SAVAŞÇI
Bana biraz su ver kadın
Varsa bir parça ekmek
Kocan
beş yıl önce satıldı demek
benim de altı kardeşim
allı esmer çiçek
Afrika gecelerinde
iki parlak yıldız gibiydi
Kara yüzünde gözleri
tam on yıl oldu
karımı görmeyeli
bir haber almayalı
Yaşayabilin işse eğer
şimdi senin yaşlarında
on yıldır beyazların
Sağ çıkılmayan zindanlarında
Gece ipil ipil ağlıyor
Çiçeklerin güzelliği
suların serinliği
türküsü yaprakların
ve ağlamak neye yarar
Benjamin Moloisi'i astılar
Benjamin'imi
Yüreğimi astılar kadın
Bana birazcık su ver...
Adımın önemi yok
Zenciyim aha
Astılar Benjam in 'i
utansın dünya
Sokaklarda
ezilmiş karıncalar gibi
çocuklarımız, yatmakta
otuz yıldır zindanlarda
Nelson Mandela
Ve ben beni bileli
barikatlarda
otuz kurşun yedim
Say ki
otuz madalya
Bak omuzumda
taze bu- yara daha
kör bir kurşun değdi
dünkü intihar saldırısında..
Yedi ölüm gönüllüsüydük
öldü altısı da...
Nedense duymuyorum
bu yaranın sıncısım
bu acı bastırmıyor
Benjamin'in acısını
Moloisi'm daha otuz yaşında
döşeme ustası
proleter
dağ dağ direç
ırmak ırmak ter
aşılmaz bir barikattı yüreği
savaşçıydı kalemiyle
Pretoria zindanlarında
h ücres indeyken bile
"Oğlumu göreyim" demiş anası
"Son bir kez sarayım" demiş
göstermemişler
Cesedini istemiş
"Hayır" demiş Botha'nın cellatları
"Veremeyiz"
Cesedi devlet malıdır
Devlet dedikleri nedir ki kadın
Afrikaanerlerin yamyamlık saltanatı
Avrupa kaçkını köpeklerin
bir ölüyü mal olarak görenlerin devleti.
"Veremeyiz" demişler
"Bir hafta sonra belli olur
gömülünün numarası..."
O devletin vereceği nedir ki
oğullarını katlettiği acılı analara
birer gömüt numarasından
başka şifasız öfkelerden başka...
Onlar ki beş milyon cellat
Prangaların zincirlerin atası
bizse kendi öz toprağnda kan kusturulan
Yirmi beş milyon
Silahsız-Amerikasız
Düşün ki hiç özgür yasayamadan
bilemeden insan mıdır hayvan mı
Öldü atalarımı?,...
De ağlayacak gözyaşı
Kalmamış olan kadın
Söyle
Savaşmaktan başka
Nasıl sarılır yaralarımız
Ben bir intihar savaşcısıyım
başka çareni yok
Özgürlük için
"insanım" diyebilmek için
"Darağacına tahta veren çınar bir gün
anlar
Bayrağı taşıyan düşerse onu taşırlar
Son yoksul çocuğun yüzü gülünceye kadar..."
21.10.1985
Benjamin Moloisi'ye ait bir şiirden
|
KARASEVDAM-FlLlSTlNlM-KERBELAM
Göğüse sığmayan yüreklerin
Yüreğe sığmayan sevdaların
Karasevdalı insanlarıyız
Ekmeği yaratmak kumdan
Ölümsüz destanlar büyütmek-kanla
B ize özgürdür
Kaç bin yıldır
Özgürlük kanadı yaralarımız
Türkülerimiz yalım yalım hasretti
Kana susamış yamyamlar geldi sonra
Vampirler-it sürüleri-ölüm simsarları
Katletmek için yaşama ilişkin ne varsa
Ayakları paletli azrailler geldi
II
Yekinip Yürümek istedi
Zincire vurulmuş dağlar
Utandı çöl
Utandı gök
Yürümek istedi su...
Kundaklarında ölüleriyle
yürümek istediler
Gidenlerin arkasından
Gayri bir daha ölmeyecekti kuşlar
Çiçekler açmayacaktı vahalarda
Kimseler bilmezdi bu suskunluğu
Aynlğın böylesini kim yaşamıştı
O gök değildi bu gök
Bu ayaklar insan ayağı değildi
Ölüm parmaklıydı işte elleri
kesindi
Sönmüştü doğlarda ateşler
Ilkyaz gelmeyecekti onlar olmadan
Gelmesindi!
Dağlar
göğsünden vurulup, düşenlerini
Duyulmamış ağıtlarla bastı bağrına
ve onların türküsünü söyledi çöl rüzgarı
Yalnız onlar gül açtırırdı kumda
Sevemezdi böylesine hiç kimse anasını
Yürekleri özgürlüğe susuzluktan çatlak
Düştüler ey dost
düş-tüler...
Türkülerini-a ıtlarını
Namuslarını almış gidiyorlar
Gayri onlar için
Her yerdedir Filistin
Her yerde savaşmaya gidiyorlar gene
Dirilmeğe sürekli
Yeniden dirilmeğe...
III
Susan benim ycllerinıdir
Güllerimdir solan
Kanarken ağıtlarda bir büyük destan
Çölün en büyük hasreti
Ben-im-dir Filistinde
Anam kaldı o dağların ardında
Kucağımda can veren yavuklumun
Son sözleri ürperir
silahımın söylediği ağıtta...
Bu kan
Bu dünyaya karşı inatla alan nabız
Ben-im-dir Filistinde
Hırsından çatlayan yüreğim
Öylesine bükük omzumda
Gayrı düşmüşüm yollara
Dönüp bir yol
-Hoşcakal-diyemedimn
Yekinip Yürümek istedi Zincire vurulmuş dağlar Ulandı çöl Utandı
gök Yürümek istedi su... Kundaklarında ölüleriyle yürümek istediler
Gidenlerin arkasından
Gayri bir daha ölmeyecekti kuşlar
Çiçekler açmayacaktı vahalarda
Kimseler bilmezdi bu suskunluğu
Aynlğın böylesini kim yaşamıştı
O gök değildi bu gök
Bu ayaklar insan ayağı değildi
Ölüm parmaklıydı işte elleri
kesindi
Sönmüştü doğlarda ateşler
Ilkyaz gelmeyecekti onlar olmadan
Gelmesindi!
90
Dağlar
göğsünden vurulup, düşenlerini Duyulmamış ağıtlarla bastı
bağrına ve onların türküsünü söyledi çöl rüzgarı Yalnız onlar gül açtırırdı
kumda Sevemezdi böylesine hiç kimse anasını Yürekleri özgürlüğe susuzluktan
çatlak Düştüler ey dost düş-tüler...
Türkülerin i-ağ Ularını
Namuslarını almış gidiyorlar
Gayri onlar için
Her yerdedir Filistin
Her yerde savaşmaya gidiyorlar gene
Dirilmeğe sürekli
Yeniden dirilmeğe...
91
dağlarıma
Giden ayakyarım olsun
Ben kalıyorum toprağımda
Bunu hiç kimse anlamasa da
Bu yürek yeniden dirilmesini bilir
Bombalar, mitralyözler bin kez parçalasa da.
IV
En eski zamanların yoksuluyum Binlerce yıllık sevdamı gömdüm
sana Atalarım dağların ardında kaldı Yüzlerinde çizgi çizgi hasret teriyle O
nazlı özgürlüğü yasayamadan yıkıntıları altında kaldı ülkemin
Ey kum!
binlerce yıllık susuzluğunu ırmak ırmak kanımla giderdim
'kardeşlerim senin için vuruldu vatanım sevdam
umudum dedim sana Vuruldukça hasretine içimde yeniden can oldu
kinin Gayri hiç bir gömüte sığmaz bedenim Ey haklı direniş destanlarının
yoldaşı Ey Filistin! Sevgilim! Direnç kaynağım benim!
Sana dünyanın en sevdalı türkülerini
ben yaktım!
Benim gibi sevemez vatanını kimseler
Bir yanım sende kaldı
Bir yanım sana giden yollarda
Karasevdam
Filistinim
Kerbelam
Neredesin sen!
Neredesin!...
Ekim-1982-199
|