BELEDİYELER İLE İL ÖZEL İDARESİ ARASINDAKİ YÖNETİM HİZMET ve  İDARÎ VESAYET İLİŞKİLERİ


 

I - BİR YEREL YÖNETİM ORGANI OLARAK BELEDİYELER ve İLÖZEL İDARELERİNİN TANIMI, ARALARINDAKİ YÖNETİM ve HİZMET İLİŞKİLERİ

Kanunu Esasinin 108. maddesi, "vilayatın usülü idaresi, tevsii mezuniyet ve tefrik-i vezâif kaidesi üzerine müesses" diyor. tevsi genişletmeyi, mezuniyet ise, bir konuda salahiyet sahibi olmayı, yetkili bulunmayı ifade ettiğine göre, tevsii mezuniyetin karşılığı olarak "yetki genişliği" teriminin kullanılması yanlış değildir.(1)

Osmanlı nın son zamanlarında başlayan merkezi yönetim yerel yönetim tartışmasının baş aktörlerinden Prens Sabahattin, tefriki vezaifi tevsii mezuniyeti tanıtmaya yarayan bir kavram olarak görmektedir.(2)

Semantik yapı bakımından merkezi yönetim ile yerel yönetimler birbirlerine benzemektedirler. Nitekim Türkiye açısından bakıldığında, yerel yönetimlerin büyük ölçüde merkezi yönetimin şemasına göre örgütlendiklerini söylemek mümkün. Bir bakıma belediye yönetimleri kendi ölçeklerinde küçük bir devleti teşkil ederler. (3)

 

1 - Yerel Yönetimlere Genel Bir Bakış

Yönetim, insanların en önemli faaliyetlerinden birisidir. Yönetim, insanların belirlenen amaç ve hedefler doğrultusunda, bu amaç ve hedeflerin gerçekleştirilmesi için birlikte çalışmalarına ve birlikte üretmelerine imkan veren bir çevrenin biçimlendirilmesi ve işlerliğin sağlanmasıdır. Bir yönetim çevresinde yöneticinin görevi ve sorumluluğu; çalışanların, ortak hedeflerin gerçekleşmesinde mümkün olan en iyi katkılarını sağlayıcı ortam hazırlamaktır.

Yerel yönetim sisteminin merkezi yönetimi bütünleyen ancak ikincil derecede önem taşıyan bir örgütlenme biçimi olarak değerlendirildiği söylenebilir. Yerel yönetim-merkezi yönetim ve yerel siyaset-ulusal siyaset ayrımları bu noktada ortaya çıkmaktadır. (4) 

Yerel kuruluşlar, siyasal olgunluğun gelişmesi, demokratik anlayışın benimsenmesi ve ülke barışına katkı yönünden önemli olan temel kuruluşlardır. Bu yönetimlerde gösterilecek başarı, demokratik anlayışın gelişmesinde başarıya ulaşılmasına ve ülke  düzeyinde yumuşamaya yardımcı olacaktır. (5)

Merkezi yönetimle yerel yönetimler birbiriyle çelişen ve iki ayrı kurum değildir. Bunlar aynı amacı gerçekleştirme çabasında birleşen, aynı amaç doğrultusunda çalışan kurumlardır. Bu amaç birliği içinde birbirlerini desteklemeleri çok tabidir. Bu anlayış içinde ilişkiler düzenlenirken yerel yönetimlerin merkezin taşra kuruluşları olmadığı, aralarında hiyerarşik bir bağ bulunmadığı dikkate alınmalı, buna karşılık yerel yönetimler de yöresel özerkliği tam bağımsızlık ve başına buyrukluk olarak algılamamalı, TBMM'ne karşı sorumlu bir yönetimin, Anayasa'da yerini bulan esas ve biçimde bir parçası olduğunu bilmelidir. (6)

"Yerel yönetim, yerel topluluk üyelerinin ortak ihtiyaçlarını karşılamak, ekonomik, sosyal ve kültürel zenginliğine ve refahına ilişkin yerel hizmetleri görmek üzere kurulan; bu hizmetleri, genel yetki ile, kendi sorumluluğu altında ve yerel topluluğun yararları doğrultusunda yerine getiren; hiçbir ayrım gözetmeden insanı yerel demokrasinin temeli kabul eden; işleyişinde açıklığı, şeffaflığı insan haklarını, çoğulcu ve katılımcı demokrasi ilkelerini yaşama geçiren, yetkilerin yerel topluluğa en yakın yönetim birimince kullanıldığı, kamu tüzel kişiliğine sahip, özerk ve demokratik bir yönetimdir.(7)

 

2 - Yerel Yönetim, Merkezi Yönetim İlişkileri

Merkezi yönetimde bütünlüğü sağlamak, kamu hizmetlerinde belirli standartları geliştirmek, ve ülkenin genel yararını korumak gibi genel gerekçelerle, yerel yönetimler üzerinde, niteliği ülkeden ülkeye değişen bir denetim hakkı kullanmaktadır.Fransa ve Türkiye gibi merkeziyetçi yönetim geleneğinden gelen ülkelerde bu denetimin ağırlaşmış biçimi,"idari vesayet" olarak tanımlanmaktadır.

Belediye kanununun gerekçesinde ve TBMM de görüşülmesi sırasından dile getirilenler, belediyeler üzerinde, merkezi yönetimin vesayet yetkisinin boyutlarının açıklanması açısından oldukça ilginçtir. Belediye Kanunun gerekçesinde, günümüze kadar gelen, merkezin vesayet yetkisinin izlerini bulmak mümkündür. Bu kanunun gerekçesi açıklanırken ve kanun tasarısı üzerinde yapılan görüşmelerde, vesayet konusunda şu ilginç görüş ve öneriler ileri sürülmüştür. (8)

— "Vesayet denetiminin en önemli aracı,mali denetimdir."

— "Vesayet denetiminin amacı, bir yandan yerel yönetimi güçsüz ve küçük birimlere dayandırırken, diğer yandan bunların  merkeze tam bağımlılıklarını saklı tutmaktır."

— "Belediyeler, siyasetle değil,belde işleri ile uğraşmalıdır."

— "Belediyeler üzerindeki denetimin etkili olabilmesi için, seçilmiş kişilerce değil, atanmış memurlarca yapılması gerekir."

— "Egemenlik hükümetindir, yargı organları ile ya da seçimlik yerel yönetimlerle paylaşılamaz. Seçimlik oldukları için, yerel yönetimler ulus çıkarına ters düşebilir. Oysa atanmış kişiler, “devrimlerin” sürekli bekçisidirler."

— "Ulusal çıkarlar, siyasal süreçler içinde değil, hükümetin taraf ve hakem olarak yer aldığı idari süreçler içinde belirlenir." (9)

Belediye kanununun çıkarılması sırasında tartışılan vesayet denetimi, 1930 yılının tek parti koşullarında, yerel yönetimlerin kuruluş ve işleyişlerine getirilen kısıtlamalar, "C u m h u r i y e t i n  v e  A t a t ü r k  D ev r i m l e r i n i n   k o r u n m a s ı " amacını güdüyordu. (10)

1949 yılında İller İdaresi Kanununa yansıyan vesayet anlayışı farklı bir nedene bağlanıyordu: Demokratik seçimlerle değişmesi kesinleşmiş bir siyasal iktidarın etkisini, tek parti yönetimince göreve getirilmiş mülki idare amirleri kanalıyla sürdürmek, İller İdaresi Kanunu'nun çıkarıldığı sırada, şu görüşler ileri sürülmüştür:

— Seçimlik yerel yönetimlerin olumsuz eylemlerini frenlemede, en etkili organ, mülki idare amirliği sistemidir.

— Siyasal iktidarlar, mülki amirlik sistemine karışmamalı, yönetime siyasal etki yapmamalıdır.

— Siyasal yapının giderek yönetim yapısına egemen olması önlenmelidir.

1950 yılı öncesinde, bu şekilde açık bir biçimde savunulan ve gerekçeleri ileri sürülen, merkezi yönetimin belediyeler ve diğer yerel yönetim birimleri üzerindeki vesayet denetimi konusundaki anlayışlar, önemli ölçüde bu gün de en azından uygulamada sürmektedir.

Merkezi yönetimin özellikle belediyeler üzerindeki vesayeti, genellikle şu gerekçelerle savunulmaktadır:

Seçilme ve yeniden seçilme kaygısı yerel yönetimleri kendilerini seçen yerel güçlerin etki alanına sokar. Seçilmişler gidici, atanmışlar kalıcıdır. Atanmış kişilerin memur güvencesi olduğu için, siyasal etki ve baskılardan uzak kalabilirler. Merkezi yönetimin geleneksel tarafsızlığı, vesayet denetiminin kötüye kullanılmasını önler.

Bu varsayımların dayandıkları gerekçelerin ne kadar zayıf olduğu ve bugünün demokratik toplumlarında ne kadar geçersiz olduğu kolayca anlaşılmaktadır. Bu gün seçilmiş yerel yöneticilerin, kendilerini seçenlerin etkisinde kalması demokrasinin gereği kabul edilmelidir. Yapılan araştırmalara göre atanmış valilerin ortalama görev süresi 2 yıl oluduğu halde seçilmiş belediye başkanlarının görev süresi 5 yıldır. Atanmış memurlarının siyasal etki altında kalmadıkları doğru değildir. Tersine bazı durumlarda atanmışlar, seçilmişlere göre daha çok siyasi etki altında kalmaktadırlar.

Büyük ölçüde tek parti döneminde geliştirilen ve belediyeleri büyümekte olan, yardım ve gözetime muhtaç çocuklara benzeterek, onlar üzerinde merkezin sıkı denetimini savunan anlayışlar, özde değişmeden, yalnızca başka gerekçelerle bu gün de sürdürülmektedir.

Yerel yönetimler üzerindeki merkezi denetim bağlamında, İtalya'daki her belediyede bir "Belediye sekreteri" vardır. Doğrudan İçişleri Bakanı'na karşı sorumlu olan Belediye Sekreteri, belediye hesaplarının doğruluğunu onaylama yetkisine sahiptir ve belediyenin faaliyetleriyle ilgili olarak belediyeyle ilişkisinde istişare bir rol oynar. (11)

Merkezi yönetimin yerel yönetime doğrudan müdahalesi, ancak yerel yönetimin çalışamaz durma gelmesi gibi, olağanüstü durumlarla sınırlı kalmak durumundadır. .(12)

 Değişik ülkelerde, yerel yönetimlere yüklenen fonksiyonlar açısından da farklılıklar vardır. İspanya, İtalya, ve Fransa'da yerel yönetimlere sınırlı yetki ve sorumluluk verilirken, merkezi bakanlıklara, bazı hizmetler konusunda doğrudan kontrol ya da direktif verme yetkisi tanınmıştır. Fakat İngiltere ve İskandinav ülkelerinde, merkezi bakanlıklara politikaların uygulanması konusunda çok sınırlı yetki verilmiştir. Mesela Fransa ve İtalya'da eğitim konusunda yerel yönetimlere, yalnızca okul binası yapma ve onarma yetkisi verilmişken okul yerini tespit  etme ve tamir ölçülerini koyma yetkisi merkeze verilmiştir.(13)

 

 3 - Belediyeler ve İl Özel İdarelerinin Tanımlanması

Belediyeler ve il özel idareleri bir yerel yönetim kurumudurlar. Merkezi idarenin dışında olan yerel yönetimler diğer yerinden yönetim kuruluşları olan karayolları, TRT, Üniversiteler, Kitler v.b. kurluşlardan yer ve işlev bakımından farklıdırlar. Bu farklılığa esas teşkil eden temel sebep, yerel yönetimlerin coğrafi yetki alanı ve yerine getirdikleri kamu hizmetlerinin farklılığının yanında yürütme ve karar organlarının atamayla değil de seçimle işbaşına gelmiş olmasıdır.

 

3.1 - Belediyelerin Tanımlanması

Belediye kelimesi, şehir, memleket manalarına gelen Arapça "beled" veya belde kelimelerinden gelir. Bu günkü anlamıyla kullanılışı Osmanlı İmparatorluğunda Tanzimat Döneminde başlamıştır. Şehrin idare Teşkilatını belirtmek için XIX. YY dan itibaren kullanılan bir tabirdir. (14)

Belediye kelimesi bu konuda en temel eserlerden biri olan Osman Nuri Ergin'in Mecelle-i Umur-u Belediyye kitabında "menafi'i müştereke ve ihtiyacatı mütekabile ilcasıyla bir beldede temekkün eden ahalinin, beldelerine ve dolayısıyla kendilerine aid hususatı hukümetin kanunla tayin ve irae etmiş olduğu hudud ve selahiyet dairesinde bil ictima intihab ettikleri vekilleri vasıtasıyla ru'yet ifa etmelerine "belediyye" denilir." şeklinde tanımlanmıştır. (*)

Belediye kanununda ise belediyenin tanımı şu şekilde yapılmaktadır:

"Belediye, beldenin ve belde sakinlerinin mahalli mahiyette müşterek ve medeni ihtiyaçlarını tanzim ve tesviye ile mükellef hükmi bir  şahsiyettir." (1580 sayılı kanunun 1. maddesi)

Yerel yönetim kuruluşları içinde en önemlisi belediyelerdir. Nüfusumuzun % 70 e yakını belediye sınırları içinde yaşamaktadır. Türkiyede ayrı kanunlarla düzenlenen iki çeşit belediye olmasına rağmen esas itibarıyla büyükşehir belediyeleri, il belediyeleri, ilçe belediyeleri ve belde belediyeleri vardır. Bunlardan büyükşehir belediyeleri ayrı kanunla (3030) il belediyeleri, ilçe belediyeleri ve belde belediyeleri de bilinen (1580 sayılı) belediye kanunuyla düzenlenmektedir.

 

3.2 - Belediyelerin Organları Veya Örgütsel Yapıları

Belediye yönetiminin, "belediye başkanı", "belediye meclisi" ve belediye encümeni" olmak üzere üç organı bulunmaktadır.

Belediye başkanı, belediyenin başı ve yürütme organıdır. Belediye sınırları içinde yaşayan seçmenler tarafından tek dereceli ve çoğunluk sistemi ile beş yıllık bir süre için seçilmektedir.

Belediye başkanının, seçimle işbaşına gelmesi genel bir kural ve gelenek olmasına rağmen, bazı durumlarda, Bakanlar Kurulun' nca gerek görülmesi halinde seçim yerine atama yolu da yasal olarak açık tutulmuştur. Nitekim askeri darbelerden sonra belediye başkanlığı görevlerini mülki amirler üstlenmiş ya da başkanları tayinle bu göreve getirilmiştir. Bu durum Anayasa'ya da ters düşmektedir.

Belediye başkanı, belediyenin bütün faaliyetlerinden belediye meclisine karşı sorumludur.

 

Belediye meclisi, belediye yönetiminin genel karar organıdır. Meclis üyelerinin sayısı belde kasaba ya da kentin nüfus durumuna göre, 9-55 arasında değişiklik göstermektedir.

Belediye meclisi her yıl Ekim Şubat ve haziran aylarında olağan olarak toplanır. Belediye meclisinin olağan toplantıları bütçe hariç en faza 15 gündür. Meclis toplantılarına belediye başkanı başkanlık eder. Meclisin toplantıları halka açıktır. Meclis çoğunlukla toplanır, toplananların çoğunluğu ile karar alır.

 

Belediye encümeni, belediye yönetiminin ikinci derecede karar ve danışma organıdır. Encümen üyelerinin yarısı meclis üyelerinden yarısı da belediye bürokratlarından (departman müdürlerinden) teşekkül eden karma  nitelikli bir organdır.

Encümen belediye başkanının ya da görevlendireceği bir kişinin başkanlığında toplanır ve çoğunlukla karar alır. Gündemi belediye başkanı düzenler. Belediye encümeni düzenli olarak toplanan, sürekli görev yapan ve önemli kararlar alan bir organdır.

 

3.3 - Belediyelerin Temel Görevleri

Diğer yerel yönetim birimlerine göre belediyeler daha geniş kapsamlı görevlere sahip kılınmıştır. Ancak kent içinde belediyelerin sorumluluğunda olması gereken bir çok hizmet, merkezi yönetim tarafından yürütülmektedir.

Belediyelerin görevleri temel olarak bayındırlık, koruyucu, sosyal düzenleyici ve ulaştırma olmak üzere beş grupta toplanır. Bunların yanında şehir trafiğini yönetme ve düzenleme, nüfus, çevre, toplu konut gibi, doğrudan şehir halkını ilgilendiren hizmetler belediyenin kısmen veya tamamen sorumluluk alanı dışında tutulmuştur.

 

3.4 - İl Özel İdarelerinin Tanımlanması

İl  özel idareleri özellikle ülkemizde merkezi yönetimlerin yerel yönetim kurumlarına pek güvenmemelerinden dolayı kurulan yarı merkezi yarı yerinden yönetim kurumlarıdır.

İl özel idaresi "il" denilen idari coğrafyada faaliyet gösteren bir yerel yönetim birimidir.

Belediye ve köylerin faaliyetleri, belirli bir yerleşim alanı ile sınırlı olduğu  halde, il özel idaresinin hizmetleri il sınırları içinde bütün bölgeyi kapsamaktadır.

Bir yerde il özel idaresi kurulabilmesi için söz konusu yerin il statüsüne kavuşturulması yeterlidir. Başka bir ifade ile bir yerleşim biriminin kanunla il statüsüne kavuşturulması ile birlikte başka bir işleme gerek kalmaksızın otomatik olarak orada il özel idaresi de kurulmuş olmaktadır.

Merkezi yönetimin taşra örgütü olan il (vilayet) ile yerel yönetim birimi olan il özel idaresinin hizmet yürüttüğü alan aynıdır. Bir alanda   farklı iki yönetim birimi faaliyet göstermektedir.

İl genel yönetimin ya da vilayetin başı olan vali aynı zamanda il özel idaresinin de yürütme organıdır. Bu benzerlikler sebebiyle, il genel idaresi ile il özel idaresi, çoğu zaman birbirine karıştırılmaktadır.

Türkiye'de il özel idareleri, 1913 yılındaki kanunla tesis edilmiş, 1921'de de anayasaya monte edilmiştir. Yapısı itibarıyla iki başlı bir kuruluştur. (15)

1913 tarihli kanun, "İlin Genel Yönetim " ve ilin özel yönetimi olmak üzere iki bölümden meydana gelmişti. İlin genel yönetimi, 1864 yılından oluşturulan vilayet yönetiminin genel esaslarını korumaktaydı. Yasanın getirdiği en önemli yenilik, ilin özel yönetiminde ortaya çıktı. İlin özel yönetimi demek, vilayet ölçeğinde bir yerel yönetim demekti. İlin yerel hizmetleri, bu mahalli idare biriminin yetkisine verildi. İl'e tüzel kişilik tanındı, kendine has gelir kaynakları oluşturuldu.

İl genel yönetimi ise, merkezi idarenin taşra teşkilatını ifade eder. Günümüzde ilin genel yönetimi ayrı bir kanunla düzenlenmiştir.

Gerek ilin genel yönetimi, gerekse özel yönetimi, Osmanlı Devletinden Cumhuriyete miras olarak intikal etti. (16)

Günümüzde görev ve yetki dağılımında en karmaşık yapı İl Özel İdareleri'ne görülmektedir. Bu yerel yönetimlere verilen görevlerin çoğunluğu merkezi yönetim kuruluşlarına da verilmiştir.  (17)

 

3.2.1 - İl Özel İdarelerinin Organları Veya Örgütsel Yapıları

İl özel idaresinin organları, görevleri ve çalışma esasları1913 tarihli İdare-i umumiye-i vilayet kanunu Muvakkatı ile düzenlenmiştir.1987 yılın da yapılan bir düzenleme ile söz konusu kanun "il Özel İdaresi Kanunu" olarak değiştirilmiştir.

İl Özel İdaresinin "vali", "il genel meclisi" ve "il daimi encümeni olmak üzere üç organı bulunmaktadır. İl özel idaresinin bu yönetim yapısı çeşitli sorunları da beraberinde getirmektedir.

Vali il özel idaresinin yürütme organıdır. Bu sıfatla il genel meclisi ve il daimi encümeninin aldığı kararları yürütür. İl genel meclisine sunulacak olan bütçe ile çalışma programlarını hazırlar, hem il genel meclisinin hem de  il daimi encümeninin gündemini düzenler.

Valinin çalışmaları, il genel meclisi ve il daimi encümeni tarafından denetlenir.Vali, dönem başında, bir önceki yıla ait çalışma raporunu encümenin görüşünü aldıktan sonra genel meclise sunar.

İl genel meclisinin, güvensizlik oyu ile valiyi düşürme yetkisi bulunmamaktadır. İl özel idaresinde, validen sonra en üst düzeyde yetkili yönetici memur, il özel idare müdürüdür. Müdür, özel idare bürokrasisinin başıdır ve hizmetlerin yürütülmesinde valiye karşı sorumludur.

İl Genel Meclisi, il özel idaresinin, genel karar organıdır. İl genel meslisi üyeleri ilçeler adına seçilmektedir. Meclisin başkanlığını vali yürütür. Meclis her yıl Mayıs ve Kasım aylarının ilk haftalarında olağan  olarak toplanır, gündemi vali belirler.

İl Daimi Encümeni, il özel idaresinin "karar" "danışma" ve "yürütme" organıdır. Beş üyeden oluşur, il genel meclisi her dönem başında üyeleri arasından gizli oyla encümene beş asıl ve beş yedek üye seçer. Encümene seçilecek üyelerin ayrı ilçelerden olması zorunludur. Encümen üyelerinin görev süresi bir yıldır. Süreleri dolan üyeler tekrar seçilebilir.

Encümene vali ya da görevlendireceği vali yardımcısı başkanlık eder. Encümenin gündemini başkan belirler. İl daimi encümeni, üyelerin salt çoğunluğu ile toplanır ve ekseriyetle karar alır.

İl özel idaresinin başında yer alan valinin görevine son verilerek il özel idaresinin başına seçimle gelen biri geçmesi gerektiği yolundaki görüşler de yönetimde çok başlılığa sebep olacağı için isabetli görülmemektedir. Oysa ki valinin yerine başka bir kişinin il özel idaresindeki görevine son verilmek yerine valinin atama ile değil de seçimle gelmesi ve yine il özel idaresindeki görevine devam etmesi daha isabetli olacaktır.

Vali ilde yürütme organının başı olarak en küçük şeylerde bile il Daimi Encümeninden karar alma durumundadır. (18)

İl özel yönetiminin validen sonra, en üst düzeyde yetkili memuru, il özel idare müdürüdür. Özel idare müdürü özel idare örgütünün vali adına yönetir, yıllık program ve bütçeyi hazırlar. (19) 

 

3.2.2 - İl Özel İdarelerinin Temel Görevleri

İl özel İdaresinin görevleri belediye ve köy yönetimlerinin yetki alanı dışında kalan ortak nitelikteki yerel hizmetlerdir.İl özel idaresi bir bakıma  belediyeler ve köyler  arasındaki ortak hizmetleri yürütmekle yükümlü "ara düzey" bir yönetim birimidir.

İl özel idarelerinin temel görevlerini bayındırlık, tarım ve hayvancılık eğitim, sağlık ve sosyal yardım ve ekonomi ve ticaret olmak üzere toplam beş grupta toplamak mümkündür.

Ancak il özel idarelerine verilen bu görevler genellikle o konulardaki tali görevlerdir. Örneğin, bayındırlık denilince esas itibarıyla ilçe ve bucakları birbirine bağlayan tali yolları kapsamaktadır. Aynı şekilde Sağlık konusundaki görevlerinde ise, daha çok akıl hastaneleri, düşkünler yurdu, öksüz çocuklar için yuvalar gibi tali görevler verilmiştir.

İl özel idaresi, eğitim, tarım, bayındırlık, sağlık ve ticaret gibi alanlardaki görevlerini sırasıyla, milli Eğitim, Tarım ve Orman, Bayındırlık ve İskan, Sağlık ve Sosyal Yardım, Sanayii ve Ticaret Bakanlıklarına ya da katma bütçeli kurumlara kaptırdı. Fakat söz konusu görevler İl Özel İdaresi Kanunundan resmen çıkarılmadı.

 

4 - Belediyeler ve İl Özel İdarelerinin Anayasal Çerçevesi

Yerel yönetimler, bir anayasal kavramdır. 1876 anayasası dahil diğer bütün anayasalar, yerel yönetimlerle ilgili hükümlere ve ilkelere yer vermiştir. Ancak 1982 Anayasası'nın yerel yönetimlerle ilgili düzenlemesi, diğer anayasalara göre daha geniş kapsamlıdır. Bunun sebebi, yerel yönetimleri geliştirmek değil, daha çok denetim altında tutabilmektir.

Anayasada yerel yönetimlerle ilgili düzenlemeler şu özellikleri içermektedir.  (20)

• Yerel yönetimler, il, belediye ve köy halkının mahalli müşterek ihtiyaçlarını karşılamak üzere kurulan kamu tüzel kişileridir.

• Yerel yönetimlerin karar organları seçimle belirlenir.

• Yerel yönetimlerin kuruluş ve görevleri ile yetkileri, yerinden yönetim ilkesine uygun olarak kanunla düzenlenir.

• Yerel yönetimlerin seçilmiş organlarının organlık sıfatını kazanmalarına ilişkin itirazların çözümü ve kaybetmeleri konusundaki denetim, yargı yolu ile olur.

• Yerel yönetimlerin seçimleri beş yılda bir yapılır.

• Merkezi yönetimler yerel yönetimler üzerinde idari vesayet yetkisine sahiptir. İdari vesayet yetkisi, kanunla düzenlenir.

• Yerel yönetimler kendi aralarında birlik kurabilirler.Birlik kurmaya    ilişkin izni Bakanlar Kurulu verir.

• Yerel yönetimlerin merkezi yönetim ile karşılıklı bağ ve ilgileri kanunla düzenlenir.

• Yerel yönetimlere görevleri ile orantılı gelir kaynakları sağlanır.

• Büyük yerleşim merkezleri için kanunla özel yönetim biçimleri oluşturulabilir.

• Anayasada üç tür yerel yönetimden söz edilmektedir. İl özel idaresi, belediye ve köy.

Anayasa merkezi yönetimin yerel yönetimler üzerindeki idari vesayet yetkisini yalnızca "hukuka uygunluk denetimi" şeklinde düşünmemektedir. Bu yetkiyi daha çok halkın karar verebileceği ve değerlendirebileceği bir konu  olan hizmetlerin yerin deliği unsurunu da  kapsayacak şekilde geniş tutmuştur. Bu bakımdan Türkiye'de geniş kapsamlı vesayetçi bir yönetim rejimi olduğu söylenebilir.

Anayasaya yerel yönetimlerle ilgili madde konulmasıyla ilgili olarak Yerel Yönetimin Geliştirilmesi Programı çerçevesinde ULA-EMME  şu öneride bulunmuştur.

Madde... : Yerel yönetim, yerel topluluk üyelerinin ortak ihtiyaçların karşılamak, ekonomik ve kültürel zenginliğine ve refahına ilişkin yerel hizmetleri görmek üzere kurulan, bu hizmetleri, genel yetki ile, kendi sorumluluğu altında ve yerel topluluğun yararları doğrultusunda yerine getiren, hiçbir ayırım gözetmeden insanı yerel demokrasinin temeli kabul eden, işleyişinde açıklığı, şeffaflığı, insan haklarını çoğulcu ve katılımcı demokrasi ilkelerini yaşama geçiren, yetkilerin yerel topluluğa en yakın yönetim birimince kullanıldığı, kamu tüzel kişiliğine sahip, özerk ve demokratik bir yönetimdir.

Yerel yönetimin geleneksel birimleri olan mahalle, köy ve belediye yönetimleri  yanı sıra, anakent, alt bölge ve bölge ölçeğinde yerel yönetim  düzenlemelerine gidilebilir. (21) 

IULA Yerel Yönetimler Evrensel Bildirgesi ilkelerinin anayasada veya ülkenin genel yönetim yapısı ile ilgili temel yasalarda yer alması istenmektedir. (22)

 

5 - Belediye ve İl Özel İdarelerinin Gerekleri

Yerel yönetimler bütün ülkelerde kamu yönetiminin önemli ve vazgeçilmez unsurunu meydana getirmektedir. İl özel idareleri özellikle belediyeler yerel yönetimlerin en önemli alanıdır. 1960 lı yıllarla ağırlık kazanan kentleşme sürecinde özellikle belediyelerin güncelliği ve popülaritesi giderek artmıştır. Bu açıdan yerel yönetim deyince akla öncelikle belediyeler ve (mevcut anayasal ve idari düzene göre) il özel idareleri geldiğinden yerel yönetim deyince bu iki kurumu kastetmekteyiz.

Bir ülkedeki yerel yönetimlerin gücü ve etkinliği, söz konusu ülkedeki demokrasinin düzeyi ile de yakından ilişkilidir. Yerel yönetimlerin ortaya çıkması ve gelişmesini sağlayan en önemli ve temel unsur;

— hizmetlerde etkinlik ve

— demokrasi düşüncesidir.

Hizmetlerde Etkinlik;

Etkinlik bir kamu hizmetlerinin zamanında yerine getirilmesi, ihtiyaca uygun olması ve kaynakların verimli bir şekilde kullanılarak belirlenen hedeflere ulaşılmasıdır.

Demokrasi Düşüncesi;

Demokrasi, toplumla ilgili kararların alınmasında halkın katılımını gerektirir.Halkın yönetime katılabilmesi ve idareyi denetleyebilmesinin  en kolay ve etkili yeri, yerel yönetimlerdir. Halk kendi temsilcilerinin aldıkları kararları, daha kolay kabul etme eğilimindedir.

İdari ve siyasi düzeyde yönetime katılma, yerel yönetimlerde daha canlı ve daha etkilidir. Yerel yönetimlerde etkili siyasi katılım olmadan ülkede demokrasiden söz edilemez. Ayrıca yerel yönetimler sayıca çok oldukları için yönetime katılma kanalları ve organları genişlemektedir.

Üniter devlet sisteminde oluşturulacak güçlü yerel yönetim modeli, ülkedeki demokrasinin kökleşmesi ve ulusal bütünlüğün sağlanmasının teminatı olarak da görülebilir.

 

 

II - BELEDİYELER ve İL ÖZEL İDARELERİ ARASINDAKİ YÖNETİM  ve HİZMET İLİŞKİLERİ

1-Belediyeler İle İl Özel İdareleri Arasındaki Yönetim İlişkileri

Merkeziyetçilik, kamu kaynak ve yetkilerinin başkent örgütlerinin elinde toplanmasıdır. Bu merkeziyetçilik iki şekilde ortaya çıkmaktadır. Birincisi örgütsel merkeziyetçilik, ikincisi ise coğrafi merkeziyetçiliktir. Coğrafi merkeziyetçilik, başkentteki merkezi yönetim kuruluşlarının taşradaki birimlerine ve yerel yönetimlere karar alma ve bunları uygulama konusunda çok az yetki vermesidir. Örgütsel merkeziyetçilik ise, bir konuda karar alma ve uygulama yetkisinin örgütün en üst otorite ve organlarında toplanması, orta ve alt kademe yöneticilerine inisiyatif verilmemesidir.

Burada il özel idareleri ve belediyeler kendilerinden yetki sakınılan kurumlardır.

Merkezi yönetim yerel yönetim üzerindeki denetimini il özel idarelerinin başı olan aynı zamanda il yönetim kurulunun da başı olan vali tarafından yürütülmektedir. Bu da idari vesayetin dayandığı yetki genişliği ilkesidir.

"Yetki genişliği ilkesi; il genel idaresinin taşra kuruluşlarında bulunan yüksek kamu görevlilerine, belli konularda, kendiliğinden karar alma ve uygulama yetkisi tanır.(23)  Yetki genişliğinde kararlar, merkez yönetimi adına merkez yönetiminin taşradaki bir görevlisi tarafından alınmaktadır. O görevli de il özel idaresinin başındaki Vali'dir.

 

1.1 -Yönetim İlişkilerin Yetki Boyutu

Bir kısım yetkilerini merkezi yönetime, bir kısım yetkilerini de belediyelere kaptıran il özel idareleri, bu dağılım sonucunda il içinde merkezi yönetimle ve belediyelerle görev ve yetki karmaşası yaşamaktadır. Bir hizmetle ilgili birden fazla kuruluş yetkili hale gelmiştir. Adeta görev ve yetki enflasyonu ortaya çıkmıştır.

Özellikle Halktan aldığı oylarla belirlenen il özel idarelerinin organlarının aldığı kararları, kendi örgüt ve personeli ile yürütme gücünden mahrum olan bir yönetimin, yerel yönetim olarak nitelendirilmesi gerçekçi olamaz.

İl özel idarelerinin resmi görevlerinin (il özel idaresi kanununda görev olarak belirtilen fakat merkezi yönetimce devralınan görevler) dışında kent içi yönetim ve hizmetlerle ilgili görevler (il) belediyeleri ile çatışma/çakışma halindedir. Kent içi yönetimde tam bir çok başlılık hakimdir.

Burada olması gereken belediyelerin görev alanına giren görevler il özel idarelerinin görev kapsamından çıkarılmalı bunun yanında il özel idarelerinden merkezi yönetimce alınan görevler de il özel idarelerine tekrar verilerek daha etkin olarak hizmete sunulmalıdır.

 

1.2 - Yönetim İlişkilerin Yer (Coğrafi Alan)  Boyutu

Belediyelerin faaliyetleri belirli bir yerleşim alanı ile sınırlı olduğu halde, il özel idaresinin hizmetleri il sınırları içindeki bütün bölgeyi kapsamaktadır.

Merkezi yönetimin taşra örgütü olan il (vilayet) ile yerel yönetim birimi olan il özel idaresinin hizmet yürüttüğü alan aynıdır. Bir coğrafi alanda farklı iki yönetim birimi faaliyet göstermektedir.

 

2 -Belediyeler İle İl Özel İdareleri Arasındaki Hizmet İlişkileri

İl ölçeğinde merkezi yönetimle yerel yönetimler arasında yatay ilişkilerini kurulduğu bazı koordinasyon ve işbirliği biçimleri mevcuttur. Bunlar il koordinasyon kurulunda, il mahalli çevre kurulunda ulaşım koordinasyon merkezi ve altyapı koordinasyon merkezi kurullarında karşımıza çıkmaktadır.

 

3  - Hizmetlerin Türüne Göre İlişkiler

İl Koordinasyon Kurulu: Valinin başkanlığında, ildeki merkezi yönetim birimlerinin belediye başkanlarının ve ilçe kaymakamlarının genel olarak ayda bir kez toplandığı ve ilin sorunlarının görüşüldüğü bir koordinasyon örgütlenmesidir.

İl Mahalli Çevre Kurulu: Her ilde valinin başkanlığında, bakanlıkların il temsilcileri, belediye başkanı, sanayi odası, ziraat odaları başkanları ve Çevre Bakanlığı temsilcisinden oluşur. Kurul ayda bir kez toplanarak, il ölçeğinde çevre politikalarını uygulama, kirletici kuruluşları belirleme, denetleme ve kirliliği önleyici tedbirler alma vs. gibi konularda işbirliği ve koordinasyonda bulunma görevlerini yerine getirmeye çalışmaktadır.

 

Ulaşım Koordinasyon Merkezi /Altyapı Koordinasyon Merkezi: Büyükşehirlerde kurulmuş olan Ulaşım Koordinasyon Merkezi ve Altyapı Koordinasyon Merkezi yerel yönetimlerle merkezi yönetimin büyük şehirlerdeki yatırımcı kuruluşlarının temsilcilerini bir araya getirir. Bu kurullara çok önemli fonksiyonlar verilmesine rağmen uygulamada fazla başarılı olunamamıştır.

 

4 -    Belediyeler İle İl Özel İdareleri Arasındaki İdari Vesayet İlişkileri

Aslında belediyelerle il özel idareleri arasında doğrudan bir idari vesayet ilişkisi söz konusu değildir. Ancak il özel idarelerinin başındaki kişi (vali) merkezi yönetimin taşradaki en yetkin ajanıdır. Bu açıdan il özel idareleri ile belediyeler üzerinde gizli bir vesayet ilişki söz konusudur.

Uzun yılların getirdiği merkeziyetçi alışkanlıklar da belediyelerin özerkliklerini sınırlandırıcı bir rol oynamaktadır.

Demek ki, merkezi ve yerel yönetimlerin ilişkilerinin çerçevesini çizen idari vesayet mekanizması, sadece hukuksal bir çerçeve içinde belirlenmiyor, siyasal tavırlar ve alışkanlıklar da belediyelerin konumunu etkileyebiliyor. (24)

Yasalar ve Bakanlar Kurulu kararlarıyla yerel yönetimlere verilmiş birçok görevler vardır. Ancak, bu görevler, yürütme organlarına verildiğinden valiler İçişleri Bakanının, belediye başkanları ise valinin gözetim ve denetimi altında bulunurlar. (25)

 

4.1 - Vesayetin Tanımı

İdari vesayet, belediyelerin hareket serbestliğinin sınırlarını çizen hukuksal çerçevenin adıdır. Temel amacı da ülke çapında hizmetlerde birliğin ve eşitliğin sağlanmasıdır ve bunlarla da sınırlı kalmalıdır.

Nevar ki merkezi yönetim  idari vesayetin sınırlarını ve kapsamının olabildiğince geniş tutmak ister. Bu sınırlar ise yasa ile çizilmiştir. Yani vesayet denetimi de tıpkı belediyenin karar ve uygulamaları gibi, yasalara uygun olmak zorundadır. Yasalara aykırı bir idari vesayet denetimine karşı da belediyeler yargı yoluna başvurabilirler.

Belediye adının değiştirilmesi, ya da sınırlarda  değişiklik yapılması bu tür kararların iki tipik örneğidir.

Mali konularda vesayet denetimi geniş şekilde uygulanır. Belediye bütçesi mahalli en büyük mülkiye amirinin onayı ile kesinleşir ve bir nüshası bilgi için Vali tarafından İçişleri Bakanlığına gönderilir.

Mülki amirin kendisine ulaştırıldığı tarihten itibaren en geç bir hafta içinde bütçeyi incelemesi ve onaylaması gerekir. Bu incelemeyi yapan en büyük mülkiye amiri bütçede, kanunlara uymayan hususlar görürse bunları düzeltebilir. Konulması zorunlu harcamalara ait ödeneği ekler. Bu suretle olduğu gibi veya değiştirilerek kabul edilen bütçe kesinleşir. Ancak değişikliğe karşı, daha önce işaret edildiği üzere, ayrı hukuki varlığı olan belediyenin idari yargı yerine başvurma hakkı vardır. Denetime karşı bir denge unsuru da şudur: Mülki amir, bir hafta içinde bütçeyi onaylamazsa, bu bütçe doğrudan doğruya kesinleşmiş sayılır.

Belediyelerin zabıta yönetmelikleri, ücret tarifeleri, taşıt tarifeleri, çeşitli tesislerin proje şartnameleri gibi işlemler de merkezi idarenin onayına tabidir.

"Belediye encümeni kararlarının üzerinde de kanunların öngördüğü şekilde idari vesayet denetimi olabilir. Mesela, belediye yararına kamulaştırmalarda kamu yararı kararını belediye encümeni verir, bunu ilçelerde kaymakam, il merkezlerinde vali onaylar." (26)

 

4.2 - Vesayet Araçları

Vesayet araçları olarak özellikle şu dört öğeyi düşünebiliriz:

— Belediyenin görev ve yetkilenin kullanılmasına ilişkin,

— Belediyelerin karar serbestisinin olup olmamasına ilişkin,

— Belediyelerin merkezi yönetimin etki biçimleri (genelge ve yönetmelikler) karşısındaki gücüne ilişkin,

— Belediyelerin merkeze göre mali özerkliğinin olup olmamasına ve mali yapısının denetimine ilişkin olarak çeşitli araçlar karşımıza çıkabilmektedir.

Bu araçlar ayrıca resmi ve/veya gayrı resmi olarak ta karşımıza çıkabilmektedir.

 

4.3 - Vesayetin Şekli

Gerek il özel idareleri ile belediyeler arasındaki dolaylı vesayet ilişkisi gerekse merkezi yönetimle yerel yönetim arasındaki vesayet ilişkileri genellikle birçok sebeplerden kaynaklanır.

Bunlar, yönetsel, hukuksal vb. konularda görülen yeterince yapılanmamışlık, mevcut idari ve kanuni düzenlemeye bağlılık, siyasi sebeplerden kaynaklanan problemler, mali bağımlılık gibi hususlardan ortaya çıkabilmektedir.

Vesayetin şekli resmi ve/veya gayrı resmi olarak ta karşımıza çıkabilmektedir. Resmi vesayet araçları özellikle yasal düzenlemeler açısından karşımıza çıkarken, gayrı resmi olarak ta merkezi idarenin denetim yetkisini yerinde kullanmaması, yetki kaydırması, yerine geçme vb. konularda görmekteyiz.

 

4.4 - Vesayetin Türü

Gerek merkezi yönetimle yerel yönetimler hususiyetle belediyeler arasındaki vesayet türü gerekse (dolaylı olarak) il özel idareleri ile belediyeler arasındaki vesayet türleri de başlıca üç türde karşımıza çıkmaktadır:

İdari Vesayet: İdari vesayet özellikle küçük belediyeler üzerinde etkilidir. Burada konu olarak küçük belediyeler işlenmediğinden, (il özel idareleriyle ancak en az il düzeyinde belediyelerin direkt bir ilişkisi olabilmektedir.) bunun üzerinde fazla durulmayacaktır. Ancak her ne kadar idari vesayet küçük belediyeler üzerinde etkili olsa da bu yasalardan kaynaklanan yetki karmaşalarından dolayı büyük belediyeleri de yer yer etkilemektedir.

Mali Vesayet: Mali vesayet te her düzeyde belediye için önemli bir denetim mekanizmasıdır. Burada belediyeler Maliye Bakanlığı ve Vali tarafından  denetime tabidir.

Merkezi yönetimin, yerel yönetimlerin kara ve işlemleri, bütçeleri, personeli üzerinde açık bir biçimde, yasal kurallara bağlanmış vesayet yetkisi yanında, diğer çok önemli ve birinciler kadar açıkça görünmeyen denetimi mali alanda kendini göstermektedir. Merkez ülke kaynaklarını elinde tutma konusunda her zaman, yerel yönetimlere üstünlük sağlamakta ve ulusal kaynaklardan, yerel yönetimlere verilmesi gereken paylar konusunda önemli ve tayin edici bir yetkiye sahip bulunmaktadır.

Merkezi yönetimle yerel yönetimler arasında, kaynakların bölüşülmesi açısından Türkiye'de tutarlı bir sistem getirilememiş, gelir kaynaklarını büyük ölçüde elinde tutan merkezi  yönetim, vergi gelirlerinden yerel yönetimlere pay vermede kıskanç davranmaktadır. 2 Şubat 1980 tarihine kadar belediyeler vergi gelirlerinden pay alırken, anılan tarihte çıkan kanunla (2380 s. kanun) merkezi yönetimden genel bütçenin yüzdeliğine göre bir pay almaktadır.

Teknik Denetim: Bu denetim en karmaşık olanı ve ortadan kaldırılması zor olanıdır. Çünkü bu başlı başına bir yönetim geleneği ile ilgili bir konudur. Sosyo-kültürel, siyasal gelenekler gibi değiştirilmesi zordur.

Yerel yönetim geleneği güçlü olan ülkelerde merkezin denetimi yargı ağırlıklı ve statü belirleme biçiminde ortaya çıkmaktadır. Bu ikincilerin uyguladığı sistem daha demokratik olmakla birlikte, bazı açılardan yerel yönetimlere sınırlamalar getirebilmektedir.

Bir başka açıdan bakıldığında ise, idari vesayet denetim yerel yönetimlerin,

kararları,

eylem ve işlemleri,

organları,

ve personeli üzerinde değişik kademelerce ve değişik biçimlerde kullanılmaktadır. Bu vesayet yetkisini kullanın organlar iki gruba ayrılmaktadır. Bunlar idari makamlar ve idari yargı organlarıdır.

Kararlar üzerinde uygulanan vesayet: Kararları onama, erteleme, iptal etme, yerine geçme ve önceden izin verme biçiminde uygulanmaktadır. Organlar üzerindeki vesayet yetkisi toplanmalarına izin ya da organlık sıfatına son verilme şeklinde ortaya çıkmaktadır. Personel üzerindeki vesayet ise, kadro verilmesi, tayin, maaş ve diğer ödemelerin belirlenmesi, emeklilik ve diğer sosyal hakların düzenlenmesi gibi geniş bir alanda kullanılmaktadır.

Bu konuda özellikle bir yerel yönetim birimi ile merkezi yönetim arasında düzenlenen ve iki tarafın haklarına eşit biçimde saygı göstermesi gereken bir sözleşme bile, merkezi yönetimin belediyelere bir müdahale aracı haline gelebilmektedir.

 

III - BELEDİYELER İLE İL ÖZEL İDARELERİ  ARASINDAKİ  SORUNLAR

Yerel yönetimler ülkemizde yaklaşık  150 yıllık  bir geçmişe sahiptir. Fakat belediye dışındaki il özel idaresi ve köy yönetimleri , fonksiyonel anlamda yerel yönetim olarak nitelendirilebilecek bir statüye kavuşturulamamıştır.

İl özel idareleri ve köyler, bir bakıma adları olan fakat fonksiyonları olmayan şekli kurumlar niteliğindedir. Hatta halkımızın çoğu, il özel idaresinin varlığından bile haberdar değildir.

İl özel idaresi ve köylere kuruluş kanunlarında çok sayıda görevler verilmesine rağmen, fiiliyatta bunların hiç biri yerine getirilememektedir.

Köy hizmetleri bütünüyle merkezi yönetim tarafından yürütülmektedir. İl özel idaresi ise merkezi yönetimin taşradaki bir bürosundan farksızdır.   

 

1 - Yetki  Sorunu

Belediyelerle il özel idarelerinin özellikle kent içi görevlendirmede ağırlıklı olarak fiili durum  şekliyle yetkileri ve görevleri yer yer çatışmakta yer yer de örtüşmektedir. Bu ise kamu hizmetlerinin ifasında iş akışını yavaşlatmaktadır.

Bir an önce belediyelerin görev ve yetkileri ile il özel idaresinin görev ve yetkileri birbirinden ayrılmalı ve yetki karmaşasına, çok başlılığa son verilmelidir. Bu durum hizmetlerin işlemesinde herhangi bir aksaklığın söz konusu olduğu durumlarda sorumlunun belirlenmesinde de ciddi olarak önem kazanmaktadır.

Merkeziyetçilik, küçük belediyelerde, özellikle kaymakamlık karşısında aşırı yetkisizlik şeklinde ortaya çıkmaktadır.(27)

Değişik yönetim kademeleri arasında, özellikle kentlerde belediyeler ile il özel idareleri arasında, önemli çatışma noktalarından birisi de görev/yetki çatışmasıdır. Hizmetlerin bölüşümü, yetkilerin de bölüşümünü getirmektedir. Merkezi yönetim genellikle, görevleri devredip, yetkileri kendisinde tutma eğilimindedirler. Bu da sonuçta hizmetlerin işlememesi ya da geç işlemesi, ya da kötü işlemesi durumunda sorumlunun bulunamaması sonucunu doğurmaktadır.

Yönetimler arasında yetki, görev ve gelir kaynaklarının bölüşümündeki dengesizlikler, bölgeler arasında eşitsiz gelişmelere ve fırsat eşitsizliklerine yol açar. (28)

 

2 - Meşruiyet Sorunu

Belediyeler il özel idarelerine göre daha meşru olarak değerlendirilmektedir. Bir belediye başkanı o il merkezindeki bütün vatandaşların (çoğunluğun) reyini alarak başkan seçilir. Oysa ki il özel idarelerinin başındaki yönetici atanmış bir yöneticidir. Bir yerel yönetim birimi olan il özel idaresinin vali tarafından yönetilmesi, demokrasi düşüncesiyle bağdaşmaz. Valinin il özel idaresinin yürütme organı olması, yerel yönetimlere güvensizlik duyulmasına sebep olmaktadır.

Burada esas olarak il özel idaresinin seçimle işbaşına gelerek ağırlıklı olarak taşrayı da  içine alan bir görevlendirmeyle il belediyelerinin yanındaki meşruiyet dengesizliği giderilmiş olur.

 

3 - Vesayet İlişkilerinden Kaynaklanan Sorunlar

Bu sorun bizzat il özel idaresinin kendisinden kaynaklanmamakla beraber merkezi yönetimin taşradaki bir uzantısı olarak görülen valinin hukuksal veya idari statüsünden kaynaklanmaktadır.

Daha önce de belirttiğimiz gibi merkezi yönetim valiyi ve/veya il özel idaresini kendi uzantısı olarak gördüğünden yani il özel idarelerini yarı merkezi yönetim olarak gördüğünden belediyeler üzerindeki idari vesayet bazen vali aracılığıyla il özel idarelerine yaptırılmaktadır.

Vali il özel idaresinde hem yürütme organı hem de vesayet makamıdır. İl genel meclisi bu merkezci yapıda kendi gündemini belirleme yetkisinden de mahrumdur.

Bugüne kadar, merkezi yönetimin yerel yönetimler üzerinde uygulamaya çalıştığı denetim,yerel hizmetlerin planlı ve programlı etkin bir biçimde yerine getirilmesini sağlayıcı olmamış, tam tersine hizmetleri geciktirici, maliyetleri arttırıcı olmuş, genellikle biçimsel bir denetimin ötesine geçmemiştir. Uygulanan vesayet denetimi ise bir bütünlük göstermemektedir.  (29)

Merkezi yönetimin yerel yönetimler üzerinde uyguladığı vesayet denetimi, uygulamada, daha çok belediyeler açısından tartışılmaktadır. Diğer yerel yönetimler açısından durum daha da karmaşıktır. İl özel idareleri ve köylerin mülki amirliklere hiyararşik tabiyetleri doğal karşılanır hale gelmiş ve vesayet denetimi, hiyerarşik denetime dönüşmüştür.

 

 

IV - BELEDİYELER ve İL ÖZEL İDARELERİ ARASINDAKİ İLİŞKİLER İLE İLGİLİ ÇÖZÜM ÖNERİLERİ

1 - İl Özel İdarelerinin Statüsü Bir An Önce Belirlenmeli

2 - İlin ve İl özel İdaresinin Başındaki Yöneticinin Seçimle İşbaşına Gelmesi

3- İl Özel İdareleri ve Belediyelerin Görev Ayrımları Yeniden Düzenlenmeli

4 - Büyükşehir Belediye Meclisi ile İl Genel Meclisi birleştirilmeli. Büyük Şehir Belediye Meclisi İle İl Genel Meclisi birleştirilerek bunların yerine "şehir meclisi"nin ihdas edilmesi meşruiyet açısından iki başlılığı da ortadan kaldırılmış olacaktır. (30) 

Merkezi yönetimle yerel yönetimler arasında görev yetki ve kaynak bölüşümünüm yeniden yapılmasına ihtiyaç bulunmaktadır.

Bir yerel yönetim kurumu olan Belediyeler ve il özel idareleri görev yetki ve kaynak bakımından güçlendirilirken organlarının ve yöneticilerinin mahalli derebeyler olmasını engelleyecek denetim mekanizmaları da kurulmalıdır.

Merkezi yönetim  çağdaş gelişmelere ayak uydurabilmek için mahalli nitelikteki yetki ve görevleri yerel yönetimlere devretmelidir.

İl ölçeğinde yerel nitelikte olan hizmetler il özel idarelerine devredilmelidir. Bu kapsamda, tamamen merkezi idarenin yönetiminde olan bayındırlık, eğitim sağlık, çevre, tarım ve hayvancılık gibi hizmetler örgüt, personel, araç gereç ve kaynak bakımından il özel idarelerinin sorumluluğuna verilmelidir.  (31)

Böylece söz konusu hizmetleri yürüten merkezi yönetimin il kuruluşları, il özel idaresinin yönetimine geçecek ve hizmetler yerinden karşılanarak daha rasyonel ve verimli hale getirilecektir.

Mahalle muhtarları, belediye meclisinin doğal üyesi olmalıdır.

Vatandaşların yerel yönetimlerle ilgili şikayetlerini ve sorularını inceleyen ve onlar adına yerel yönetimleri denetleyen, İsveçteki "ombudsman", İngiltere'deki "komiser" ve Fransa'daki "arabulucu" türünden bir kurum oluşturulmalıdır. Söz konusu kurum, hemşehri denetiminin de önemli bir aracı olarak görülmelidir.

Merkezi yönetim, yerel yönetimler üzerinde sadece "hukuka uygunluk" denetimi yapmalıdır. Halihazırda merkezi yönetimin hukuka uygunluk denetimi ile birlikte yürüttüğü "yerin delik denetimi" vatandaşlara bırakılmalıdır.

Yerel yönetimlerin vatandaşlara bilgi vermesi bir ödev olarak düzenlenmelidir. Mevcut sistemde ne vatandaşların bilgi edinme hakları, ne de yerel yönetimlerin bilgi verme yükümlülükleri bulunmaktadır.

Yerel yönetimlerle ilgili müstaki bir personel kanununa ihtiyaç bulunmaktadır.

—Vali ve kaymakam, merkezin temsilcisi olarak atansa da bu günkü geniş yetkilerine sahip olmamalıdır.  Mali denetim yetkileri azaltılmalı ve bunlar daha temsili hale gelen il genel meclisine bırakılmalıdır. (32)

— Merkezi Yönetim ile yerel yönetimler arasındaki ilişkiler işbirliği esasına göre düzenlenmeli, merkez destekleyici, yol gösterici olmalı, teknik ve mali yardım sağlamalıdır. (33) 

(1) Yayla, Yıldızhan, "Anayasamızda Yönetim İlkeleri Tevsii Mezuniyet ve Tefrik-i Vezaif" İ.Ü. Siyasal Bilgiler Fakültesi Yayınları, İstanbul, 1984, sh: 79

(2) Yayla, Yıldızhan, A.g.m., sh: 83

(3) Erdoğan Tayyip, Belediyelerden İktidara Refah, (Ed. m.Emin Gerger) Cemre Yayınları, İstanbul, 1996, sh: 26-27

(4) Çitçi, Oya, Yerel Yönetimlerde Temsil, TODAİE Yayınları, Ankara, 1989 sh: 25

(5) Tortop, Nuri, "Demokratik Mahalli İdare Anlayışının İlkeleri" Çağdaş Yerel Yönetimler Dergisi, TODAİE Yayınları, C: 1 S: 3 Mayıs, 1992 sh: 6

(6) Çoker, Ziya, "Fransa ve Türkiye'de Yerel Yönetim Reformu" Çağdaş Yerel Yönetimler Dergisi, TODAİE Yayınları, C: 1, S: 3 Mayıs, 1992 sh: 62

(7) YILDIRIM, Selahattin; Yerel Yönetim ve Demokrasi, (Yerel Yönetimlerin Geliştirilmesi Programı El Kitabı) Toplu Konut, IULA-EMME Yayınları, İstanbul, 1993, sh. 103

(8) ÜNLÜ, Halil; Yönetimler Arası İlişkiler, (Yerel Yönetimlerin Geliştirilmesi Programı El Kitabı) (II. baskı)Toplu Konut, IULA-EMME Yayınları, İstanbul, 1994, sh. 63

(9) Türkcan, E. Yeni Belediyeciliğe Doğru, Türk İdareciler Derneği, Ankara, 1982, sh. 116-120

(10) ÜNLÜ, Halil; Age. sh. 64

(11) KURUL, Yerel Yönetim Yapıları, (Yerel Yönetimlerin Geliştirilmesi Programı) Toplu Konut, IULA-EMME Yayınları, İstanbul, 1993

(12) YILDIRIM, Selahattin; Yerel Yönetim ve Demokrasi, (Yerel Yönetimlerin Geliştirilmesi Programı El Kitabı) Toplu Konut, IULA-EMME Yayınları, İstanbul, 1993, sh. 122

(13) ÜNLÜ, Halil; Yönetimler Arası İlişkiler, (Yerel Yönetimlerin Geliştirilmesi Programı El Kitabı) (II. baskı) Toplu Konut, IULA-EMME Yayınları, İstanbul, 1994, sh. 15

(14) FİDAN, Ahmet, Belediyelerde İnsan Kaynakları Yönetimi, Yayınlanmış Y. Lisans Tezi, Mahalli İdareler Derneği yayınları, Ankara, 1997 sh:17

(*) Ergin Osman Nuri; Mecelle-i  Umur-ı Belediyye, İstanbul Büyükşehir Belediyesi yayınları, İstanbul 1995 c.1 sh. 29

(15) Yazıcıoğu, Recep, Yerel Yönetimler ve Eğitim Sempozyumu ("Yerel İdareler Yönetiminde Yeni Modeller") İstanbul Büyükşehir Belediyesi Yayınları, İstanbul, 1995 sh:51

(16) Eryılmaz, Bilal,Yerel Yönetimler ve Eğitim Sempozyumu ("İktisadi ve İdari Yönden Yerel Yönetimlerin Tarihi Gelişimi") İstanbul Büyükşehir Belediyesi Yayınları, İstanbul, 1995 sh:127-128

(17) ÜNLÜ, Halil; Yönetimler Arası İlişkiler, (Yerel Yönetimlerin Geliştirilmesi Programı El Kitabı) (II. baskı)Toplu Konut, IULA-EMME Yayınları, İstanbul, 1994, sh. 59-60

(18) Tortop burada Valinin ilde yürütme organının başı olarak en küçük şeylerde bile İl Daimi Encümeninden karar alma durumundadır. İl Genel Meclisinden geçmiş olan bir bütçeye ait kararları Daimi Encümenden geçirmek yerine Valilerin belirli bir sınıra kadar bazı harcamaları kanun ve tüzüklere uygun olarak yapmalarına yetki vermenin faydalı olacağı görüşünde. Geniş bilgi için bkz. Tortop Nuri, Mahalli İdareler, TODAİE Yayınları, Ankara 1986, sh: 84

(19) Gözübüyük, A. Şeref, Yönetim Hukuku, S Yayınları, Ankara, 1989, Sh: 84

(20) Eryılmaz Bilal- Şen, M. Lütfi, 2000'li Yıllara Doğru Türkiye'de Yerel Yönetimler, Müsiad Araştırma Raporları:5 Müsiad Yayınları,İstanbul, 1994, sh. 8

(21) Ayrıntılı bilgi için bkz.(Kurul) Türkiye'de Yerel Yönetim Sisteminin Geliştirilmesi, Toplu Konut, IULA-EMME Yayınları, İstanbul, 1993, sh: 79

(22) Bu ilkeler hakkında ayrıntılı bilgi için, bkz. Duben, Alan, (İnsan Hakları ve Demokratikleşme) Yerel Yönetimlerin ve Gönüllü Kuruluşların Rolleri ,WALD(Dünya Yerel Yönetim ve Demokrasi  Akademisi Yayınları, İstanbul, 1994 sh: 94

(23) Gözübüyük, A. Şeref; Yönetim Hukuku, S Yayınları, Ankara, 1989 sh: 35

(24) Belediyecinin Başucu Kitabı,  Marmara Boğazları Belediyeler Birliği Yayınları, İstanbul, ss:62-65

(25) Yazıcıoğlu, Recep, "Yönetim Sistemimizin Yeniden Düzenlenmesi" Çağdaş Yerel Yönetimler Dergisi, TODAİE Yayınları, C: 1 S: 3 Mayıs, 1992 sh: 16

(26) Belediyecinin Başucu Kitabı s: 65

(27) Belediyelerin Mali Yönetimi, TESEV Yayınları, İstenbul 1996 sh: 34

(28) ÜNLÜ, Halil; Yönetimler Arası İlişkiler, (Yerel Yönetimlerin Geliştirilmesi Programı El Kitabı) (II. baskı) Toplu Konut, IULA-EMME Yayınları, İstanbul, 1994, sh. 13

(29) ÜNLÜ, Halil; Age., sh. 69

(30) Gerger, M. Emin, Belediyelerden İktidara Refah,  Cemre Yayınları, İstanbul, 1996 sh: 249

(31) Eryılmaz Bilal- Şen, M. Lütfi, Age., sh. VIII

(32) Belediyelerin Mali Yönetimi, İktisadi ve Siyasi Bir Çözümleme) Tesev yayınları, İstanbul, 1996, sh, 71

(33) Yazıcıoğlu, Recep, "Yönetim Sistemimizin Yeniden Düzenlenmesi" Çağdaş Yerel Yönetimler Dergisi, TODAİE Yayınları, C: 1 S: 3 Mayıs, 1992 sh: 22