ŞEHİRLERİN EVRİMİ

BİLGİ TOPLUMU  SÜRECİNDE ŞEHİRLERİN  EVRİMİ


 

I - GENEL OLARAK ŞEHİR ve  ŞEHRİN TANIMI

Çeşitli disiplinler kendi özel kavramlarını bir yana bırakırsak, iktisat ve sosyolojinin müşterek olarak litaratürlerine kabul ettikleri kavramların başında " kalkınma" "sosyal yapı" "değişme" ve "şehirleşme" kavramlarının geldiği görülmektedir.  (*2) (*2) Sezal,  İhsan; Şehirleşme, Ağaç Yayıncılık, İstanbul, 1992.sh. 17-20.

Kalkınma:

Günümüz akademik çevrelerinin üzerinde en çok durdukları ve tartıştıkları kavramların başında hiç şüphesiz "kalkınma" (developmen) kavramı gelmektedir. Tartışma hem kavramın ihtiva ettiği mana bakımından  (semantik) hem de bilimler arası yaklaşım bakımından teoriktir.

II. Dünya harbi batı sömürgelerinin dağılışına yol açıp yeni siyasi coğrafyalarını oluştururken sömürgeci ülkelerin de yeni ekonomik ve sosyal yapılar kazandığı görülüyordu. Bu ye ni yapının ilk palanda karşılaştığı problemler çok geçme den iktisat literatüründe büyüme (growth) kavramını gündeme getirmişti. Büyüme tamamen ekonomik bir kavram olarak alınmıştır. Dolayısıyla kavramın içerdiği (hadise) ekonomiktir. Bir ülkenin belirli bir zaman birimi içinde genellikle bir takvim yılı toplam üretme gücündeki olumlu değişme (artış) "BÜYÜME" olarak kabul ediliyordu. (Meier) 1976 ve Thirwall 1972)

A - Şehir ve Şehirleşme Kavramı

Bir Traktör ortalama 6 tarım işçisini kente göçe zorlamıştır. Bu Türkiye için döneme göre 3 Milyon insan demekti.Ve bunların yeni kentlerdeki rolü "işsiz"di.

Türkiye 2020 yılında nüfusunun % 80'i şehirlerde yaşayacak bu 80 Milyon kişi demektir. (*3)

 (*3)YARAR, Erol, 21. Yüzyıla Girerken Dünyaya Yeni Bir Bakış, Müsiad Yayınları, İstanbul 1996. sh. 24.

1 - Şehrin Tanımı ve Unsurları

a) Şehrin Tanımı

b) Şehrin Unsurları

b.a) İnsan Unsuru

b.b) Yer (toprak) unsuru

b.c) Mimari Unsur

b.d) Kültür Unsuru

Her yapının bir ayrıdedici özelliği olduğu gibi şehirlerin de  ayrıdedici özelliği, kimlikleridir. Şehrin kimliği de o şehrin kültürel yapılarıdır. Bu kültürel yapı da şehirlerin hem mimarisinde hem insan ilişkilerinde kendini gösterir.

2 - Şehir Türleri

a) Kültür Şehirleri

b) Turistik Şehirler

c) Tarihi Şehirler

d) Manevi Şehirler

e)  Sanayi Şehirleri

Batı'daki sanayi devrimini bir "şehirleşme devrimi" olarak yorumlayan sosyal bilimciler oldukça büyük bir çoğunluk teşkil etmektedir. Günümüzde yeni kurulan şehirler daha çok sanayi kökenli şehirler olmaktadır. Özellikle sanayi devrinden sonra gelişen ve/veya kurulan şehirlerde sanayi olgusunu oluşturan faaliyetler ve yapılar  şehrin bütün havasında teneffüs edilmektedir.

Sanayi şehirlerinde yerleşme ve mimari sanayi kuruluşu etrafında şekillenir. Şehrin gerek sosyal hayatında gerek çalışma hayatında tekdüzelik ve rutinlik hakimdir.

Buna karşılık şehir çevresi şehir için adeta can damarıdır. Bu çevre hem şehre hareket verir canlandırır, hem de şehir ekonomisindeki dönüşümü sağlar. (*4 )

(*4) GİDDENS, Antony, Sosyoloji, Eleştirel Bir Yaklaşım, Çev. Ruhi Esengül, İsmail Öğretir, İhtar Yayıncılık, İstanbul, 1993, sh. 95-115.

 

II - BİLGİ  TOPLUMU  SÜRECİNDE  ŞEHİRLER

 

1 - Bilgi Toplumu Kavramı

a) Tarım Toplumunda Şehirlerin Yapısı

Tarım toplumunun nasıl olduğundan öte (zaten bu birçok kaynaklarda ayrıntılı olarak belirtilmektedir.) günümüze olan etkilerini öncelikle vurgulamak istiyorum. Tarih boyunca tarımın başlıca üç önemli etki yaptığı söylenebilir.

Tarım, öncelikle şehirleşme hareketini kolaylaştırmıştır, üretimin ekimin dikimin belli mevsimlerde yapılması gibi sebeplerle daha düzenli bir faaliyeti gerekli kılmıştır. Tarım toplumu daha fazla nüfusu beslediği için nüfus artışını kolaylaştırmıştır. (1)

Tarım toplumunda, üretim ve tüketim ilişkilerine bakacak olursak, henüz bir işbölümünün yapılmadığını görürüz. Üretimde verim çok düşüktür. Üretim faktörleri sınırlıdır. Ekonomide hemen hemen tarım kesimi hakimdir. Tüketim için üretim yapıldığından, mal değişimi çok sınırlıdır. Doğum oranlarının çok yüksek olmasına rağmen genel nüfus artış oranları düşmüştür. Sanayi ile uğraşan küçük bir zanaatkar grubu vardır.  Toplumun ekonomik gücü toprak sahiplerine yani feodaliteye dayanır, siyasal güçte bu kesimin elindedir.

Sanayi devrimi öncesi dönemde pazar ekonomisi kavramı henüz yer etmemişti ve toplumlar daha ziyade kendi kendine yetebilecek seviyede üretim yapıyorlardı. Ekonomik faaliyetler, esas itibariyle, bir araç niteliğinde olup, daha çok dini inançların ve geleneklerin belirlediği kurallar çerçevesinde yürütülüyordu. Ana hedefi Allah'a kulluk etmek olan insan, hayatını devam ettirebilmek için zorunlu olan gıda ve diğer ihtiyaçlarını temin etmek amacıyla ekonomik faaliyette bulunuyordu.

Sanayi devrimi öncesinde devletler merkezi değildi. Her ne kadar krallar tarafından yönetilse ve monarşik bir yapı arz etse de, devlet daha çok dış düşmanlarla uğraşan, halkın dirlik-düzenini koruyan ve bunların karşılığında da haktan vergi toplayan bir nitelik taşıyordu. (2) (2)Özel, Mustafa; Stratejik Yönetim ve Liderlik, İz Yayıncılık, II. Baskı, İstanbul, 1995,  sh. 19-20

 

b) Sanayi Toplumunda Şehirlerin Yapısı

Sanayi devrimi ile birlikte, bu anlayışta bir değişiklik oldu. Artık iktisadi faaliyet, bir araç olmaktan çıktı ve amaç haline geldi. İnsanlar Allah'a kulluk etmek amacıyla yaşamak yerine daha müreffeh yaşamayı daha rahat olmayı ve isteklerini daha çok yapabilir hale gelmeyi tercih etmeye başladılar. Kar etmek temel motive edici faktör olarak, ön plana çıktı. Böyle olunca bu değişimin gereklerini yerine getirmek üzere yeni araçlar geliştirme ihtiyacı doğdu. Bilim ve teknoloji bu noktada devreye girerek, temel çalışma kurallarını, davranış tarzlarını ve bunlarla ilgili ilkeleri ortaya koydu. Artık geçmiş dönemdeki geleneklerin ve dini inançların yerine, sanayi toplumunda bilim ve teknoloji alıyordu. Böylece insanlar daha çok üretmenin, daha çok para kazanmanın yollarını tesbit etmeye başladılar.

Öncelikle dağınık ve küçük ölçekli olan üretim arttı. Büyük işçi kitleleri oluştu ve büyük işletmeler kurulmaya başlandı. İşte bu dönemde bir yönüyle işletmecilikte devrime başlanmış oldu. Devrim bir anlamda pazar ekonomisine geçiş ve üretimin merkezileşmesi demektir.

Sanayi toplumunu hazırlayan sanayi devrimi bazı kaynaklarda otomasyon ve mekanizasyon olarak safhalandırılsa bile, (3) (3) Kuyucuklu, Nazif, İktisadi Olaylar Tarihi, İ.Ü. Siyasal Bilgiler Fakültesi Yayınları, No: 18, İstanbul, 1985, sh. 47 bazı kaynaklarda da emekle çalışan makina, buharla çalışan makina ve elektrikle çalışan makina olmak üzere üç safhaya ayırmışlardır. (4)(4) Dinçer Ömer-Fidan, Yahya; İşletme Yönetimi, Beta Yayınları, İstanbul, 1996, ss. 49-58

Kısaca sanayi toplumunu tanımlamamız gerekirse, genel olarak, kendi kendilerine yeten insanların ve toplulukların yerine, tarihte ilk kez yiyeceklerin malların ve hizmetlerin çok büyük bir bölümünün satışa ya da değiş tokuşa sunulduğu bir durum ortaya çıkmıştır. Hemen hemen, kimsenin, hatta bir çiftçinin bile, kendi kendisi için yeterli olmadığı bir uygarlık ortaya  çıkmıştır.

Genel olarak, sanayi toplumu, şu özellikler taşımaktadır:

Teşebbüs aileden ayrılmıştır. İşbölümü profesyonel hale gelmiştir. Sermaye birikiminin varlığı söz konusudur. İşte üretimde rasyonellik temel öğe olmuştur. Yani daha önceki geleneksel ve dinsel davranışlar yerini rasyonel davranışlara bırakmıştır. (5)

(5) Dinçer Ömer-Fidan, Yahya; İşletme Yönetimi, Beta Yayınları, İstanbul, 1996, ss. 52

Sanayi toplumunda, üretimde mekanizasyon ve otomasyon, örgütler, merkezileşme, fabrika, pazara yönelik üretim, standartlaşma, uzmanlaşma, eşgüdüm, çekirdek aile tipi, ve işçi sınıfı karakteristik özellik taşır.

 

1.3- Tarım ve Sanayi Toplumunda Şehirlerin Yönetim ve Estetik Yapısı

 

1.3.1- Tarım ve Sanayi Toplumunda Şehirlerin Yönetim Yapısı

Geleneksel şehir yönetimi, su,kanalizasyon, temizlik, itfaiye gibi bir çok hizmetleri aktif olarak yerine getirecek güce sahip değildi. Halk ve resmi görevlilerin işbirliği ile yerine getirilen bu hizmetlerde, aktif bir hizmet bütününden çok, kontrolcü ve yaptırmcı bir idare ve organizasyon söz konusudur. Modern  şehir yasaları ve beledi işlemlerin tersine yasa ve kurallar tam anlamıyla kodifikasyona tabi tutulmamıştır.

Özellikle tarım toplumlarında şehir yönetiminin kural ve müeyyideleri, yazılı yazısız çeşitli kaynaklar (fermanlar, dini kurallar vs. ile bir ölçüde örf adet ve bir ölçüde teamüllerden oluşur.

 

1.3.2- Tarım ve Sanayi Toplumunda Şehirlerin Estetik Yapısı

c)  Bilgi Toplumunda Şehirlerin Yapısı

Bilgi toplumu, bilginin kullanımının yaygınlaştığı, ya da insanların bilgiye ulaşmasının kolaylaştığı bir toplumdur. Sanayi toplumunun amacı maddi değerlerin üretilmesi olarak tespit edildiğine göre bilgi toplumunun amacı da bilginin üretilmesidir.

Bilgi toplumunun bir başka tanımı da şu şekilde yapılmaktadır: Bilgi ve enformasyon teknolojisini öne çıkaran özelliği ile bilgi toplumu entelektüel kaynakların fiziksel kaynaklardan, temel teorik araştırmaların uygulamalı araştırmalardan öğrenimin işyerinde tecrübeden daha önemli hale gildiği, değişimin ise bilimin mevcut temellerini çok kısa bir zamanda tamamen geçersiz hale getirebilecek kadar hızlı bir şekilde yaşandığı ekonomilerdir.

Toffler 'e göre bilginin fonksiyonu ve temel amacı, bilginin üretilmesi; itici gücü de bilgisayar teknolojisidir. Buna göre bilgi toplumunda (6)(6) Tuna, Yusuf; "Bilgi Toplumu ve Gelişmekte Olan Ülkeler" İlim ve Sanat, S. 41, İstanbul, 1996, sh. 43. bilgisayar teknolojisi sayesinde enformatik değerlerin üretildiği, bilgi kaynaklı beşeri faktörlerin kullanıldığı, üretim birimleri veya toplumsal örgütlenmenin hat -kurmay ilişkileri ve hiyerarşik bir şekilde değil, yaygın ve yatay ilişkilerle birbirini tamamlayan ünitelerden oluşan teknolojik altyapının belirleyici olduğu geleneksel üretim metodlarının terk edilerek yerini elektronik tabanlı faktörlere bıraktığı, herkesin bilgi üretimine katkıda bulunduğu, bireylerin hem üretimci hem de üretici olduğu, üretim, dağıtım ve tüketim kanallarının farklılık arz ettiği, bunlara bağlı olarak yeni yatırım ve üretim alanlarının ortaya çıktığı ve günümüz insanını her yönüyle etkilediği bir süreçtir.

Bilgi toplumunda sanayi toplumuna göre bazı farklılıklar vardır.(7)(7) Kurtulmuş, Numan; Sanayi Ötesi Dönüşüm,  İz Yayıncılık, İstanbul, 1996, sh. 100.

Ekonomi, daha çok sanayi sektörü yerine hizmet sektörü çevresinde örgütlenmiştir. İstihdam piyasalarında vasat vasıflı kol gücü yerine üstün vasıflı işgücü (beyin gücü) önemli  hale gelmiştir. İhtiyaçların tatmininde bilgi toplumunda karmaşıklaşmalar ortaya çıkmıştır. Ürün esaslı stratejiler yerine, global pazarlarda rekabeti esas alan üretimde artış çeşitlilik ve esnekliği öngören  pazar esaslı stratejiler benimsenmiştir.

Bir başka bilim adamına göre sanayi toplumu ile bilgi toplumu arasında temel farkları şöyle belirtilmiştir: (8)(8)Erkan, Hüsnü; Bilgi Toplumu ve Ekonomik Gelişme, 2. Baskı, İş Bankası Yayınları, Ankara, 1994, sh. 101.

Sanayi toplumunda mekanik teknolojileri ile gerçekleştirilen maddi üretim yerine, bilgi toplumunda bilgisayarlara dayalı bilgi üretimi yapılmaktadır. Fiziksel emek yerine zihinsel emek ikame edilmiştir.

Sanayi toplumunda maddi mallar fabrikalarda üretilirken, bilgi toplumunda bilgi kullanımı bilgi bankaları ve bilgi ağlarına bağlı olarak üretilmektedir.

Sanayi toplumunda yeni pazarlar için kolonilere yönelinirken, bilgi toplumunda bilgi endüstrileri doğmuş ve dördüncü sektör olarak devreye girmiştir.

Sanayi toplumunda işletmeler sosyo-ekonomik sürecin en önemli öznesi iken, bilgi toplumunda gönüllü topluluklar sosyo-ekonomik sürecin öznesi haline gelmektedir.

Sanayi toplumunun politik sistemi olan  parlementer demokrasi değişime uğramakta, parlamenter demokrasinin katılımcı demokrasiye dönüşümü gerçekleşmektedir.

Sanayi toplumunda, sanayilerin kuruluş yerlerinin yoğunlaştığı yerler, arkasından işgücü ve nüfusu da çekerek büyük sanayi şehirlerinin doğmasına yol açmıştır. Oysa bilgi toplumunda üretimin, evlerde gerçekleştirilebilir olması ve çevreyi daha az kirletmesi bir yandan, iletişim teknolojisinin ortaya çıkardığı fırsatlar diğer yandan, ekonomik faaliyetin belli kuruluş yerlerinde, sanayi toplumundaki gibi bir mekanda sağlamak iletişimle uğraşabilen bilgi bankalarından sağlamaya dayalı olmaktadır.

 Bilgi toplumunun enformasyon ve bilişim atmosferinde, merkezlerine arada sırada uğrayan, onun dışında telefonla ya da ziyaret etmek suretiyle satış yapan satıcılar, mimarlar ve desinatörler, birçok sanayi kolunda çalışan danışmanlar, terapist ve psikologlar, müzik ve yabancı dil öğretmenleri, sigortacılar, avukatlar, üniversite için çalısan araştırmacılar ve daha bir sürü beyaz gömlekli teknisyen ve profesyonel tarafından, miktarı kesinlikle bilinmemekle birlikte, bir çok iş evde yapılabilmektedir. (15) (15) Toffler,; Dünyayı Nasıl Bir Gelecek Bekliyor? , sh. 265

Bu yapıda, pek çok insan kısmen evde çalışacak, kısmen de dışarıda. Bazı insanlar aylarca, yıllarca evde çalışacak, sonra dışarı da bir işe girecek ve belki daha sonra yine eve dönecektir. Bilgi toplumunda bazı iş kollarında gerileme olur, bazılarıysa gelişir, zenginleşir. Kuşkusuz, elektronik, bilgisayar ve haberleşme sanayileri gelişir. Buna karşılık petrol şirketleri, otomobil sanayii ve ticari amaçla kullanılacak taşınmaz malların satışıyla uğraşanlar, bu değişikliğin zararını görürler. Küçük boy bilgisayar mağazaları ve enformasyon servisleri iyi iş yapar, buna karşılık posta servisinde gerileme olur.

Eğer vatandaşlar kendi elektronik termilal ve aygıtlarını alıp onların sahibi olurlarsa artık memur olmaktan çıkar, kendileri de girişimci durumuna gelirler, yani işçiler "üretim araçlarının" sahibi olurlar. Sonra evlerde çalışan bu kişiler, taahhüt işlerine girmek için küçük ortaklıklar, makinelere sahip olmak için kooperatifler kurabilirler. Bu yolla türlü ilişki ve örgütlenme şekillerini gerçekleştirmek mümkün olur.

Bu alandaki gelişmeler  literatürde "işin ve işyerinin yeniden örgütlenmesi" süreci olarak adlandırılmatadır. Örnek olarak, özellikle 1980 'li yılların ikinci yarısından itibaren mikroprosesörlerin ve robotların yaygın kullanımı ile nitelik bakımından otomasyondan çok daha farklı bir dönem olan sanayi ötesi dönem başlamıştır. Ayrıca, mikro elektronikte, gen mühendisliğinde, robot yapımında, telekominikasyonda kısaca yüksek teknolojilerdeki devrimler teknik bilgi açısından da önemli gelişmeleri gündeme getirmiş, bunun da ötesinde 'bilgi' ekonomik faaliyetlerin ağırlıklı unsuru olarak öne çıkmıştır.

Üretim ve yönetimde esneklik ile kurum kültürü oluşturarak yönetimle çalışanlar arasında işbirliğine yönelik yeni arayışlar (micro corporatizm) yönetimde iki yeni gelişme alanını oluşturmaktadır. Ayrıca, dikey örgütsel şemalar yerine yatay yapılanmaların, bürokratik yönetim anlayışlarının yerine ise, katılımcı yönetim anlayışlarının gelişmekte olduğu görülmektedir. Birbirleri ile yatay ilişkili grupların üzerinde yükselen yeni işyeri örgütlenmeleri endüstriyel bölgeler ve network sistemleri ile birlikte mega teknolojilerin neden olduğu yönetim alanında en ileri değişimleri temsil etmektedir.

Üçüncü dalganın becerikli iş adamları bir malı standartlaştırmayı düşünmez, siparişe göre en ucuza nasıl üretebileceğini bilir; mal ve hizmetlerin bireylerin isteklerine göre ayarlanmasında yeni teknolojiden yararlanmak için akıllıca yollar bulur. (16)(16)Toffler,; Üçüncü Dalga, sh.310 

Şurası artık devrimci bir gerçektir ki;  kitlevi üretim ve kitlevi dağıtım artık "ileri yöntemler" değil geri kalmış yöntemlerdir. Aynı şekilde pazarlama ve tüketimde de yığınsallıktan uzaklaşılmaktadır. Bu köklü bir değişim aynı zamanda tarihi bir değişimdir.

Bilgi toplumunda işsizlik konusu da ayrı bir tanımlamaya ihtiyaç göstermektedir. İşsiz kalmış bir otomobil işçisi, damını aktarıyor ya da arabasını elden geçiriyorsa, evde tembel tembel oturup televizyondan maç izleyen adam gibi mi işsiz sayılmalıdır? İnsanların kendileri tarafından tüketilmek üzere üretimde bulunmaya  başlamalarıyla birlikte, işsizlik ve bürokratik sosyal yardım mefhumları yeniden tetkik edilmeye ihtiyaç göstermektedir.

Geleceğin sektörleri; elektronik, lazer, optik, iletişim, enformasyon okyanus bilimi, uzay, genetik ve ekoloji mühendisliği, ekosistem tasarımı gibi sektörlerdir. (17) (17) Toffler,; Dünyayı Nasıl Bir Gelecek Bekliyor? , sh. 29

Bilgi toplumunda yeni değişme ve gelişme  sonucu otomasyon uygulamalarının yaygınlaşması ile üretim ve istihdam ilişkisi bozulmuştur. Sınıflar arası çatışmalara veya sınıf çıkarlarına dayalı ideolojilerle düşünceler zayıflamıştır. Ayrıca otomasyon standartlaşma ve üstün kaliteyi beraberinde

getirmektedir. Üretimin hacmi artmakla, maliyeti düşmektedir. (22) (22) Özel, Mustafa; Stratejik Yönetim ve Liderlik, İz Yayıncılık, II. Baskı, İstanbul, 1995, sh. 23

 

İletişim devriminin etkileri ile üretim zinciri kavramı önemini kaybetmiş, yerine iletişim ağlarıyla birbirine bağlı alt durum endüstriyel dokuyu değiştirmiş, bağlı ve destek endüstriler arasında dayanışma ön plana çıkmıştır. Yine bilgi toplumunda içte örgüt amacı, dışta ise işletme imajının yeterli tanıtımı daha önemli olmuştur. Yönetimlerin özerk ve ademi merkeziyetçi olmasını zorunlu kılmaktadır. Örgütte hiyerarşi zayıflamakta dır. Üretim sürecinin tüm aşamalarında bilgisayarlar ve bilişimciler devreye

girmiştir.

 

2 - Bilgi Toplumu  Sürecinde Şehirler

a) Bilgi Toplumu Sürecinde Şehirlerin Mimari Yapısı

b) Bilgi Toplumu Sürecinde Şehirlerin Kültür Yapısı

c) Bilgi Toplumu Sürecinde Şehirlerin Estetik Yapısı